hollow - Turco Inglés Diccionario

hollow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hollow — Definition

Significado:
içi boş, oyuk
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈhɑːloʊ/ – BrE /ˈhɒləʊ/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
empty
Antónimos:
solid

Significados de "hollow" en diccionario turco inglés : 84 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
hollow n. çukur
He held the precious stone in the hollow of his hand.
Değerli taşı elinin çukurunda tutuyordu.

More Sentences
hollow adj. içi boş
As far as Parliament is concerned, these are not just hollow words, but words of substance.
Parlamento söz konusu olduğunda bunlar sadece içi boş sözler değil, özlü sözlerdir.

More Sentences
hollow n. oyuk
General
hollow n. kovuk
The child hid in a hollow tree.
Çocuk ağaç kovuğuna saklandı.

More Sentences
hollow n. boşluk
There is nothing to fill up the hollow space deep within me.
İçimdeki boşluğu dolduracak hiçbir şey yok.

More Sentences
hollow v. oymak
The shelf was hollowed by the weight of the radio.
Radyonun ağırlığı rafın içini oymuştu.

More Sentences
hollow adj. boş
Reinforcing the democratic substance in Asia is certainly no hollow exercise.
Asya'da demokrasinin özünü güçlendirmek kesinlikle boş bir çaba değildir.

More Sentences
hollow adj. içi boş
As far as Parliament is concerned, these are not just hollow words, but words of substance.
Parlamento söz konusu olduğunda bunlar sadece içi boş sözler değil, özlü sözlerdir.

More Sentences
hollow adj. içi boş (iki boyutlu şekil)
His offer was nothing but a hollow sham.
Teklifi içi boş bir sahtekarlıktan başka bir şey değildi.

More Sentences
hollow adj. kovuk
The child hid in a hollow tree.
Çocuk ağaç kovuğuna saklandı.

More Sentences
hollow adj. boğuk
All she heard was the hollow echoes of her footsteps.
Tek duyduğu ayak seslerinin boğuk yankılarıydı.

More Sentences
Technical
hollow n. çukur
He held the precious stone in the hollow of his hand.
Değerli taşı elinin çukurunda tutuyordu.

More Sentences
hollow n. içi boş
As far as Parliament is concerned, these are not just hollow words, but words of substance.
Parlamento söz konusu olduğunda bunlar sadece içi boş sözler değil, özlü sözlerdir.

More Sentences
hollow adj. boş
Reinforcing the democratic substance in Asia is certainly no hollow exercise.
Asya'da demokrasinin özünü güçlendirmek kesinlikle boş bir çaba değildir.

More Sentences
Construction
hollow n. boşluk
There is nothing to fill up the hollow space deep within me.
İçimdeki boşluğu dolduracak hiçbir şey yok.

More Sentences
Botanic
hollow n. kovuk
The child hid in a hollow tree.
Çocuk ağaç kovuğuna saklandı.

More Sentences
General
hollow n. dere
hollow n. delik
hollow n. sahtelik
hollow n. ağaç kovuğu
hollow n. oluk
hollow v. oyulmak
hollow v. kazmak
hollow v. çukur açmak
hollow v. boş olmak
hollow v. içi oyuk olmak
hollow v. kabartma işlemiyle şekillendirmek
hollow v. oyarak şekillendirmek
hollow v. iç kısmını çıkarmak
hollow v. çekirdeğini çıkarmak
hollow v. içini temizlemek
hollow v. içini çıkarmak
hollow v. bağırarak seslenmek
hollow v. seslenerek çağırmak
hollow v. bağırmak
hollow adj. boşluktan gelen (ses)
hollow adj.
hollow adj. çökmüş
hollow adj. boşluktan gelen
hollow adj. riyakar
hollow adj. sahte
hollow adj. yankı yapan
hollow adj. kovuklu
hollow adj. delikli
hollow adj. derin
hollow adj. aldatıcı
hollow adj. çökük
hollow adj. kof
hollow adj. yalan
hollow adj. doğruluktan yoksun
hollow adj. geçerlilikten yoksun
hollow adj. yankılanan kasvetli bir sesi olan
hollow adj. batık bir alana sahip olan
hollow adj. içbükey
hollow adj. girintili
hollow adj. derine yerleşmiş olan
hollow adj. önemsiz
hollow adj. batık
hollow adj. çökmüş
hollow adj. içbükey yüzü olan
hollow adj. içbükey yüzeyi olan
hollow adj. sadece ana hatları olan (iki boyutlu şekil)
hollow adj. esaslı niteliklerden yoksun olan
hollow adj. ilke veya amaçlardan yoksun olan
hollow adj. boğuk ve kasvetli
hollow adj. içi boş bir şeye çarpıyormuş gibi ses çıkaran
hollow adj. tam
hollow adj. eksiksiz
hollow adj. çökük (yanak, göz)
hollow adj. boşluk hissine sahip olan
hollow adv. boş bir şekilde
hollow adv. tamamen
hollow interj. hey!
hollow interj. merhaba!
hollow interj. birini çağırmak veya cevaplamak için kullanılan bir ünlem
hollow interj. avda köpekleri harekete geçirmek için kullanılan bir ünlem
Technical
hollow n. oyuk
hollow n. (döküm) geniş açıyla kesişen iki yüzeyi birleştiren içbükey yüzey
Construction
hollow adj. içinde boşluk olan
Automotive
hollow n. kıvrımlı bölge
hollow n. oyuk
Literature
hollow n. boşluk hissi
Geography
hollow n. tepe veya dağlar arasındaki küçük vadi
hollow adj. araları çukur dalgalı (deniz)

Significados de "hollow" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
hollow victory n. bir şeye yaramayan zafer
hollow victory n. boş başarı
hollow brick n. delikli tuğla
hollow bit n. oyma keskisi
hollow shape n. çukurluk
hollow noise n. güm
tree hollow n. ağaç kovuğu
hollow tree n. içi boş ağaç
sleepy hollow n. uykulu kuytu
the legend of sleepy hollow n. uykulu kuytu menkıbesi
the legend of sleepy hollow n. başsız süvari efsanesi
hollow structure n. içi boşluklu yapı
hollow log n. içi oyuk kütük
hollow ware n. derin tas/tabak
hollow [us] n. batmış bölge
hollow ware® n. dökme demir mutfak gereçleri, toprak çanak çömlek gibi satan bir marka
hollow ware n. içi çukur kase/tabak
hollow [us] n. çökük bölge
hollow ware n. gümüş kase
hollow voice n. boğuk ses
hollow voice n. kısık ses
beat all hollow v. yenmek
hollow out v. kazmak
become hollow v. çukurlaşmak
hollow out v. oymak
hollow out v. çukur açmak
become hollow v. koflaşmak
make hollow v. boşaltmak
beat somebody hollow v. bozguna uğratmak
go down into a hollow v. çukura inmek
fall into a hollow v. çukura düşmek
beat hollow v. birini kolayca ve açık ara yenmek
feel hollow v. boşluk hissetmek
hollow out v. oyulmak
hollow out v. içi boşalmak
hollow out v. bir şeyin yasal yetkisini azaltmak
hollow eyed adj. gözleri çukura düşmüş
hollow-hearted adj. içten olmayan
hollow-hearted adj. samimiyetsiz
hollow-cheeked adj. çukur yanaklı
hollow-cheeked adj. yanakları çukurlu
hollow-eyed adj. çukur gözlü
hollow-hearted adj. güvenilir ve doğru olmayan
hollow-hearted adj. içinde bozulmuş bir nokta olan
hollow-eyed adj. suratı çökmüş
hollow-eyed adj. solgun ve yorgun
hollow-hearted adj. içinde boşluk olan
all hollow adv. bütünüyle
all hollow adv. tamamen
Phrasals
hollow something out v. bir şeyin içerisine oyuk açmak
hollow out v. içini boşaltmak
hollow out v. içinde boşluk yaratmak/oluşturmak
hollow out v. oyarak (bir şey) yapmak
hollow out v. hortumlamak
hollow out v. (bir şey) oymak
hollow out v. (daha ucuz ve az gelişmiş ülkelerin mallarını kullanarak) bir ülkenin endüstri ve üretim sektörünü zayıflatmak
hollow something out v. bir şeyi oymak
hollow something out v. bir şeyin iç kısmını çıkarmak
hollow out v. sömürmek
Idioms
all hollow [obsolete] n. beklenen sonuç/olağan sonuç
all hollow [obsolete] n. akıbet
all hollow [obsolete] n. kaçınılmaz son/sonuç
hollow gesture n. samimiyetsiz hareket
hollow gesture n. iki yüzlülük
have hollow legs v. boğazına düşkün olmak
beat hollow v. hezimete uğratmak
beat hollow v. tamamen mağlup etmek
beat hollow v. tamamen yenmek
ring hollow v. inandırıcı gelmemek
ring hollow v. yanlış gelmek
beat somebody hollow v. hezimete uğratmak
beat somebody hollow v. farklı yenmek
sound hollow v. inandırıcı gelmemek
sound hollow v. yanlış gelmek
have a hollow leg v. görünüşünden beklenmeyecek kadar çok yiyip içebilmek
beat someone hollow [uk] v. birini bozguna uğratmak
beat someone hollow [uk] v. birine tamamen üstün gelmek
beat somebody/something hollow v. birinden/bir şeyden açık ara önde olmak
beat (someone or something) all hollow [uk/australia] v. (birini/bir şeyi) farklı yenmek
beat someone hollow [uk] v. birini açık ara geçmek
beat (someone or something) all hollow [uk/australia] v. (birini/bir şeyi) bozguna uğratmak
beat somebody/something hollow v. birinden/bir şeyden açık ara daha iyi olmak
beat someone hollow [uk] v. birini farklı yenmek
beat (one) hollow [uk/australia] v. (birini) hezimete uğratmak
beat (someone or something) all hollow [uk/australia] v. (birine/bir şeye) üstün gelmek
beat (one) hollow [uk/australia] v. (birini) farklı yenmek
beat somebody/something hollow v. birinden/bir şeyden çok daha iyi olmak
beat (one) hollow [uk/australia] v. (birini) bozguna uğratmak
beat somebody/something hollow v. birini/bir şeyi kolayca geride bırakmak
beat someone hollow [uk] v. birini tamamen geride bırakmak
beat (someone or something) all hollow [uk/australia] v. (birini/bir şeyi) tamamen geride bırakmak
beat (someone or something) all hollow [uk/australia] v. (birini/bir şeyi) hezimete uğratmak
beat someone hollow [uk] v. birini hezimete uğratmak
hollow legs v. iyi içme
hollow legs v. iştahlı olma
hollow legs v. doymak bilmeme
hollow legs v. iyi içici olma
hollow legs v. boğazına düşkün olma
in the hollow of (one's) hand expr. etkisi altında
in the hollow of (one's) hand expr. egemenliği/hakimiyeti altında
in the hollow of (one's) hand expr. kontrolü altında
in the hollow of (one's) hand expr. avucunun içinde
in the hollow of your hand expr. avucunda
in the hollow of your hand expr. tamamen kontrolünde
in the hollow of your hand expr. tamamen etkin altında
in the hollow of your hand expr. avucunun içinde
in the hollow of your hand expr. egemenliğin/hakimiyetin altında
all hollow [obsolete] expr. önceden planlanmış sonuç/durum
all hollow [obsolete] expr. kaçınılmaz son/durum
all hollow [obsolete] expr. kaçınılmaz son/durum
all hollow [obsolete] expr. önceden planlanmış sonuç/durum
Speaking
don't give a hoot in hell's hollow v. hiç umurunda olmamak
don't give a hoot in hell's hollow v. hiç umursamamak
don't give a hoot in hell's hollow v. hiç takmamak
Technical
hollow facing n. kovuklu kaplama
hollow ellipse n. içi boş oval
hollow bar n. içi boş çubuk
hollow surface n. çukur yüzey
hollow beam floor n. kovuk kirişli döşeme
hollow beam floor n. boşluklu kirişli döşeme
hollow section n. içi boş kesit
hollow floor n. kovuklu döşeme
hollow blade n. içi boş türbin kanadı
hollow board n. boşluklu plak
hollow shaft n. oluklu mil
hollow cone n. boş koni
hollow section n. kovuk kesit
hollow floor n. boşluklu döşeme
hollow glass block n. içi boş cam blok
hollow sheet n. boşluklu plak
hollow section n. boşluklu kesit
hollow spring n. oluklu yay
hollow ellipse n. içi boş elips
hollow facing n. boşluklu kaplama
hollow screw n. içi oyuk vida
hollow tile n. delikli tuğla
hollow column n. boşluklu kolon
hollow extruded section n. içi boş ekstrüzyon profil
hollow shaft n. içi boş şaft
hollow punch n. delik zımbası
hollow spindle n. oyuk iğ
hollow drift n. boru takoz
hollow dam n. boşluktu baraj
hollow glass n. boşluklu cam
hollow beam floor n. kutu kirişli döşeme
hollow drift n. rakor mandreli
hollow key n. dişi anahtar
hollow-beam n. sandık kiriş
hollow relief n. çukur kabartma
hollow conductor n. ortası boş iletken