season - Turco Inglés Diccionario

season

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

season — Definition

Significado:
mevsim, dönem
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈsiːzən/ – BrE /ˈsiːzən/)
Categoría gramatical:
İsim: season (seasons); Fiil: season (seasons – seasoned – seasoning)
Sinónimo:
period, phase

Significados de "season" en diccionario turco inglés : 51 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
season n. sezon
I love going to popular holiday destinations out of season.
Sezon dışında popüler tatil yerlerine gitmeyi seviyorum.

More Sentences
season n. mevsim
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
General
season n. zaman
It is the season for organised school trips.
Organize okul gezilerinin tam zamanı.

More Sentences
season n. mevsim
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
season n. dönem
The celebrations will be held at the end of the harvest season.
Kutlamalar hasat döneminin sonunda yapılacaktır.

More Sentences
season n. zaman
It is the season for organised school trips.
Organize okul gezilerinin tam zamanı.

More Sentences
season v. çeşnilendirmek
You can season the steak the way you please.
Bifteği istediğiniz şekilde çeşnilendirebilirsiniz.

More Sentences
Trade/Economic
season n. mevsim
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
season n. sezon
I love going to popular holiday destinations out of season.
Sezon dışında popüler tatil yerlerine gitmeyi seviyorum.

More Sentences
Gastronomy
season n. mevsim
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
season n. sezon
I love going to popular holiday destinations out of season.
Sezon dışında popüler tatil yerlerine gitmeyi seviyorum.

More Sentences
Forestry
season v. (keresteyi) kurutarak kullanıma hazırlamak
Seasoned wood is easy to burn.
Kurutularak kullanıma hazırlanmış odunun yakılması kolay olur.

More Sentences
Meteorology
season n. mevsim
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
Sport
season n. sezon
I love going to popular holiday destinations out of season.
Sezon dışında popüler tatil yerlerine gitmeyi seviyorum.

More Sentences
General
season n. etkinlik dönemi
season n. vakit
season n. süre
season n. müddet
season n. sürem
season n. baharat
season n. yıl (yaş anlamında)
season n. çin dominosunda kullanımı opsiyonel olan sekiz taştan her biri
season v. kurutmak
season v. olgunlaştırmak
season v. çeşni katmak
season v. olgunlaşmak
season v. tatlandırmak
season v. alıştırmak
season v. yumuşatmak
season v. lezzet vermek
season v. alışmak
season v. terbiyelemek
season v. baharat katmak
season v. baharatını katmak
season v. tatlandırmak
season v. (bir şey ekleyerek) daha makul hale getirmek
season v. damak zevkine uygun hale getirmek
season v. baharatlı hale gelmek
season v. öz suyunu kaybederek kuru ve sert hale gelmek
season v. başka bir maddenin etkisi ile kuru ve sert hale gelmek
Trade/Economic
season n. süre
season n. vakit
Tourism
season n. (turizm ve seyahat hizmetlerinde) sezon
Gastronomy
season v. terbiye etmek (yiyecek)
Agriculture
season n. herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem
Religious
season n. bir hristiyan yılında yer alan ve isa'nın yaşamındaki önemli olayların anıldığı çeşitli dönemlere verilen ad
Archaic
season v. karışımla hafifletmek
season v. ılımlılaştırmak
season v. etkisini azaltmak
season v. boyamak
season v. hafif renk vermek

Significados de "season" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
rainy season n. yağmurlu mevsim
mating season n. çiftleşme mevsimi
season ticket n. abonman
fishing season n. balık avlama mevsimi
working season n. çalışma mevsimi
rainy season n. yağmur mevsimi
growing season n. üreme mevsimi
shooting season n. av mevsimi
theatrical season n. tiyatro sezonu
football season n. futbol sezonu
exhibition season n. sergi sezonu
season ticket n. mevsimlik bilet
hunting season n. av sezonu
compliments of the season n. tebrikler
tourist season n. turizm sezonu
shearing season n. kırkım
shooting season n. av sezonu
the open season n. av mevsimi
low season n. bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem
hunting season n. av mevsimi
dead season n. durgun mevsim
the open season n. av sezonu
summer season n. yaz sezonu
onset of a season n. mevsiminin gelmesi
summer season n. yaz mevsimi
season ticket n. abonman bileti
closed season n. avlanmanın yasak olduğu mevsim
season ticket n. abonman kartı
peak season n. yoğun sezon
holiday season n. tatil sezonu
discount season n. indirim sezonu
flood season n. sel sezonu
dormant season n. dinlenme dönemi
dormant season n. kış dönemi
fire season n. yangın mevsimi
growing season n. vejetasyon mevsimi
growing season n. yeşerim mevsimi
in season n. en iyi zamanı
tourism season n. turizm sezonu
mid season n. mevsim geçişi
non-flood season n. taşkınsız mevsim
start of season n. sezon başı
beginning of season n. sezon başı
mating season n. çiftleşme dönemi
pairing season n. çiftleşme dönemi
preparation for new season n. yeni sezon hazırlığı
season change n. mevsim değişikliği
fruits of the season n. mevsim meyveleri
season of migration n. göç mevsimi
migration season n. göç mevsimi
grouse hunting season n. orman tavuğu av sezonu
season of autumn n. sonbahar mevsimi
season of winter n. kış mevsimi
season of spring n. ilkbahar mevsimi
season of summer n. yaz mevsimi
duck season n. ördek sezonu
rabbit season n. tavşan sezonu
season's greeting n. bayram/tatil/noel vb. tebriği
tea season n. çay sezonu
tea season n. çay mevsimi
forthcoming season n. önümüzdeki sezon
season finale n. sezon finali (us)
season final (au) n. sezon finali
season's greetings n. tatil/özel gün kutlamaları
the christmas season n. noel mevsimi
harvest season n. hasat mevsimi
harvest season n. hasat zamanı
season chart n. mevsim şeridi
slack season n. ölü sezon
mid-season n. sezon ortası
cold season n. grip sezonu
cold season n. grip mevsimi
festive season n. noel ve yılbaşı tatillerini kapsayan bayram dönemi
short-season n. ikinci ürün sezonu
short-season n. kısa sezon
the holiday season [usa] n. kasım ayından ocak ayının başına kadar geçen, birçok tatilin kutlandığı zaman aralığı
banner season n. başarılı mevsim
silly season n. yılın abartılı veya ciddiyetsiz gazete makalelerinin basıldığı dönemi
silly season n. (basın bağlamında) ölü sezon
social season n. önemli sosyal etkinliklerin düzenlendiği sezon
shopping season n. alışveriş sezonu
hunt out of season v. av mevsimi dışında avlanmak
be out of season v. mevsimi bitmiş olmak
begin a new season v. perdelerini açmak
split season v. farklı mevsimlerde yola çıkıp gelmek
finish the season v. devreyi kapatmak
enter the season v. sezona girmek
start a season v. sezona girmek
declare open season v. (av) sezonu/mevsimi açmak
season [obsolete] v. mumyalamak
season [obsolete] v. eğitmek
season [obsolete] v. disipline sokmak
out of season adj. mevsimsiz
in and out of season adj. vakitli vakitsiz
out-of-season adj. zamansız
out-of-season adj. mevsimsiz
mid-season adj. mevsim ortasına ait
mid-season adj. mevsim ortasında olan
off-season adj. işlerin kesat olduğu zamanla ilgili
off-season adj. işlerin kesat olduğu zamanda gerçekleşen
off-season adj. sezon dışıyla ilgili
off-season adj. sezon dışına ait
off-season adj. sezon dışında olan
in season adv. kullanılabilir
in season adv. uygun zamanda
out of season adv. yersiz
early in the season adv. turfanda olarak
in season and out of season adv. daimi
in season and out of season adv. her zaman
in season and out of season adv. vakitli vakitsiz
out of season adv. vakitsiz
for one season adv. mevsimlik
in season adv. vaktinde
in and out of season adv. olur olmaz zamanda
in good season adv. tam zamanında
in the off season adv. mevsimi olmadığı zaman
in season and out of season adv. yerli yersiz
in season adv. bulunur
early in the season adv. tam mevsiminde
in season adv. zamanında
in season adv. tam mevsimi
in season adv. olgun
in good season adv. zamanında
in season adv. çiftleşme döneminde
mid-season adv. mevsim ortasında
off-season adv. sezon dışı boyunca
off-season adv. sezon dışında
off-season adv. sezon dışı süresince
in season adv. vaktinden önce
have a good season interj. iyi bir sezon geçirmek
in season expr. belirli bir dönemde avlanması yasal olan
in season expr. farklı şekilde kullanılabilir
in season expr. yenebilir
Phrasals
season something with something v. bir şey ile çeşnilendirmek
season (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) dinamikleştirmek
season (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) zenginleştirmek
season (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) daha ilginç/ilgi çekici hale getirmek
season (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) canlandırmak
season with v. ile canlandırmak
season with v. ile zenginleştirmek
season with v. ile dinamikleştirmek
season with v. ile daha ilginç/ilgi çekici hale getirmek
season with v. ile çeşnilendirmek
Phrases
in season and out of season n. her zaman
throughout the season expr. mevsim boyunca
average of only 2 days during the season expr. sezon boyunca ortalama sadece 2 gün
in season and out of season expr. yaz kış
in season and out of season expr. sabah akşam
in season and out of season expr. olur olmadık
in season and out of season expr. zırt pırt