delik - Turco Inglés Diccionario

delik

Significados de "delik" en diccionario inglés turco : 92 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
delik hole n.
The first hole is 85 meters away from the starting point.
İlk delik başlangıç noktasından 85 metre uzakta.

More Sentences
General
delik prick n.
Give the dough a prick before putting it into the oven.
Fırına koymadan önce hamura bir delik açın.

More Sentences
delik eyelet n.
Insert the tent poles through the eyelets on the groundsheet.
Çadır direklerini zemin örtüsü üzerindeki deliklerden geçirin.

More Sentences
delik hole n.
The first hole is 85 meters away from the starting point.
İlk delik başlangıç noktasından 85 metre uzakta.

More Sentences
delik bore n.
We need to replace this with a fine-bore tube.
Bunu ince delikli bir tüple değiştirmemiz gerekiyor.

More Sentences
delik orifice n.
He sanitized the orifices meticulously with the emulsion cleaner.
Emülsiyon temizleyiciyle delikleri titizlikle dezenfekte etti.

More Sentences
delik key n.
I bought a 17 key clarinet from a local music shop.
Yerel bir müzik dükkanından 17 delikli bir klarnet aldım.

More Sentences
delik cut n.
There was a small cut on the carpet.
Halının üzerinde küçük bir delik vardı.

More Sentences
delik punctured adj.
This tire is punctured.
Bu teker delik.

More Sentences
Technical
delik perforation n.
Tear the letter from its perforations.
Mektubu deliklerinden yırtınız.

More Sentences
delik orifice n.
He sanitized the orifices meticulously with the emulsion cleaner.
Emülsiyon temizleyiciyle delikleri titizlikle dezenfekte etti.

More Sentences
delik bore n.
We need to replace this with a fine-bore tube.
Bunu ince delikli bir tüple değiştirmemiz gerekiyor.

More Sentences
delik window n.
I can't read the address from the window on the envelope.
Zarftaki delikten adresi okuyamıyorum.

More Sentences
Textile
delik hole n.
The first hole is 85 meters away from the starting point.
İlk delik başlangıç noktasından 85 metre uzakta.

More Sentences
Automotive
delik hole n.
The first hole is 85 meters away from the starting point.
İlk delik başlangıç noktasından 85 metre uzakta.

More Sentences
Medical
delik orifice n.
He sanitized the orifices meticulously with the emulsion cleaner.
Emülsiyon temizleyiciyle delikleri titizlikle dezenfekte etti.

More Sentences
Star Wars
delik the hole n.
Make sure it sits tightly in the hole.
Deliğe sıkıca oturduğundan emin olun.

More Sentences
General
delik nozzle n.
delik puncture n.
delik hollow n.
delik jail n.
delik prison n.
delik boring n.
delik eyehole n.
delik den n.
delik jug n.
delik ventage n.
delik clink n.
delik os n.
delik opening n.
delik stir n.
delik venthole n.
delik mortise n.
delik mortice n.
delik cavity n.
delik leak n.
delik slot n.
delik aperture n.
delik eye n.
delik blowout n.
delik outlet n.
delik port n.
delik vent n.
delik gaol n.
delik blow-out n.
delik tewel [obsolete] n.
delik thirl [dialect] n.
delik latibulum n.
delik loophole n.
delik delve n.
delik oelet n.
delik overture n.
delik rut n.
delik inane n.
delik pierce n.
delik piercing n.
delik fistule [rare] n.
delik os n.
delik puka [hawaii] n.
delik scuff n.
delik smeuse [obsolete] n.
delik pock n.
delik howe n.
delik ostiole n.
delik bored adj.
delik pierced adj.
delik boss [dialect] [uk] adj.
delik howe [scotland] adj.
delik hol abrev.
Trade/Economic
delik outlet n.
Technical
delik nozle n.
delik drillhole n.
delik slot n.
delik mortise n.
delik vent n.
delik snag n.
delik blow-out n.
delik drill n.
delik blowout n.
delik break-through n.
delik leaky adj.
delik perforated adj.
Computer
delik aperture n.
Automotive
delik eye n.
delik port n.
Mining
delik slot n.
Anatomy
delik aperture n.
delik pore n.
Food Engineering
delik pinhole n.
Biochemistry
delik pore n.
Zoology
delik fenestrule n.
Apiculture
delik spiracle n.

Significados de "delik" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
delik genişletici reamer n.
sivri bir şeyin açtığı delik prick n.
bir dizi delik açma perforation n.
kale duvarındaki delik port n.
örülerek onarılmış delik darn n.
su sızdıran delik veya çatlak leak n.
delik açma fenestration n.
tek delik single hole n.
ufak delik puncture n.
uzun ve dar delik slit n.
geminin su çizgisinin altında bulunup su almaya veya atmaya yarayan delik sea cock n.
küçük delik eyelet n.
çift delik double holes n.
delik (gaz veya sıvının giriş çıkışını sağlayan) vent n.
tıpalı delik bunghole n.
küçük delik pinhole n.
içine bir şey geçirilen delik socket n.
yerdeki delik hole in the ground n.
delik açma perforation n.
delik açarak batırma scuttling n.
kara delik black hole n.
(hayvan) delik nest n.
delik açıcı holer n.
dairesel delik bore n.
delik açma perforating n.
küçük delik foramen n.
su sızdıran delik ya da çatlak leak n.
delik açma piercing n.
küçük delik puncture n.
büyük delik huge hole n.
küçük delik small hole n.
yanlış delik wrong hole n.
farenin vb kaçtığı delik bolt hole n.
suyun sızdığı delik inleak n.
suyun içeri girdiği delik inleak n.
ocak veya fırınlarda yakıt koyulan delik teaze-hole n.
küçük bir delik ya da büyüteçten izlenen erotik gösteri raree show n.
küçük bir delik ya da büyüteçten izlenen erotik gösteri raree-show n.
kartlardan veya kağıttan dışarı çıkan delik chad n.
kabın kenarındaki kapağı kaldırmayı kolaylaştıran yarım daire şeklinde delik thumbhole n.
postanın tesliminin yapıldığı hazne veya delik maildrop n.
postanın tesliminin yapıldığı hazne veya delik maildrop n.
postanın tesliminin yapıldığı hazne veya delik mail drop n.
cebi delik bleeder n.
(golfte) vuruş sayısına göre değil de kazanılan delik sayısına göre yapılan puanlama matchplay n.
(çitte veya duvarda) yabani hayvanın geçtiği delik meuse n.
içi boş delik holk [dialect] [uk] n.
farenin yiyerek oluşturduğu küçük delik mousehole n.
yabani hayvanların içinden geçtiği küçük delik muce n.
kazan veya kondansatördeki çamur veya tortuları toplayan delik mudhole n.
(yol, çukur) içi çamurla dolmuş delik mudhole n.
parazitin cilt üzerinde açtığı delik burrow n.
büyük delik gape n.
delik ve kancadan oluşan bir menteşe gemel hinge n.
çit gibi içinde bir hayvanın geçebileceği delik muset n.
çit gibi içinde bir hayvanın geçebileceği delik muse n.
(çit, kümes) içinde bir hayvanın geçebileceği delik musit n.
kusur olarak değerlendirilen derin oluk veya delik gouge n.
vagon tekerlek izindeki derin delik chuck hole n.
kulede içeri ışığın girdiği delik dreamhole n.
delik açarken matkabın çıkardığı tortular drilling n.
içine bir şey atılan delik drop n.
bir dizi delik indentation n.
fıçılarda delik açmaya yarayan bir tür delgi piercel n.
fıçılarda delik açmaya yarayan bir tür delgi piercer n.
(apsede) akıntıyı kolaylaştırmak için zıt yönde açılan cerrahi delik counteropening n.
yerde açılan hapishane işlevli delik pit n.
duvarlarında delik veya çatlaklar olan derme çatma yapı coop n.
sayfadaki posta pulları arasındaki delik dizisi perforation n.
mektuplarda güvenlik amaçlı açılan delik şeklinde harfler perfin n.
delik açıcı pricker n.
çamurlu delik pulk [dialect] [uk] n.
topun delik, şapka, çember veya lobutlara atıldığı çeşitli oyunlara verilen ad roly-poly n.
(tilt) top girdiğinde sayı kazandıran delik sinkhole n.
aşınma ile oluşturulmuş delik veya yıpranmış nokta fret n.
dar delik smoot [dialect] [uk] n.
delik amaçlı kullanılan planya snipebill n.
özsuyunu çıkarmak için akçaağaca açılan delik spile hole n.
özsuyunu çıkarmak için akçaağaca açılan delik spilehole n.
(golf) topun delik ve diğer bir topun arasına girerek engel oluşturması stimey n.
(duvarda) delik cranny n.
delik açma pertusion n.
delik açma perterebration n.
açılmış delik pertusion n.
delik açmak bore a hole in v.
delik açmak bore v.
delik açmak broach v.
delik açmak make a hole v.
delik açmak pierce v.
delik açarak batırmak scuttle v.
delik açmak empierce v.
sıralı delik açmak perforate v.
kırarak delik açmak stave in v.
delik açmak run through v.
delik deşik etmek honeycomb v.
delik deşik etmek riddle v.
delik açmak drill v.
delik açmak puncture v.
delik açmak (gaz veya sıvının giriş çıkışını sağlamak için) vent v.
açmak (delik) prick v.
delik açmak ream out v.
kaçacak delik aramak look for a place to hide v.
zımba ile delik açmak punch v.
delik deşik edilmek be riddled v.
delik deşik etmek riddle with holes v.
delik açmak trepan v.
delik deşik olmak be riddled v.
delik açmak hole v.
delik açmak vent v.
delik açmak make a hole in v.
bir dizi delik açmak perforate v.
delik açmak slot v.
delik açmak honeycomb v.
delik açmak ream v.
delik delmek pierce a hole v.
delik delmek make a hole v.
delik delmek drill a hole v.
delik kapatmak cover a hole v.
delik delmek bore a hole v.
delik açmak perforate v.
delik açmak burrow v.
fıçıda delik açmak stave in v.
yüzeye delik açmak drill a hole on the surface v.
delik açmak dig a hole v.
batırarak delik açmak poke v.
delik yamamak darn hole v.
parmak girebilecek şekilde delik açmak thumbhole v.
cerrah testeresi ile delik açmak trepanize [obsolete] v.
bir şeye/yere delik açmak dig down v.
delik açmak enpierce [obsolete] v.
delgi makinesi kullanarak (delikli kart veya kağıt bantlara) delik açmak key punch v.
delgi makinesi kullanarak delik açmak keypunch v.
hassas delik oluşturmak için bileme taşı kullanmak hone v.
(ölçüme göre) belirli delik sayısına sahip olmak gage v.
(damga pulu) delik sayısını belirlemek gage v.
delik açmak gape v.
delik açmak gap v.
delik açmak rive v.
delik açmak impierce [obsolete] v.
delik açmak cut v.
(özellikle bilete) delik açmak clip [uk] v.
(ağaçtan lateks veya özsuyu almak için) delik açarak kap takmak cup v.
gagayla delik açmak peck v.
(tozu) delik içinden göndermek pounce v.
delik açmak core v.
delik açmak dawk [dialect] [uk] v.
delik oluşturmak prickle v.
küçük delik açmak prickle v.
delik açmak pritch [dialect] v.
önceden delik açmak prepunch v.