saatte - Turco Inglés Diccionario

saatte

Significados de "saatte" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
saatte per hour adv.
In most people, the liver metabolizes about 10 grams of ethanol per hour.
Çoğu insanda karaciğer saatte yaklaşık 10 gram etanolü metabolize eder.

More Sentences
Technical
saatte per hour expr.
In most people, the liver metabolizes about 10 grams of ethanol per hour.
Çoğu insanda karaciğer saatte yaklaşık 10 gram etanolü metabolize eder.

More Sentences
General
saatte hourly adv.

Significados de "saatte" con otros términos en diccionario inglés turco: 122 resultado(s)

Turco Inglés
General
dakiklik (saatte) precision n.
saatte akrep hour hand n.
hız ölçüsü olarak deniz mili (20 knot yaklaşık saatte 23 millik hız) knot n.
bir teleferiğin ya da bir tesisteki teleferiklerin tümünün bir saatte yokuş yukarı taşıyabileceği kapasitesi uplift capacity n.
mine (saatte) dial n.
mine (saatte) face n.
aklı ve gözü hep saatte olan (işin veya dersin bitmesini bekleyen) clock-watcher n.
saatte yüz mil hız yapma ton-up n.
bir kişinin bir saatte yapabildiği iş miktarı man-hour n.
(saatte) düzengeç regulator n.
saatte yüz mil hız yapma ton [brit] n.
saatte yüz mil veya daha fazla hız yapmayı seven kimse ton-up n.
sabah geç saatte yenen atıştırmalık elevenses n.
tıkırtı (saatte) beat n.
alıcıya veya postaneye, belirli bir saatte ve belirli bir tren, uçak veya gemi ile sevk edilen posta mail n.
saatte çark dişi ile bir palet arasındaki temasın kesilmesi let-off n.
tören vesilesiyle erken saatte yenen yemek breakfast n.
sabah erken saatte avcıları çağırmak için çalınan ezgi hunt's-up n.
saatte temel saat ekranı dışındaki özellik complication n.
(saatte) vurma mekanizması strike n.
bir saatte tamamlanabilecek iş hour n.
birini saatte yüz mil hız yaparken yakalamak clock someone at speeds of up to one hundred miles per hour v.
(saatte denge yayı) açısal rotasyonla titreşmek motion v.
geç saatte olan late adj.
saatte yüz mil hız yapabilen ton-up adj.
saatte yüz mil hız yapmayı seven ton-up adj.
her üç saatte bir meydana gelen trihoral adj.
gece geç saatte olan late-night adj.
saatte bir olan horal adj.
saatte bir olan horary adj.
(televizyon programı) en yoğun saatte yayınlanan peak-time adj.
yarım saatte bir gelişen semihoral adj.
(saatte) kadran stili ile ilgili stilar adj.
(saatte) kadran stiline özgü stilar adj.
uğursuz bir saatte maalesef in an evil hour adv.
saatte bir hourly adv.
her saatte all hours adv.
birkaç saatte bir every few hours adv.
uğursuz bir saatte in an evil hour adv.
saatte bir kez once per hour adv.
saatte iki kez twice per hour adv.
yarım saatte bir half-hourly adv.
bu saatte at this time of (the morning) adv.
bu saatte at this time of (the noon) adv.
bu saatte at this hour adv.
bu saatte at this time of (the evening) adv.
bu saatte at this time of (the night) adv.
iki saatte bir once every two hours adv.
iki saatte bir once in two hours adv.
iki saatte bir every two hours adv.
tam (belirli bir saatte) sharp adv.
saatte bir every hour adv.
yaklaşık olarak belirli bir saatte meydana gelen anlamı veren son ek -ish suf.
saatte mil mph N.
Phrases
altı saatte bir every 6 hours adj.
altı saatte bir every six hours adj.
şu şu saatte at such-and-such an hour expr.
6 saatte bir every six hours expr.
6 saatte bir every 6 hours expr.
Colloquial
gözü sürekli saatte olan kimse clock watcher n.
aklı ve gözü hep saatte olan (işin veya dersin bitmesini bekleyen) kimse clock watcher n.
(belli bir saatte) olmak be at (something) v.
her dört saatte bir every four hours adv.
iki saatte bir every two hours expr.
saatte bir by the hour expr.
geç bir saatte at a late hour expr.
Idioms
erken saatte alınan/içilen (alkollü) içki breakfast of champions n.
uygunsuz bir saatte at an unearthly hour adv.
münasebetsiz bir saatte at an ungodly hour adv.
alakasız bir saatte at an ungodly hour adv.
kötü bir saatte at an unearthly hour adv.
uygun olmayan bir saatte at an ungodly hour adv.
uygun olmayan bir saatte at an unearthly hour adv.
kötü bir saatte at an ungodly hour adv.
alakasız bir saatte at an unearthly hour adv.
uygunsuz bir saatte at an ungodly hour adv.
münasebetsiz bir saatte at an unearthly hour adv.
gece veya gündüz herhangi bir saatte at all hours of the day and night expr.
Speaking
gece geç saatte yemek yememelisin you shouldn't eat late at night expr.
bu saatte mi? at this late/early hour? expr.
geç saatte yemek yememelisin you shouldn't eat late at night expr.
bir saatte kaç sayfa okursun? how many pages do you read in an hour? expr.
n'apıyorsun bu saatte? what are you doing up at this hour? expr.
Trade/Economic
saatte 1000 vatlık güce eşit olan enerji birimi b.t.u. (board of trade unit) n.
Law
davalının celpte bildirilen saatte mahkemeye çıkacağına dair verdiği kefalet common bail n.
Media
(genellikle geç saatte) yayın akışı sonu closedown [uk] n.
Technical
saatte bir deniz mili knot n.
saatte mil miles per hour n.
saatte galon gallons per hour n.
(saatte) şase horn n.
saatte bir beygir gücü hızında çalışarak tüketilen enerji veya yapılan iş horsepower-hour n.
(saatte) dişli çark runner n.
(saatte) paletlerin hareket ettirdiği dişlere temas eden eşapman çarkı scape-wheel n.
(saatte) eşapman çarkı dişini serbest bırakma bölümü ile eşapman arasındaki mesafe shake n.
(saatte) eşapman çatalı ile yuvarlayıcı bölüm arasındaki mesafe shake n.
Computer
saatte bir doğrula hours expr.
Electric
saatte 1000 vatlık güce eşit olan enerji birimi board of trade unit n.
saatte 1000 vatlık güce eşit olan enerji birimi kw-hr n.
Automotive
saatte gidilen mil miles per hour n.
saatte yüz mil hız century mark n.
Railway
pik saatte kapasite capacity at peak hour n.
Marine
yarım saatte bir çalıp her seferinde bir vuruş artarak sekiz vuruşa kadar çıkan ve dört saatlik zaman diliminin dolduğunu bildiren saat ship's clock n.
Medical
saatte bir quaque hora n.
her 72 saatte bir tekrar eden quartan adj.
Dentistry
dişler üzerinde ilk 48 saatte oluşan bakteriyel tabaka plaque n.
Pathology
her 72 saatte bir olan sıtma ateşi quartan n.
Pharmaceutics
saatte bir qh (quāque hōrā) abrev.
Physics
ışığın bir saatte boşlukta aldığı mesafe light hour n.
Religious
genellikle gün doğumundan sonraki üçüncü saatte ibadet için ayrılan saat terce n.
genellikle gün doğumundan sonraki üçüncü saatte ibadet için ayrılan saat tierce n.
Meteorology
beaufort ölçeğine göre saatte 52 ila 61 kilometre hıza sahip rüzgar near gale n.
Military
son 24 saatte gerçekleşmiş tüm önemli istihbarat bilgilerinin özetini içeren rapor daily intelligence summary n.
son 24 saatte gerçekleşmiş tüm önemli istihbarat bilgilerinin özetini içeren rapor disum (daily intelligence summary) abrev.
Abbreviation
sekiz saatte bir q8h (quaque octa hora - every 8 hours) n.
her iki saatte bir alt hor adv.
8 saatte bir q8h (quaque octa hora - every 8 hours) expr.
Slang
çok geç bir saatte yapılan uçuş red eye flight n.
saatte 55 millik hız limiti (5 sentin üzerinde bir zamanlar bir buffalo resmi olmasına atfen) double buffalo n.
saatte 55 millik hız limiti ("nickel" abd'de kullanılan 5 sente verilen bir ad) double nickels n.
saatte 55 millik hız limiti ("nickel" abd'de kullanılan 5 sente verilen bir ad) double nickels n.
saatte yüz mil buck n.
Modern Slang
belli bir saatte kalkılması gerektiğinde kaygıdan uyuyamayıp sürekli saate bakma hali alarm clock anxiety n.