blow - Turco Inglés Diccionario

blow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

blow — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /bloʊ/ – BrE /bləʊ/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: blow (blows – blew – blown - blowing); İsim: blow (blows)

Significados de "blow" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
blow n. darbe
Losing her job was a severe blow.
İşsiz kalmak ona ağır bir darbe oldu.

More Sentences
blow v. esmek
There was a light breeze blowing on that summer's night.
O yaz gecesinde hafif bir meltem esiyordu.

More Sentences
blow v. üflemek
Now, make a wish and blow your candles.
Şimdi bir dilek tut ve mumlarını üfle.

More Sentences
General
blow n. üfleme
Come on, one more blow for the last candle!
Hadi, son mum için bir üfleme daha!

More Sentences
blow n. yumruk
He dealt me a blow in the face.
O yüzüme bir yumruk attı.

More Sentences
blow n. çalma
The siren blew.
Siren çaldı.

More Sentences
blow n. çarpma
The door blew shut.
Kapı çarptı.

More Sentences
blow v. esmek
There was a light breeze blowing on that summer's night.
O yaz gecesinde hafif bir meltem esiyordu.

More Sentences
blow v. harcamak
I blew my whole bonus on shopping and travel.
Bütün ikramiyemi alışveriş ve seyahat için harcadım.

More Sentences
blow v. çarçur etmek
I blew all our savings on a sports car.
Tüm birikimimizi bir spor araba için çarçur ettim.

More Sentences
blow v. atmak
Teachers should occasionally let their students blow off some steam.
Öğretmenler bazen öğrencilerinin stres atmasına izin vermeliler.

More Sentences
blow v. çalmak
You can hear the train coming; it's blowing its horn.
Trenin geldiğini duyabilirsiniz; kornasını çalıyor.

More Sentences
blow v. sigorta atmak
She shouldn't have blown a fuse.
Kızın sigortası atmamalıydı.

More Sentences
blow v. patlamak
Do you feel like a bomb ready to blow?
Kendinizi patlamaya hazır bir bomba gibi mi hissediyorsunuz?

More Sentences
blow v. uçurmak
A puff of wind came and blew Curdken's hat far away.
Bir rüzgar esintisi geldi ve Curdken'in şapkasını uçurdu.

More Sentences
blow v. üflemek
Now, make a wish and blow your candles.
Şimdi bir dilek tut ve mumlarını üfle.

More Sentences
blow v. (sigorta) atmak
My car keeps blowing fuses.
Arabamın sigortaları atıp duruyor.

More Sentences
blow v. havaya uçurmak
The bullet blew the watermelon to pieces.
Kurşun karpuzu havaya uçurdu.

More Sentences
blow v. uçurmak
A puff of wind came and blew Curdken's hat far away.
Bir rüzgar esintisi geldi ve Curdken'in şapkasını uçurdu.

More Sentences
Colloquial
blow n. darbe
Losing her job was a severe blow.
İşsiz kalmak ona ağır bir darbe oldu.

More Sentences
blow v. çarçur etmek
I blew all our savings on a sports car.
Tüm birikimimizi bir spor araba için çarçur ettim.

More Sentences
blow v. üflemek
Now, make a wish and blow your candles.
Şimdi bir dilek tut ve mumlarını üfle.

More Sentences
blow v. berbat etmek
We just blew it.
Berbat ettik.

More Sentences
blow v. heba etmek
You're only going to get one shot at this, so don't blow it.
Tek bir şansın olacak, onu da heba etme.

More Sentences
Technical
blow n. üfleme
Come on, one more blow for the last candle!
Hadi, son mum için bir üfleme daha!

More Sentences
blow v. üflemek
Now, make a wish and blow your candles.
Şimdi bir dilek tut ve mumlarını üfle.

More Sentences
Automotive
blow v. patlamak
Do you feel like a bomb ready to blow?
Kendinizi patlamaya hazır bir bomba gibi mi hissediyorsunuz?

More Sentences
General
blow n. darp
blow n. şanssızlık
blow n. saldırı
blow n. esinti
blow n. vuruş
blow n. hamle
blow n. baltalama
blow n. şok
blow n. övünme
blow n. yüksekten atma
blow n. alev lambası
blow n. tokat
blow n. esme
blow n. rüzgar
blow n. felaket
blow n. beklenmedik şok
blow n. beklenmedik felaket
blow n. şiddetli fırtına
blow n. şok
blow v. üfürmek
blow v. küfretmek
blow v. çiçeklenmek
blow v. fırsat vb kaçırmak
blow v. çalınmak
blow v. kaçmak
blow v. uçmak
blow v. düşmek
blow v. çiçek açmak
blow v. altından girip üstünden çıkmak
blow v. defolmak
blow v. soluk soluğa kalmak
blow v. fışkırmak
blow v. balina vb su fışkırtmak
blow v. esmek (rüzgar)
blow v. sigorta vb atmak
blow v. yelpazelemek
blow v. unutulmak
blow v. körüklemek
blow v. yanmak
blow v. patlatmak
blow v. parlamak
blow v. solumak
blow v. sigorta atmak (elektrik)
blow v. (rüzgar) esmek
blow v. hava vermek
blow v. vuruşmak
blow v. kahretmek
blow v. hava akımı ile hareket ettirmek
blow v. içinden hava geçirerek temizlemek
blow v. nefessiz bırakmak
blow v. (at) nefesini toplamasına izin vermek
blow v. gizli bir istihbarat operasyonunu ortaya çıkarıp tehlikeye atmak
blow v. gizli bir istihbarat operasyonunu ortaya çıkaran gazete haberi
blow v. muhalefet tarafından ortaya çıkarılan ajan
blow v. (rüzgar, fırtına) uğultu sesi çıkarmak
blow v. (ıslık, siren ) üfleyerek çalmak
blow v. sümkürmek
blow v. atı çok fazla koşturarak nefessiz bırakmak
blow v. (bilgi, haber) yaymak
Irregular Verb
blow v. blew - blown
Colloquial
blow n. sorun
blow n. engel
blow n. fiske
blow n. zorluk/güçlük
blow n. (alkol tüketiminin damga vurduğu) büyük parti
blow v. acele etmek
blow v. sıvışmak
blow v. kirişi kırmak
blow v. uçmak
blow v. (fırsat) geri tepmek
blow v. har vurup harman savurmak
blow v. çılgına dönmek
blow v. ateş püskürmek
blow v. enstrüman/çalgı çalmak (genellikle üflemeli)
blow v. boşa harcamak
blow v. bir çuval inciri berbat etmek
blow v. bozmak
blow v. eline yüzüne bulaştırmak
blow v. içine etmek
blow v. perişan etmek
blow v. hızla geçip gitmek
blow v. böbürlenmek
blow v. övünmek
blow v. lanet etmek
Technical
blow n. vurma
blow n. vuruş
blow n. bessemer işleminde havanın erimiş pik demiri yoluyla yukarı basıldığı bir aşama
blow n. bessemer dönüştürücüsünde işlenen metal miktarı
blow v. hava veya gaz yoluyla şekillendirmek
blow v. fışkırtmak
blow v. hava vermek
blow v. (kötü ve aşırı çalıştırma nedeniyle) bozulmak
blow v. (sigorta) erimek
Electric
blow v. (sigorta, valf ) aşırı akım nedeniyle yanmak
Mining
blow n. madene doğru giden hava akışı
blow n. maden çatısının çökmesi
Botanic
blow n. çiçek kümesi
blow n. şeftalilerin çiçek açması
blow n. çiçeklenme
blow n. tam açmış laleler
Baseball
blow v. (top) çok hızlı atmak
Chess
blow v. (rakibin taşını yiyemeyen bir taşı) tahtadan atmak
Music
blow v. ıslık çalmak
blow v. müzik gösterisinde enstrüman çalmak
Entomology
blow v. (böcek) yumurta bırakmak
Slang
blow n. kokain
blow n. kokain
blow v. kokain çekmek
blow v. ot çekmek
blow v. esrar çekmek/içmek
blow v. sakso çekmek
blow v. ağza almak
blow v. mide bulandırıcı derecede kötü olmak
blow v. eğlendirmek
blow v. zevk vermek
blow v. açığa çıkarmak
blow v. ele vermek
blow v. abaza çekmek
blow v. mastur geçmek
blow v. (hap, LSD) ruh halini değiştirmek
blow v. (özellikle abd ve kanada ingilizcesinde) birini şaşırtmak
British Slang
blow n. esrar
blow n. ot

Significados de "blow" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
blow up v. şişirmek
blow up v. patlatmak
General
violent blow n. sadme
blow-dryer n. fön makinesi
blow off n. sorumluluktan kaçmak
blow fly n. sinek
sword blow n. kılıç darbesi
nasty blow n. tehlikeli vuruş
nasty blow n. ağır darbe
death blow n. öldürücü darbe
blow it! n. kahretsin!
blow-out n. cümbüş
body-blow n. vücuda vurulan sert yumruk
blow-out n. patlama
blow-up n. agrandisman
blow-out n. alem
blow-up n. infilak
blow-up n. büyültme
blow-out n. eğlence
body-blow n. ciddi yenilgi
blow-up n. patlama
by-blow n. gayrimeşru çocuk
fatal blow n. öldürücü darbe
fatal blow n. ölümcül darbe
blow-up bed n. şişme yatak
blow-dryer n. saç kurutucu
blow-dryer n. saç kurutma makinesi
crushing blow n. ezici darbe
death blow n. ağır darbe
blow-out n. inceleme
blow-out n. araştırma
blow-out n. kolay zafer
blow-out n. soruşturma
blow-out n. lastik patlağı
blow-out n. kolay galibiyet
blow-up n. kavga
blow-out n. elektrik sigortasının erimesi
blow-out n. kuyudan petrol/gaz fışkırması
blow-out n. delik
blow-out n. lastik patlaması
blow-out n. rahat zafer
blow drier n. fön makinesi
blow drier n. saç kurutucu
blow drier n. saç kurutma makinesi
large blow n. büyük darbe
hammer blow n. büyük şok
hammer blow n. büyük aksaklık
blow-up n. azarlama
blow [dialect] [northern england] n. mavi
blow-by-blow n. tek tek anlatma
blow tube n. ağız tüfeği
blow dryer n. saç kurutma makinesi
blow-in [uk] n. göçmen
blow-hard n. böbürlenen ve palavracı kimse
blow-in [uk] n. muhacir
low blow n. aşağılama
low blow n. ahlaka aykırı saldırı
low blow n. etik dışı saldırı
low blow n. hakaret
by-blow n. dolaylı darbe
by-blow n. tesadüfi darbe
final blow n. son darbe
harsh blow n. sert darbe
harsh blow n. ağır darbe
blow in v. çıkagelmek
give a blow with a whip v. kamçı vurmak
blow up v. patlak vermek
blow out v. söndürmek
blow hot and cold about v. bir dediği bir dediğine uymamak
blow over v. unutulmak
blow something up v. havaya uçurmak
blow one's breath upon v. nefeslemek
blow a horn v. korna çalmak
blow one's top v. öfkelenmek
blow one's stack v. tepesi atmak
blow up v. infilak etmek
begin to blow from the northeast v. poyrazlamak
blow hot and cold v. bir dediği bir dediğine uymamak
blow out v. püskürmek
blow upon v. püflemek
blow about v. savurmak
blow a fuse v. sigortayı attırmak
deal a blow to v. darbe indirmek
blow a trumpet v. borazan çalmak
strike someone a blow v. birine bir yumruk indirmek
blow over v. sona ermek
(wind) blow v. rüzgar esmek
blow hard v. övünmek
blow out v. püflemek
blow one's own horn v. böbürlenmek
blow over v. geçmek
blow one's stack v. heyheyleri tutmak
blow down v. istim boşaltmak
blow out v. sönmek
blow away v. uçurmak
blow the fuse v. sigortayı attırmak
blow with bellows v. körüklemek
blow horn v. boru çalmak
blow out v. patlamak (lastik)
make blow up v. patlatmak
blow somebody's brains out v. beynini dağıtmak
blow something up v. şişirmek
blow out v. üflemek
blow away v. kuvvetle soluk vermek
blow one's top v. tepesi atmak
blow one's nose v. sümkürmek
blow up v. tahrip etmek
blow away the cobwebs v. zindeleşmek
blow over v. sorunsuz atlatmak
blow a raspberry v. yuhalamak
blow up v. patlamak
blow up v. agrandisman yapmak
blow over v. dinmek (fırtına)
blow upon v. üflemek
blow up v. havaya uçurmak
blow somebody up v. fırça çekmek
blow the whistle on v. ele vermek
(a bugle) to blow v. boru çalmak
deal a blow v. geçirmek
blow down v. yıkmak
blow gently v. püfür püfür esmek
blow in v. damlamak
blow out liquid from one's mouth v. püskürmek
blow in v. ansızın gelmek
blow one's mind v. deli etmek
blow the whistle on v. ilan etmek
blow off v. uçurmak
blow up v. havaya uçmak
blow up v. büyütmek
blow gently v. efil efil esmek
blow a whistle v. düdük çalmak
blow up v. bombalamak
blow one's nose v. burnunu silmek
blow the whistle on v. itiraz etmek
blow up v. azarlamak
deal somebody a blow v. oturtmak
blow in v. çıkıp gelmek
blow off v. görevden kaçmak
blow out v. üfleyip söndürmek
blow up v. öfkelenmek
blow out v. üfleyerek söndürmek
deal somebody a blow v. yumruk atmak
deal a blow at somebody v. yumruk atmak
blow the opposite way v. tersten esmek
blow in opposite direction v. tersten esmek
blow into v. ansızın içeri girmek
blow one's stack v. zıvanadan çıkmak
blow smoke v. duman üflemek
have a blow dry v. fön çektirmek
blow out the candle v. mum üflemek