dakika - Türkçe İngilizce Sözlük

dakika

"dakika" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dakika minute i.
I will now use my second minute to talk about Slovenia.
Şimdi ikinci dakikamı Slovenya hakkında konuşmak için kullanacağım.

More Sentences
Genel
dakika time i.
I therefore suggest that you wait and I shall let you know when you may take your two minutes' speaking time.
Bu nedenle beklemenizi öneriyorum ve iki dakikalık konuşma sürenizi ne zaman kullanabileceğinizi size bildireceğim.

More Sentences
dakika minute i.
I will now use my second minute to talk about Slovenia.
Şimdi ikinci dakikamı Slovenya hakkında konuşmak için kullanacağım.

More Sentences
dakika minutes i.
I hope not to take up my five minutes, but I am not very good at controlling myself in this regard.
Beş dakikamı almamayı umuyorum, ancak bu konuda kendimi kontrol etmekte pek iyi değilim.

More Sentences
dakika min i.
The appointment will last around twenty min.
Randevu yaklaşık yirmi dakika sürecek.

More Sentences
Otomotiv
dakika minutes i.
I hope not to take up my five minutes, but I am not very good at controlling myself in this regard.
Beş dakikamı almamayı umuyorum, ancak bu konuda kendimi kontrol etmekte pek iyi değilim.

More Sentences
Matematik
dakika minute i.
I will now use my second minute to talk about Slovenia.
Şimdi ikinci dakikamı Slovenya hakkında konuşmak için kullanacağım.

More Sentences
Genel
dakika instant i.

"dakika" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
birkaç dakika a couple of minutes i.
son dakika last minute i.
son dakika eleventh hour i.
son dakika uçuşu last minute flight i.
tam on dakika ten minutes by the clock i.
son dakika golü last minute goal i.
onbeş dakika quarter i.
bir dakika a minute i.
bir dakika one minute i.
son dakika haberi newsbreak i.
son dakika haberi newsflash i.
son dakika golü last-minute goal i.
dakika kolu minute hand i.
bir son dakika gelişmesi a last minute development i.
bir son dakika gelişmesi a flash news i.
bir son dakika gelişmesi a breaking news i.
son dakika değişikliği last-minute change i.
son dakika anlaşması last minute deal i.
yay dakika arcminute i.
son dakika haberleri breaking news i.
son dakika bilgileri late-breaking information i.
günün yüzde birine denk gelen 14 dakika 24 saniyelik dilim centiday i.
son dakika nick i.
on dakika mola ten i.
son dakika eleventh hour i.
miliamper dakika mam (milliampere minute) i.
saat başını on beş dakika geçe quarter-hour i.
saat başına on beş dakika kala quarter-hour i.
yarım dakika half-minute i.
dakika başına kelime wpm (words per minute) i.
dakika başına kelime words per minute i.
dakika yayı minute i.
bir dakika içinde alınabilecek mesafe minute i.
son dakika işi rush job i.
dakika başı frekans count per minute i.
dakika başı frekans counts/minute i.
son dakika bilgisi scoop i.
son dakika bilet bulmaya çalışan yolcu standby i.
bir dakika durup düşünmesini sağlamak give someone pause f.
30 dakika geç kalmak be 30 minutes late f.
programın ... dakika gerisinde kalmak be ... minutes behind schedule f.
on beş dakika mola vermek take a fifteen minute break f.
on beş dakika ara vermek take a fifteen minute break f.
(bir şey için) bir dakika ayırmak take a moment (for something/to do something) f.
zamanı beş dakika daha uzatmak extend the time by 5 minutes f.
beş dakika mola vermek take five f.
son dakika misafir gelmek üzereyken alelacele ortalığı toparlamak scurryfunge f.
son dakika çalışmak cram f.
son dakika last-minute s.
dakika dakika minute-by-minute s.
beş dakika süren five-minute s.
son dakika rezervasyonu ile ilgili standby s.
iki dakika rahat durmayan restive s.
birkaç dakika sonra after a couple of minutes zf.
her dakika every minute zf.
birkaç dakika sonra few minutes later zf.
her geçen dakika every passing minute zf.
birkaç dakika önce a few minutes ago zf.
birkaç dakika içinde in a matter of minutes zf.
5 dakika sonra five minutes later zf.
bir kaç dakika daha a couple of more minutes zf.
dakika dakika minutely zf.
her dakika minutely zf.
her dakika momently zf.
bir dakika just a minute ünl.
bir dakika! wait a minute! ünl.
dakika başına kelime wpm kısalt.
Öbek Fiiller
(son dakika sınava) çalışmak/hazırlanmak cram for (something) f.
son dakika vazgeçmek poop out f.
İfadeler
sadece iki dakika içinde in two minutes flat expr.
tam iki dakika içinde in two minutes flat expr.
son dakika çağrısı üzerine at (very) short notice expr.
Konuşma Dili
gergin geçen beş dakika 5 white-knuckled minutes i.
korku dolu beş dakika 5 white-knuckled minutes i.
son dakika golü fire drill i.
yarım dakika half a minute i.
son dakika daveti fiddler's bidding i.
bir dakika one moment i.
bir dakika geç kalmak be a minute late f.
on dakika ara vermek take ten f.
on dakika mola vermek take ten f.
son dakika (golü, sayısı) clutch s.
bir dakika lütfen one minute please ünl.
bir dakika lütfen one moment please ünl.
dur bir dakika not so fast expr.
bir dakika bekle hang on a minute expr.
her dakika önemli every minute counts expr.
her dakika önemli every moment counts expr.
durun bir dakika wait a minute expr.
bir dakika bekleyin wait a minute expr.
15 dakika önce fifteen minutes ago expr.
geçen her dakika önemli every minute counts expr.
geçen her dakika önemli every moment counts expr.
on beş dakika önce fifteen minutes ago expr.
10 dakika bekle wait 10 minutes expr.
on dakika bekle wait 10 minutes expr.
kırk dakika önce forty minutes ago expr.
üç dakika içinde in three minutes expr.
(çok kısa bir süre sonra/hemen) bir dakika içinde in just a minute expr.
bir dakika (bekle) just a moment expr.
bir dakika, bir dakika now, now expr.
bir dakika! (bir konuşma esnasında araya girip birinin dikkatini çekmek için söylenir) stop the music! hold everything! expr.
bir dakika bile not for one minute expr.
bir dakika bile not for a minute expr.
birkaç dakika a moment or two expr.
bir iki dakika a moment or two expr.
(belli bir zamandan/saatten) 15 dakika önce (a) quarter of (a given hour in time) [us] expr.
birkaç dakika içinde any minute now expr.
birkaç dakika içinde (at) any minute/moment (now) expr.
tam iki dakika içinde in two minutes flat expr.
son dakika this just in expr.
bir dakika hold the phone exclam.
bir dakika hold the phone exclam.
dur bir dakika hold the phone exclam.
bir dakika bekle hold the phone exclam.
bir dakika bekle! hold the phone! exclam.
bir dakika! hold the phone! exclam.
bir dakika sus/susun! time (out)! exclam.
Deyim
son dakika kararı eleventh-hour decision i.
son dakika 11th hour i.
son dakika zaferi garrison finish i.
birkaç dakika a few ticks i.
son dakika last gasp i.
son dakika the eleventh hour i.
dakika bir gol bir olmak fall at the first hurdle f.
bir dakika durmamak/oturmamak not let the grass grow beneath (one's) feet f.
son dakika golü atıp eşitliği sağlamak pounce at the death [uk] f.
son dakika golü atmak beat the gun f.
(son dakika) ineklemek cram for a test f.
(son dakika) sınava çalışmak cram for a test f.
(son dakika) ineklemek cram for the test f.
(son dakika) sınava çalışmak cram for the test f.
(son dakika) sınava çalışmak cram for an exam f.
(son dakika) sınava çalışmak cram for the exam f.
(son dakika) ineklemek cram for an exam f.
(son dakika) ineklemek cram for the exam f.
(birine) bir dakika müsaade etmek give (someone) a minute f.
(birine) bir dakika vermek give (someone) a minute f.
bir dakika durup düşünmesini sağlamak give pause f.
bir dakika durup düşünmesini sağlamak give pause for thought f.
(birinin) bir dakika durup düşünmesini sağlamak give (somebody) pause for thought f.
(birinin) bir dakika durup düşünmesini sağlamak give pause to (one) f.
birinin bir dakika durup düşünmesini sağlamak give pause to someone f.
birinin bir dakika durup düşünmesini sağlamak give someone pause (for thought) f.
(birinin) bir dakika durup düşünmesini sağlamak give (somebody) pause f.
birinin bir dakika durup düşünmesini sağlamak give pause to someone (for thought) f.
bir dakika boş duramazsın there is never a dull moment expr.
bir dakika boş duramazsın never a dull moment expr.
bir dakika bile düşünmeden in a heartbeat expr.
dakika sektirmeden at the dot expr.