| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | tie i. | bağ | ||
|
She loosened the tie of the pouch and pulled out a golden necklace. Kesenin bağını çözerek altın bir kolye çıkardı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | tie i. | ilişki | ||
|
Taiwan is a budding democracy with which we maintain sound economic ties. Tayvan, sağlam ekonomik ilişkiler sürdürdüğümüz gelişmekte olan bir demokrasidir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | tie i. | bağlantı | ||
|
Decide how tall you want the railroad tie bed to be. Demiryolu bağlantı yatağının ne kadar uzun olmasını istediğinize karar verin. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | tie i. | kravat | ||
|
He was wearing red glasses and a bow tie. Kırmızı gözlük takıyordu ve papyon kravat bağlamıştı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | tie f. | bağlamak | ||
|
This pareo ties at the waist. Bu pareo belden bağlanıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | tie i. | alaka | ||
| Genel | ||||
| Genel | tie i. | bağlantı | ||
|
Decide how tall you want the railroad tie bed to be. Demiryolu bağlantı yatağının ne kadar uzun olmasını istediğinize karar verin. More Sentences |
||||
| Genel | tie i. | eşitlik | ||
|
If it is still a tie, then the players share victory. Eğer hala eşitlik varsa, oyuncular zaferi paylaşırlar. More Sentences |
||||
| Genel | tie i. | bağ | ||
|
She loosened the tie of the pouch and pulled out a golden necklace. Kesenin bağını çözerek altın bir kolye çıkardı. More Sentences |
||||
| Genel | tie i. | karşılaşma | ||
|
The team won their away tie by 19 runs. Takım deplasmandaki karşılaşmayı 19 sayı farkla kazandı. More Sentences |
||||
| Genel | tie i. | bağlayıcı unsur | ||
|
If you want to quit your job, your loans can be a tie. İşinizden ayrılmak istiyorsanız, kredileriniz bağlayıcı olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | tie f. | berabere kalmak | ||
|
The United States and Portugal tied 2-2. ABD ve Portekiz 2-2 berabere kaldı. More Sentences |
||||
| Genel | tie f. | bağlanmak | ||
|
I've forgotten how to tie a bowline. Papyon nasıl bağlanır unuttum. More Sentences |
||||
| Genel | tie f. | berabere bitmek | ||
|
The third match was tied, 3-3. Üçüncü maç 3-3 berabere sonuçlandı. More Sentences |
||||
| Genel | tie f. | sarmak | ||
|
The little girl had a strip of bandage tied around her head. Küçük kızın başının etrafına dolanmış bir sargı bezi vardı. More Sentences |
||||
| Genel | tie f. | düğüm atmak | ||
|
Do you know how to tie a Square Knot? Kare düğüm atmayı biliyor musunuz? More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | tie i. | beraberlik | ||
|
Their second game ended in a tie. İkinci maçları da beraberlikle sonuçlandı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | tie i. | bağ | ||
|
She loosened the tie of the pouch and pulled out a golden necklace. Kesenin bağını çözerek altın bir kolye çıkardı. More Sentences |
||||
| Teknik | tie i. | travers | ||
|
They are replacing old railroad ties. Eski demiryolu traverslerini değiştiriyorlar. More Sentences |
||||
| Teknik | tie f. | bağlamak | ||
|
This pareo ties at the waist. Bu pareo belden bağlanıyor. More Sentences |
||||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | tie i. | beraberlik | ||
|
Their second game ended in a tie. İkinci maçları da beraberlikle sonuçlandı. More Sentences |
||||
| Demiryolu | tie i. | travers | ||
|
They are replacing old railroad ties. Eski demiryolu traverslerini değiştiriyorlar. More Sentences |
||||
| Demiryolu | tie f. | bağlanmak | ||
|
I've forgotten how to tie a bowline. Papyon nasıl bağlanır unuttum. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | tie f. | berabere kalmak | ||
|
The United States and Portugal tied 2-2. ABD ve Portekiz 2-2 berabere kaldı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | tie i. | ayak bağı | ||
| Genel | tie i. | rabıta | ||
| Genel | tie i. | kayıt | ||
| Genel | tie i. | köstek | ||
| Genel | tie i. | lata | ||
| Genel | tie i. | bant | ||
| Genel | tie i. | oy eşitliği | ||
| Genel | tie i. | bir şeyi başka bir şeye tutturmak için kullanılan nesne | ||
| Genel | tie i. | kiriş | ||
| Genel | tie i. | engel | ||
| Genel | tie i. | bağlama | ||
| Genel | tie i. | düğüm | ||
| Genel | tie i. | boyunbağı | ||
| Genel | tie i. | ip | ||
| Genel | tie i. | mecburiyet | ||
| Genel | tie i. | ahlaki yükümlülük | ||
| Genel | tie i. | birleştirici unsur | ||
| Genel | tie i. | arka kısmı kurdele ile bağlı peruk | ||
| Genel | tie i. | bağlama stili | ||
| Genel | tie i. | düğümleme stili | ||
| Genel | tie i. | akrabalık bağı | ||
| Genel | tie i. | bağlılık | ||
| Genel | tie i. | yenişememe | ||
| Genel | tie i. | (torba, kese) bağ | ||
| Genel | tie i. | maç | ||
| Genel | tie i. | (demiryolu) travers | ||
| Genel | tie f. | ayakkabının bağını bağlamak | ||
| Genel | tie f. | bağlamak (kravat) | ||
| Genel | tie f. | atmak (düğüm) | ||
| Genel | tie f. | sınırlamak | ||
| Genel | tie f. | bağlamak (ayakkabının bağını) | ||
| Genel | tie f. | evlendirmek | ||
| Genel | tie f. | raptetmek | ||
| Genel | tie f. | bitirmek | ||
| Genel | tie f. | yenişememek | ||
| Genel | tie f. | bitiştirmek | ||
| Genel | tie f. | düğümlemek | ||
| Genel | tie f. | birleştirmek | ||
| Genel | tie f. | köprü olmak | ||
| Genel | tie f. | mecbur bırakmak | ||
| Genel | tie f. | zorlamak | ||
| Genel | tie f. | (bir durum) elini kolunu bağlamak | ||
| Genel | tie f. | yükümlülük altına sokmak | ||
| Genel | tie f. | eşitlikle tamamlanmak | ||
| Genel | tie f. | tutturmak | ||
| Genel | tie f. | dolamak | ||
| Genel | tie f. | (giysi) bağlamak | ||
| Genel | tie f. | bağlayarak giymek | ||
| Genel | tie f. | berabere bitirmek | ||
| Genel | tie f. | eşitlikle tamamlamak | ||
| Genel | tie f. | düğümlemek | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | tie i. | sayı eşitliği | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | tie i. | ölçüm hattındaki iki noktadan konum düzeltici ayrıntı noktasına uzanan iki ölçümden her biri | ||
| Teknik | tie i. | köşebent demiri | ||
| Teknik | tie i. | boyunbağı | ||
| Teknik | tie i. | düğüm | ||
| Teknik | tie i. | gergi | ||
| Teknik | tie i. | kırnap | ||
| Teknik | tie f. | bağlamak veya birleştirmek | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | tie i. | elektrik güç sistemleri arasında iletim sağlayan bağlantı | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | tie i. | düğümlü örgü | ||
| Tekstil | tie i. | düğümlü ayakkabı bağı | ||
| Tekstil | tie i. | ayakkabı bağcığı | ||
| Tekstil | tie i. | bağlı kundura | ||
| Tekstil | tie i. | boyun bağı | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | tie i. | düşey yapı elemanlarında etriye | ||
| İnşaat | tie i. | etriye (düşey yapı elemanlarında) | ||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | tie i. | demiryolu traversi | ||
| Demiryolu | tie i. | gergi | ||
| Demiryolu | tie i. | kenet | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | tie i. | palanga zinciri | ||
| Veterinerlik | ||||
| Veterinerlik | tie i. | gelişkin sığırlarda sırt kısmında meydana gelen bir omurga çöküntüsü | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | tie f. | (olta sapına) tüy gibi parçalar ekleyerek yapay sinek yapmak | ||
| Spor | ||||
| Spor | tie i. | önceden berabere kalmış takımların oynadığı belirleyici maç | ||
| Spor | tie f. | puan kazanarak (başka takımla) berabere kalmak | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | tie i. | bağlı nota belirten işaret | ||
| Müzik | tie f. | notaları birleştirmek | ||
| Müzik | tie f. | notaları bağlamak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | tie i. | saç örgüsü | ||