bir - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

bir



"bir" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 25 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
bir one i.
General
bir the same i.
bir a i.
bir unit i.
bir one i.
bir 1 i.
bir solitary s.
bir only s.
bir another s.
bir alone s.
bir unique s.
bir united s.
bir an s.
bir identical s.
bir single s.
bir some s.
bir one and the same s.
bir any s.
bir just zf.
bir once bağ.
bir uni- ök.
Math
bir unity
Biochemistry
bir mono-
bir uni-
Marine Biology
bir mono

"bir" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
(daha basit bir hale) dönüştürmek reduce f.
ele almak (bir problemi) tackle f.
bir iddia öne sürmek assert a claim f.
bir iddia öne sürmek raise a claim f.
(birine bir şey) ısmarlamak buy f.
kötü bir şey olacağını sezme foreboding i.
yumuşak bir maddeden yapılmış koruyucu şey pad i.
(bir kimseyi olumsuz bir şeye) karıştırma/bulaştırma implication i.
bir defada alınan miktar batch i.
sert bir çekiş/burma wrench i.
bir yerde oturan/sakin resident i.
bir bütünün ayrılmaz bir parçası olan integral s.
akıcı bir şekilde konuşan fluent s.
bir daha again zf.
beklenmedik bir şekilde unexpectedly zf.
bir kere once zf.
bir daha once more zf.
General
bir makineyi çalıştırmak start something going f.
bir şeyi birinden saklamak keep something a secret from someone f.
belirli bir yöne bakmak look across f.
yapmak (haddi olmayan bir şeyi) presume f.
bir araya gelmek forgather f.
birini bir şey ile durmadan tehdit etmek hold a thing over someone f.
yumuşak bir tavırla söylemek mince matters f.
birşeyi başka bir şeyin yerine kullanmak substitute f.
bir şeyi telle bağlamak wire something together f.
yetişmek (bir yerde) range f.
güçlükle bir araya getirmek scrape up f.
bir şeyi yazıya dökmek write something out f.
yapmak (yeni bir şeyi) bring out f.
aleyhinde oy kullanarak bir şeye engel olmak vote something down f.
iptal etmek için bir şeyi çizmek strike something out f.
sert bir dille eleştirmek chew up f.
girmek (bir mesleğe) go into f.
bir tutmak identify f.
bir hesabı borcuna kaydetmek debit an account f.
kendini bir şey sanmak think oneself important f.
bir yana atmak scrap f.
bir yerde mola vermek stop over in f.
bir karara varmak conclude f.
bir şeyi manivela görevini gören bir şeyle kanırtmak pry something up f.
gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek have both one's feet on the ground f.
dönmek (eski bir duruma) revert to f.
bir eylemi defalarca yapmak be profuse in f.
bir yemeğin hakkından gelmek do a food justice f.
ikide bir fikir değiştirmek chop and change f.
yerleştirmek (bir kimseyi bir yere/birinin yanına) quarter in f.
bir şeyi yutuvermek gulp something down f.
canı bir şeyi yapmak istemek be in the mood for f.
bir araya getirmek concentrate f.
yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek put someone right about f.
önceden haber vermek (bir olayın gerçekleşeceğini) prophesy f.
gülümseyerek (bir şeyi) göstermek smile f.
eski bir tarih atmak backdate f.
çıkmak (su/nem belirli bir yerden) transpire through f.
bazı ipuçlarını kullanarak (bir olayı) (belirli bir nedene) bağlamak trace to f.
daha kötü bir hale getirmek worsen f.
varını yoğunu vermek (bir başkası için) wait on someone hand and foot f.
yavaş yavaş belirli bir hale girmek work oneself into f.
bir puan kazanmak gain a point f.
kısaltmak (yazılı bir eseri) abridge f.
bir şeyi hor görmek be disdainful of something f.
yükselmek (bir yer üzerinde/bir yere) soar f.
yiyip bitirmek (bir duygu) devour f.
asayişi sağlamak (karışıklıklara sahne olan bir yerde) pacify f.
görmek (iyi bir şey) receive f.
birini bir yere sızdırmak infiltrate someone into f.
bir şeyi adet edinmek make a practice of doing something f.
harcamak (bir proje için para/emek/zaman) invest in f.
birini sıkı bir sorguya çekmek give someone the third degree f.
bir işi sağlam kazığa bağlamak sew something up f.
ertelemek (kötü bir şeyi) reprieve f.
nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak put something to rest f.
yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek set someone right about f.
kötü bir izlenim bırakmak make a bad impression on someone f.
bir şeyi düzeltmek set something right f.
havalı bir şekilde maval okumak spout f.
çalmak (saat belirli bir zamanı) strike f.
tüm dikkatini bir şeye vermiş olmak be absorbed in f.
bir talebi karşılamak meet a demand f.
kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde dolaşmak (kan damarlarda) pulsate f.
bir işi birinin başına yıkmak foist f.
küçük bir alana sınırlamak focalize f.
bir iddiada bulunmak assert a claim f.
kısa bir ziyaret yapmak look in on f.
çevirmek (bir alanı) sweep f.
ayakta tutmak (bir kimseyi manen) support f.
yaltaklanarak bir yere girmek wheedle one's way into f.
soğuk bakmak (bir şeye) be cool towards something f.
bir şey tartışılabilmek be open to dispute f.
daha iyi bir duruma getirmek uplift f.
bir şeyi bir kenara bırakmak (birşeyi) set something aside f.
pekiştirmek (bir duyguyu) stiffen f.
ortaya atmak (bir fikri) bandy about f.
bir yeri düzene sokmak set a place in order f.
yatırmak (bir şeyi bir yöne) tilt f.
bir kitabı gözden geçirmek dip into a book f.
açık bir şekilde telaffuz etmek articulate f.
birini bir gruptan saymak lump someone together with f.
bir şeyi çekmek pull something to f.
bir meseleyi konuşmak (birisiyle) take something up with f.
kabul etmek (bir dini) embrace f.
bir şeyi verip onun değerini başka bir şeyin bedelinden düşürerek o şeyi satın almak trade something in for f.
bir yere almak permit in f.
bir resmi yüksek çözünürlüklü hale getirmek posterize f.
işaret etmek (gelecek hakkında bir şeye) prognosticate f.
kapamak (bir yere kapamak) coop in f.
büyük bir zevkle okumak slaver over f.
birini bir şeyi yapmaya ikna etmek talk someone into something f.
bir şeyden azami derecede faydalanmak make the most of something f.
bir şeyin üstüne tıklamak click on something f.
bir piyes oynamak give a play f.
belirli bir miktarı çıkıştıramamak be short f.
gemiyi kapalı bir kanal içinden geçirmek lock f.
ayrıntılı bir şekilde hazırlamak elaborate f.
adet olmak (bir davranış vb) become a habit f.
hazırlamak (kötü bir plan) brew f.
ince bir dalla dövmek switch f.
kaynak göstermeden bir kitabın belirli bir kısmını kullanmak plagiarize f.
bir şeyin parçalarını bir araya getirmek piece something together f.
bir şeyi yüzdürmek set something afloat f.
büyük bir zevkle dinlemek slaver over f.
sıkı bir düzene sokmak (toplum/kurum vb'ni) regiment f.
belini bükmek (bir görev/sorumluluk vb) be weighed by f.
hisseleri satarak bir şirket kurmak float f.
bir şeyi ön plana çıkarmak give something prominence f.
bir şeyin güzelliğini belirtmek serve as an offset to something f.
sıkıcı bir iş yapmak slog f.
yerine getirmekten muaf tutmak (bir sorumluluğu/yükümlülüğü) absolve from f.
bir şeyi kendine doğru çekerek devirmek pull something over f.
kanunu daha etkili bir hale getirmek tighten up on f.
bir konu hakkında konuşmak speak about f.
ek bir ücret istemek (birinden) surcharge f.
almak (insanları bir yerden) evacuate f.
yüklenmek (bir işi/bir görevi) shoulder f.
ortaya çıkmak (bir his) spring f.
sert bir dille uyarmak put one's foot down f.
ustalıkla geçiştirmek (bir meseleyi) slide over f.
sıkıştırarak bir geçidi doldurmak jam f.
davranmak (belirli bir şekilde) bear f.
bir araya toplamak huddle f.
bir temel üzerine yerleştirmek bottom f.
üzerine bir bardak su içmek kiss something goodbye f.
olmak (belirli bir sayıda) number f.
bir aşağı bir yukarı yürümek pace f.
ile kaplı olmak (kalınca bir tabaka) be encrusted with f.
üremesi için (bir yere) koymak stock f.
bir şeyi çekerek kapamak pull something to f.
belirli bir yolla göndermek route f.
bir şeye pek çok üzülmek take something hard f.
bir şeyi pat diye birşeyin üzerine koyuvermek plump something down on f.
romantik ve çekici bir hava vermek glamorize f.
çözmek (halka şeklinde sarılı bir şeyi) uncoil f.
kelimeleri net bir şekilde telaffuz etmemek swallow one's words f.
tutmak (bir yekun) add up to f.
bir yeri alelacele terketmek hightail f.
bir şeyi sahibine iade etmek restore something to its owner f.
başlamak (bir iş) get off the ground f.
bir konuda bayağı tecrübeli olmak be an old hand at f.
bir hayvanı azat etmek set an animal free f.
adamı olmak (bir şeyin) suit f.
aklının bir köşesinde bulundurmak keep something in a corner of one's mind f.
bir şeyi bir yerden yırtarak koparmak tear something off f.
iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmek will f.
bir şeyi aksatmak set something back f.
güç kazandırmak (zor bir olay) temper f.
ustalıkla atlatmak (bir meseleyi) slide over f.
eğmek (bir şeyi bir yöne) tilt f.
bir şeyi duyarak yapmak do something with feeling f.
yerini doldurmak (bir kimsenin) deputize for f.
durmaksızın ve monoton bir biçimde konuşmak patter f.
bir tarafı taramak enfilade f.
bir yerde çakılı kalmak stick around f.
sivri bir şey bir uzva batmak prick something on f.
yayılarak belirli bir renge boyamak suffuse f.
koruyucu bir tabakayla örtmek clad f.
aşırı bir şekilde davranmak carry on f.
bir araya getirmek amass f.
bir konuda tembel olmak be lazy about f.
geçmek (bir engelin üstünden) take f.
azıcık çürütmek (bir fikri) bore a hole in f.
kendinden emin bir şekilde hızla yürümek sweep f.
bir mağarada gizlenmek burrow f.
bir şey yapmakla yetersiz bir şeyi artırmak eke out f.
birtakım hareketlerle birşeyi belirli bir yere getirmek maneuver f.
bir dediğini iki etmemek pamper f.
derin bir uykuya dalmak sink into a deep sleep f.
cevap veremeyeceği bir soru sormak (birine) stump f.
birşey hakkında kesin bir karara varamamak be of two minds about f.
çözmek (bütün bir yapıyı) disincorporate f.
gidip birine bir şey söylemek accost f.
dil dökerek birinden bir şey koparmak wheedle something out of someone f.
sıkışık bir durumda olmak be pressed f.
açmak (karışık bir şeyi) untangle f.
(bir davranış için) birinin karakterine uymamak be out of character f.
bir şeyi usulüne göre yapmak do something the right way f.
şiddetli bir şekilde hücum etmek storm f.
iki yakasını bir araya getirmek get by f.
belirgin bir ritimle gümbürdemek pulsate f.
aşağılık bir şey olmak not to be worth a shit f.
titrek bir sesle konuşmak falter f.
bir araya getirmek rake together f.
hazırlamak (bir kimseyi) fit for f.
bir şeyin anlamını bulmaya çalışmak puzzle something out f.
bir şey için birini sıkıştırmak press someone for something f.
doğru olduğunu kabul etmek (hakim bir şeyin) sustain f.
bir katıyı dondurmak congeal f.
zor bir probleme çözüm yolu bulmak grasp the nettle f.
girmek (motorlu taşıt bir yere) pull in f.
bir hayvanı merhametten dolayı öldürmek put an animal away f.
bir yere sevimli bir hava vermek jolly a place up f.
buhar halinde çıkmak (bir şeyden) steam f.
hayatını daha iyi bir yola koymak turn over a new leaf f.
ağır bir dille eleştirmek chew up f.
bir gömlek üstün olmak have an edge on f.
iade edilmesini istemek (bir şeyin) call in f.
bir yerde bulunmak be situated f.
kontrolü altına almak (bir yeri) subjugate f.
bir olmak equal f.
bir tarafa atmak slough off f.
bir şeyi birinin üstüne yapmak make something over to f.
bir noktada bağlamak conflate f.
zor bir duruma düşmek be in a fix f.
bir şeyi not almak put something down f.
bir şeyi çekerek aralamak pull something apart f.
bir şeyi başlatmak start something up f.
bir kişiyi bir yerde, özellikle de bir adada tek başına bırakmak maroon f.
belirli bir şeyin damgasını vurmak stigmatize as f.
sağlam olmayan bir hale getirmek make unstable f.
birinin dikkatini bir şeye çekmek call someone's attention to f.
bir şeyi hatırlatmak için ipucu vererek birinin belleğini canlandırmak jog someone's memory f.
unutmak (bir üzüntüyü) get over f.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on f.
bir iddia öne sürmek assert a claim f.
ayırmak (başka birinden/başka bir yerden) take away from f.
birine bir şeyi hiç sakınmadan söylemek tell something to someone straight f.
bir şeyi silkmek shake something out f.
bir şeyin zamanını beklemek bide one's time f.
biri iyi bir yolda olmak shape up f.
bir kimseyi küçük düşürmek take someone down a peg f.
(bir şeyi yapmayı) tekrarlayıp durmak battologize f.
söylememek (tatsız bir şeyi) spare f.
itibarını zedeleyebilecek bir durumdan yüzünün akıyla çıkmak save one's face f.
incitmek (bir uzvu) injure f.
şöyle bir okumak browse through f.
bir işe el atmak turn a hand to f.
dayatmak (bir sebebe) ground f.
akıcı bir biçimde ezberden okumak roll off f.
bir şeyden kıvanç duymak pride oneself on something f.
birini bir şeyden yoksun bırakmak leave someone short f.
dağınık bir hale getirmek tousle f.
medyaya sızdırmak (bir röportajı vb) leak a report to the media f.
birine ant içirerek bir makama geçirmek swear someone in f.
çapraşık bir hal almak ensnarl f.
insanlar bir yerden başka bir yere geçmekte olmak be in transit f.
emin olmak (bir şey hakkında) tell f.
kısa bir süre kalıp gitmek put in an appearance f.
olmak (belirli bir şekilde) get along f.
bir araya gelmek gather f.
birini bir tahta geçirmek set someone up on a throne f.
bir oyuncuya puan kaybettirmek set someone back f.
para sağlamak (bir iş/kimse için) fund f.
önüne bir şey koyarak gözükmemesini sağlamak screen off f.
faal bir hayat sürmek be in the swim of things f.
bir işe başlamak go about a task f.
çarpa çarpa şiddetli ve gürültülü bir şekilde koşmak crash f.
romantik ve çekici bir şekilde tarif etmek glamorize f.
sıkışıp kalmak (bir yerde) stick with in f.
belirgin bir ritimle yüksek bir sesle çalmak pulsate f.
sıkı ve sağlam bir şekilde bağlanmak knit f.
birinin kalbinde özel bir yere sahip olmak have a special place in one's heart f.
iyi bir izlenim bırakmak make a good impression on someone f.
eritip saf bir hale getirmek (yağı) render f.
karmakarışık etmek (bir şeyi ararken) rifle through f.
bir noktaya yönelmek converge f.
yasadışı bir işin içinde olmak be in something up to one's eyes f.
bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak verify f.
bir düzene sokmak (bir yeri) straighten up f.
mutlu bir şekilde yaşamak tick along f.
tarihin belirli bir güne rastlaması fall on f.
bir şeye alamet olmak augur f.
bir şeyi birine zorla kabul ettirmek push something on someone f.
işletmek (ticari/sınai bir kuruluşu) operate f.
bir oyukta gizlenmek burrow f.
klapeyle bir şeyin akışını kısmak throttle f.
bir arada tutmak hold together f.
bir tarafa etki etmek bias f.
son bir hazırlık yapmak (konserden/temsilden önce) warm up f.
bir şeyden memnun olmamak dissatisfy f.
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak welcome someone with open arms f.
bir hesabı toplamak figure up f.
kiralamak (bir yeri asıl kiracıdan) sublease from f.
tüzükle sabitlenmemiş bir para cezasına çarptırmak amerce f.
atmak (istenilmeyen bir şeyi) throw away f.
bir yeri neşelendirmek jolly a place up f.
kontrolden geçirmek (birini/bir şeyi) check f.
tayin etmek (önemli bir yerden önemsiz bir yere/makama) shunt f.
düğmesini çevirerek elektrikli bir aygıtı açmak switch on f.
durmadan geçmek (bir taşıt durması gereken bir yerden) go through f.
bir şeyin içinde çok saygın bir yeri olmak be enshrined in f.
orkestra vb bir parça çalmaya başlamak strike up a tune f.
bir araya sıkışmak huddle f.
fena halde bir şey kokmak stink of f.
temiz bir dayak atmak give a good thrashing f.
bir ilişkiye son vermek through with someone f.
kazıklarla (bir yerin) sınırlarını belirtmek stake off f.
derin bir çukur açmak yawn f.
saat vb gibi bir şey kurmak wind something up f.
bir konuşma yapmak make a speech f.
zahmet edip bir şey yapmak take the trouble to do something f.
çekilmek (yüksek bir mevkiden) abdicate f.
bir ulaştırma aracından inmek disembark f.
tehlikeli görülen bir kimseyi belirli yerde oturtmak intern f.
bir şeyin aslında var olmak be inherent in something f.
bir kanun tasarısını acele ile meclisten geçirmek rush a bill through f.
gizli bir yere saklamak cache f.
bir araya toplamak round up f.
sevilmeyen birinde olumlu bir niteliğin olduğunu kabul etmek credit someone with f.
birine bir konunun temel ilkelerini öğretmek ground someone in f.
bir şeyi yapmaktan hoşlanmak go in for f.
bir şeyi düzeltmeye çalışmak tinker f.
düzensiz bir şekilde karıştırmak jumble f.
farklı bir duruma getirmek bring into a different state f.
sevk etmek (bir kimseyi bir şey yapmaya) prompt to f.
bir adım önde olmak be one step ahead f.
diriltmek (bir geleneği) revive f.
tahmininde bulunmak (gelecekte bir şey olacağı) prognosticate f.
başkasına göre avantajlı bir durumda olmak have an advantage over someone f.
bir şeyi sonuna kadar oturarak izlemek sit through something f.
kabul etmek (bir şeyin doğru olduğunu) yield f.
notlar eklemek (bir metne) annotate f.
bir itiyadı bıraktırmak disaccustom f.
göz kamaştıracak bir şekilde parlamak glare f.
arzu edilen bir şeyi belirtir do with f.
bir şeyi ateşe vermek set something on fire f.
bir şeyin fiyatı düşmek come down in price f.
büyük bir çaba göstermek strain every nerve f.
ertelemek (kötü bir şey) reprieve f.
yöneltmek (birini bir karara) sway f.
bir şeyi bulup (müşteriye) ulaştırmak supply f.
yüzünde mutlu bir ifade belirmek brighten f.
getirmek (bir durumdan başka duruma) convert into f.
bir krediyi hesabına geçirmek credit f.
monoton bir sesle söylemek intonate f.
bir şeyi yırtarak açmak rip something open f.
bir yana eğmek tip f.
geçmek (başka bir konuya) pass on to f.
şöyle bir bakmak survey f.
takıntı yapmak (bir şeyi) be obsessed with f.
kalmak (bir yerde) sit f.
kötü bir şekilde etkilenmek be overcome with f.
bir çırpıda bitirmek devour f.
içindeki potansiyelini kendini tatmin edecek bir şekilde kullanmak (insan) fulfill f.
bir şey birinin hoşuna gitmek find something sympathetic f.
bir baltaya sap olamamak be unable to find a job f.
bir harekette bulunmak take action f.
bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek presuppose f.
bir şeyi manivela görevini gören bir şeyle açmak prize something open f.
kaplamak (göze çarpan bir şeyle) blazon f.
vermek (dini bir törenle belirli bir unvan) consecrate f.
yerine geçmek (başkasının/başka bir şeyin) take over f.
geçici bir sessizlik olmak (konuşmada) lull f.
birini apar topar bir yere götürmek hustle someone off to f.
gücü bir noktada toplamak concentrate f.
başarılı olmak veya iyi bir şekilde sonuçlanmak (plan/proje vb) work out f.
bir şeyi uygulatmak bring something to bear on f.
bir alışkanlığı bırakmak deprogram f.
hakim olamamak (bir duyguya) overpower f.
bir şeye işaret etmek be a witness to f.
giymek (defilede belirli bir giysiyi) model f.
bir işle uğraşmaya başlamak turn one's hand to f.
dumanlandırmak (bir yeri) smoke f.
birine bir şeyi ısrarla kabul ettirmeye çalışmak press something on someone f.
bir şeyin verdiği heyecanla dolu olmak be flushed with f.
daha önemli saymak (birini/bir şeyi başkasından) subordinate to f.
bir kitaba açıklayıcı not ya da notlar eklemek annotate f.
ağır bir şekilde eleştirmek slam f.
zor bir zamanı geçirmek get through f.
bir hesabı kapatmak settle an account f.
yaşamak (bir çağın belirli bir dönemini) span f.
bir önyargıyı yıkmak overcome a bias f.
olumlu bir şekilde etkilemek prepossess f.
(araçtaki yük) bir tarafa kaymak shift f.
dava etmek (birini/bir kurumu) sue f.
tatlı bir şekilde ürpermek tingle f.
bir şeyi bir nakliyat aracıyla göndermek ship f.
bir yalancının karakterine uygun olmak lairiest f.
monoton bir sesle söylemek singsong f.
belirli bir vitese almak shift down into f.
açmak (sarılı bir paket vb) unwind f.
bir takım işlerle meşgul olmak be on the go f.
yeni bir çağ açmak usher in a new age f.
bir şeyde derinleşmek go into more depth f.
hakim olmak (bir yere) command f.
bir araya toplamak lump f.
mal varlığı (belirli bir miktar) olmak be worth f.
bir adım öne çıkmak step forward f.
büyük bir cisimden ayrılmak segregate f.
belirli bir düzene göre yerleştirmek dispose of f.
bir bölgenin kırsal özelliklerini yoketmek deprovincialize f.
vazgeçmek (bir imtiyazdan) renounce f.
ortalaması (belirli bir miktar) olmak be average out at f.
bir fikri birinin kafasına sokmak hammer an idea into someone's head f.
dinleyici olarak bir toplantıya katılmak sit in on f.
belirli bir şey yaparak birini sürekli rahatsız etmek plague someone with f.
birini bir yere kapatmak shut someone up in f.
birinden aşağı bir rütbede olmak rank below f.
yüce bir nitelik kazandırmak transfigure into f.
bir şeyden yavaş yavaş bir parçacığı koparmak chip away f.
bir şeyi delerek içindeki sıvıyı akıtmak tap f.
bir araya gelmek get together f.
çok zor bir karar almak bite the bullet f.
bütünüyle kaplayacak bir şekilde sürmek cover f.
zorla (bir duruma) sokmak thrust f.
bir şeyi dilim dilim kesmek cut something into slices f.
bir şekle sokmak (ıslak saçı) set f.
ağır ve gürültülü bir şekilde indirmek thump f.
başkan bir teklifi kabul edip kurula sunmak entertain a motion f.
şiddetli bir şekilde azarlamak lambast f.
tahmin etmek (bir şeyin olacağını) suspect f.
takmak (kıymetli bir taşı bir yüzük vb'ne) set in f.
bir şeyin işe yaramaz olduğuna karar vermek write something off f.
bir şeyi engellemek set something back f.
kötü bir gün geçirmek have a bad hair day f.
baharat katarak bir yemeği daha lezzetli yapmak spice a food up f.
bir şeyi ince bir tabaka halinde sürmek spread something thin f.
doğru çıkmak (bir tahmin) be on target f.
bir şeyi yörüngeye oturtmak put something into orbit f.
bir şeyi yapmaya mecbur olmak be obliged to do something f.
bir şeyi çekerek parçalara ayırmak pull something apart f.
daha hoş ve sevimli bir hava vermek brighten f.
bir şeye el atmak lay hands on something f.
kışı ılıman bir yerde geçirmek hibernate f.
bir yarışta daha avantajlı bir yere geçmeye çalışmak jockey for position f.
kapatmak (bir ticaret kuruluşunu) liquidate f.
cafcaflı bir şekilde söylemek spout f.
dört köşeli hale getirmek (bir şeyin kenarlarını) square off f.
bir şeyden vazgeçmek let something go by the board f.
çözülmek (zor bir şey) unravel f.
büyük bir pot kırmak pull a boner f.
kışı bir yerde geçirmek winter in f.
izin almak (birinden bir şey için) be in the clear with f.
bir şeyden bir ısırık almak take a bite of something f.
bir araya toplanmak band together f.
yarışmak (biriyle/bir takımla) take on f.
birinin tenezzül etmeyeceği bir şey olmak be beneath someone f.
asıl işinden başka bir işte de çalışmak moonlight f.
brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak gross f.
mahrum kalmak (bir fırsattan vb) miss out f.
sıkı bir şekilde aramak scour f.
bir orta yol bulmak find a compromise f.
bir şeyi önemsizmiş gibi göstermek play something down f.
tek bir kelime etmemek clam up f.
uzun zamandan beri bir şeyi yapmadığı için onu iyi yapamamak be out of practice f.
elemek (bir yarışçıyı) eliminate f.
çökertmek (insanların güvenini/inancını sarsarak devleti/bir kurumu) subvert f.
kullanmak (bir taşıtı) take f.
bir giysiye bir şey dikmek sew something on f.
artırmak (kötü durumdaki bir şeyi) exacerbate f.
bir şeyi sırayla yapmak take turns f.
düşürmek (birini olumsuz bir duruma) enmesh in f.
bir şey uygun düşmek be in good taste f.
resmi bir şekilde söylemek declaim f.
bir kişinin görüş ve düşüncelerini sormak pick one's brain f.
ayrıntılı bir şekilde açıklamada bulunmak explicate f.
birini kötü bir habere hazırlamak brace someone for something f.
birdenbire içini kaplamak (bir his vb) surge up f.
bir şey yapmak için cesaretini toplamak get up the nerve to f.
bir nisan şakası yapmak make an april fool of somebody f.
bir araya getirmek make up f.
pekiştirmek (bir düşünce vb'ni) corroborate f.
gürültülü bir şekilde yürümek stump f.
olumsuz bir duruma düşmek be enmeshed in f.
gözünü bir şey hırsı bürümek be greedy for f.
karar vermeye çalışırken bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırmak weigh one thing against another f.
pişmek (kaynama noktasının biraz altında bir derecede) simmer f.
kafasına ağır bir darbe indirmek brain f.
(bir kurumda vb) bağlantısı olmak have pull with f.
midesini bir şey ile tıka basa doldurmak gorge oneself on f.
bir araya toplamak huddle together f.
sürmek (bir yerden atmak) banish f.
bir merkezden yayılmak radiate f.
üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek (bir iş) stick with f.
bir yere sokmak permit in f.
yok etmek (bir şeyi bir yerden) be in the clear f.
ağzı açık bir şekilde bakmak gape f.
bir şeyi uygun bulmak sit well with f.
bir yeri terketmek pack one's bags f.
biriyle ortak bir özellik taşımak have something in common with someone f.
yerleştirmek (bir kimseyi bir yere/birinin yanına) quarter f.
gürültülü bir şekilde kavga etmek row f.
manevra yaparak belirli bir yere getirmek maneuver f.
kötü bir el yazısıyla yazmak scrawl f.
tekrar bir araya gelmek reconvene f.
aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek set a price on someone's head f.
düzenlemek (bir plan vb'ni) work out f.
bir şeye çok önem vermek set great store on f.
bir savı çürütmek pick holes in f.
bir şeyi bir yerden çıkarmak take something out of f.
son söz birinin olmak (bir tartışmanın/ağız kavgasının sonunda) have the last word f.