| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | tackle f. | ele almak (bir problemi) | ||
|
We had to find a way to tackle the issue. Sorunu ele almanın bir yolunu bulmalıydık. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | tackle f. | mücadele etmek | ||
|
Sustained long-term efforts will be needed to change attitudes and tackle that culture. Tutumları değiştirmek ve bu kültürle mücadele etmek için uzun vadeli çabaların sürdürülmesi gerekecektir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | tackle i. | avadanlık | ||
| Yaygın Kullanım | tackle i. | halat takımı | ||
| Yaygın Kullanım | tackle i. | (olta vb) takım | ||
| Genel | ||||
| Genel | tackle i. | takım | ||
|
I saw Tom and Mary carrying their fishing poles and tackle boxes. Tom ve Mary'yi oltalarını ve takım kutularını taşırken gördüm. More Sentences |
||||
| Genel | tackle i. | makara | ||
|
The tackles were stuck. Makaralar sıkışmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | tackle i. | topu alma | ||
|
His opponent wasn't expecting his tackle. Rakibi onun topu almasını beklemiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | yakalamak | ||
|
The police tackled the burglar. Polis hırsızı yakaladı. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | uğraşmak | ||
|
In 500 days Russia was to do what China had been tackling for 25 years. 500 gün içinde Rusya, Çin'in 25 yıldır uğraştığı şeyi yapacaktı. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | üstesinden gelmek | ||
|
This, ladies and gentlemen, is the task we have to tackle together. İşte bayanlar ve baylar, birlikte üstesinden gelmemiz gereken görev budur. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | üstesinden gelmek | ||
|
This, ladies and gentlemen, is the task we have to tackle together. İşte bayanlar ve baylar, birlikte üstesinden gelmemiz gereken görev budur. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | başa çıkmak | ||
|
Even so, we have already tackled them. Öyle olsa bile, onlarla zaten başa çıktık. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | halletmek | ||
|
I decided to tackle my biggest task first, before anything else. Her şeyden önce en büyük görevimi halletmeye karar verdim. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | topu kaptırmak | ||
|
He was tackled before he had a chance to score. Gol atmaya fırsat bulamadan topu kaptırdı. More Sentences |
||||
| Genel | tackle f. | (birini bir konuda) sıkıştırmak | ||
|
I told them I broke the window when they tackled me about it. Beni bu konuda sıkıştırdıklarında camı kırdığımı söyledim. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | tackle i. | takım | ||
|
I saw Tom and Mary carrying their fishing poles and tackle boxes. Tom ve Mary'yi oltalarını ve takım kutularını taşırken gördüm. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | tackle i. | takım | ||
|
I saw Tom and Mary carrying their fishing poles and tackle boxes. Tom ve Mary'yi oltalarını ve takım kutularını taşırken gördüm. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | tackle i. | koşum takımı | ||
| Genel | tackle i. | sıkıca yakalama | ||
| Genel | tackle i. | durdurma | ||
| Genel | tackle i. | donanım | ||
| Genel | tackle i. | donatı | ||
| Genel | tackle i. | palanga | ||
| Genel | tackle i. | palanga takımı | ||
| Genel | tackle i. | olta takımı | ||
| Genel | tackle f. | topu ayağından almak | ||
| Genel | tackle f. | becermek | ||
| Genel | tackle f. | başarmak | ||
| Genel | tackle f. | çözmeye çalışmak | ||
| Genel | tackle f. | girişmek | ||
| Genel | tackle f. | sıkıca tutmak | ||
| Genel | tackle f. | tutmak | ||
| Genel | tackle f. | çözmeye çalışmak (bir problemi) | ||
| Genel | tackle f. | sıkıca yakalamak | ||
| Genel | tackle f. | topu karşısındakinin ayağından almak | ||
| Genel | tackle f. | koyulmak | ||
| Genel | tackle f. | önünü almak | ||
| Genel | tackle f. | ele almak | ||
| Genel | tackle f. | soyunmak (girişmek anlamında) | ||
| Genel | tackle f. | alt etmek | ||
| Genel | tackle f. | baş etmek | ||
| Genel | tackle f. | icabına bakmak | ||
| Genel | tackle f. | alt etmek | ||
| Genel | tackle f. | çaresine bakmak | ||
| Genel | tackle f. | hakkından gelmek | ||
| Genel | tackle f. | zaptetmek | ||
| Genel | tackle f. | önlemek | ||
| Genel | tackle f. | engellemek | ||
| Genel | tackle f. | önceden çözüm bulmak | ||
| Genel | tackle f. | önünü almak | ||
| Genel | tackle f. | binek hayvanına koşum takımı takmak | ||
| Genel | tackle f. | (ata) dizgin vurmak | ||
| Genel | tackle f. | oyuncuyu durdurmak | ||
| Genel | tackle f. | oyuncuya müdahale etmek | ||
| Genel | tackle f. | atak yapan oyuncuyu durdurmak | ||
| Genel | tackle f. | atak yapan oyuncuya müdahale etmek | ||
| Genel | tackle f. | müdahale etmek | ||
| Genel | tackle N. | ekipman | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | tackle i. | tutma | ||
| Öbek Fiiller | tackle i. | yakalama | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | tackle i. | avadanlık | ||
| Teknik | tackle i. | cihaz | ||
| Teknik | tackle i. | donanım | ||
| Teknik | tackle i. | halat takımı | ||
| Teknik | tackle i. | palanga | ||
| Teknik | tackle i. | tutma | ||
| Teknik | tackle i. | yelken makara düzeneği | ||
| Teknik | tackle i. | zaptetme | ||
| Teknik | tackle i. | zapt etme | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | tackle i. | halat takımı | ||
| Denizcilik | tackle i. | palanga | ||
| Spor | ||||
| Spor | tackle i. | ofansif orta çizgi oyuncusu (amerikan futbolu) | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | tackle i. | ikili mücadele | ||
| Futbol | tackle f. | top çalmak | ||