time - Türkçe İngilizce Sözlük

time

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

time — Definition

Anlamı ve Tanımı:
zaman, süre
Okunuş (IPA):
(AmE /taɪm/ – BrE /taɪm/)
Terim Türü:
İsim: time (times); Fiil: time (times – timed – timing)
Olayların ardışıklığını ve süresini belirleyen temel boyut. Eski İngilizce tīma kökünden gelir. Fizik, felsefe ve gündelik yaşamda ölçüm, planlama ve anlamlandırmanın merkezinde yer alır.
Eş Anlamlılar:
duration, era (contextual)
Zıt Anlamlılar:
timelessness (contextual)

"time" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 113 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
time i. kez
It is the first time I have seen her.
Bu onu ilk kez görüşüm.

More Sentences
time i. kere
Tom hasn't seen Mary more than five or six time in the past twelve years.
Tom son on iki yıldır Mary'yi beş ya da altı kereden fazla görmedi.

More Sentences
time i. vakit
I don't have time for small talk.
Havadan sudan konuşacak vaktim yok.

More Sentences
time i. defa
For the first time, Parliament has been consulted.
İlk defa Parlamentoya danışılmıştır.

More Sentences
time i. zaman
The team has 5 minutes from time.
Ekibin 5 dakika zamanı var.

More Sentences
time i. süre
His trainer recorded the time of him.
Eğitmeni onun süresini kaydetti.

More Sentences
time i. müddet
Genel
time i. kat
On days with high traffic, your costs could be up to 2 times your daily budget.
Trafiğin yoğun olduğu günlerde maliyetleriniz günlük bütçenizin 2 katına kadar çıkabilir.

More Sentences
time i. devir
I am now a big kid and times have changed.
Ben artık kocaman bir çocuk oldum ve devir de değişti.

More Sentences
time i. gün
The situation is therefore getting worse all the time.
Dolayısıyla durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor.

More Sentences
time i. nihayet
It's about time.
Nihayet.

More Sentences
time i. sefer
Time after time, we see that this is ignored in directives.
Her seferinde bunun yönergelerde göz ardı edildiğini görüyoruz.

More Sentences
time i. dakika
I therefore suggest that you wait and I shall let you know when you may take your two minutes' speaking time.
Bu nedenle beklemenizi öneriyorum ve iki dakikalık konuşma sürenizi ne zaman kullanabileceğinizi size bildireceğim.

More Sentences
time i. misil
The population of China is about eight times as large as that of Japan.
Çin'in nüfusu Japonya'nınkinin 8 misli kadar büyüktür.

More Sentences
time i. zaman
The team has 5 minutes from time.
Ekibin 5 dakika zamanı var.

More Sentences
time i. süre
His trainer recorded the time of him.
Eğitmeni onun süresini kaydetti.

More Sentences
time i. çağ
North Korea is the biggest humanitarian scandal of our time.
Kuzey Kore çağımızın en büyük insani skandalıdır.

More Sentences
time i. an
For the time being, however, the Commission does not see any alternative to using the flexibility instrument either.
Ancak Komisyon şu an için esneklik aracının kullanılmasına yönelik herhangi bir alternatif görmemektedir.

More Sentences
time i. çarpı
The least common multiple is just going to be 8 times 5.
En küçük ortak kat 8 çarpı 5 olacak.

More Sentences
time i. sıra
Now, the time has come to focus upon the International Criminal Court's duties in The Hague.
Şimdi sıra Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Lahey'deki görevlerine odaklanmaya geldi.

More Sentences
time f. zamanlama yapmak
We couldn't have timed this better.
Daha iyi bir zamanlama yapamazdık.

More Sentences
time f. belirli bir zamana göre planlamak
The convention was timed for August 20th.
Kongre 20 Ağustos'a planlanmıştı.

More Sentences
time f. zamanlamak
This one was a perfectly timed shot.
Bu mükemmel zamanlanmış bir atıştı.

More Sentences
time f. süresini ölçmek
They timed the ball at 32 seconds.
Topun süresini 32 saniye olarak ölçtüler.

More Sentences
time f. zamanını seçmek
Jesus chose the time He would die.
İsa öleceği zamanı seçti.

More Sentences
time s. zaman gösteren
You may be asked to draw a clock that indicates a certain time.
Belirli bir zamanı gösteren bir saat çizmeniz istenebilir.

More Sentences
Teknik
time i. dönem
Thirdly, we are holding these discussions at a time of recession.
Üçüncüsü, bu görüşmeleri ekonomik durgunluğun yaşandığı bir dönemde gerçekleştiriyoruz.

More Sentences
time i. saat
The time is 2.15 in the afternoon.
Saat öğleden sonra 2.15.

More Sentences
time i. süre
His trainer recorded the time of him.
Eğitmeni onun süresini kaydetti.

More Sentences
time i. vakit
I don't have time for small talk.
Havadan sudan konuşacak vaktim yok.

More Sentences
time i. zaman
The team has 5 minutes from time.
Ekibin 5 dakika zamanı var.

More Sentences
Tekstil
time i. moda
Televisions with vacuum tubes are regarded as being behind the times.
Tüplü televizyonlar modası geçmiş olarak görülüyor.

More Sentences
Dilbilim
time i. zaman
The team has 5 minutes from time.
Ekibin 5 dakika zamanı var.

More Sentences
Askeri
time i. sıra
Now, the time has come to focus upon the International Criminal Court's duties in The Hague.
Şimdi sıra Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Lahey'deki görevlerine odaklanmaya geldi.

More Sentences
Spor
time i. zaman
The team has 5 minutes from time.
Ekibin 5 dakika zamanı var.

More Sentences
Müzik
time i. ölçü
A good rhythm and time are essential for a good song.
İyi bir şarkı için iyi bir ritim ve ölçü şarttır.

More Sentences
Genel
time i. posta
time i. dem
time i. mühlet
time i. ahit
time i. usul
time i. devre
time i. devran
time i. uygun zaman
time i. aralık
time i. tempo
time i. asır
time i. vade
time i. yol
time i. ömür
time i. fırsat
time i. doğum zamanı
time i. ölüm zamanı
time i. ecel
time i. boş vakit
time i. dinlence
time i. serbestlik
time i. varış zamanı
time i. mevcut koşullar
time i. döneme özgü durum
time i. çıraklık dönemi
time i. hapis cezası
time i. sezon
time i. unutulmayan deneyim
time f. hızını ölçmek
time f. ayarlamak
time f. belirli bir zamana göre ayarlamak
time f. uydurmak
time f. kurmak
time f. belirli bir zamana denk getirmek
time f. belirli bir zamana rastlatmak
time f. tempo tutmak
time f. süre tutmak
time f. saat tutmak
time f. temposunu belirlemek
time f. -in zamanını ölçmek
time f. saymak
time f. eylemin istenen şekilde gerçekleşmesi için (mekanik parçayı) kurmak
time f. zamanını ayarlamak
time s. vakitli
time s. zamana ilgili
time s. zamana ait
time s. zamanı kaydeden
time s. belirli bir zamana ayarlı
Ticaret/Ekonomi
time i. birim zaman cinsinden sabit ücret oranı
time i. saatlik ödenen tutar
time s. gelecekte belirli bir vakitte ödenebilen
time s. şartların uzatılabileceği (anlaşma)
time s. taksitle ödenecek olan
time s. taksitli
Hukuk
time i. mehil
time i. önel
Teknik
time i. müddet
time f. senkronize etmek
Televizyon
time i. günlük yayın süresi
Edebiyat
time i. şiirde ölçü birimi
time i. zamanı sembolize eden kel, sakallı ve kum saati tutan yaşlı adam figürü
Felsefe
time i. (platon felsefesinde) olaylardan ayrı var olan mutlak gerçeklik
time i. (aristo felsefesinde) hareketin ölçülebilir yönü
time i. (kant felsefesinde) sezgilerin zihinden bağımsız olmayan öncül formu
Coğrafya
time i. saat dilimi hesaplama sistemi
time i. illinois eyaletinde yerleşim yeri
Jeoloji
time i. jeolojik dönem
Askeri
time i. nöbet
time i. askerlik süresi
Spor
time i. oyun veya yarışma sırasında oyunun resmi olarak durdurulması
Müzik
time i. ritim
time i. tempus
Fotoğrafçılık
time i. fotoğraf makinesinde pozlama yapan deklanşör ayarı
Argo
time i. cinsel açıdan yakınlaşma süreci
time i. tavlama becerisi
time i. cümbüş
time i. içki alemi

"time" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
time-out i. zaman aşımı
gain time f. zaman kazanmak
gain time f. vakit kazanmak
all the time zf. hep
on time zf. vaktinde
all the time zf. her zaman
in time zf. zamanla
this time zf. bu defa
once upon a time zf. bir zamanlar
this time zf. bu sefer
at the same time zf. aynı zamanda
this time zf. bu kez
Genel
time wage i. saat ücreti
minimum connecting time i. bir yolcunun seferler arasında aktarma yapabilmesi için gereken asgari süre
effective time constants i. etkili süre değişmezleri
spend time i. harcanılan zaman
study time i. etüt
time pressure i. zamana karşı yarış
mean time i. ortalama zaman
spare time i. boş vakit
spare time i. boş zaman
departure time i. ayrılış anı
geological time i. jeolojik zaman
civil time i. günlük zaman
time of life i. ömür
a good long time i. hayli uzun zaman
yukon time i. kanada saati
time of decadence i. gerileme zamanı
settling time i. ıslah müddeti
time of death i. ecel
time unit i. zaman birimi
half time i. devre
free time occupation i. boş zaman faaliyetleri
time period i. zaman aralığı
full time i. fultaym
time limit i. süre sınırı
a long time i. uzun süre
time of day i. günün bir saati
linear time invariant systems i. doğrusal zamanlı değişmez sistemler
time and mileage i. süre ve milaj
birth time i. doğum zamanı
crunch time i. dönüm noktası
response time i. cevap süresi
screen time i. gösterim süresi
fixed period of time i. mehil
mating time i. çiftleştirme zamanı
time exposure i. poz
leisure time i. boş vakit
in the nick of time i. saniyesi saniyesine
full time i. tam mesai
time sharing i. devreli
time deposit i. teminat
mean time to repair i. ortalama onarım zamanı
father time i. zaman
right time i. sıra
crunch time i. karar anı
short time i. kısa zaman
dive time at current depth i. dipte kalma süresi
time out i. zaman dışı
time scale i. zaman cetveli
running time i. gösterim süresi
green time i. dışarıda geçirilen süre
local time i. lokal saat
time span i. zaman süreci
time limit i. zaman sınırı
a long time i. uzun müddet
free time i. boş zaman
seed time i. ekim zamanı
night time i. gece vakti
common time i. adi ölçü
ld50 time i. ld50 süresi
time lag i. fasıla
prayer time i. namaz vakti
time clock i. puantör
greenwich time i. milletlerarası saat
12 hour time format i. 12 saatlik zaman biçimi
flexible time i. esnek zaman
daylight time i. gün ışığından tasarruf etmeye uyarlanmış saat
a thin time i. sıkıntılı bir devre
time pressure i. az zamana çok iş sığdırma zorunluluğu
time immemorial i. anımsanamayacak kadar eski zaman
execution time i. işletim süresi
a question of time i. zaman meselesi
time study i. zaman etüdü
departure time i. hareket saati
deceleration time i. yavaşlama zamanı
rollicking time i. alem
the right time i. vakit
time of life i. yaşam süresi
pacific standard time i. pasifik standart zamanı
soonest time i. tez vakit
long time i. uzun süre
saudi arabia daylight time i. suudi arabistan yaz saati
historical time i. tarihsel zaman
appropriate time i. punt
origin time i. oluş zamanı
productive time i. üretim zamanı
green time i. doğada geçirilen zaman
dinner time i. yemek zamanı
breathing time i. teneffüs
mean time clock i. ortalama zaman saati
waste of time i. zaman kaybı
crunch time i. kritik zaman
time of origin i. başlangıç zamanı
double time i. iki kat hızlı
little time left i. az zaman kaldı
preschool time i. okulöncesi
time wasting i. zaman israfı
present time i. şimdiki zaman
local time i. yerel zaman
time immemorial i. fi tarihi
time share holiday i. devreli tatil
flying time i. uçuş zamanı
decimal reduction time i. ondalıksal indirgeme süresi
time bargain i. vadeli alışveriş
productive time i. üretim süresi
time zone i. zaman kuşağı
spare time activities i. boş zaman etkinlikleri
evacuation time estimate i. tahliye zamanı tahmini
long time i. uzun zaman
space and time i. uzay ve zaman
extra time i. uzatma
time of life i. yaş
time saving i. zaman kazandırıcı
universal time i. evrensel zaman
dissipation of time i. zaman israfı
sidereal time i. yıldızların görünen hareketleri esas alınarak ölçülen zaman
half time i. yarım gün
take your time i. acele etme
seek time i. arama süresi
time signal i. saat ayarı
mean solar time i. ortalama güneş zamanı
matter of time i. zaman meselesi
development time i. gelişim zamanı
heaps of time i. uzun süre
24 hour time format i. 24 saatlik zaman biçimi
flight time i. uçuş süresi
discrete time system i. ayrık zamanlı dizge
time out of mind i. eskiden beri
labor time i. iş zamanı
father time i. vakit
source time function i. kaynak zaman fonksiyonu
time pressure i. zaman baskısı
atlantic time i. atlantik zamanı
time scale factor i. zaman cetveli faktörü
flight time i. uçuş zamanı
spare time activity i. boş zaman uğraşısı
machine spoilt work time i. makine hatalı çalışma zamanı
sidereal time i. yıldız zamanı
mean free time i. ortalama serbest zaman