eye - Turco Inglés Diccionario

eye

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

eye — Definition

Significado:
göz, bakış, gözetlemek
Pronunciación (IPA):
(AmE /aɪ/ – BrE /aɪ/)
Categoría gramatical:
İsim: eye (eyes); Fiil: eye (eyes – eyed – eyeing)

Significados de "eye" en diccionario turco inglés : 73 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
eye n. göz
Engineers should look at their designs with the eye of a mechanic.
Mühendisler tasarımlarına bir tamircinin gözüyle bakmalıdır.

More Sentences
General
eye n. dişi kopça
Eye fastenings are used to hold the two pieces together.
İki parçayı bir arada tutmak için dişi kopçalar kullanılır.

More Sentences
eye n. görme gücü
He has a good eye sight.
Onun iyi bir görme gücü vardır.

More Sentences
eye n. bakış
You have bedroom eyes.
Baştan çıkarıcı bakışların var.

More Sentences
eye n. tomurcuk
You can plant potatoes from the eyes.
Patatesleri tomurcuk kısımlarından ekebilirsiniz.

More Sentences
eye n. göz
Engineers should look at their designs with the eye of a mechanic.
Mühendisler tasarımlarına bir tamircinin gözüyle bakmalıdır.

More Sentences
eye n. odak
The eye of the hurricane is estimated to be located at the park.
Kasırganın odağının park bölgesinde olduğu tahmin ediliyor.

More Sentences
eye n. merkez
The airplane found itself in the eye of the storm.
Uçak kendini fırtınanın merkezinde buldu.

More Sentences
eye v. bakmak
She was eyeing the girl's beautiful ring.
Kızın güzel yüzüğüne bakıyordu.

More Sentences
eye v. izlemek
She was eyeing the girl's beautiful ring.
Kızın güzel yüzüğünü izliyordu.

More Sentences
eye v. dikkatle bakmak
The guard eyed us behind the desk during our visit.
Ziyaretimiz sırasında güvenlik görevlisi masanın ardından bize dikkatle baktı.

More Sentences
Colloquial
eye n. dedektif
She hired a private eye.
Özel bir dedektif tuttu.

More Sentences
Optics
eye n. göz
Engineers should look at their designs with the eye of a mechanic.
Mühendisler tasarımlarına bir tamircinin gözüyle bakmalıdır.

More Sentences
Slang
eye n. dedektif
She hired a private eye.
Özel bir dedektif tuttu.

More Sentences
General
eye n. nazar
eye n. kanı
eye n. ilmik
eye n. ilik
eye n. gözetme
eye n. görüş
eye n. bakış açısı
eye n. ayn
eye n. iğne deliği
eye n. delik
eye n. halka
eye n. orta nokta
eye n. ilgi odağı
eye n. hareket merkezi
eye n. davetkar bakış
eye n. şehvetli bakış
eye n. ayırt etme yeteneği
eye n. karar verme yeteneği
eye n. takdir etme yeteneği
eye n. öz
eye n. dönüm noktası
eye n. anlamlı bakış
eye n. manalı bakış
eye n. kamera
eye v. gözlemek
eye v. süzmek
eye v. gözetlemek
eye v. göz vermek
eye v. görünmek
eye v. gözükmek
Colloquial
eye n. özel araştırmacı
eye n. güneş şapkası çiçeğinin ortasındaki koyu kahverengi kısım
Technical
eye n. halka
eye n. yatak istinadı
eye n. kameranın diyafram açıklığı
eye n. ışığa duyarlı cihaz
Automotive
eye n. delik
eye n. pim yuvası
eye n. yay gözü
Marine
eye n. ana güvertenin en uç noktası
Anatomy
eye n. gözün çevresindeki bölge
eye n. gözün renkli tabakası
eye n. iris
Botanic
eye n. yumru
eye n. filizdeki küçük tomurcuk
eye n. bazı çiçeklerde taç ortasındaki farklı renkli kısım
Breeding
eye n. kuluçka
eye n. civcivler
Meteorology
eye n. tropikal siklonun merkezindeki bulutsuz ve sakin bölge
eye n. rüzgarın estiği nokta
Ornithology
eye n. yuva
eye n. sülün yuvası
eye n. sülün sürüsü
eye n. sülün sürüsü
eye n. sülün yuvası
eye n. tavus kuşu tüyündeki yuvarlak işaret
Slang
eye n. hafiye
Gastronomy
eye n. etin kaliteli orta kısmı
eye n. peynir olgunlaşırken oluşan delik

Significados de "eye" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
evil eye n. nazar
(eye) gum n. (gözde) çapak
(eye) gum n. göz çapağı
(eye) gum n. (göz) çapak
General
eye brow n. kaş
pupil of the eye n. gözbebeği
cat's eye n. kedigözü
eye lotion n. göz damlası
composite eye n. bileşik göz
the white of the eye n. gözakı
black eye n. morarmış göz
eye strain n. göz yorgunluğu
apple of the eye n. gözbebeği
bird's eye view n. kuşbakışı görünüm
compound eye n. petekgöz
cat's eye n. kedigözü (yol)
black eye n. siyah göz
naked eye n. çıplak göz
seeing eye dog n. gözleri görmeyen birine rehberlik eden köpek
bull's eye n. aydınlık camı
eye bolt n. mapa
eagle eye n. keskin göz
eye sore n. çirkin
cats eye n. kedi gözü
cross eye n. şaşılık
apple of eye n. gözbebeği
seeing eye dog n. rehber köpek
tiger's eye n. kaplan gözü
fish eye n. balık gözü
eye lotion n. göz losyonu
blink of an eye n. göz kırpma
bull's eye arch n. daire kemer
bull's eye squall n. fırtına gözü
bull's eye n. lomboz
the evil eye n. göz değmesi
eye shadow n. göz farı
oval eye coupled with shank n. baskılı ve radansalı halat askısı
bull's eye n. hedefin merkezi
eye hospital n. göz hastanesi
eye drops n. göz damlası
eye liner n. sürme
doll's eye n. bebek gözü
pink eye n. epidemik konjunktivit
eye socket n. gözyuvası
slanted eye n. çekik göz
dead eye n. boğata
a black eye n. morarmış göz
the apple of someone's eye n. gözbebeği
invidious eye n. kem göz
blue bead worn against the evil eye n. nazar boncuğu
needle eye n. yurdu
eye witness n. görgü tanığı
black eye n. kara leke
the evil eye n. nazar
bulls eye n. mercek
envious eye n. kem göz
magic eye n. göz ışıtacı
cat's eye n. aynülhir
the naked eye n. çıplak göz
glass eye n. camgöz
electric eye n. elektrikli göz
bull's eye n. tam isabet
eye nut n. halkalı somun
goggle eye n. şaşı göz
eye hand coordination n. el göz koordinasyonu
evil eye n. kem göz
evel eye n. kem göz
birds eye n. kuşbakışı
eye lash n. kirpik
eye shadow n. far
eye cutting n. göz aşısı
the twinkling of an eye n. göz açıp kapayıncaya kadar
eye mask n. göz maskesi
bird's eye n. kuşbakışı
eye ball n. göz yuvarlağı
bad eye n. kem göz
bull's eye n. nişan tahtasının ortası
eye socket n. gözevi
bull's eye n. tepecamı
the eye of a needle n. iğne deliği
inner corner of the eye n. gözpınarı
eye color n. göz rengi
eye level n. göz hizası
eye catchers n. göz alıcı şeyler
eye catchers n. dikkat çeken şey
eye irritation n. göz iritasyonu
crab's eye view n. yer seviyesinden görünüm
world eye hospital n. dünya göz hastanesi
cat's eye n. fındık budak
eye wash n. göz yıkama ilacı
eye wash n. zırva
eye wash n. göz banyosu
eye wash n. göz boyama
eye wash n. saçmalık
eye wash n. palavra
eye wash n. aldatma
eye tooth n. göz dişi
eye tooth n. köpek dişi
evil eye n. göz değmesi
bird's-eye view n. kuş bakışı
bird's-eye n. kuşbakışı
bird's-eye n. ince kıyım tütün
bird's-eye view n. kuşbakışı
a bird's-eye view n. kuşbakışı
bird's eye-view n. kuşbakışı görünüm
bird's-eye-view n. kuşbakışı
eye-opener n. aydınlatıcı (bilgi)
eye-wash n. göz banyosu
eye-opener n. şaşırtıcı (haber)
eye-witness testimonies n. görgü şahidi ifadeleri
eye-opener n. şaşırtıcı (durum)
eye-wash n. aldatma
eye-witnesses n. görgü şahitleri
eye-wash n. palavra
eye make-up n. göz makyajı
eye-witness n. görgü şahidi
cross-eye n. göz kayması
bull's-eye squall n. fırtına gözü
eye-socket n. göz çukuru
eye-wash n. göz boyama
eye-wash n. saçmalık
fish-eye lens n. balıkgözü objektif
eye-wash n. zırva
eye-wash n. göz yıkama ilacı
white-eye n. zosterop türünden bir kuş
hook and eye n. kanca ve gözü
hook and eye n. erkek ve dişi kopça
needle eye n. iğne gözü
unaided eye n. çıplak göz
bare eye n. çıplak göz
white of the eye n. gözakı
a bird's-eye view n. üstünkörü bakış
a bird's-eye view n. şöylesine bir değinme
a bird's-eye view n. şöyle bir bakış
a bird's-eye view n. kuş bakışı
eye number n. gözlük numarası
eye number n. göz numarası
private eye n. özel dedektif
eye colour n. göz rengi
more than meets the eye n. göründüğünden daha fazlası
blue eye n. mavi göz
green eye n. yeşil göz
eye of the storm n. fırtınanın gözü
nightingale's eye n. bülbülün gözü
nightingale's eye n. çeşm-i bülbül
bulging eye n. pörtlek göz
bulging eye n. dışarı doğru fazlasıyla çıkıntılı göz
an eye-catching beauty n. göz alıcı güzellik
eye kohl n. göz kalemi
eye pencil n. göz kalemi