put in - Turco Inglés Diccionario

put in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "put in" en diccionario turco inglés : 53 resultado(s)

Inglés Turco
General
put in v. eklemek
Especially if you put in a new song for me.
Özellikle de benim için yeni bir şarkı eklersen.

More Sentences
put in v. atmak
The things that I put in the trash can aren't useful anymore.
Çöp kutusuna attığım şeyler artık işe yaramıyor.

More Sentences
put in v. sunmak
I put in my report a list of rights that should be included in any UN convention.
Raporumda herhangi bir BM sözleşmesinde yer alması gereken hakların bir listesini sundum.

More Sentences
put in v. harcamak (bir iş için zaman)
I know you put in so much effort.
Çok çaba harcadığını biliyorum.

More Sentences
put in v. yerleştirmek
The dentist put in a temporary filling.
Diş hekimi geçici dolgu yerleştirdi.

More Sentences
put in v. takmak
However, you may need to put in batteries first.
Ancak, önce pilleri takmanız gerekebilir.

More Sentences
put in v. içeri sokmak
put in v. sokmak
put in v. başvurmak
put in v. içeri koymak
put in v. limana girmek
put in v. ilave etmek
put in v. araya girmek
put in v. sokulmak
put in v. arzetmek
put in v. katmak
put in v. olay çıkarmak
put in v. gelmek (istasyona)
put in v. geçirmek (zaman)
put in v. (gemi) limana girmek
put in v. uğramak
put in v. diye eklemek
put in v. takılmak
put in v. içine sokmak
Phrasals
put in v. resmen ilan etmek
put in v. resmi dilekçe vermek
put in v. karşı çıkmak
put in v. tedarik etmek
put in v. (belirli süreyi) bir işe adamak
put in v. toprağa dikmek
put in v. toprağa ekmek
put in v. bir yere girmek
put in v. başvuru yapmak
put in v. ricada bulunmak
put in v. müracaat etmek
put in v. araya girmek
put in v. burnunu sokmak
put in v. döşemek
put in v. lafa karışmak
put in v. maydanoz olmak
put in v. kurmak
put in v. monte etmek
put in v. lafı kesmek
put in v. sözü kesmek
put in v. salça olmak
put in v. söze karışmak
put in v. tartışmada araya girmek
put in v. tesis etmek
put in v. zulada saklamak
put in v. zaman harcamak
put in v. zaman ayırmak
Trade/Economic
put in v. (gemi) limana girmek
Marine
put in v. limana girmek

Significados de "put in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
put in order v. düzenlemek
put in order v. sıraya koymak
General
put in a coffin n. tabuta yerleştirmek
put in a coffin n. tabuta koymak
ability to put ourselves imaginatively in another’s place n. hayal gücüne dayanarak kendimizi başkasının yerine koyabilme yeteneği
ability to put ourselves imaginatively in another’s place n. empati kurabilme yeteneği
put in motion v. devindirmek
put in a claim for v. hak iddia etmek
put in a flurry v. telaşlandırmak
put in order v. düzene sokmak
be put in v. sokulmak
put something in order v. nizama sokmak
put in order v. çekidüzen vermek
put in order v. sıralamak
put in prison v. hapsetmek
put faith in v. inancı olmak
put down in v. inmek (uçak)
put in an appearance v. yer almak
put in an appearance v. görünmek
put one´s foot in it v. baltayı taşa vurmak
put one's trust in v. güvenmek
put one's head in the lion's mouth v. kellesini koltuğuna almak
put in order v. adam etmek
put in a bonded warehouse v. antrepoya koymak
put somebody in mind of v. kafasına sokmak
put one's trust in v. itimat etmek
put in parantheses v. parantez içine almak
put in an appearance v. uğramak
put one's head in the lion's mouth v. tehlikeye atılmak
put something in order v. düzen vermek
put in pledge v. rehin vermek
put in an appearance v. katılmak
put in time on v. bir iş için belirli bir zaman harcamak
be put in baskets v. sepetlenmek
put something in storage v. bir şeyi depoya koymak
put somebody in jail v. içeri atmak
put in order v. hale yola koymak
put someone in the picture v. durumu anlatmak
put in quarantine v. karantinaya almak
put oneself in for v. talip olmak
put a jerk in it v. acele etmek
put a stake in the ground v. ilk çiviyi çakmak
put in order v. düzene koymak
put one's two cents in v. fikrini söylemek
put something in someone's mind v. bir şeyi birinin aklına koymak
put somebody in his place v. haddini bildirmek
put somebody in for v. aday göstermek
put faith in v. güvenmek
put one's foot in one's mouth v. pot kırmak
put in order v. tanzim etmek
put in order v. düzeltmek
put in a word v. sözünü kesmek
put one’s foot in one’s mouth v. pot kırmak
put in the dock v. suçlamak
put in a word v. araya girmek
put in train v. sıraya dizmek
put in for v. başvuruda bulunmak
put in for v. başvurmak
put in somebody as intermediary v. araya koymak
put oneself in another's place v. kendini başkasının yerine koymak
put in the picture v. durumu anlatmak
put in a plaster cast v. alçıya koymak
put someone in a flutter v. birini heyecana düşürmek
put a stake in the ground v. ilk adımı atmak
put in a good word for someone v. biri için iyi şeyler söylemek
put one's foot in one's mouth v. gaf yapmak
put stitches in v. dikmek
put in an appearance v. çok kısa bir süre kalmak
put somebody in mind of v. hatırlatmak
put faith in v. inanmak
put foot in mouth v. patavatsızlık yapmak
put a spoke in somebody's wheel v. engel olmak
be put in order v. düzelmek
put in barrels v. fıçılamak
put one's foot in it v. akım derken bokum demek
put in an appearance v. kısa bir süre kalıp gitmek
put in the lottery v. piyangoya koymak
put in force v. yerine getirmek
put in pledge v. rehine koymak
put in an appearance v. boy göstermek
put in prison v. hapse atmak
put one's foot in it v. pot kırmak
put in jeopardy v. tehlikeye atmak
put in jeopardy v. riske atmak
put one's life in danger v. hayatını tehlikeye atmak
put one's life in danger v. hayatını tehlikeye sokmak
put in a good word (for someone) v. biri hakkında olumlu şeyler söylemek
put one's heart and soul in doing something v. canla başla çalışmak
put all of one's efforts in a job v. canla başla çalışmak
put one's back in it v. canını dişine takmak
put someone in one's place v. haddini bildirmek
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toplamak
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toparlamak
put in a secret place v. zula etmek
be put in chains v. zincir vurulmak
put in a secret place v. zulaya atmak
put (someone) in a dangerous position v. ateşe atmak
put fear in someone's heart v. birinin yüreğine korku salmak
put fear in someone's heart v. birinin kalbine korku salmak
put fear in hearts v. yüreklere korku salmak
put in a file v. dosyalama yapmak
put (something) away in a file or its folder v. dosyaya kaldırmak
put (something) in order v. düzene oturtmak
put (something) in order v. düzenlemede bulunmak
put in order v. düzenleme getirmek
put (something) in order v. düzen altına almak
put half the money in the bank v. paranın yarısını bankaya yatırmak
put in an order v. sipariş vermek
put (someone/something) in quarantine v. karantinaya almak
put (someone/something) in quarantine v. karantina altına almak
put in performance v. performans izlemek
put in performance v. performans ortaya koymak
put in earring v. küpe takmak
put in performance v. performans sergilemek
put in sugar v. şeker atmak
put in sugar v. şeker koymak
put something in writing v. yazılı hale getirmek
put in a tender v. ihale yapmak
put in an outstanding performance v. üstün performans göstermek
put in the ground v. toprağa gömmek
put in an excellent performance v. iyi performans çıkarmak
be put in prison v. hapse atılmak
be put in prison v. hapse girmek
put in a nutshell v. özetle söylemek
put someone in one's pocket v. parmağında oynatmak
put one's thumbprint on (a document) (in lieu of a signature) v. parmak basmak
put something in layman’s terms v. birşeyi sıradan bir insanın anlayacağı şekilde anlatmak
put someone in a tight spot v. zor durumda bırakmak
put in action v. harekete geçirmek
put in for v. adaylığını koymak
put in order v. sıraya sokmak
be put in an awkward position v. zor duruma düşürülmek
be put in touch with someone v. birilerine yönlendirilmek
be put in an awkward position v. zor durumda bırakılmak
be put in touch with someone v. birisine yönlendirilmek
put in jeopardy v. tehlikeye sokmak
put in a difficult position v. zor duruma sokmak
put in prison v. hapse göndermek
put in prison v. cezaevine göndermek
put a question mark in the minds v. kafalarda soru işareti yaratmak
put in process v. işleme koymak
put in prison v. tutuklamak
put in pledge v. rehin koymak
put in default v. mütemerrit kılmak
put in circulation v. tedavüle koymak
put in place v. devreye sokmak
put in perspective v. perspektife yerleştirmek
put complaint in writing v. yazılı şikayette bulunmak
put complaint in writing v. şikayeti yazılı yapmak
put money in one's pocket v. cebine para koymak (harçlık vb.)