mind - Türkçe İngilizce Sözlük

mind

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

mind — Definition

Anlamı ve Tanımı:
zihin, önemsemek
Okunuş (IPA):
(AmE /maɪnd/ – BrE /maɪnd/)
Terim Türü:
İsim: mind (minds); Fiil: mind (minds – minded – minding)
Düşünme ve algılama yetisini ya da dikkat göstermeyi tanımlar. Eski İngilizce gemynd kökünden gelmektedir. Felsefe, psikoloji ve günlük anlatılarda merkezi kavramlardan biridir.
Eş Anlamlılar:
intellect, care
Zıt Anlamlılar:
neglect

"mind" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 85 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
mind i. zihin
The human mind is more complex than you think.
İnsan zihni sizin sandığınızdan daha karmaşıktır.

More Sentences
mind i. akıl
I have in mind the 15,000 voters of Gibraltar.
Aklımda Cebelitarık'taki 15,000 seçmen var.

More Sentences
mind i. kafa
We are looking to hire young people with analytical minds.
Analitik kafası olan gençleri işe almayı istiyoruz.

More Sentences
mind f. önemsemek
I hope nobody minds my being straggly and unkempt at five in the morning.
Sabah saatin beşinde dağınık ve bakımsız olmamı umarım kimse önemsemez.

More Sentences
mind f. aldırmak
You guys go ahead, don't mind me.
Siz devam edin, bana aldırmayın.

More Sentences
Genel
mind i. hatır
What is important is to keep this in mind.
Önemli olan bunu hatırınızda tutmanız.

More Sentences
mind i. gönül
When this House votes tomorrow on this directive, it can do so, I believe, with its mind very much at ease.
Bu Meclis yarın bu yönergeyi oyladığında, inanıyorum ki bunu gönül rahatlığıyla yapabilir.

More Sentences
mind i. düşünce
With that in mind, then, thank you again for your cooperation and support.
Bu düşüncelerle, işbirliğiniz ve desteğiniz için tekrar teşekkür ederiz.

More Sentences
mind i. zeka
I think that a sharp mind must have worked on this report.
Bu rapor üzerinde keskin bir zekânın çalışmış olması gerektiğini düşünüyorum.

More Sentences
mind i. fikir
The report presented today will not change our minds on that point.
Bugün sunulan rapor bu konudaki fikirlerimizi değiştirmeyecektir.

More Sentences
mind i. akıl
I have in mind the 15,000 voters of Gibraltar.
Aklımda Cebelitarık'taki 15,000 seçmen var.

More Sentences
mind i. zekâ
We were all captivated by the child's brilliant mind.
Çocuğun parlak zekası hepimizi büyüledi.

More Sentences
mind i. deha
Hawking was one of the finest minds of our time.
Hawking bizim dönemimizin en büyük dehalarından biriydi.

More Sentences
mind f. kafaya takmak
I've never minded her behaving badly.
Onun kötü davranışını hiç kafama takmadım.

More Sentences
mind f. umursamak
Okay some people do not mind being public.
Tamam, bazı insanlar halka açık olmayı umursamıyor.

More Sentences
mind f. dikkatli olmak
We must be cautious with this tendency and not give in to every thought that enters our minds.
Bu eğilime karşı dikkatli olmalı ve aklımıza gelen her düşünceye teslim olmamalıyız.

More Sentences
mind f. aldırmak
You guys go ahead, don't mind me.
Siz devam edin, bana aldırmayın.

More Sentences
mind f. itaat etmek
I taught my dog to mind certain instructions like "rollover."
Köpeğime "yuvarlan" gibi bazı talimatlara itaat etmesini öğrettim.

More Sentences
mind f. karşı çıkmak
Tom doesn't mind sleeping on the couch.
Tom kanepede uyumaya karşı çıkmıyor.

More Sentences
mind f. sözünü dinlemek
This dog minds well.
Bu köpek iyi söz dinliyor.

More Sentences
mind f. aldırış etmek
Don't mind her.
Ona aldırış etmeyin.

More Sentences
mind f. dikkat etmek
Tom had to mind his P's and Q's when he met Mary's parents for the first time.
Tom Mary'nin ebeveynleriyle ilk kez tanıştığında söz ve hareketlerine dikkat etmek zorundaydı.

More Sentences
mind f. bakmak
This sort of freedom would equate to getting the fox to mind the geese.
Bu tür bir özgürlük, tilkinin kazlara bakmasını sağlamakla eşdeğer olacaktır.

More Sentences
mind f. ilgilenmek
Mind your own business!
Seni ilgilendirmez.

More Sentences
mind f. sorun etmek
Tom said he didn't mind eating after the children ate.
Tom, çocuklar yedikten sonra yemek yemeyi sorun etmediğini söyledi.

More Sentences
mind f. göz kulak olmak
Will you mind my phone while I go to the ladies' room?
Ben tuvalete giderken telefonuma göz kulak olur musun?

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
mind i. zihin
The human mind is more complex than you think.
İnsan zihni sizin sandığınızdan daha karmaşıktır.

More Sentences
mind f. aldırış etmek
Don't mind her.
Ona aldırış etmeyin.

More Sentences
mind f. bakmak
This sort of freedom would equate to getting the fox to mind the geese.
Bu tür bir özgürlük, tilkinin kazlara bakmasını sağlamakla eşdeğer olacaktır.

More Sentences
mind f. umursamak
Okay some people do not mind being public.
Tamam, bazı insanlar halka açık olmayı umursamıyor.

More Sentences
Genel
mind i. öz
mind i. anlayış
mind i. anlak
mind i.
mind i. dimağ
mind i. istek
mind i. bellek
mind i. us
mind i. meram
mind i. nefes
mind i. ruh
mind i. şuur
mind i. hafıza
mind i. anlık
mind i. murat
mind i. idrak
mind i. arzu
mind i. dikkat
mind i. kanı
mind i. irade gücü
mind i. izan
mind i. merhumu cenazeden bir ay veya bir yıl sonra ağıtla anma
mind i. biyolojik bir organizmanın organik olmayan yönü
mind i. ruh hali
mind i. zihinsel yapı
mind i. düşünce tarzı
mind i. hissetme şekli
mind i. mizaç
mind i. zihinsel özelliklerin vücut bulduğu kimse
mind i. zihinsel özelliklerin vücut bulduğu insan grubu
mind i. zihinsel özelliklerin canlı örneği olan bölge sakinleri
mind f. endişelenmek
mind f. itiraz etmek
mind f. kulak vermek
mind f. saymak
mind f. kulak asmak
mind f. önem vermek
mind f. gözetmek
mind f. sakıncalı bulmak
mind f. (bir şeyi) anımsatmak
mind f. (bir şeyin) hatırlatıcısı olmak
mind f. farkında olmak
mind f. fark etmek
mind f. idrak etmek
mind f. (uyuşturucu) hayal gördürmek
mind f. şaşırtmak
mind f. hayretler içinde bırakmak
mind f. emin olmak
mind f. temin etmek
mind f. sakınca görmek
Medikal
mind i. an
Tarih
mind i. keltler tarafından süs ve özellikle taç olarak kullanıldığı düşünülen, yarı oval ve ince bir altın levha
Dini
mind i. tanrı
mind i. ilahi varlık
Felsefe
mind i. (kartezyen felsefesinde) iki temel varoluş biçiminden biri

"mind" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
come to mind f. akla gelmek
Genel
state of mind i. ruh hali
frame of mind i. durum
agility of mind i. zeka kıvraklığı
equal mind i. soğukkanlılık
time out of mind i. öteden beri
idea in mind i. imaj
state of mind i. ruhsal durum
state of mind i. haleti ruhiye
ease of mind i. hafiflik
frame of mind i. ruhi hal
cast of mind i. düşünüş şekli
presence of mind i. soğukkanlılık
absence of mind i. dalgınlık
frame of mind i. mizaç
frame of mind i. düşünce yapısı
mind share i. akıl payı
habit of mind i. ruhsal durum
mind and body i. akıl ve beden
presence of mind i. aklı başında olma
open mind i. açık fikir
mind reader i. zihin okuyucu
idea in mind i. imge
cast of mind i. düşünce tarzı
habit of mind i. ruh hali
inquiring mind i. öğrenmeye meraklı
frame of mind i. ruh hali
mind mapping i. zihin haritalama
change of mind i. düşünüşü değiştirme
strength of mind i. akıl
frame of mind i. ruhsal durum
turn of mind i. düşünce tarzı
turn of mind i. zihniyet
time out of mind i. eskiden beri
savage mind i. yaban düşünce
path of mind i. aklın yolu
bearing in mind i. akılda tutma
mind developing toys i. zeka geliştirici oyuncaklar
mind game i. zeka oyunu
twisted mind i. yanlış düşünce
twisted mind i. sapmış fikir
twisted mind i. mantıksız düşünce
collective mind i. müşterek akıl
common mind i. ortak akıl
mind over matter i. irade gücünü kullanarak güçlükleri kontrol edebilme
mind over matter i. sorunların üstesinden gelmek için iradesini kullanma
acute mind i. keskin zeka
keep in mind that i. unutmamamız gerekir ki
unsound mind i. akıl hastalığı
frame of mind i. halet-i ruhiye
mind-bender i. şaşırtıcı şey
state of mind i. halet-i ruhiye
mind unsoundness i. akıl bozukluğu
state of mind i. haletiruhiye
business mind i. ticaret zekası
business mind i. ticari zeka
body mind harmony i. vücut-kafa uyumu
body mind harmony i. beden-zihin ahengi
mind gym i. beyin jimnastiği
mind gym i. zihin jimnastiği
mind exercise i. zihin jimnastiği
mind gym i. zihin egzersizi
mind exercise i. beyin jimnastiği
mind exercise i. zihin egzersizi
empty mind i. boş zihin
civil servant mind-set i. memur zihniyeti
child's mind i. çocuk aklı
child's mind i. çocuğun aklı
business mind i. iş zekası
a criminal mind i. suç işlemeye eğilimli/meyilli
a criminal mind i. suç işlemeye yatkınlığı olan
young mind i. toy zihin
a clear mind i. salim kafa
a clear mind i. zihin açıklığı
mind abuse i. beyin yıkama/zorla ikna etme
mind map i. akıl haritası
mind map i. kavram haritası
foggy mind i. bulanık/karışık zihin
human mind i. insan aklı
bearing in mind i. hatırda tutma
bearing in mind i. göz önünde bulundurma
bearing in mind i. dikkate alma
bearing in mind i. hesaba katma
bearing in mind i. hatırlama
bearing in mind i. göz önüne alma
mind-body medicine i. akıl vücut tıbbı
mind-eraser i. hafıza silici
superior mind i. üst akıl
mind games i. akıl oyunları
peace of mind i. iç rahatlığı
unconscious mind i. bilinç dışı/bilinç altı
conscious mind i. bilinçli zihin
union of mind and body i. akıl ve beden birlikteliği
theory of mind i. zihin kuramı
the question in my mind i. aklımdaki soru
western mind i. batı aklı
hive mind i. kolektif fikir
a month mind i. güçlü veya anormal arzu
a month mind i. ölümden bir ay sonraki anma töreni
a year's mind i. ölümden bir yıl sonraki anma töreni
quickness of mind i. çabuk kavrama yeteneği
change of mind i. fikrini değiştirme
embodied mind i. bedenlenmiş akıl
mind reading i. zihin okuma
mind reading i. düşünce okuma
natural state of mind i. doğal ruh hali
body-mind i. bir bütün olarak insan
mind-set i. kişinin durumlara verdiği yanıtları ve durumlarla ilgili çıkarımlarını belirleyen sabit zihinsel tutum veya tavır
month's mind [uk] i. güçlü arzu
month's mind [uk] i. heves
one-track mind i. yalnızca bir konuyu düşünebilme
one-track mind i. tek bir şeye takıntılı olma
careless mind i. dikkatsiz zihin
mind uploading i. zihin aktarımı
mind uploading i. zihni bilgisayara aktarma
mind control i. zihin kontrolü
mind controlling i. birinin zihnini kontrol etme
mind control i. zihin kontrolü
mind controlling i. zihin kontrolü
rational mind i. rasyonel zihin
bring to mind f. akla getirmek
bear in mind f. göz önünde bulundurmak
occur one's mind f. aklından geçmek
call to mind f. hatırlatmak
bring to mind f. hatırlatmak
relieve one's mind f. rahatlatmak
come to mind f. hatırına gelmek
mind one's step f. ayağını denk almak
set one's mind on something f. kafasına koymak
bear in mind f. aklında tutmak
be of one mind f. hemfikir olmak
set one's mind on f. kafasına koymak
keep something in one's mind f. aklından çıkarmamak
change somebody's mind f. fikrini değiştirmek
turn over in one's mind f. düşünüp taşınmak
have in mind f. akılda tutmak
know one's own mind f. ne istediğini bilmek
keep in mind f. dikkate almak
have in mind f. hatırında tutmak
call back to mind f. aklına getirmek
cross one's mind f. aklından geçmek
turn one's mind f. kafasına takmak
drive someone out of his mind f. çileden çıkarmak
keep one's mind f. kafasına takmak
bear in mind f. akılda tutmak
bear in mind f. zihinde tutmak
keep something in a corner of one's mind f. aklının bir köşesinde tutmak
be of the same mind f. hemfikir olmak
speak one's mind f. ne düşündüğünü açıkça söylemek
keep in mind f. hatırda tutmak