zaman - Turco Inglés Diccionario

zaman

Significados de "zaman" en diccionario inglés turco : 47 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zaman date n.
On what date did your last period start?
En son ne zaman regl oldunuz?

More Sentences
zaman time n.
You can reach me at any time during the day.
Gün içinde istediğiniz zaman bana ulaşabilirsiniz.

More Sentences
General
zaman season n.
It is the season for organised school trips.
Organize okul gezilerinin tam zamanı.

More Sentences
zaman occasion n.
On occasions, they ask the Commission questions about issues on which we ourselves have to decide.
Zaman zaman Komisyon'a, üzerinde bizim karar vermemiz gereken konularla ilgili sorular sorulmaktadır.

More Sentences
zaman times n.
Finally, we live in challenging and uncertain times and the political situation in the Middle East is very volatile.
Son olarak zorlu ve belirsiz zamanlarda yaşıyoruz ve Orta Doğu'daki siyasi durum çok değişken.

More Sentences
zaman age n.
It's been ages since I saw you last.
Seni son gördüğümden beri çok zaman geçti.

More Sentences
zaman hour n.
I will always be there for you in your hour of need.
İhtiyacın olduğu zaman hep yanında olacağım.

More Sentences
zaman day n.
This is a consensus that does not just last for eight days, but one that must be made to work.
Bu sadece sekiz gün süren bir uzlaşma değil, aynı zamanda çalışması gereken bir uzlaşmadır.

More Sentences
zaman while n.
This is quite a while ago now.
Bu oldukça uzun bir zaman önceydi.

More Sentences
zaman tense n.
That is the wrong tense.
Bu yanlış zaman kipi.

More Sentences
zaman period n.
The students' lunch period is from twelve to one.
Öğrencilerin öğlen yemeği zamanı saat on ikiden saat bire kadardır.

More Sentences
zaman when n.
We are due to debate it on 9 October, when it will already be history.
Bu konuyu 9 Ekim'de tartışacağız, o zaman zaten tarih olmuş olacak.

More Sentences
zaman time n.
You can reach me at any time during the day.
Gün içinde istediğiniz zaman bana ulaşabilirsiniz.

More Sentences
zaman season n.
It is the season for organised school trips.
Organize okul gezilerinin tam zamanı.

More Sentences
zaman everytime conj.
Everytime I glazed it everything turned green.
Ne zaman cilalasam her şey yeşile dönüyordu.

More Sentences
zaman any time conj.
We can shop any time we want.
İstediğimiz zaman alışveriş yapabiliriz.

More Sentences
Technical
zaman time n.
You can reach me at any time during the day.
Gün içinde istediğiniz zaman bana ulaşabilirsiniz.

More Sentences
Linguistics
zaman time n.
You can reach me at any time during the day.
Gün içinde istediğiniz zaman bana ulaşabilirsiniz.

More Sentences
Sport
zaman time n.
You can reach me at any time during the day.
Gün içinde istediğiniz zaman bana ulaşabilirsiniz.

More Sentences
General
zaman juncture n.
zaman bout n.
zaman reign n.
zaman cycle n.
zaman tide n.
zaman father time n.
zaman epoch n.
zaman interval n.
zaman sands n.
zaman era n.
zaman duration n.
zaman whet n.
zaman bout [dialect] [uk] n.
zaman owre [obsolete] n.
zaman sele [dialect] n.
zaman stour [obsolete] n.
zaman stoure [obsolete] n.
zaman stowre n.
Computer
zaman time-scale n.
zaman timecard n.
Medical
zaman chrono- pref.
Linguistics
zaman temporal adj.
Archaic
zaman tyme n.
zaman whilst n.
zaman stoun n.
zaman stound n.
zaman whilk pron.
British Slang
zaman lemon and lime (rhyming slang on time) n.

Significados de "zaman" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zaman aşımı time-out n.
uygun zaman convenience n.
şimdiki zaman present n.
zaman kazanmak gain time v.
boş (zaman) spare adj.
her zaman all the time adv.
her zaman always adv.
ne zaman when adv.
ne zaman? when? adv.
General
zaman farkı time difference n.
zaman tablosu time table n.
astronomik zaman astronomical time n.
zaman sınırı deadline n.
mekan ve zaman space and time n.
vaziyet zaman juncture n.
üçüncü zaman tertiary n.
şimdiki zaman present n.
günlük zaman civil time n.
en güzel zaman prime n.
geçmiş zaman past n.
boş zaman spare time n.
zaman sınırı time limit n.
önceki geçmiş zaman pluperfect n.
ortalama zaman mean time n.
geçmiş zaman eld n.
önceki geçmiş zaman pluperfect tense n.
ahir zaman end of the world n.
çok uzun zaman eon n.
şimdiki zaman nonce n.
gelmeyecek zaman greek calends n.
çok uzun veya sonsuz zaman eon n.
safran örtü ile örtünen ve nefsine çoğu zaman ileri derecede zorluk çektiren hintli duacı sadhu n.
aynı zaman diliminde olma contemporization n.
zaman hakemi timekeeper n.
sıkıntılı zaman rainy day n.
güneş doğduğu zaman sunrise n.
zaman aşımı lapse n.
zaman aşımı timeout n.
evrensel zaman universal time n.
çok uzun zaman blue moon n.
zaman kaydetme timekeeping n.
jeolojik zaman geological time n.
zaman adamı trimmer n.
uygun zaman leisure n.
uzun bir uçak yolculuğundan sonra zaman farkından doğan uyku düzensizliği, yorgunluk vb jet lag n.
geçmiş zaman kipi preterite n.
zaman süreci time span n.
anımsanamayacak kadar eski zaman time immemorial n.
zaman öldüren kimse dallier n.
belli zaman dilimlerine ayrılmış program timetable n.
aynı rota üzerinde yol alan gemi tren gibi taşıtların seferleri arasındaki zaman headway n.
zaman üstü timelessness n.
kar ve buzların erimeye başladığı zaman thaw n.
güneş battığı zaman sundown n.
zaman baskısı time pressure n.
kısa zaman short time n.
12 saatlik zaman twelve hour clock n.
boş zaman faaliyetleri free time occupation n.
uygun zaman time n.
geçmiş zaman kipi preterit n.
esnek zaman flexitime n.
zaman birimi time unit n.
zaman ölçer timer n.
zaman dışı time out n.
zaman dilimi timeframe n.
12 saatlik zaman biçimi 12 hour clock n.
tartışılabilir zaman debatable time n.
çoğu zaman taşkına uğrayan düşük rakımlı topraklar marsh n.
harcanılan zaman spend time n.
her zaman cevap veren imdat telefonu hot line n.
gelecek zaman future n.
her zaman hissedilme durumu pervasiveness n.
ortalama serbest zaman mean free time n.
hayli uzun zaman a good long time n.
zaman etüdü time study n.
zaman ötesi olma timelessness n.
mişli geçmiş zaman pluperfect n.
tarihsel zaman historical time n.
her zaman birinin üzerinde taşınan faydalı bir şey vade mecum n.
zaman cetveli time scale n.
zaman aralığı time period n.
şimdiki zaman present tense n.
boş zaman faaliyeti leisure n.
iyi veya zevkli zaman geçirme whiling n.
boşuna zaman ve para harcatan şey drain n.
kısa zaman aralığı whipstitch n.
gece yarısından sonraki zaman the wee hours n.
dördüncü zaman quaternary period n.
geçme (zaman) lapse n.
güneşin battığı zaman sunset n.
eski zaman yore n.
geçme (zaman) lapsing n.
eski zaman antiquity n.
uzun zaman long time n.
kritik zaman crunch time n.
mişli geçmiş zaman past perfect n.
zaman ulaştırmalı timeliness n.
iş gününde trafiğin en yoğun olduğu zaman rush hour n.
gizli zaman latent period n.
uzay ve zaman space and time n.
yıldızların görünen hareketleri esas alınarak ölçülen zaman sidereal time n.
geçmiş zaman lang syne n.
zaman israfı dissipation of time n.
şimdiki zaman present continuous tense n.
doğada geçirilen zaman green time n.
geçen zaman elapse n.
zaman meselesi a question of time n.
oniki saatlik zaman twelve hour clock n.
zaman kuşağı time zone n.
uygun zaman psychologic moment n.
zaman israfı time wasting n.
ahir zaman doomsday n.
esnek zaman flexible time n.
içinde bulunduğumuz zaman the present n.
24 saatlik zaman biçimi 24 hour clock n.
zaman kaybı leeway n.
arızalar arası ortalama zaman meantime between failures n.
uygun zaman occasion n.
boş zaman free time n.
şimdiki zaman present time n.
geçmiş zaman preterite n.
geniş zaman ortacı present participle n.
irfan (özellikle eski zaman bilgileri) lore n.
geçmiş zaman öneki augment n.
zaman meselesi matter of time n.
şimdiki zaman nowadays n.
zaman dilimi period of time n.
arıza arası ortalama zaman mean time between failure n.
zaman kazandırıcı time saving n.
uzun zaman ages n.
zaman cetveli faktörü time scale factor n.
kaynak zaman fonksiyonu source time function n.
zaman kaydedici timekeeper n.
belirsiz geçmiş zaman reported past n.
güneş doğduğu zaman sunup n.
24 saatlik zaman biçimi 24 hour time format n.
ortalama zaman saati mean time clock n.
zaman bölüşümü timesharing n.
zaman kaydedici chronograph n.
hayatın ilk belirdiği zaman proterozoic n.
az zaman kaldı little time left n.
boş zaman etkinlikleri spare time activities n.
zaman kaybı waste of time n.
12 saatlik zaman biçimi 12 hour time format n.
geçmiş zaman preterit n.
yerel zaman local time n.
boş zaman uğraşısı spare time activity n.
en parlak zaman pride n.
zaman ölçme bilimi horology n.
kısa zaman jiffy n.