bir - Türkçe İngilizce Sözlük

bir

"bir" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 33 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bir one i.
She has only one suitcase.
Sadece bir bavulu var.

More Sentences
Genel
bir unit i.
Hundreds, tens and units can help you count large numbers more easily.
Yüzler, onlar ve birler büyük sayıları daha kolay saymanıza yardımcı olabilir.

More Sentences
bir a i.
Those expenditure cuts led to a positive result, but also had negative affects.
Bu harcama kesintileri olumlu bir sonuca yol açtı, ancak olumsuz etkileri de oldu.

More Sentences
bir one i.
She has only one suitcase.
Sadece bir bavulu var.

More Sentences
bir 1 i.
We note with great satisfaction that the Rome Statute entered into force on 1 July this year.
Roma Statüsü'nün bu yıl 1 Temmuz'da yürürlüğe girdiğini büyük bir memnuniyetle not ediyoruz.

More Sentences
bir an s.
It is for this reason that we require the creation of an international register of accredited plastic surgeons.
İşte bu nedenle akredite plastik cerrahlar için uluslararası bir sicil oluşturulmasını talep ediyoruz.

More Sentences
bir some s.
The Commission Communication on public finances is now, some time after its publication, particularly topical.
Kamu maliyesine ilişkin Komisyon Tebliği, yayınlanmasından bir süre sonra özellikle güncelliğini korumaktadır.

More Sentences
bir any s.
To put any added burden on it at this moment in time is quite wrong.
Şu anda buna ilave bir yük bindirmek son derece yanlıştır.

More Sentences
bir one s.
I don't know how it is possible one day it works and the other it doesn't
Bir gün çalışıp diğer gün çalışmaması nasıl mümkün oluyor bilmiyorum.

More Sentences
bir just zf.
Just remember the "Amsterdam.nl" case.
"Amsterdam.nl" vakasını bir hatırlayın.

More Sentences
bir some zm.
Some woman came by asking for you.
Bir kadın gelip seni sordu.

More Sentences
bir once bağ.
I've seen Tom once or twice.
Tom'u bir ya da iki kez gördüm.

More Sentences
bir the same i.
bir ane [scottish] i.
bir won [dialect] i.
bir yin [scotland] i.
bir only s.
bir unique s.
bir another s.
bir solitary s.
bir united s.
bir single s.
bir alone s.
bir identical s.
bir one and the same s.
bir ae [scotland] s.
bir yae [scottish] s.
bir oon s.
bir uni- ök.
Matematik
bir unity i.
Biyokimya
bir mono- ed.
bir uni- ed.
Deniz Biyolojisi
bir mono i.

"bir" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
sert bir çekiş/burma wrench i.
ufak bir çubuğun ucuna takılı hidrofil pamuk swab i.
beklenmedik bir para windfall i.
kutsal bir yeri dini sebeplerle ziyaret eden kimse pilgrim i.
yumuşak bir maddeden yapılmış koruyucu şey pad i.
kötü bir şey olacağını sezme foreboding i.
bir tür muz plantain i.
(bir yerde) sakin occupant i.
bağlı olan şirket (başka bir şirkete) affiliate i.
bir defada alınan miktar batch i.
(bir kimseyi olumsuz bir şeye) karıştırma/bulaştırma implication i.
görevli (bir hizmette bulunan) attendant i.
bir yerde oturan/sakin resident i.
bir örgütün tabanını oluşturan sıradan insanlar the grass roots i.
venedik'te tarihi bir pazar meydanı rialto i.
(daha basit bir hale) dönüştürmek reduce f.
son bir çaba göstermek spurt f.
(bir sorunla) ilgilenmek deal f.
fışkırmak (sıvı bir yerden) well out f.
sallanmak (bir yandan öbür yana) sway f.
kalmak (bir pozisyonda/derecede vb) remain f.
ele almak (bir problemi) tackle f.
(birini ) (bir yere) çağırmak call in f.
uğramak (kötü bir şeye) sustain f.
almak (bir yere gelip/gidip birini) pick up f.
(elinde) (bir şey) tutmak hold f.
aşağı bir duruma/mevkiye indirmek relegate f.
bir araya getirmek gather f.
(bir konudan diğerine) atlamak skip f.
(sarılı bir şeyi) açmak unfurl f.
(katlanmış bir şeyi) açmak unfold f.
bir üst modele geçmek upgrade f.
bir iddia öne sürmek assert a claim f.
bir iddia öne sürmek raise a claim f.
bir iddiada bulunmak raise a claim f.
bir iddiada bulunmak assert a claim f.
(birine bir duygu) beslemek bear f.
(birine bir şey) ısmarlamak buy f.
(bir şeyin) öncesinde olmak forerun f.
bir araya getirmek gather f.
bir arada kalmak stick together f.
iki haftada bir olan biweekly s.
bir deri bir kemik angular s.
bir uçtan bir uca overall s.
bir sürü lots of s.
(bir şeye) eş corresponding s.
akıcı bir şekilde konuşan fluent s.
bir anlık momentary s.
kişinin kendini kadın ve erkeğin dinamik akışkan bir karışımı olarak hissetmesi gender-fluid s.
(bir hücre yapısı) boyanmayan achromatic s.
kötü bir şekilde badly zf.
uygun bir şekilde properly zf.
bir parça a little zf.
sert bir biçimde strictly zf.
bir an for a moment zf.
bir daha again zf.
bir kez daha once again zf.
beklenmedik bir şekilde unexpectedly zf.
bir kez daha once more zf.
katı bir biçimde strictly zf.
basit bir şekilde simply zf.
bir zamanlar once upon a time zf.
orijinal bir şekilde originally zf.
bir kere once zf.
geri dönülemez bir şekilde irrevocably zf.
açık bir biçimde clearly zf.
düzgün bir şekilde properly zf.
nazik bir şekilde gently zf.
bir kez once zf.
normal bir şekilde normally zf.
bir daha once more zf.
bir kere daha once more zf.
bir kere daha once again zf.
dalgın bir biçimde absentmindedly zf.
bir defa daha once again zf.
özel bir amaç için ad hoc zf.
özel bir amaç için kurulmuş ad hoc zf.
doğru düzgün bir şekilde fittingly zf.
öfke (büyük bir haksızlıktan/hakaretten kaynaklanan) outrage i.
on bir eleven i.
üç yılda bir olan triennial s.
Genel
tam sarışınlara göre bir yer real blonds paradise i.
bir kimsenin yakınları people i.
az bir miktar dash i.
nükteli bir şekil kullanan epigrammatiser i.
bir başka şeyden gelişerek büyüyen şey outgrowth i.
bir yolun başka bir yola dik açıyla katılması t junction i.
bir tropik bitki taro i.
bir konsolos vb'ni tanıma exequatur i.
bir şirketin ambalaj ve nakliyat işlerine bakan kimse shipping clerk i.
büyük bir darbe indirme whamming i.
oymacılıkta kullanılan bir alet pointel i.
bir ingiliz uzunluk ölçüsü rod i.
çok dayanıklı bir seramik türü stoneware i.
kısa bir süre kalan kimse transient i.
hayali bir düşman ya da gölge ile savaşma durumu sciamachy i.
bir bitkinin kış nedeniyle ölümü winterkilling i.
ani yükselme (parayla ilgili bir miktarda) jump i.
güney japonya'da bir liman şehri kobe i.
bir azizi kilisece tanıma canonization i.
kızılcık benzeri bir meyve cranberry i.
belirli bir süre çalışan kişi part timer i.
bir araya gelme concourse i.
başarı ihtimali az bir işe girişme wildcatting i.
bir şeyin bulunduğu yer location i.
rüzgar tarafından karın bir yerde yığın oluşturması snowdrift i.
papa mahkemesinde bir görevli datary i.
bir durumun anlamını sonradan kavrama double take i.
şarap ve likör yapımında kullanılan bir çiçek elderflower i.
beş düzlem yüzü olan katı bir şekil pentahedron i.
yerine çalıştırma (geçici bir süre için) substitution i.
bir parçanın hafif ve yankıyı andıran bir şekilde tekrarı echoey i.
karıncalanma (vücudun bir yerinde) tingle i.
asya'ya özgü bir çalı türü hydrangea i.
motor içinde bir hareketin iletilmesi transmission i.
çekici bulunan bir davetin reddedilmesi rain check i.
bir işe atılan enlister i.
bir hayli a fair sum i.
kuzey kutbunda yaşayan insanlara özgü bir akıl hastalığı piblokto i.
bir yerin eşrafından olan biri a pillar of society i.
bir kuruluşun üyeleri brotherhood i.
bir çiftliğin günlük işleri chores i.
belli belirsiz bir şey wisp i.
bir miktar bilgi a body of information i.
dosya (bir şeyle ilgili belgeler) file i.
bir aylık üretim one month production i.
bir başkasının malına kasti olarak zarar veen kimse vandalist i.
ufak hediye (bir davete katılanlara verilen) favor i.
bir noktada birleşme convergence i.
bir önceki dönemden kalma holdover i.
bir iple kazığa bağlama (hayvanı) tethering i.
polinezya'ya özgü bir biber familyasından bir bitki kava i.
nice ve cannes arasında bulunan bir fransız sahil kasabası antibes i.
yeterli bir miktar sufficiency i.
bir şişe süt a bottle of milk i.
hararetli bir şekilde fractional currency i.
amerika kıtası özgü bir mantar american parasol i.
yokuştan aşağı kayılan veya bunun için özel hazırlanmış parklarda yapılan bir çeşit kızak etkinliği tubing i.
daha güçlü başka bir devletçe kontrol edilip korunan devlet protectorate i.
acı bir çeşni zest i.
araya bir şey sokma interpolation i.
bir şeyin gelişimindeki ilk dönemler incunabula i.
ikamet etme (bir yerde) abode i.
resmi bir toplantı veya konferans convention i.
bir şeyi gösterişli bir biçimde sergileme gaudery i.
kıyafet (belirli bir durumda/zamanda giyilen) regalia i.
çabuk bir sallama hareketi flick i.
bir kitap veya yazıdan seçme excerption i.
meyveyle yapılan bir tür dondurma sorbet i.
bir ilanın gazeteye bir kez konması insertion i.