hour - Turco Inglés Diccionario

hour

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hour — Definition

Significado:
saat
Pronunciación (IPA):
(AmE /aʊər/ – BrE /aʊə/)
Categoría gramatical:
İsim: hour (hours)
Sinónimo:
sixty minutes
Antónimos:
moment

Significados de "hour" en diccionario turco inglés : 33 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
hour n. saat
I need to spend an hour with her every day.
Her gün onunla bir saat geçirmem gerekiyor.

More Sentences
General
hour n. zaman
I will always be there for you in your hour of need.
İhtiyacın olduğu zaman hep yanında olacağım.

More Sentences
hour n. saat
I need to spend an hour with her every day.
Her gün onunla bir saat geçirmem gerekiyor.

More Sentences
hour n. vakit
hour n. belirli zaman
hour n. yatma saati
hour n. mevsim
hour n. önemli zaman
hour n. (bir şeyin) vakti
hour n. an
hour n. an
hour n. kısa zaman dilimi
hour n. bir saatte tamamlanabilecek iş
hour n. an
hour n. bir saatlik mesafe
hour n. (akademik ders kredisi hesabında) haftada bir saat
hour n. ders saati
hour n. ders saati
hour n. bir saatlik terapi seansı
hour n. bir saatlik terapi seansı
hour adj. bir saatlik
hour adj. bir saatlik süre belirten
Industry
hour n. çalışma saatleri
Astronomy
hour n. 15 derecelik boylam birimi
hour n. (yıldız zamanında) 60 dakika
Education
hour n. kredi saat
hour n. kredi saati
Religious
hour n. (kilisenin belirlediği) ibadet saati
hour n. (hristiyan kilisesi'nde) yedi ibadet vakti
hour n. ibadet vaktinde yapılanlar
hour n. (hristiyan kilisesi'nde) yedi ibadet vaktindeki tören ve ayinler
Military
hour n. gece yarısından gece yarısına kadarki zaman
Mythology
hour n. (yunan mitolojisinde) mevsim tanrıçası

Significados de "hour" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
twelve hour clock n. oniki saatlik zaman
24 hour time format n. 24 saatlik zaman biçimi
lumen hour n. lümen saat
late night hour n. gecenin geç saatleri
miles per hour n. mil/saat
working hour n. çalışma saati
wage per hour n. saat ücreti
lumen hour n. lümensaat
hour hand n. saatte akrep
24 hour clock n. 24 saatlik zaman biçimi
12 hour time format n. 12 saatlik zaman biçimi
rush hour n. kalabalık saat
hour hand n. saat akrebi
milliampere hour n. miliamper saat
eleventh hour n. son dakika
half hour n. yarım saat
twelve hour clock n. 12 saatlik zaman
early morning hour n. sabahın erken saatleri
lunch hour n. öğle tatili
zero hour n. operasyon başlama saati
half an hour n. yarım saat
hour hand n. akrep
megawatt hour n. megavat saat
quarter hour n. çeyrek saat
golden hour n. altın saat
rush hour n. iş gününde trafiğin en yoğun olduğu zaman
hour wheel n. saat çarkı
12 hour clock n. 12 saatlik zaman biçimi
first hour n. ilk saat
watt hour n. vat saat
late hour n. geç saat
waking hour n. kalkma saati
working hour n. iş saati
ampere-hour n. ampersaat
ampere-hour n. amper-saat
eight-hour day n. günde sekiz saat çalışma sistemi
hour-hand n. akrep
rush-hour n. yoğun
twent-four hour clock n. yirmidört saatlik zaman
twenty-four hour delegate rate n. yirmi dört saat daily delegate tarifesi
watt-hour n. vat saat
man-hour n. adam-saat
rush hour n. işe gidiş-geliş saatleri
rush hour n. trafiğin en yoğun olduğu saatler
rush hour n. paydos saati
rush hour n. iş çıkış saati
local hour n. yerel saat
local hour n. mahalli saat
one and half hour n. bir buçuk saat
two-hour application n. 2 saatlik uygulama
four-hour application n. dört saatlik uygulama
four-hour application n. 4 saatlik uygulama
two-hour application n. iki saatlik uygulama
three-hour application n. üç saatlik uygulama
three-hour application n. 3 saatlik uygulama
five-hour application n. 5 saatlik uygulama
five-hour application n. beş saatlik uygulama
one's dying hour n. ecel saati
three-and-a-half-hour meeting n. üç buçuk saatlik toplantı
visiting hour(s) n. ziyaret saati
three-hour marathon n. üç saatlik maraton
happy hour n. indirimli içki saati
hour and minute hand n. akrep ve yelkovan
8-hour period for rest n. sekiz saatlik dinlenme süresi/dönemi
man-hour n. bir kişinin bir saatte yapabildiği iş miktarı
three-hour class n. üç saatlik ders
the top of the hour n. saat başı
hour hand n. akrep(saat)
ton per hour (tph) n. ton/saat
the midnight hour n. gece yarısı
the appointed hour n. üzerinde anlaşmaya varılan zaman
the appointed hour n. sözleşilen zaman
eleventh hour n. en geç zaman
eleventh hour n. son dakika
eleventh hour n. son an
eleventh hour n. son saat
zero hour n. belirleyici an
zero hour n. gece yarısı
zero hour n. saatin 00:00'ı gösterdiği zaman
zero hour n. zamanda belirleyici bir nokta
zero hour n. önemli an
kmph (kilometers per hour) n. kilometre/saat
quarter-hour n. saat başını on beş dakika geçe
quarter-hour n. saat başına on beş dakika kala
witching hour n. doğaüstü olayların meydana geldiği düşünülen saat
woman of the hour n. herkesin dikkatini çeken kadın
woman of the hour n. günün kadını
happy hour n. öğleden sonra veya akşam üstü rahatlayıp içki içmek için yapılan küçük buluşma
off-hour n. kişinin her zamanki standartlara uymadığı zaman
off-hour n. kişinin işte olmadığı saat
off-hour n. trafiğin sıkışık olmadığı zaman
off-hour n. kişinin işte olmadığı zaman
post hour n. posta saati
hour line n. üzerine saati belirten gölgenin düştüğü çizgi
hour plate n. saatlerin işaretlendiği kadran
hour [obsolete] n. gün doğumu ile batımı arasındaki zaman dilimlerinin on ikincisi
hour line n. saat dairesinin kesişimi
drive at (..) km per hour v. km hızla gitmek
drive at (..) km an hour v. km hızla gitmek
lose an hour's sleep v. uykusu kaçmak/bölünmek
sleep for an hour v. bir saat uyumak
have less than an hour v. bir saatten az zamanı olmak/kalmak
clock someone at speeds of up to one hundred miles per hour v. birini saatte yüz mil hız yaparken yakalamak
half-hour adj. yarım saatlik
two-hour adj. iki saatlik
twenty-four-hour adj. yirmi dört saat süren
off-hour adj. trafiğin sıkışık olmadığı zamanlarda meydana gelen
off-hour adj. trafiğin sıkışık olmadığı zamanla ilgili
peak-hour adj. (trafik, gaz ihtiyacı) en yoğun zamana denk gelen
on the hour adv. saat başı
in every hour adv. her saat
in an evil hour adv. maalesef
at the eleventh hour adv. son dakikada
on the hour adv. saat başında
at the eleventh hour adv. geç vakitte
an hour or so adv. bir saate kadar
hour after hour adv. saatlerce
in an evil hour adv. uğursuz bir saatte maalesef
in an evil hour adv. uğursuz bir saatte
at the eleventh hour adv. son anda
at an unearthly hour adv. uygunsuz bir zamanda
once per hour adv. saatte bir kez
twice per hour adv. saatte iki kez
every hour adv. her saat
one hour drive away adv. araçla bir saatlik mesafede
with every passing hour adv. her geçen saat
for an hour adv. bir saattir
for an hour adv. bir saat boyunca
for an hour adv. bir saatten beri
per hour adv. saat ücreti
at this hour adv. bu saatte
per hour adv. saatte
an hour ago adv. bir saat önce
every passing hour adv. her geçen saat
at the top of the hour adv. saat başında
at least for another half-hour adv. en az bir yarım saat daha
for another half hour adv. bir yarım saat daha
within an hour adv. 1 saat içinde
just an hour adv. sadece bir saat
every hour adv. her saat başı
every hour adv. saat başı
every hour adv. saatte bir
at one-hour intervals adv. bir saat arayla
one hour apart adv. bir saat arayla
an hour apart adv. bir saat arayla
Phrasals
stay up until (some hour) v. (bir saate) kadar uyumamak
stay up until (some hour) v. (bir saate) kadar uyanık kalmak
stay up until (some hour) v. (bir saate) kadar yatmamak
Phrases
every hour on the hour adv. her saat başı
a full hour expr. tam bir saat