| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | bank i. | banka | ||
|
I went to the bank, but it was during lunch break. Bankaya gittim ama öğle molasındalardı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bank i. | küme | ||
|
We had a break from our cruise because of the heavy bank of mist. Yoğun sis kümesi nedeniyle gezimize ara verdik. More Sentences |
||||
| Genel | bank i. | kenar | ||
|
The building near the river bank collapsed because of the flood. Nehir kenarındaki bina, sel baskını yüzünden çöktü. More Sentences |
||||
| Genel | bank i. | kıyı (nehir/göl/vb'ne ait) | ||
|
We played on the banks of the Thames. Thames Nehri'nin kıyısında oynadık. More Sentences |
||||
| Genel | bank i. | yığın | ||
|
It is hard to walk because of the steep banks of sand. Dik kum yığınları nedeniyle yürümek çok zor. More Sentences |
||||
| Genel | bank i. | dizi | ||
|
The scientists were watching the moon landing from a bank of screens. Bilim insanları Ay'a inişi bir dizi ekrandan izliyorlardı. More Sentences |
||||
| Genel | bank i. | viraj | ||
|
The race car flipped over at the last bank. Yarış arabası son virajda takla attı. More Sentences |
||||
| Genel | bank f. | kümelenmek | ||
|
The race was cancelled because of the banked mist. Yarış, kümelenen sis nedeniyle iptal edildi. More Sentences |
||||
| Genel | bank f. | yığmak | ||
|
Jennifer gathered the leaves in the garden and banked them into the corner. Jennifer bahçedeki yaprakları topladı ve köşeye yığdı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | bank i. | banka | ||
|
I went to the bank, but it was during lunch break. Bankaya gittim ama öğle molasındalardı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | bank i. | kıyı | ||
|
The banks of the River Seine and Hotel des Invalides are a 15-minute walk away. Sen Nehri kıyısı ve Hotel des Invalides 15 dakikalık yürüme mesafesindedir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | bank i. | yığın | ||
|
It is hard to walk because of the steep banks of sand. Dik kum yığınları nedeniyle yürümek çok zor. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | bank f. | bankaya yatırmak | ||
|
I banked the check I got from the customer. Müşteriden aldığım çeki bankaya yatırdım. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | bank f. | bankada para tutmak | ||
|
It is important to choose who you bank with. Paranızı hangi bankada tutacağınız önemlidir. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | bank i. | banka | ||
|
I went to the bank, but it was during lunch break. Bankaya gittim ama öğle molasındalardı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | bank i. | dizi | ||
|
The scientists were watching the moon landing from a bank of screens. Bilim insanları Ay'a inişi bir dizi ekrandan izliyorlardı. More Sentences |
||||
| Teknik | bank i. | kasa | ||
|
The bank collects the money you lose in gambling. Kumarda kaybettiğiniz paraları kasa toplar. More Sentences |
||||
| Teknik | bank f. | bir tarafa yatmak | ||
|
The plane banked towards the right to turn before landing. Uçak inmeden önce dönmek için sağa doğru yattı. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | bank i. | bank | ||
|
Marge works for the Royal Bank of Scotland. Marge, Royal Bank of Scotland için çalışıyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bank i. | yalı | ||
| Genel | bank i. | toprak yığını | ||
| Genel | bank i. | yaka | ||
| Genel | bank i. | uçağın bir yana yatması | ||
| Genel | bank i. | küme (bulut) | ||
| Genel | bank i. | sandık | ||
| Genel | bank i. | bayır | ||
| Genel | bank i. | nehir kıyısı | ||
| Genel | bank i. | sahil | ||
| Genel | bank i. | banko | ||
| Genel | bank i. | göl kıyısı | ||
| Genel | bank i. | set | ||
| Genel | bank i. | yokuş | ||
| Genel | bank i. | sıra | ||
| Genel | bank i. | kum yığını | ||
| Genel | bank i. | tümsek | ||
| Genel | bank i. | ırmak kıyısı | ||
| Genel | bank i. | (denizde) sığ yer | ||
| Genel | bank i. | maden ocağı girişi | ||
| Genel | bank i. | maden ocağı ağzı | ||
| Genel | bank i. | saklama yeri | ||
| Genel | bank i. | ufak manşet | ||
| Genel | bank i. | saklama yeri | ||
| Genel | bank i. | kumbara | ||
| Genel | bank i. | para kutusu | ||
| Genel | bank i. | gelecekte kullanılmak için saklanan kaynak | ||
| Genel | bank i. | su altındaki bir çamur, çakıl veya kum yükseltisi | ||
| Genel | bank f. | para sürmek | ||
| Genel | bank f. | bankaya para yatırmak | ||
| Genel | bank f. | para yatırmak | ||
| Genel | bank f. | yığılmak | ||
| Genel | bank f. | önlemek | ||
| Genel | bank f. | set çekmek | ||
| Genel | bank f. | parasal işlerini yapmak | ||
| Genel | bank f. | küllemek | ||
| Genel | bank f. | külle kaplamak | ||
| Genel | bank f. | bankacılık yapmak | ||
| Genel | bank f. | biriktirmek | ||
| Genel | bank f. | saklamak | ||
| Genel | bank f. | sıralamak | ||
| Genel | bank f. | dizmek | ||
| Genel | bank f. | sürekli içten yanmayı sağlamak için ateşin üstünü kapatmak | ||
| Genel | bank f. | gelecekte kullanmak üzere saklamak | ||
| Genel | bank f. | sıralamak | ||
| Genel | bank f. | pistin kavisli kenarını yüksek hızda dolaşmak | ||
| Genel | bank f. | bir virajı veya eğimi takip etmek | ||
| Genel | bank f. | eğim yapmak | ||
| Genel | bank N. | kıyı/set | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | bank f. | bankada hesabı olmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | bank f. | bankacılık yapmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | bank i. | sedde | ||
| Teknik | bank i. | tümsek | ||
| Teknik | bank i. | sıra | ||
| Teknik | bank i. | saat pimi | ||
| Teknik | bank i. | regülatör pimi | ||
| Teknik | bank i. | terazi pimi | ||
| Teknik | bank f. | (saat manivelası) saat pimine çarpacak kadar hızlı sallanmak | ||
| Telekom | ||||
| Telekom | bank i. | (otomatik anahtarlama) esnemeyen bir birim oluşturan sabit elektrik kontakları grubu | ||
| Telekom | bank i. | telefon dizisi | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | bank i. | yolun veya pistin dışının içinden daha yüksek olmasını sağlayan, merkezkaç kuvvetini azaltıcı eğim | ||
| İnşaat | bank i. | eğimli bir yolun kenarındaki eğim | ||
| İnşaat | bank f. | yolun veya pistin üstüne doğru eğim vermek | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | bank i. | sıra | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | bank i. | uçağın bir kanadının diğer kanada göre alçak ya da daha yüksek olduğu pozisyon | ||
| Havacılık | bank i. | yatış | ||
| Havacılık | bank f. | açı yapmak | ||
| Havacılık | bank f. | uçakta bir tarafa yatmak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | bank i. | gemide kürek yeri | ||
| Denizcilik | bank i. | kadırga kürekçileri için yapılmış bank | ||
| Denizcilik | bank i. | kadırga içindeki bir dizi kürek | ||
| Maden | ||||
| Maden | bank i. | maden ocağının girişinin etrafındaki alan | ||
| Maden | bank i. | cevher kütlesinin yüzeyi | ||
| Maden | bank i. | su seviyesi üstündeki cevher yığını | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | bank i. | sperm bankası | ||
| Medikal | bank i. | kan bankası | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | bank f. | newfoundland kıyılarında balık tutmak | ||
| Spor | ||||
| Spor | bank i. | bilardo masasının lastikli iç kenarı | ||
| Spor | bank f. | bilardo topunu masanın kenarına çarpıp geri dönecek şekilde atmak | ||
| Spor | bank f. | topu yüzeyde kayacak şekilde oynamak | ||
| Spor | bank f. | (bilardo) topu masanın kenarına doğru sürerek masadaki cebe sokmak | ||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | bank i. | basketbol çemberinin takıldığı pano | ||
| Bahisçilik | ||||
| Bahisçilik | bank i. | (bazı kumar oyunlarında) kasadaki para | ||
| Bahisçilik | bank i. | (kart oyunlarında) kasa | ||
| Bahisçilik | bank i. | (kart oyunlarında) kasayı tutan oyuncu | ||
| Bahisçilik | bank i. | kumarhane | ||
| Bahisçilik | bank f. | (bazı kumar oyunlarında) kasayı tutmak | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | bank i. | tuş arası | ||
| Müzik | bank i. | klavye | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | bank i. | yazı başlığının altındaki çizgi | ||
| Matbaa | bank i. | hafif bir yazı ve baskı kağıdı | ||
| Matbaa | bank i. | basıma hazırlık masası | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | bank i. | kağıt masası | ||
| Argo | ||||
| Argo | bank i. | para | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | bank | bench i. | ||
|
They sat on a bench in the park and talked about their past. Parkta bir banka oturup geçmişleri hakkında konuştular. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | bank | bench i. | ||
|
They sat on a bench in the park and talked about their past. Parkta bir banka oturup geçmişleri hakkında konuştular. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | bank | bank i. | ||
|
The children slid down the bank. Çocuklar banktan aşağı kaydılar. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | bank | bench i. | ||
|
They sat on a bench in the park and talked about their past. Parkta bir banka oturup geçmişleri hakkında konuştular. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bank | settle i. | ||
| Genel | bank | sedile i. | ||
| Genel | bank | overfall i. | ||