| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | stump i. | kütük | ||
|
There were many tree stumps along the road. Yol boyunca pek çok ağaç kütüğü vardı. More Sentences |
||||
| Genel | stump i. | kesilmiş bir uzvun bedende kalan bölümü | ||
|
The other day he fell flat on my leg stump and now it hurts a lot. Geçen gün bacağının kesilen kısmının üzerine düşmüş ve şu anda çok acıyormuş. More Sentences |
||||
| Genel | stump i. | yanan mumdan kalan parça | ||
|
I threw the stump of the candle away. Mumdan geriye kalanı fırlatıp attım. More Sentences |
||||
| Genel | stump i. | kale kazığı | ||
|
There are three stumps in cricket. Kriket oyununda üç kale kazığı bulunur. More Sentences |
||||
| Genel | stump f. | seçim propagandası yapmak | ||
|
The politicians spent days stumping around the city. Politikacılar şehide günlerce seçim propagandası yaptılar. More Sentences |
||||
| Genel | stump f. | afallatmak | ||
|
Her demand stumped the customer service employee. Onun talebi müşteri hizmetleri çalışanını afallattı. More Sentences |
||||
| Genel | stump f. | topallayarak yürümek | ||
|
Erick stumped across the street. Erick topallayarak caddenin karşısına geçti. More Sentences |
||||
| Genel | stump f. | ödemek | ||
|
They had to stump up 80 dollars. 80 dolar ödemek zorunda kaldılar. More Sentences |
||||
| Genel | stump i. | yarım parça | ||
| Genel | stump i. | izmarit | ||
| Genel | stump i. | bacak | ||
| Genel | stump i. | güdük | ||
| Genel | stump i. | küçülmüş kurşunkalem | ||
| Genel | stump i. | ağaç kökü | ||
| Genel | stump i. | küçücük kalmış parça | ||
| Genel | stump i. | kriket kale kazığı | ||
| Genel | stump i. | aşınmış bir dişin ağızda kalan bölümü | ||
| Genel | stump i. | kök kalıntısı | ||
| Genel | stump i. | çotuk | ||
| Genel | stump i. | tahta bacak | ||
| Genel | stump i. | kesilmiş ağacın toprakta kalan bölümü | ||
| Genel | stump i. | kök | ||
| Genel | stump f. | sorularıyla şaşırtmak | ||
| Genel | stump f. | ayak parmağını bir şeye çarparak incitmek | ||
| Genel | stump f. | gürültülü bir şekilde yürümek | ||
| Genel | stump f. | kımıldanmak | ||
| Genel | stump f. | meydan okumak | ||
| Genel | stump f. | paldır küldür yürümek | ||
| Genel | stump f. | krikette hedefi vurarak oyun dışı etmek | ||
| Genel | stump f. | kafa tutmak | ||
| Genel | stump f. | şaşırtmak | ||
| Genel | stump f. | hiç cevap bulamamak | ||
| Genel | stump f. | bir şeye çarparak incitmek (ayak parmağını) | ||
| Genel | stump f. | ezmek | ||
| Genel | stump f. | her yerde bir nutuk çekerek dolaşmak (oy toplamak/destek sağlamak için) | ||
| Genel | stump f. | meşin kalemle çizmek | ||
| Genel | stump f. | cevap veremeyeceği bir soru sormak (birine) | ||
| Genel | stump f. | çaresiz bırakmak | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | stump i. | konuşma kürsüsü | ||
| Siyasal | stump i. | seçim gezisi | ||
| Siyasal | stump i. | seçim turnesi | ||
| Siyasal | stump f. | seçim turuna çıkmak | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | stump i. | yapay bacak | ||
| Sanat | ||||
| Sanat | stump i. | estomp | ||