mevsim - Turco Inglés Diccionario

mevsim

Significados de "mevsim" en diccionario inglés turco : 8 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
mevsim season n.
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
General
mevsim season n.
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
Trade/Economic
mevsim season n.
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
Gastronomy
mevsim season n.
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
Meteorology
mevsim season n.
The female changes colour in the breeding season.
Dişiler üreme mevsiminde renk değiştirir.

More Sentences
General
mevsim tide n.
mevsim hour n.
mevsim etesian adj.

Significados de "mevsim" con otros términos en diccionario inglés turco: 94 resultado(s)

Turco Inglés
General
avlanmanın yasak olduğu mevsim closed season n.
bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem low season n.
mevsim sonu satışı clearance n.
yağmurlu mevsim rainy season n.
durgun mevsim dead season n.
mevsim normallerinin üstünde above seasonal normals n.
mevsim normallerinin üzerinde above seasonal normals n.
mevsim normalleri seasonal normals n.
mevsim değişikliği seasonal change n.
batı afrika'da kasım sonu ile mart ortası arasında gerçekleşen bir mevsim harmattan n.
mevsim geçişi mid season n.
taşkınsız mevsim non-flood season n.
mevsim ortalaması seasonal average n.
dört mevsim four seasons n.
mevsim değişikliği season change n.
mevsim meyveleri fruits of the season n.
üçer günlük dört mevsim orucu ember days n.
4 mevsim 4 seasons n.
mevsim şeridi season chart n.
mevsim şartları seasonal conditions n.
mevsim etkileri seasonal influences n.
başarılı mevsim banner season n.
mevsim ortası midseason n.
çimlerin büyümeye başladığı mevsim grass [dialectal] n.
sıcak mevsim heat n.
mevsim normallerinin altında seyretmek be below seasonal normals v.
mevsim normallerinin üstünde seyretmek be above seasonal normals v.
normal olmayan hava (mevsim için) unseasonable adj.
mevsim için normal olmayan unseasonable adj.
mevsim değişikliklerinin hayvan ve bitkiler üzerindeki etkilerini inceleyen bilim dalı ile ilgili phenological adj.
geç gelen (mevsim) backward adj.
dört mevsim gerçekleşen all-year-round adj.
mevsim ortasına ait mid-season adj.
mevsim ortasında gerçekleşen midseason adj.
mevsim ortasında olan mid-season adj.
(mevsim) ılık green adj.
mevsim normallerinin altında below seasonal normals adv.
mevsim ortasında mid-season adv.
Phrasals
(mevsim vb) gelmek roll around v.
Phrases
mevsim boyunca throughout the season expr.
Colloquial
bir günde dört mevsim four seasons in one day n.
her mevsim all year round expr.
dört mevsim boyunca all year round expr.
her mevsim all year round expr.
dört mevsim boyunca all year round expr.
Speaking
en sevdiğim mevsim yaz my favorite season is summer expr.
en sevdiğim mevsim kış my favorite season is winter expr.
Trade/Economic
bir sektörün en faal olduğu zaman veya mevsim high season n.
durgun mevsim dull season n.
mevsim sonu satışı clearance sale n.
mevsim sonu satışları seasonal closing out sale n.
mevsim işsizliği seasonable unemployment n.
ölü mevsim dead season n.
tam mevsim zenith of the season n.
mevsim dışı fiyatlandırma off-peak pricing n.
mevsim sonu satışı inventory-clearance sale n.
ölü mevsim slack season n.
Tourism
ölü mevsim dead season n.
mevsim dışı fiyat off season price n.
Technical
mevsim geçişi mid season n.
Textile
mevsim ortası mid-season n.
Automotive
dört mevsim lastiği all seasons tire n.
dört mevsim lastik all-season tire n.
Marine
mevsim yağışı getiren hava baiu front n.
Gastronomy
mevsim meyveleri fruits in season n.
mevsim salatası salad in season n.
mevsim salatası season salad n.
mevsim sebzeleri vegetables in season n.
mevsim salatası seasonal salad n.
mevsim bitkilerinden yapılmış baharat rub n.
Statistics
mevsim bölgeleri seasonal zones n.
mevsim değişimleri seasonal variation n.
Botanic
tomurcuklanma veya aşılama zamanından sonra bir mevsim büyüyüp tek bir dalsız sürgün veren bitki whip n.
bitkilerin büyümeyi bıraktığı veya ekilmediği (zaman, mevsim) nongrowing adj.
her mevsim meyve veren everbearing adj.
Agriculture
serin mevsim mahsulleri cool-season crops n.
mevsim dışı özel mahsul yetiştiren bahçıvan cropper n.
Religious
(hristiyanlıkta) mevsim orucu emberings [obsolete] n.
üçer günlük dört mevsim orucu emberings [obsolete] n.
(hristiyanlıkta) mevsim orucunun tutulduğu gün ember day n.
(hristiyanlıkta) mevsim orucunun tutulduğu hafta ember week n.
Geography
kurak mevsim dry season n.
kurak mevsim akışı dry weather flow n.
(mevsim) erken gelen forward adj.
Meteorology
yağmurlu mevsim rainy season n.
mevsim iklimi monsoon climate n.
(iklim, mevsim) ılık open [new england] adj.
Military
dört mevsim hava savunma avcı uçağı all-weather air defense fighter n.
Mythology
yunan mevsim tanrıçaları horae n.
yunan mitolojisinde mevsim tanrıçası hours n.
(yunan mitolojisinde) mevsim tanrıçası hour n.
Archaic
(gün veya mevsim) ayinlere ayrılan solemn adj.
(gün veya mevsim) tören yapılan solemn adj.
Ornithology
güvercinlerin çayırlarda beslendiği söylenen mevsim benting time n.