vakit - Turco Inglés Diccionario

vakit

Significados de "vakit" en diccionario inglés turco : 16 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
vakit time n.
I don't have time for small talk.
Havadan sudan konuşacak vaktim yok.

More Sentences
General
vakit while n.
This may take me a while.
Bu biraz vaktimi alabilir.

More Sentences
Technical
vakit time n.
I don't have time for small talk.
Havadan sudan konuşacak vaktim yok.

More Sentences
General
vakit the right time n.
vakit father time n.
vakit hour n.
vakit season n.
vakit epoch n.
vakit whet n.
vakit owre [obsolete] n.
vakit when conj.
Trade/Economic
vakit season n.
Archaic
vakit whilst n.
vakit stoun n.
vakit stound n.
vakit whilk pron.

Significados de "vakit" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
boş vakit leisure n.
vakit kazanmak gain time v.
General
beş vakit namaz five time salath n.
oyalama (vakit kazanmak için birini) stall n.
boş vakit idle hours n.
eğlenceyle vakit geçiren kimse player n.
işi savsaklama (vakit kazanmak için) stall n.
boş vakit leisure time n.
vakit öldüren whittler n.
hoşça vakit geçirme recreation n.
vakit kazanmaya çalışma stall n.
tez vakit soonest time n.
boş vakit spare time n.
dar vakit urgent moment n.
beş vakit namaz five time prayer n.
boş vakit leisure n.
boş vakit faaliyeti leisure activity n.
vakit geçirmeden at the earliest possible opportunity n.
vakit geçirecek şey distraction n.
bir toplantı ya da partide geçirilen iyi vakit big time n.
bir toplantı ya da partide geçirilen eğlenceli vakit big time n.
vakit darlığı lack of time n.
beş vakit namaz 5 times prayer n.
vakit kaybı loss of time n.
vakit kaybı waste of time n.
(balıkçılık/avcılık gibi) dışarıda vakit geçiren kimse outdoorsman n.
boş vakit free time n.
vakit öldürme procrastination n.
eğlenceli ve vakit geçirilmesi zevkli kimse a good laugh n.
kaba çimde uzun süre vakit geçiren acemi, yeteneksiz golfçü cabbage pounder n.
hoşça vakit geçirtme regalement n.
hoşça vakit geçirten kimse regaler n.
serin vakit the cool n.
boş vakit time n.
vakit geçirmelik eser toy n.
yalnız başına geçirilen vakit alone time n.
baş başa geçirilen vakit alone time n.
gölgeli yerlerde vakit geçiren kimse umbratile [obsolete] n.
iyi vakit jolly [uk] n.
vakit geçirmek için yapılan etkinlik veya konuşma vamp n.
iyi vakit quality time n.
hoş vakit quality time n.
insanların birlikte vakit geçirerek temas kurması mingling n.
güpegündüz vakit broad daylight n.
hoş vakit high time n.
vakit geçirmek için düzenli gelinen yer rendezvous n.
boş vakit leyser n.
boş vakit disengagement n.
(mesaj, e-posta ve dijital iletişim ağlarında uzun süreli vakit geçirmenin yol açtığı) dikkat dağınıklığı infomania n.
vakit doldurmaya yarayan lüzumsuz mevzu padding n.
vakit geçirme potter n.
vakit geçirmek plouter n.
vakit geçirmek plowter n.
vakit geçirme plouter n.
vakit geçirme plowter n.
vakit öldüren kimse shilly-shally n.
derdi iyi vakit geçirmek olan kimse freewheeler n.
para ve kariyer derdi olmadığı için ilerlenmesi zor işlerde vakit öldüren genç ve eğitimli kimse slacker n.
(vakit, para) ayırma investment n.
vakit (içinde) span n.
(film vb.) vakit geçirmelik confection n.
boş vakit respite [obsolete] n.
boş vakit spell n.
hoşça vakit geçirmek regale v.
vakit kazanmak gain time v.
vakit geçirmek pass the time v.
vakit öldürmek kill time v.
vakit öldürmek diddle v.
beraber vakit geçirmek hobnob v.
vakit kaybetmek lose time v.
vakit öldürmek fiddle away v.
aylakça vakit geçirmek lounge v.
hoşça vakit geçirmek have a good time v.
vakit öldürmek frig v.
vakit geçirmek fiddle around v.
hoşça vakit geçirtmek regale v.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle v.
vakit geçirmek monkey around v.
vakit geçirmek loaf v.
vakit geçirmek while away the time v.
vakit kazanmak buy time v.
vakit geçirmek luxuriate in v.
vakit kaybetmek tarry v.
vakit geçirmek potter v.
hoşça vakit geçirmek have a nice time v.
aylakça vakit geçirmek loaf v.
gereksiz ayrıntılarla vakit geçirmek niggle v.
vakit öldürmek hang out v.
vakit geçirmek monkey about v.
vakit geçirmek fool v.
birlikte vakit geçirmek consort v.
vakit öldürmek dally away v.
vakit ayırıp bir şeyi yapmak get around to v.
vakit öldürmek horse around v.
vakit geçirmek play around v.
beş vakit namaz kılmak perform five time prayer v.
geçirmek (vakit) spend v.
vakit bulmak get round to v.
vakit öldürmek frivol v.
arkadaşlarıyla vakit geçirmek spend time in the society of one's friends v.
hoşça vakit geçirmek kick up one's heels v.
vakit geçirmek kill time v.
eğlenceli vakit geçirmek have the time of one's life v.
vakit öldürmek dally v.
hoşça vakit geçirmek enjoy oneself v.
vakit almak take time v.
vakit istemek take time v.
hoşça vakit geçirmek için yapılan şey pastime v.
birlikte iyi vakit geçirmek spend quality time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend quality time together v.
iyi vakit geçirmek have a great time v.
günde beş vakit namaz kılmak perform five time salaat in a day v.
vakit öldürmek dilly dally v.
vakit öldürmek trifle with v.
vakit almak take up time v.
iyi vakit geçirmek have a good time v.
vakit ayırmak allocate time v.
vakit ayırmak spare time v.
vakit ayırmak allocate (some) time v.
vakit ayırmak spare some time to v.
ünlülerle vakit geçrimek rub shoulders with someone v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend good time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek have good time together v.
vakit öldürmek dilly-dally v.
ile vakit geçirmek pass time with v.
vakit öldürmek shilly-shally v.
vakit öldürmek loaf v.
vakit geçirmek spend time v.
vakit harcamak spend time v.
vakit harcamak waste time v.
boşa vakit harcamak waste time v.
vakit çalmak steal someone's time v.
vakit ayırmak devote some time v.
biraz vakit almak take a while v.
televizyonun karşısında çok vakit geçirmek spend too much time in front of the tv v.
iş dışında insanlarla vakit geçirmekten hoşlanan people person v.
dışarıda vakit geçirmek spend time outside v.
boşa vakit harcamak faff v.
vakit kazanmaya çalışmak stall for time v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend pleasant/nice time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek have a good/nice time together v.
arkadaşları ile vakit geçirmek spend time with one's friends v.
çocuklarla vakit geçirmek spend time with the kids v.
çocuklarla vakit geçirmek spend time with the children v.
iyi vakit geçirmek have lots of fun v.
kendine vakit ayırmak set aside time for yourself v.
kendine vakit ayırmak set aside time for oneself v.
biriyle vakit geçirmek spend time with somebody v.
i̇nternette vakit geçirmek spend time on the internet v.
vakit öldürmek niffnaff [dialect] v.