| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | wave i. | dalga | ||
|
The headaches came in waves. Baş ağrıları dalgalar halinde geliyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wave f. | dalgalanmak | ||
|
I dreamed I saw a great wave climbing over green lands and above the hills. Rüyamda büyük bir dalganın yemyeşil topraklara ve tepelerin üzerinden aştığını gördüm. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wave f. | el sallamak | ||
|
The little girl waved goodbye to her grandparents. Küçük kız büyükanne ve büyükbabasına el sallayarak veda etti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | wave i. | el sallama | ||
|
He asked for the check with a wave of the hand. El sallayarak hesabı istedi. More Sentences |
||||
| Genel | wave i. | dalga | ||
|
The headaches came in waves. Baş ağrıları dalgalar halinde geliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | wave i. | meksika dalgası | ||
|
The Liverpool fans performed the wave after the nail-biting game. Liverpool taraftarları kıran kırana geçen maçın ardından Meksika dalgası yaptılar. More Sentences |
||||
| Genel | wave f. | el etmek | ||
|
She waved us back to the office. El ederek bizi ofise geri çağırdı. More Sentences |
||||
| Genel | wave f. | el sallamak | ||
|
The little girl waved goodbye to her grandparents. Küçük kız büyükanne ve büyükbabasına el sallayarak veda etti. More Sentences |
||||
| Genel | wave f. | sallamak | ||
|
You should stop when the referee waves the red flag. Hakem kırmızı bayrak salladığında durmanız gerekir. More Sentences |
||||
| Genel | wave f. | dalgalanmak | ||
|
I dreamed I saw a great wave climbing over green lands and above the hills. Rüyamda büyük bir dalganın yemyeşil topraklara ve tepelerin üzerinden aştığını gördüm. More Sentences |
||||
| Genel | wave f. | dalgalı olmak | ||
|
After switching shampoos, my hair waves more easily. Şampuanları değiştirdikten sonra saçlarım daha kolay dalgalı oluyor. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | wave i. | dalga | ||
|
The headaches came in waves. Baş ağrıları dalgalar halinde geliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | wave i. | dalga (saçta) | ||
| Genel | wave i. | dalgalanma | ||
| Genel | wave i. | gizli iş | ||
| Genel | wave i. | hare | ||
| Genel | wave i. | belli bir süre etkili olan (moda vb) | ||
| Genel | wave i. | titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi | ||
| Genel | wave i. | bir yüzeydeki kıvrım | ||
| Genel | wave i. | dalavere | ||
| Genel | wave i. | lokma | ||
| Genel | wave i. | mevce | ||
| Genel | wave i. | bukle kalınlığı | ||
| Genel | wave f. | dalgalanmak (rüzgarda) | ||
| Genel | wave f. | salınmak | ||
| Genel | wave f. | dalga yapmak (saçlarda) | ||
| Genel | wave f. | sallanmak | ||
| Genel | wave f. | dalgalandırmak (rüzgar) | ||
| Genel | wave f. | ondüle yapmak | ||
| Genel | wave f. | dalgalandırmak | ||
| Genel | wave f. | sallamak (mendil/el/tabanca) | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | wave i. | flot | ||
| Çevre | ||||
| Çevre | wave i. | geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgarın etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket | ||