endişelenmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

endişelenmek



"endişelenmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 27 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
endişelenmek worry f.
General
endişelenmek be worried f.
endişelenmek feel uneasy about something f.
endişelenmek get anxious f.
endişelenmek disconcert f.
endişelenmek be worried about f.
endişelenmek become anxious f.
endişelenmek stew f.
endişelenmek sweat blood f.
endişelenmek bother about f.
endişelenmek care f.
endişelenmek mind f.
endişelenmek fret f.
endişelenmek be anxious f.
endişelenmek sweat bullets f.
endişelenmek touse f.
endişelenmek become concerned f.
endişelenmek become alarmed f.
endişelenmek grow apprehensive f.
endişelenmek angst f.
Colloquial
endişelenmek bother one's head about something
endişelenmek trouble one's head about something
Idioms
endişelenmek have on one's mind
endişelenmek bother one's head about
endişelenmek concern oneself
Slang
endişelenmek sweat bullets
Archaic
endişelenmek cark f.

"endişelenmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 24 sonuç

Türkçe İngilizce
General
gereksiz endişelenmek worry unnecessarily f.
gereksiz yere endişelenmek worry unduly f.
gereksiz endişelenmek worry unduly f.
gereksiz endişelenmek worry needlessly f.
gereksiz yere endişelenmek worry needlessly f.
gereksiz yere endişelenmek worry unnecessarily f.
ile ilgili olarak endişelenmek be uneasy about f.
ile ilgili olarak endişelenmek be anxious about f.
ile ilgili olarak endişelenmek be worried with regards to f.
ile ilgili olarak endişelenmek be concerned about f.
bir şey hakkında endişelenmek get nervous about f.
aşırı endişelenmek worry excessively about f.
hakkında endişelenmek worry about f.
bir konuda endişelenmek be worried about something f.
Phrasals
birisi için endişelenmek worry over someone
Idioms
gereksiz yere endişelenmek borrow trouble
son derece endişelenmek make a fuss about
son derece endişelenmek make a fuss over
çok endişelenmek be bent out of shape
(bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek cross that bridge before one comes to it
(bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek cross a bridge before one comes to it
çok endişelenmek be worried sick about
birisi için endişelenmek get oneself into a stew over someone
çok endişelenmek have kittens