life - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

life

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "life" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 34 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
life n. yaşam
life n. hayat
life n. can
life n. ömür
General
life n. cankurtaran
life n. zevk
life n. canlılık
life n. dirim
life n. yaşam tarzı
life n. cümbüş
life n. dirlik
life n. yaşantı
life n. can
life n. canlı
life n. zindelik
life n. varlık
life n. sefa
life n. biyografi
life n. hayat
life n. ömür
life n. vade
life n. süre
life n. dayanırlık
life n. yaşam süresi
life n. eskime süresi
life n. hayat tarzı
life n. hayat süresi
life n. dirilik
Trade/Economic
life büyük bir bakım gerektirmeden makine veya tesisin düzenli çalışabilme süresi
life makine veya tesisin tamir edilmez hale gelene kadar görevini düzenli olarak yaptığı süre
life makine veya tesisin hurdaya çıkartılması veya yenilenmesine kadar geçecek zaman
Technical
life yaşam süresi
life yaşam
Biology
life dirim

Bedeutungen, die der Begriff "life" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
come to life v. canlanmak
make life easier v. hayatı kolaylaştırmak
make life easier v. yaşamı kolaylaştırmak
wild life n. vahşi yaşam
General
have a special place in one's life v. hayatında özel bir yere sahip olmak
save life v. hayat kurtarmak
have the time of one's life v. eğlenceli vakit geçirmek
make life miserable for v. birine çok çektirmek
come into one's life v. hayatına girmek
lead a life of pleasure v. keyif sürmek
give someone a start in life v. birinin hayata atılmasını sağlamak
spare somebody's life v. canını bağışlamak
take one's life into one's hands v. kelleyi koltuğa almak
use one's life v. kafasını kullanmak
save one's life v. canını kurtarmak
bring to life v. ihya etmek
lead a carefree life v. tasasız bir hayat yaşamak
lead a bohemian life v. bohem yaşamı sürmek
spare the life of v. canını bağışlamak
increase the quality of life v. yaşam kalitesini artırmak
come to life v. kendine gelmek
lead a comfortable life v. elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
gasp one's life out v. ölmek
be full of life v. yerinde duramamak
enhance the quality of life v. yaşam kalitesini artırmak
the term of one's life to expire v. eceli gelmek
make life miserable for v. birinin ensesinde boza pişirmek
be tired of life v. canından bezmek
live a life of luxury v. varlık içinde yaşamak
live a healthy life v. sağlıklı yaşamak
live a double life v. ikiyüzlü bir hayat yaşamak
come into life v. hayatına girmek
live the life of riley v. bey gibi yaşamak
improve one's quality of life v. yaşam kalitesini artırmak
take one's life into one's hands v. kellesini koltuğuna almak
lead a life of luxury v. lüks içinde yaşamak
bring to life v. hayat vermek
depart this life v. toprak olmak
lead somebody a dog's life v. süründürmek
fight for one's life v. can derdine düşmek
lay down one's life v. canını feda etmek
lead a life of pleasure v. zevk ve sefa sürmek
lose one's life v. hayatını kaybetmek
use one's life v. saksıyı çalıştırmak
raise quality of life v. yaşam kalitesini artırmak
make one's life miserable v. hayatını zindan etmek
improve the quality of life v. yaşam kalitesini artırmak
spend life v. hayat sürmek
lead a happy life v. mutlu bir yaşam sürmek
be full of life v. kanı kaynamak
lead a life v. yaşam sürmek
lead a dog's life v. çok sıkıntı çekmek
give one's life v. kelleyi vermek
lead a poor life v. aç susuz kalmak
lead someone a dog’s life v. hayatını zindan etmek
live a long life v. gömlek eskitmek
lead a life of a privation v. mahrumiyet içinde yaşamak
be full of life v. hayat dolu olmak
lead a dog's life v. dünya zindan olmak
lead a fast life v. hızlı yaşamak
spare another's life v. hayatını bağışlamak
strive for one's life v. can derdine düşmek
lead somebody a dog's life v. dünyayı zindan etmek
use one's life v. kafayı çalıştırmak
depart from this life v. toprak olmak
lead a dog's life v. sürünmek
live an upright life v. namusuyla yaşamak
live a healthy and happy life v. gün görmek
restore somebody to life v. yaşama döndürmek
struggle for one's life v. can derdine düşmek
rescue life v. hayat kurtarmak
run for one's life v. kaçıp kurtulmak
bring to life v. diriltmek
gasp one's life out v. son nefesini vermek
come to life v. ayılmak
take somebody's life v. öldürmek
bring to life v. canlandırmak
return to life v. dirilmek
live a single life v. bekar yaşamak
bring back to life v. hayata döndürmek
lead a solitary life v. yalnız yaşamak
a fight for life v. yaşam savaşı vermek
lead a cat and dog life v. (eşler/karı koca) geçinememek
put one's life on the line v. hayatını riske atmak
put one's life in danger v. hayatını tehlikeye sokmak
risk one's life v. canını tehlikeye atmak
put one's life in danger v. hayatını tehlikeye atmak
risk one's life v. hayatını riske atmak
risk one's life v. hayatını riske sokmak
put one's life on the line v. hayatını riske sokmak
depart from life v. hayatını teslim etmek
sacrifice one's life v. canını vermek
fear for one's life v. ecel teri dökmek
get a life v. huzur vermek
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toplamak
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toparlamak
take one's life in one's hands v. kellesini koltuğuna almak
even if it involves a risk your life v. kelleyi koltuğa almak
give one's life for v. kurban olmak
make life unbearable for v. dünyayı dar etmek
(one's life) flash before one's eyes v. hayatı gözünün önünden geçmek
make life unbearable for someone v. dünyayı dar etmek
make one's life miserable v. hayatını karartmak
show no signs of life v. herhangi bir hayat belirtisi göstermemek
show no signs of life v. hayat belirtisi göstermemek
enjoy one's life to the full v. hayatın tadını çıkarmak
live one's life to the full v. hayatın tadını çıkarmak
cost (him/her) one's life v. hayatına mal olmak
enjoy one's life to the full v. hayatını doyasıya yaşamak
show signs of life v. hayat belirtisi göstermek
show no signs of life v. hiçbir hayat belirtisi göstermemek
live one's life to the full v. hayatını doyasıya yaşamak
escape with one's life v. canlı kurtulmak
lose one´s life v. yaşamını yitirmek
live in fear for one's life v. öldürülme korkusuyla yaşamak
devote one's life to (something) v. hayatını adamak
cling to life v. hayata bağlanmak
give life v. hayat vermek
live in fear for one's life v. ölüm korkusuyla yaşamak
start a new life v. yeni bir hayata başlamak
take one's life v. canını almak
one's work dominate one's life v. işi hayatından önce gelmek
start a new life v. yeni bir yaşama kapılarını açmak
live a life of great misery v. sürüm sürüm sürünmek
make life very miserable for (someone) v. sürüm sürüm süründürmek
waste one's life v. ömrü yemek
lose touch with life v. dünyadan el çekmek
lose touch with life v. dünyadan geçmek
make life unbearable for v. dünyayı başına dar etmek
understand life v. dünyayı anlamak
lose one's interest in life v. dünyasından geçmek
make life unbearable for v. dünyayı zehir etmek
make life a living hell for v. dünyayı haram etmek
decrease the life v. ömrü azaltmak
prolong one's life v. ömrünü uzatmak
shorten the life v. ömrü azaltmak
complete one's life v. ömrünü tamamlamak
shorten its life v. ömrünü kısaltmak
be full of life v. kıpır kıpır olmak
devote one's life v. hayatını adamak
lead a happy life v. mutlu bir hayat sürmek
show sign of life v. yaşam belirtisi göstermek
live a life of luxury v. lüks içinde yaşamak
spend one's life v. ömür geçirmek
spend one's life v. ömrünü geçirmek
save someone's life v. hayatını kurtarmak
live life v. hayat yaşamak
spend life v. hayat sürdürmek
be content with one's life v. hayatından memnun olmak
(for one´s life) to last long enough v. ömrü vefa etmek
(for one´s life) to last long enough v. ömrü yetmek
get pleasure out of life v. hayattan zevk almak
enjoy life v. hayattan zevk almak
get one's life back (to normal) v. hayatını rayına oturtmak
get one's life back (to normal) v. hayatını yeniden rayına oturtmak
struggle for one's life v. yaşam savaşı vermek
fight for one's life v. yaşam savaşı vermek
get one's life back on track v. hayatını yeniden rayına oturtmak
advance in the business life v. iş hayatında yükselmek
come up in the business life v. iş hayatında yükselmek
excel at the business life v. iş hayatında yükselmek
(someone's) life become upside-down v. dünyası kararmak
have a multi-dimensional life v. çok boyutlu yaşamak
meet with life-long adversity v. feleğin sillesini yemek
kick a life-threatening situation v. hayati tehlike atlatmak
avert a life-threatening danger v. hayati tehlike atlatmak
teach a life lesson v. hayat dersi vermek
overcome a life-threatening situation v. hayati tehlike atlatmak
dodge a life v. hayati tehlike atlatmak
evade a life v. hayati tehlike atlatmak
build one’s whole life around his/her children v. bütün hayatını çocukları üzerine kurmak
come to life v. var olmaya başlamak
lead a sedentary life v. yerleşik hayata geçmek
adopt a sedentary life v. yerleşik hayata geçmek
save one's life v. hayatını kurtarmak
lead a modest life v. mütevazı bir yaşam sürmek
lead a modest life v. mütevazı bir hayat yaşamak
live a modest life v. mütevazı bir yaşam sürmek
live a modest life v. mütevazı bir hayat yaşamak
depart this life v. bu dünyadan göçmek
depart this life v. ölmek
depart this life v. hayatı terk etmek
depart this life v. terki hayat etmek
lose one's life in the hospital he/she was taken v. kaldırıldığı hastanede yaşamanı yitirmek
live life fully v. dolu dolu yaşamak
live a humble life v. mütevazı bir hayat yaşamak
live life to the fullest v. dolu dolu yaşamak
live a humble life v. mütevazı bir yaşam sürmek
make life miserable for someone v. birisinin hayatını zindan etmek
begin one's broadcasting life v. yayın hayatına başlamak
share the life v. hayatı paylaşmak
make life miserable for someone v. hayatı çekilmez yapmak
claim someone's life v. hayatına mal olmak
live life in the fast lane v. uçlarda yaşamak
make one's life miserable v. hayatı zehretmek
make one's life miserable v. hayatı zehir etmek
live life in the fast lane v. hızlı yaşamak
live life in the fast lane v. hayatı uçlarda yaşamak
expand life-span v. ömrü uzatmak
increase life-span v. ömrü uzatmak
extend life v. ömrü uzatmak
enjoy the life v. hayatın tadını çıkarmak
maintain one's life v. yaşamını sürdürmek
hold on to life v. hayata tutunmak
maintain one's life v. hayatını sürdürmek
live a life v. yaşam sürdürmek
lead a life v. yaşam sürdürmek
maintain life v. yaşam sürdürmek
dedicate one's life to someone v. hayatını birine adamak
dedicate one's life to something v. hayatını bir şeye adamak
estrange oneself from social life v. inzivaya çekilmek
estrange oneself from social life v. sosyal hayattan uzaklaşmak
give somebody the kiss of life v. suni teneffüs yapmak
give somebody the kiss of life v. hayat öpücüğü vermek
give somebody the kiss of life v. hayat öpücüğü uygulamak
give somebody the kiss of life v. yapay solunum yapmak
realize the life v. hayatı farketmek
restore someone to life v. hayata döndürmek
restore someone to life v. yaşama döndürmek
live a happy life v. mutlu bir yaşam sürmek
live a happy life v. mutlu bir hayat sürmek
live a happy life v. mutlu yaşamak
serve a life sentence v. müebbet hapis yatmak
save one’s life v. hayatını kurtarmak
try to control one’s life v. birinin hayatını kontrol altına almaya çalışmak
go through life knowing that people hate him v. insanların ondan (kendisinden) nefret ettiğini bilerek yaşayabilmek
endanger the life of the child v. çocuğun hayatını tehlikeye atmak
bring something into one’s life v. bir şeyi hayatına sokmak
clutch onto the life v. hayata tutunmak
make life important v. hayatı önemli kılmak
want a different life v. farklı bir hayat istemek
walk into one’s life v. birinin hayatına girmek
have enough life/time for something v. ömrü yetmek
continue one's life v. hayatını devam ettirmek
go on with his/her life v. yaşamını sürdürmek
be in a wheelchair one’s entire life v. hayatı boyunca tekerlekli sandalyede olmak
hold on to the life v. hayata bağlanmak/tutunmak
spend half of his/her life in the music business v. hayatının yarısını müzik piyasasında harcamak
spend half of one's life in something v. hayatının yarısını bir şeye/bir yerde harcamak
spend half of one's life in something v. hayatının yarısını bir şeyle geçirmek
risk one's life v. hayatını tehlikeye atmak
live life to the fullest v. hayatı dolu dolu yaşamak
improve one's quality of life v. yaşam kalitesini yükseltmek
increase the quality of life v. yaşam kalitesini yükseltmek
enhance the quality of life v. yaşam kalitesini yükseltmek
improve the quality of life v. yaşam kalitesini yükseltmek
sacrifice one's life v. hayatını feda etmek
bring the dead back to life v. ölüleri hayata döndürmek
worry about someone's life v. hayatından endişe etmek
see life v. hayatı görmek/tanımak
make a good life for oneself v. kendine iyi/güzel bir hayat kurmak
need professional care for the rest of one's life v. hayatının geri kalan kısmında profesyonel bakıma ihtiyaç duymak
be paralyzed from the waist down for the rest of one's life v. hayatının geri kalanı boyunca belden aşağısı felç olarak kalmak
insure one's life v. hayat sigortası yaptırmak
insure one's life v. yaşam sigortası yaptırmak
tell her life story v. hayat hikayesini anlatmak
tell his life story v. hayat hikayesini anlatmak
give someone some life lessons v. birine biraz hayat dersi vermek
turn off someone's life-support system v. yaşam destek ünitesinin fişini çekmek
be detached from life v. hayattan kopmak
live the nomadic life v. göçebe hayatı yaşamak
ease the life v. hayatı kolaylaştırmak
facilitate the life v. hayatı kolaylaştırmak
facilitate the life v. yaşamı kolaylaştırmak
ease the life v. yaşamı kolaylaştırmak
give life v. müebbet vermek
live a double life v. çifte hayat yaşamak
barely escape with one’s life v. hayatını zor kurtarmak
prepare someone for life v. (birini) hayata hazırlamak
make life more liveable v. hayatı daha yaşanır kılmak
take someone's life v. hayatını almak
attempt against someone's life v. birinin hayatına kastetmek
attempt against someone's life v. birinin canına kastetmek
put an end to one's life v. hayatına son vermek
lead a life of virtue v. erdemli bir hayat yaşamak
extend the battery life v. batarya ömrünü uzatmak
extend the battery life v. pil ömrünü uzatmak
adopt a settled life v. yerleşik hayata geçmek
public life n. sosyal hayat
spiritual life n. tinsel yaşam
eulogy show in ottoman culture and entertainment life n. ortaoyunu
future life n. ahiret
frontier and pioneer life n. sınır ve akıncı yaşamı
a matter of life and death n. ölüm kalım meselesi
nomadic life n. göçebelik
country life n. şehir hayatı
income for life n. ömür boyu gelir
conduct of life n. yaşama bağlılık
time of life n. yaş
civilization and social life n. medeniyet ve sosyal yaşam
form of life n. yaşam biçimi
life skill n. hayat becerisi
life style n. yaşam tarzı
pot life n. kap ömrü
modern life n. çağdaş yaşam
time of life n. ömür
life saver n. koruyucu
average life expectancy n. ortalama ömür
social life and customs fiction n. sosyal yaşam ve gelenekler romanı
life force n. yaşam gücü
real life n. gerçek hayat
end of life n. hayatın sonu
bohemian life n. bohem yaşamı
battle of life n. yaşam savaşı
eulogy show in ottoman culture and entertainment life n. meddahlık
life or death issue n. ölüm kalım meselesi
station in life n. sosyal durum
the single life n. bekarlık
life test n. ömür testi
life expectancy n. beklenimli yaşam süresi
life sentence n. ömür boyu hapis
intellectual life n. entelektüel yaşam
religious life n. dini hayat
quality of work life n. çalışma yaşamı kalitesi
life saver n. kurtarıcı
life imprisonment n. ömür boyu hapis cezası
life assurance n. hayat sigortası
life and death struggle n. ölüm kalım mücadelesi
life buoy n. tahlisiye simidi
coming to life n. canlanma
life fluency n. hayat akışı
way of life n. yaşam biçimi
make fit for domestic life n. ev hayatı için uygun hale getir
social life n. sosyal hayat
social life n. cemiyet hayatı
water of life n. bengisu
life safety n. can güvenliği
tree of life n. hayatağacı
life expectancy n. ortalama ömür uzunluğu
plontation life n. çiftlik yaşamı
transitory life n. yalan dünya
real life story n. gerçek hayat hikayesi
religious life n. dini yaşam
city and town life n. kent ve kasaba yaşamı
life jacket n. can yeleği
life style n. yaşam biçimi
tree of life n. tubaağacı
nomadic life n. bedeviyet
a matter of life or death n. çok önemli
life and death n. yaşam ve ölüm
safety of life and property n. can ve mal güvenliği
life saving n. hayat kurtarma
life jacket n. takan kişiyi su yüzünde tutan şişme kuşam
life standard n. yaşam standardı
second half of my life n. hayatımın ikinci yarısı
life line n. avuç içinde görülen yaşam çizgisi
tree of life n. hayat ağacı
christian life n. hristiyan yaşamı
manner of life n. yaşam biçimi
frontier and pioneer life in art n. sanatta sınır ve akıncı yaşamı
life long learning n. yaşam boyu öğrenme
way of life n. yaşam tarzı
city and town life in motion pictures n. sinemada kent ve kasaba yaşamı
the prime of life n. hayatın en verimli dönemi
life expectancy n. beklenen yaşam süresi
tree of life n. tuğba
life expectancy n. ortalama yaşam süresi
water of life n. abıhayat
time of life n. yaşam süresi
average life expectancy n. ortalama hayat süresi
spiritual life n. dinsel yasam
life insurance n. yaşam sigortası
walk of life n. kesim
nomadic life n. bedevilik
life expectancy n. beklenen yaşama süresi
life mask n. oksijen maskesi
daily life n. gündelik hayat
plant life n. bitki yaşamı
life space n. hayat alanı
mountain life n. dağ yaşamı
end of life vehicle n. hurda
life saver n. cankurtaran
the seamy side of life n. hayatın güçlüklerle dolu tarafı
walk of life n. toplumsal sınıf
prime of life n. hayatın en güzel devresi
community life n. toplum hayatı
tree of life n. tuba
suburban life n. banliyö hayatı
life span n. ömür
life imprisonment n. müebbet hapis
the amenities of life n. hayatın güzel tarafı
life purpose n. yaşam amacı
marine life n. deniz hayatı
a new lease of life n. yeniden doğma
sex life n. seks hayatı
life preserver n. cankurtaran
income for life n. yaşam boyu gelir
low life n. yoksulluk
bringing to life n. canlandırma
family life surveys n. aile yaşam araştırmaları
struggle for life n. yaşam savaşı
manner of life n. yaşayış tarzı
eulogy show in ottoman culture and entertainment life n. tuluat
sex life n. cinsel yaşam
the bane of one's life n. başının derdi
a matter of life and death n. çok önemli
wild life sanctuary n. yabanıl hayvanların korunduğu alan
home life n. aile hayatı
life on other planets n. diğer gezegenlerde yaşam
walk of life n. meslek
power of life and death n. idam etme veya af yetkisi
a matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
life saver n. çıkış
dog's life n. sefalet
married life n. karı koca hayatı
life sentence n. ömür boyu hapis cezası
the love of my life n. hayatımın aşkı
life jacket n. tahlisiye yeleği
everyday life n. günlük hayat
farm life n. çiftlik hayatı
a matter of life and death n. can pazarı
married life n. evlilik hayatı
the prime of life n. hayatın en dinç ve güzel devresi
community life n. toplum yaşamı
life buoy n. simit
life story n. hayat hikayesi
married life n. evlilik yaşamı
general directorate for national parks and wild life n. milli parklar ve yaban hayatı genel müdürlüğü
a matter of life an death n. ölüm kalım meselesi
life saver n. sığınak
life table n. yaşam tablosu
settled life n. yerleşik hayat
theory of break from social life n. sosyal hayattan kopma teorisi
the bane of one's life n. baş belası
a matter of life and death n. hayat memat meselesi
seafaring life n. denizcilik hayatı
mid life n. orta yaşam
conduct of life n. yaşamın idaresi
life events n. hayat hadiseleri
right to life n. yaşam hakkı
life saver n. hayat kurtaran
night life n. gece hayatı
change of life n. menopoz
life saver n. koruyucu melek
expectancy of life n. yaşam beklentisi
city and town life in literature n. edebiyatta şehir ve kasaba hayatı
family life n. aile hayatı
half life n. yarı ömür
quality of life n. hayat standardı
sexual life n. cinsel hayat
average life expectancy n. ortalama yaşam beklentisi
mistress life n. metres hayatı
country life n. kır yaşamı
matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
intellectual life n. entelektüel yaşam
life on other planets n. başka gezegenlerdeki hayat
the staff of life n. ekmek
social life and customs n. sosyal hayat ve gelenekler
change of life n. hayatın değişimi
seafaring life n. deniz hayatı
way of life n. gidiş
domestic life n. ev hayatı
river life n. nehir hayatı
political life n. siyasi yaşam
political life n. politika ile ilgili her şey
life history n. biyografi
estimated life n. tahmini ömür
high life n. lüks hayat
life cycle cost n. ömür maliyeti
life cycle n. kullanım süresi
storage life n. depolama ömrü
private life n. özel yaşam
private life n. özel hayat
a life and death situation n. can pazarı
a healthy life n. sağlıklı bir yaşam/hayat
family life education n. aile yaşam eğitimi
end of life n. ahir zaman
urban life n. şehir yaşamı
life changing events n. yaşamı değiştiren olaylar
quality of life n. yaşam kalitesi
life sciences n. yaşam bilimleri
city and town life n. şehir ve kasaba yaşamı
jewish way of life n. yahudi yaşam tarzı
life and customs n. hayat ve gelenekler
an outlook on life n. hayata bakış (açısı)
love of one's life n. hayatının aşkı
life after death n. ölümden sonra hayat
signs of life n. hayat belirtisi
one's view of life n. hayata bakışı
one's attitude to life n. hayata bakışı
attitude to life n. hayata bakış (açısı)
one's outlook on life n. hayata bakışı
view of life n. hayata bakış (açısı)
struggle for life n. hayat mücadelesi
aquatic life n. su yaşamı
loss of life and property n. can ve mal kaybı
loss of life n. can kaybı
healthy life n. sağlıklı hayat
love life n. aşk hayatı
life quality n. yaşam kalitesi
the right to life n. yaşama hakkı
natural life n. doğal yaşam
good life n. yüksek hayat standardı
second life n. ikinci yaşam
life science n. canlı bilimi
good life n. yüksek hayat stili
public life n. kamusal yaşam
life threat n. hayati risk
wicked life n. acımasız hayat
merciless life n. acımasız hayat