vaktinde - Turco Inglés Diccionario

vaktinde

Significados de "vaktinde" en diccionario inglés turco : 18 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
vaktinde on time adv.
I am very glad that you are being very tolerant on time this morning.
Bu sabah vaktinde çok hoşgörülü olmanıza çok sevindim.

More Sentences
General
vaktinde timely adj.
A timely rain promises a good harvest.
Vaktinde yağan yağmur iyi bir hasat vaat eder.

More Sentences
vaktinde promptly adv.
We received their reply very promptly.
Cevaplarını tam vaktinde aldık.

More Sentences
vaktinde on schedule adv.
Is the flight on schedule?
Uçak vaktinde kalkacak mı?

More Sentences
vaktinde in time adv.
Hurry up, and you'll be in time for school.
Acele et ki vaktinde okula varabilesin.

More Sentences
Technical
vaktinde timely adv.
A timely rain promises a good harvest.
Vaktinde yağan yağmur iyi bir hasat vaat eder.

More Sentences
General
vaktinde opportune adj.
vaktinde well-timed adj.
vaktinde in a timely manner adv.
vaktinde in good time adv.
vaktinde in season adv.
vaktinde in due time adv.
vaktinde duly adv.
vaktinde in a timely fashion adv.
vaktinde prompt adv.
Colloquial
vaktinde back in the days expr.
vaktinde back in the day expr.
Trade/Economic
vaktinde in due course of time expr.

Significados de "vaktinde" con otros términos en diccionario inglés turco: 67 resultado(s)

Turco Inglés
General
bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden expediter n.
vaktinde gerekli tedbirleri almayı bilme providence n.
bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden expeditor n.
dönen bir objeyi vaktinde yakalama mantığına dayalı bir oyun spin the platter n.
dönen bir objeyi vaktinde yakalama mantığına dayalı bir oyun spin the plate n.
dönen bir objeyi vaktinde yakalama mantığına dayalı bir oyun turn the trencher n.
ikindi vaktinde sadece erkeklerin katıldığı saray kabul merasimi levee [uk] n.
muhtemel itirazları öngörerek vaktinde zayıflatma preventer [obsolete] n.
birinin vaktinde ödenmemiş borçları olmak be in arrears v.
borcu vaktinde ödeyememek be in arrears v.
işi vaktinde yetiştirmek get the job done before the deadline v.
işi vaktinde yetiştirmek complete/finish the job in time/before the deadline v.
(tren/otobüs) vaktinde hareket etmek run on time v.
vaktinde gelmek turn up v.
vaktinde savuşturmak anticipate v.
vaktinde gelen punctual adj.
tam vaktinde yetişen providential adj.
tam vaktinde seasonable adj.
vaktinde gerekli tedbirleri almayı bilen provident adj.
tam vaktinde timely adj.
şafak vaktinde olan antelucan adj.
tan vaktinde olan antelucan adj.
öğle vaktinde meridian adj.
öğle vaktinde midday adj.
ayin vaktinde okunan choir adj.
ayin vaktinde söylenen choir adj.
boş vaktinde in one's spare time adv.
tam vaktinde right on time adv.
tam vaktinde just at the right time adv.
tam vaktinde on the dot adv.
tam vaktinde punctually adv.
tam vaktinde just in time adv.
tam vaktinde dead on time adv.
tam vaktinde at the point adv.
gece vaktinde nocturnally adv.
kalkış vaktinde on the fly adv.
Phrasals
borcu vaktinde ödeyememek fall behind v.
Phrases
(diğer şeylerin) arasında kalan vaktinde in between times adv.
Colloquial
tam vaktinde gelmek be somewhere on the dot v.
tam vaktinde varmak get somewhere on the dot v.
tam vaktinde varmak show up on the dot v.
tam vaktinde varmak be somewhere on the dot v.
tam vaktinde varmak arrive somewhere on the dot v.
tam vaktinde gelmek show up on the dot v.
tam vaktinde gelmek get somewhere on the dot v.
tam vaktinde gelmek arrive somewhere on the dot v.
(bir şeye/yere) vaktinde yetişmek make it (to something or some place) v.
Idioms
vaktinde varmak/ulaşmak beat the clock v.
kürkü orak vaktinde, orağı kürk vaktinde almak buy straw hats in winter v.
tam vaktinde to the tick adv.
tam vaktinde on the tick adv.
vaktinde kalkmış/uyanmış up and at 'em adv.
sabahın erken saatlerinde/gecenin bir vaktinde at an unearthly hour adv.
sabahın erken saatlerinde/gecenin bir vaktinde at an ungodly hour adv.
tam vaktinde on the spot expr.
tam vaktinde in the nick of time expr.
tam vaktinde in the very nick of time expr.
tam vaktinde at the dot expr.
Speaking
vaktinde geldiler they're right on time expr.
Trade/Economic
vaktinde ödenmemiş ve birikmiş dış borçlar arrears n.
borcunu vaktinde ödeyememiş in arrears adj.
Law
vaktinde ihbar etmeme default of notice n.
muhtemel itirazları öngörerek vaktinde zayıflatma prevention [obsolete] n.
Insurance
sigorta teminatında prim ödemelerinin gecikmesinden, poliçe iptalinden ya da vaktinde yenilememekten doğan teminat dışı kalma lapse in coverage n.
Transportation
vaktinde teslim on-time delivery n.
Religious
yedi ibadet vaktinde okunan dualar hours n.
ibadet vaktinde yapılanlar hour n.