bir - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

bir



"bir" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 26 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
bir one i.
General
bir the same i.
bir a i.
bir unit i.
bir one i.
bir 1 i.
bir solitary s.
bir only s.
bir another s.
bir alone s.
bir unique s.
bir united s.
bir an s.
bir identical s.
bir single s.
bir some s.
bir one and the same s.
bir any s.
bir ae [scotland] s.
bir just zf.
bir once bağ.
bir uni- ök.
Math
bir unity i.
Biochemistry
bir mono- ed.
bir uni- ed.
Marine Biology
bir mono i.

"bir" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
(daha basit bir hale) dönüştürmek reduce f.
bir iddia öne sürmek raise a claim f.
bir iddia öne sürmek assert a claim f.
(birini ) (bir yere) çağırmak call in f.
kötü bir şey olacağını sezme foreboding i.
bir defada alınan miktar batch i.
kutsal bir yeri dini sebeplerle ziyaret eden kimse pilgrim i.
yumuşak bir maddeden yapılmış koruyucu şey pad i.
sert bir çekiş/burma wrench i.
bir yerde oturan/sakin resident i.
bir bütünün ayrılmaz bir parçası olan integral s.
akıcı bir şekilde konuşan fluent s.
bir kez daha once again zf.
beklenmedik bir şekilde unexpectedly zf.
bir kere once zf.
bir daha once more zf.
dalgın bir biçimde absentmindedly zf.
General
eğmek (bir şeyi bir yöne) tilt f.
bir yerde çakılı kalmak stick around f.
durmaksızın ve monoton bir biçimde konuşmak patter f.
bir tarafı taramak enfilade f.
güç kazandırmak (zor bir olay) temper f.
adamı olmak (bir şeyin) suit f.
ustalıkla atlatmak (bir meseleyi) slide over f.
bir şeyi duyarak yapmak do something with feeling f.
yerini doldurmak (bir kimsenin) deputize for f.
bir şeyi yapmak için gereken niteliklere sahip olmamak be unqualified to do something f.
koymak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde) take f.
sert bir dille eleştirmek flay f.
dondurmak (bir katıyı) congeal f.
kaldırmak (bir şeyi bir yerden) be in the clear f.
hayranlığını abartılı bir şekilde anlatmak gush about f.
gözetim altında tutmak (bir yeri) cover f.
tiz bir ses çıkarmak screech f.
aklının bir köşesinde bulundurmak keep something in a corner of one's mind f.
iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmek will f.
bir şeyi aksatmak set something back f.
buhar halinde çıkmak (bir şeyden) steam f.
bir yere sevimli bir hava vermek jolly a place up f.
hayatını daha iyi bir yola koymak turn over a new leaf f.
iki yakasını bir araya getirmek get by f.
zor bir probleme çözüm yolu bulmak grasp the nettle f.
girmek (motorlu taşıt bir yere) pull in f.
bir hayvanı merhametten dolayı öldürmek put an animal away f.
hazırlamak (bir kimseyi) fit for f.
bir şeyin anlamını bulmaya çalışmak puzzle something out f.
belirgin bir ritimle gümbürdemek pulsate f.
titrek bir sesle konuşmak falter f.
aşağılık bir şey olmak not to be worth a shit f.
bir araya getirmek rake together f.
bir konuda bayağı tecrübeli olmak be an old hand at f.
başlamak (bir iş) get off the ground f.
bir şeyi sahibine iade etmek restore something to its owner f.
bir yeri alelacele terketmek hightail f.
doğru olduğunu kabul etmek (hakim bir şeyin) sustain f.
bir katıyı dondurmak congeal f.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on f.
kullanmak (bir taşıtı) take f.
çökertmek (insanların güvenini/inancını sarsarak devleti/bir kurumu) subvert f.
bir giysiye bir şey dikmek sew something on f.
bir araya toplanmak band together f.
yarışmak (biriyle/bir takımla) take on f.
izin almak (birinden bir şey için) be in the clear with f.
kışı bir yerde geçirmek winter in f.
büyük bir pot kırmak pull a boner f.
çözülmek (zor bir şey) unravel f.
bir şeyden vazgeçmek let something go by the board f.
ağır bir dille eleştirmek chew up f.
bir şeyi sırayla yapmak take turns f.
artırmak (kötü durumdaki bir şeyi) exacerbate f.
belirli bir şeyin damgasını vurmak stigmatize as f.
sağlam olmayan bir hale getirmek make unstable f.
birinin dikkatini bir şeye çekmek call someone's attention to f.
bir noktada bağlamak conflate f.
zor bir duruma düşmek be in a fix f.
bir şeyi not almak put something down f.
unutmak (bir üzüntüyü) get over f.
bir şeyi hatırlatmak için ipucu vererek birinin belleğini canlandırmak jog someone's memory f.
bir şey için birini sıkıştırmak press someone for something f.
bir şeyi usulüne göre yapmak do something the right way f.
(bir davranış için) birinin karakterine uymamak be out of character f.
şiddetli bir şekilde hücum etmek storm f.
açmak (karışık bir şeyi) untangle f.
bir şeyi birinin üstüne yapmak make something over to f.
bir olmak equal f.
bir yerde bulunmak be situated f.
kontrolü altına almak (bir yeri) subjugate f.
bir tarafa atmak slough off f.
bir gömlek üstün olmak have an edge on f.
iade edilmesini istemek (bir şeyin) call in f.
bir şeyi çekerek aralamak pull something apart f.
bir şeyi başlatmak start something up f.
bir kişiyi bir yerde, özellikle de bir adada tek başına bırakmak maroon f.
bir şeyi bir kenara bırakmak (birşeyi) set something aside f.
daha iyi bir duruma getirmek uplift f.
birini bir gruptan saymak lump someone together with f.
bir meseleyi konuşmak (birisiyle) take something up with f.
bir şeyi verip onun değerini başka bir şeyin bedelinden düşürerek o şeyi satın almak trade something in for f.
bir yeri düzene sokmak set a place in order f.
bir şeyi bir yere çivilemek nail something to f.
eğitim görmek (bir yerde) study at f.
yatırmak (bir şeyi bir yöne) tilt f.
kabul etmek (bir dini) embrace f.
bir kitabı gözden geçirmek dip into a book f.
pekiştirmek (bir duyguyu) stiffen f.
ortaya atmak (bir fikri) bandy about f.
soğuk bakmak (bir şeye) be cool towards something f.
bir şey tartışılabilmek be open to dispute f.
yaltaklanarak bir yere girmek wheedle one's way into f.
ayakta tutmak (bir kimseyi manen) support f.
çevirmek (bir alanı) sweep f.
bir araya getirmek (birilerini) throw together f.
bir şeyi eksiksiz bir şekilde bilmek know something cold f.
teslim olmak (sakınılması gereken bir şeye) indulge f.
birine coşkulu bir şekilde davranmak lyricize f.
bir şey yapmayı çok istemek get urge to f.
kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde dolaşmak (kan damarlarda) pulsate f.
bir işi birinin başına yıkmak foist f.
küçük bir alana sınırlamak focalize f.
bir iddiada bulunmak assert a claim f.
kısa bir ziyaret yapmak look in on f.
bir şeyi bir yere sürmek rub something on f.
bir yol bulup atlatmak (birini) get around f.
büyük bir gürültü yapmak crash f.
tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya) entice f.
birini bir şeyi yapmaktan muaf tutmak excuse from f.
mallar bir yerden başka bir yere taşınmakta olmak be in transit f.
bir an evvel (yapmak) istemek be in a hurry to f.
açık bir şekilde telaffuz etmek articulate f.
bir şeyi çekmek pull something to f.
bir koşu gitmek whip over f.
bir şeyi ciddiye almak take something to heart f.
oynamak (biriyle/bir takımla) take on f.
bir yandan öbür yana geçmek traverse f.
bir yere devamlı yaşamak amacıyla gelmek come to stay f.
hafif bir hırıltıyla durmadan işlemek (makine) throb f.
açmak (belirli bir sayfayı) turn to f.
emin bir yere gizlemek stash f.
bir tarafa koymak set aside f.
nazik bir durumda olmak hang in the balance f.
araçla bir yerden ayrılmak drive off f.
tabi tutmamak (bir kimseyi kura/yasa vb'ne) waive f.
bir yana koymak lay away f.
fırlatmak (bir şeyi bir yere) aim at f.
çıkarmak (bir sayıyı) take f.
bir şeyi her yönüyle öğrenmek learn something from the ground up f.
tartışılması ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının/meselenin) be on the table f.
bir araya toplamak agglomerate f.
ile dolmak (gözyaşı/bir duygu) well in f.
rahat durmamak (bir yerde) wriggle f.
birini bir şeye teşvik etmek spark off f.
bir kimsenin ümitlerini kırmak dash someone's hopes f.
bir makamda bulunmak hold office f.
kalmak (bir yerde) sojourn in f.
tiz bir sesle söylemek (çocuk sesi gibi) pipe f.
sıçrayıp oynamak (mutlu bir şekilde) frisk f.
bir sorunu ağırlaştırmak aggravate a problem f.
iskan etmek (bir yeri) peoples f.
tenezzül etmek (kötü bir şey yapmaya) sink f.
bir rezervasyonu hükümsüz kılmak cancel f.
brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak gross f.
uzun zamandan beri bir şeyi yapmadığı için onu iyi yapamamak be out of practice f.
bir şeyi önemsizmiş gibi göstermek play something down f.
elemek (bir yarışçıyı) eliminate f.
tek bir kelime etmemek clam up f.
asıl işinden başka bir işte de çalışmak moonlight f.
bir şeyden bir ısırık almak take a bite of something f.
görmek (iyi bir şey) receive f.
bir yerde durmak (mola vb) stop at f.
birinin elde edebileceği bir şey gibi olmak be within someone's grasp f.
bir şeyi memnuniyetle yapmak be pleased to do something f.
büyük bir kısmını yok etmek decimate f.
sürekli bir konu hakkında konuşmak ve düşünüp durmak harped on f.
dayanmak (belirli bir süre için) be good for f.
yanına işaret koymak (listede bulunan bir maddenin) tick off f.
defetmek (kötü bir şeyi) ward off f.
gezinmek (bir yerde) perambulate f.
bir şeyi bir yerin üzerine pat diye koyuvermek plop something down on f.
bir metni düzeltmek emendating f.
bir uygulamadan başka bir uygulamaya geçmek change over f.
bir tabaka (boya vb) sürmek coat f.
kendiliğinden teklif etmek (bir işi yapmayı) volunteer for f.
bir şeyi aktarmak transmit onward f.
bir şeyden memnun olmamak dissatisfy f.
klapeyle bir şeyin akışını kısmak throttle f.
bir oyukta gizlenmek burrow f.
bir düzene sokmak (bir yeri) straighten up f.
yasadışı bir işin içinde olmak be in something up to one's eyes f.
mutlu bir şekilde yaşamak tick along f.
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak welcome someone with open arms f.
tüzükle sabitlenmemiş bir para cezasına çarptırmak amerce f.
bir hesabı toplamak figure up f.
göz kamaştıracak bir şekilde parlamak glare f.
başkasına göre avantajlı bir durumda olmak have an advantage over someone f.
tahmininde bulunmak (gelecekte bir şey olacağı) prognosticate f.
bir şeyi sonuna kadar oturarak izlemek sit through something f.
tarihin belirli bir güne rastlaması fall on f.
bir şeye alamet olmak augur f.
bir şeyi birine zorla kabul ettirmek push something on someone f.
işletmek (ticari/sınai bir kuruluşu) operate f.
atmak (istenilmeyen bir şeyi) throw away f.
kiralamak (bir yeri asıl kiracıdan) sublease from f.
birine bir konunun temel ilkelerini öğretmek ground someone in f.
bir arada tutmak hold together f.
bir tarafa etki etmek bias f.
düzensiz bir şekilde karıştırmak jumble f.
son bir hazırlık yapmak (konserden/temsilden önce) warm up f.
bir şeyi uygulatmak bring something to bear on f.
bir yana eğmek tip f.
geçmek (başka bir konuya) pass on to f.
bir krediyi hesabına geçirmek credit f.
monoton bir sesle söylemek intonate f.
bir şeyi yırtarak açmak rip something open f.
bir şeyi bulup (müşteriye) ulaştırmak supply f.
yüzünde mutlu bir ifade belirmek brighten f.
getirmek (bir durumdan başka duruma) convert into f.
bir şeyin fiyatı düşmek come down in price f.
arzu edilen bir şeyi belirtir do with f.
bir şeyi ateşe vermek set something on fire f.
bir itiyadı bıraktırmak disaccustom f.
ertelemek (kötü bir şey) reprieve f.
büyük bir çaba göstermek strain every nerve f.
yöneltmek (birini bir karara) sway f.
farklı bir duruma getirmek bring into a different state f.
notlar eklemek (bir metne) annotate f.
kabul etmek (bir şeyin doğru olduğunu) yield f.
bir adım önde olmak be one step ahead f.
sevk etmek (bir kimseyi bir şey yapmaya) prompt to f.
diriltmek (bir geleneği) revive f.
bir şeyde derinleşmek go into more depth f.
yeni bir çağ açmak usher in a new age f.
gücü bir noktada toplamak concentrate f.
bir araya toplamak lump f.
birini apar topar bir yere götürmek hustle someone off to f.
yerine geçmek (başkasının/başka bir şeyin) take over f.
dinleyici olarak bir toplantıya katılmak sit in on f.
mal varlığı (belirli bir miktar) olmak be worth f.
hakim olmak (bir yere) command f.
bir fikri birinin kafasına sokmak hammer an idea into someone's head f.
büyük bir cisimden ayrılmak segregate f.
vazgeçmek (bir imtiyazdan) renounce f.
belirli bir düzene göre yerleştirmek dispose of f.
bir adım öne çıkmak step forward f.
takmak (kıymetli bir taşı bir yüzük vb'ne) set in f.
bir şeyin işe yaramaz olduğuna karar vermek write something off f.
bir şekle sokmak (ıslak saçı) set f.
ağır ve gürültülü bir şekilde indirmek thump f.
başkan bir teklifi kabul edip kurula sunmak entertain a motion f.
şiddetli bir şekilde azarlamak lambast f.
tahmin etmek (bir şeyin olacağını) suspect f.
ortalaması (belirli bir miktar) olmak be average out at f.
bir bölgenin kırsal özelliklerini yoketmek deprovincialize f.
belirli bir şey yaparak birini sürekli rahatsız etmek plague someone with f.
birini bir yere kapatmak shut someone up in f.
bir şeyi dilim dilim kesmek cut something into slices f.
kötü bir şekilde etkilenmek be overcome with f.
şöyle bir bakmak survey f.
kaplamak (göze çarpan bir şeyle) blazon f.
bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek presuppose f.
bir şeyi manivela görevini gören bir şeyle açmak prize something open f.
bir şey birinin hoşuna gitmek find something sympathetic f.
bir baltaya sap olamamak be unable to find a job f.
takıntı yapmak (bir şeyi) be obsessed with f.
kalmak (bir yerde) sit f.
bir alışkanlığı bırakmak deprogram f.
bir harekette bulunmak take action f.
içindeki potansiyelini kendini tatmin edecek bir şekilde kullanmak (insan) fulfill f.
bir çırpıda bitirmek devour f.
başarılı olmak veya iyi bir şekilde sonuçlanmak (plan/proje vb) work out f.
vermek (dini bir törenle belirli bir unvan) consecrate f.
geçici bir sessizlik olmak (konuşmada) lull f.
dayanışarak tek bir cephe oluşturmak stick together f.
bir şey yapmak itiyadında olmak be given to f.
faal bir hayat sürmek be in the swim f.
gitmek (tekerlekli bir araçla) wheel f.
bir kimse ile alay etmek poke fun at f.
sigarayı bir şeye bastırarak söndürmek stub a cigarette out on f.
bir mektup karalamak dash off a letter f.
açmak (halka şeklinde sarılı bir şeyi) uncoil f.
bir bilginin geçerliliğinin kaybolmaya yüz tutması pass along f.
karşılaşmak (biriyle/bir takımla) take on f.
bir iş üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek stick at f.
aklına parlak bir fikir gelmek hit on a good idea f.
birinin bir işe katılmasını sağlamak bring someone in on f.
üstünden geçmek (köprü bir yerin) span f.
ilk defa bir işe girişmek break the ice f.
kendine bir şey yapma izni vermek indulge in f.
birine bir şeyi ısrarla kabul ettirmeye çalışmak press something on someone f.
bir kitaba açıklayıcı not ya da notlar eklemek annotate f.
bir önyargıyı yıkmak overcome a bias f.
yaşamak (bir çağın belirli bir dönemini) span f.
bir hesabı kapatmak settle an account f.
ağır bir şekilde eleştirmek slam f.
zor bir zamanı geçirmek get through f.
sonunu getirmek (bir işin) follow through on f.
daha hoş bir hale getirmek sweeten f.
bir şeyi bozmak mess something up f.
yan çizmek (bir işte) evade f.
ince bir görünüm vermek slim f.
derinlemesine girmek (bir sıvı bir yere) soak into f.
birinden aşağı bir rütbede olmak rank below f.
yüce bir nitelik kazandırmak transfigure into f.
bir şeyden yavaş yavaş bir parçacığı koparmak chip away f.
zorla (bir duruma) sokmak thrust f.
bir şeyi delerek içindeki sıvıyı akıtmak tap f.
bütünüyle kaplayacak bir şekilde sürmek cover f.
bir araya gelmek get together f.
çok zor bir karar almak bite the bullet f.
bir şeyi bir nakliyat aracıyla göndermek ship f.
tatlı bir şekilde ürpermek tingle f.
dava etmek (birini/bir kurumu) sue f.
bir yalancının karakterine uygun olmak lairiest f.
olumlu bir şekilde etkilemek prepossess f.
(araçtaki yük) bir tarafa kaymak shift f.
bir şeye işaret etmek be a witness to f.
bir takım işlerle meşgul olmak be on the go f.
hakim olamamak (bir duyguya) overpower f.
giymek (defilede belirli bir giysiyi) model f.
bir şeyin verdiği heyecanla dolu olmak be flushed with f.
daha önemli saymak (birini/bir şeyi başkasından) subordinate to f.
bir işle uğraşmaya başlamak turn one's hand to f.
dumanlandırmak (bir yeri) smoke f.
monoton bir sesle söylemek singsong f.
belirli bir vitese almak shift down into f.
açmak (sarılı bir paket vb) unwind f.
bir yere kapanmak shut oneself away in f.
bir şey yapmaya ant içmek make a vow to do something f.
birini utandırarak bir şey yapmaya mecbur etmek shame f.
bir görüşü benimseyip savunmak take a stand f.
eski bir tarihten geliyor olmak date f.
bulunmak (bir yerde) reside in f.
hazırlamak (bir şeyi biri için) mean for f.
bir işin veya görevin yürütülmesinden sorumlu olmak charge with f.
sahaya çıkarmak (bir spor takımını) field f.
yerinden etmek (önemli bir yerde olan birini) unseat f.
bir şeyi bir yere sıkıştırmak shut something on f.
üstü kapalı söylemek (kötü bir şeyi) insinuate f.
doldurmak (yumuşak bir madde ile) pad f.
belirli bir durumda yetkisini kullanarak kural veya yasa uygulatmamak waive f.
altında ezilmek (sorumluluk ağır bir iş vb) be overwhelmed with f.
katılmak (bir fikre) share f.
bir başkasının evinde uyumak crash out f.
gerekenden az bir miktarı vermek skimp on f.
birinin varlığını kendisine verilmiş bir hak gibi görmek take someone for granted f.
ahenkli bir sesle çalmak (saat/zil/çan) chime f.
büyük bir gayretle çalışmak go to town f.
yerine çalışmak (geçici bir süre için başkasının) substitute f.
bir yerde bir şeyi aramak veya merakını gidermek için etrafı karıştırmak poke around in f.
sert bir dille eleştirmek wade into f.
verilmesi planlanmak (bir şeyin belirli bir şeye/yere) be ticketed for f.
ihmal edilmiş bir işi yapmak catch up on f.
açmak (katlanmış bir şeyi) unfold f.
şahadet etmek (belgeyi imzalayarak bir şeyin doğruluğuna veya gerçekliğine) attest f.
geniş bir kitleye yayılmak be widely disseminated f.
birinde belirli bir şeyin belirtileri gözükmek show signs of f.
kendini bir işe vermek apply oneself to f.
nokta koymak (bir konuya vb) put end to f.
ile dolmak (gözyaşı/bir duygu) well up f.
sürmek (yağlı kolayca dağılan veya yapışkan bir şeyi bir yere) smear with f.
kısa zamanda bir konuyu çalışıp öğrenmek bone up on a subject f.
bir alanda ilk deneyimini yaşamak cut one's teeth in something f.
sert bir şekilde vurmak smite f.
bir eksen üzerinde dönmek swing f.
değeri (belirli bir miktar) olmak be worth f.
bir şey olup biterken uyumak sleep through something f.
bir araya toplamak band together f.
yerle bir etmek raze something to the ground f.
ağırlığını kaldırmak (bir makinenin vb) support the weight f.
olumlu bir izlenim bırakmak make a hit f.
hararetli bir biçimde konuşmak spout f.
izin istemeden bir şeyi yapmak take the liberty of doing something f.
tutunacak bir dal bırakmamak give no leg to stand on f.
bir konu üzerinde durmak dwell on f.
bir şeyi (aşağı bir yere) koymak put something down f.
geçmek (bir hastalık) get over f.
suya bastırarak bir şeyi çıkarmak soak out f.
elektrik tellerini takmak (bir aygıtın) wire f.
cidden yapmaya başlamak (bir işi) settle down to f.
bir yerden ayrılmak depart from f.
birine bir şey yapması için baskı yapmak press someone to f.
iyi bir hale getirmek condition f.
bir yazının sayfalarını numaralamak page f.
bir hakkı kaldırmak foreclose f.
ıssız bir adaya bırakmak maroon f.
bir şeyi (bir kategorinin vb) arasına katmak number something among f.
bir şeylerin aşırı miktarda olması sıkışık/zor bir duruma sokmak swamp f.
bir el ateş etmek (tüfekle) take a shot at f.
bizzat gördüğü bir olaya tanıklık etmek eyewitness f.
açık bir şekilde anlatmak clarify f.
kötü bir şeye uğratmak inflict on f.
kayışla bağlamak (birşeyi) (bir yere) strap something to f.
birinin bir iş yapmaya başlamasını sağlamak set someone up in f.
iyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu) condition f.
örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi) belie f.
(aranan birini/bir şeyi) görmek sight f.
uygun bir yere yerleştirmek niche f.
bir yandan öbür yana şiddetle sallamak toss f.
çalışmak (bir beceriyi/ yeteneği geliştirmek için) practice f.
bir şeye geniş bir açıdan bakmak look at something in perspective f.
tamamlamak (belirli bir miktarı) cover f.
bir yol bulup kurtulmak (birinden) get around f.
müstehcen veya sakıncalı bölümlerini çıkarmak (bir kitap, oyun vb'nin) expurgate f.
eşit bir şekilde paylaşmak share and share alike f.
aşağı kalmamak (birinden/bir şeyden) match f.
bir şeyi çözmek puzzle something out f.
kararmak (madeni bir yüzey) tarnish f.
çok arzuladığı bir şeyi arzulamaz olmak get something out of one's system f.
saygısını göstermek (bir hareketle) venerate f.
çok kısa bir sürede büyük paralar kazanmak be minting it f.
bir denemek have a bash f.
bir pay çıkartmak parable f.
bir kitabı güçlükle okuyup bitirmek plow through a book f.
bir işin ustası olmak be skilled in f.
birini (rahat bir yere) oturtmak settle someone down in f.
bir şeyi başlatmak touch something off f.
öğrenciyi bir üst sınıfa yükseltmek move up f.
dayanmak (bir duruma) face f.
bir grupta toplamak lump f.
birşey hakkında kesin bir karara varamamak be in two minds about f.
yüksek bir konuma sahip olmak high up f.
etrafından geçmek (bir yerin) skirt f.
(bir yere) sokulmak/alınmak be let into f.
belirli bir süreyi konuşarak geçirmek talk a period of time away f.
bir arada bulunmak rub shoulders with f.
sökülmek (örülü bir şey) unravel f.
bir şeyle meşgul olmak be about something f.
bir hizmet veya işte kullanmak employ f.
bir yerde torpili olmak have an in f.
birinin (bir başkasından) hoşlanmamasına yol açmak put someone off f.
sıkı bir gözetim altında tutmak keep a close watch on f.
ağlamak (bir şeye) bewail f.
yapamamak (bir işi) muff f.
çok bulunmak (bir şey) be studded with f.
yanlışlarını düzeltmek (bir metnin) emend f.
bir araya toplanmak huddle f.
itmek (gemi bir veya birkaç mavnayı) tow f.
daha sonra bakmak üzere bir kenara koymak keep something on the back burner f.
belirli bir ses vermek intone f.
kapıyı kilitleyerek birini bir yere hapsetmek lock someone in f.
bir şey birini ayakta tutmak carry one through f.
belirli bir amaçla ortaya çıkmak come forward f.
belirli bir şeyi iyi yapmak be good at f.
bir üst sınıfa yükselmek move up f.
bir işin yapılması için çok az zaman vermek give short notice f.
iki arada bir derede kalmak seesaw between two opinions f.
birine kızgın bir şekilde bakmak give someone a black look f.
başka bir konuma geçmek transfer f.
vurmak (bir hedefi silahla) shoot f.
tenha bir yere çekilmek sequester oneself f.
bir şeyi haftalığına kiralamak rent something by the week f.
birinin hiç bilmediği bir şey olmak be beyond one's ken f.
bir şeyin aleyhinde karar vermek decide against something f.
vücudu bir şeyi atmak get something out of one's system f.
dik bir tepeden hızla kaymak schuss f.
birine karşılıkta bulunmak (güzel bir şeye karşı) pay someone back f.
kaynamak (kırık bir kemiğin uçları birbirine) set f.
sıçrayarak aşmak (bir engeli) spring over f.
bir başka yöne yönelmek canalise f.
geniş bir yay çizerek bir yöne doğru dönmek swing f.
çıkmak (motorlu taşıt bir yere) pull out f.
birine yeterli miktarda bir şey olmamak go short f.
bir kimsenin izinde olmak follow in someone's footsteps f.
ertelenmiş bir işi yapmak catch up on f.
bir işi bitirmek see something through f.
bir şeyi belli etmeden (bir yere) koymak slide into f.
bir dokümanı elle çıkartmak write out f.
bir şeyi başlatmak set something on foot f.
teyit etmek (bir düşünce vb'ni) corroborate f.
birinin haberi olmadan bir şey yapmak do something unbeknown to someone f.
bir yere kapanmak shut oneself up in f.
belini bükmek (bir görev/sorumluluk vb) be weighed down f.
bir kimse ile alay etmek make fun of f.
kötü bir olayı zihinden uzaklaştırmak block out f.
büyüyüp vazgeçmek (kötü bir şeyden) grow out of f.
bir şeyi değerlendirmek turn something to good account f.
bir numara olmak (müzik listelerinde) hit the top f.
bir an için görmek catch a glimpse f.
altüst etmek (bir şeyi ararken) rifle through f.
ikiyüzlü bir hayat yaşamak live a double life f.
umulmadık bir anda başarı kazanmak hit the jackpot f.
bulunduğu makama bir daha aday olmamak stand down f.
karıştırmak (olumsuz bir şeye) entangle in f.
patlamak (olumlu bir şekilde) boom f.
sistemli bir biçimde düzenlemek schematize f.
çarpa çarpa gürültülü bir şekilde gitmek crash f.
bir şeye uygun olmamak be out of keeping with something f.
feragat etmek (bir haktan) renounce f.
bir şeyi önlemek için tedbir almak take steps f.
birinde bir şey belirli bir miktarda eksik olmak be short f.
bir şeyi yapıp bitirmek get something over with f.
bir el ateş etmek take a shot at f.
etkilenmek (bir şeyden veya kişiden) impress with f.
seçimde yenerek makamına sahip olmak (eski bir milletvekilini) unseat f.
aşırı boyutlara varmak (kötü bir durum) run rampant f.
gitgide pençesine düşmek (kötü bir şeyin) sink into f.
kalmak (bir kişiden/bir zamandan) come down to f.
bir koşu gitmek whip round f.
bir araya getirmek rally f.
üzerine bir bardak soğuk su içmek kiss something goodbye f.
(avukat stajyeri vb gibi) zor/angarya dolu bir iş yapmak devil f.