merkez - Turco Inglés Diccionario

merkez

Significados de "merkez" en diccionario inglés turco : 67 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
merkez headquarters n.
We continue to support the idea that it should be a formal institution with a formal headquarters.
Resmi bir merkezi olan resmi bir kurum olması gerektiği fikrini desteklemeye devam ediyoruz.

More Sentences
merkez heart n.
The old church was located at the heart of the city.
Eski kilise şehrin merkezinde yer alıyordu.

More Sentences
merkez center n.
The Center for Global Studies organizes the first meeting of November as a Book-Article program.
Küresel Araştırmalar Merkezi, Kasım ayının ilk toplantısını Kitap-Makale programı olarak düzenliyor.

More Sentences
merkez centre n.
A new meeting center will be built soon.
Yakında yeni bir toplantı merkezi inşa edilecek.

More Sentences
General
merkez core n.
They must ensure that the objective of sustainable fisheries is at the core of fisheries management.
Sürdürülebilir balıkçılık hedefinin balıkçılık yönetiminin merkezinde yer almasını sağlamalıdırlar.

More Sentences
merkez seat n.
Strasbourg is and must continue to be the seat of the European Parliament.
Strazburg Avrupa Parlamentosunun merkezidir ve öyle olmaya devam etmelidir.

More Sentences
merkez station n.
The Council reportedly rejected the vote in some polling stations.
Konseyin bazı seçim merkezlerinde oylamayı reddettiği bildirildi.

More Sentences
merkez head office n.
Tom lost his job when his branch of the company amalgamated with head office.
Tom, şirketin şubesi merkezle birleşince işini kaybetti.

More Sentences
merkez hub of n.
We can become the economic hub of the Indian Ocean area.
Hint Okyanusu bölgesinin ekonomik merkezi haline gelebiliriz.

More Sentences
merkez administrative centre n.
Chavin de Huantar was once a religious and administrative center for people across the Andes.
Chavin de Huantar bir zamanlar And Dağları'ndaki insanlar için dini ve idari bir merkezdi.

More Sentences
merkez hub n.
Istanbul is a hub of cargo traffic.
İstanbul kargo trafiğinin merkezidir.

More Sentences
merkez centre n.
A new meeting center will be built soon.
Yakında yeni bir toplantı merkezi inşa edilecek.

More Sentences
merkez center point n.
Every beloved object is the center point of a paradise.
Sevilen her nesne bir cennetin merkez noktasıdır.

More Sentences
merkez center n.
The Center for Global Studies organizes the first meeting of November as a Book-Article program.
Küresel Araştırmalar Merkezi, Kasım ayının ilk toplantısını Kitap-Makale programı olarak düzenliyor.

More Sentences
merkez eye n.
The airplane found itself in the eye of the storm.
Uçak kendini fırtınanın merkezinde buldu.

More Sentences
merkez epicenter n.
Mexico is one of the epicenters when it comes to solar deployment and dynamic growth potentials.
Meksika, güneş enerjisi dağıtımı ve dinamik büyüme potansiyelleri söz konusu olduğunda merkez üslerinden biri.

More Sentences
merkez hive n.
Once a hive of industry, the town is now a quiet corner.
Bir zamanlar sanayinin merkezi olan kasaba artık sakin bir bölge.

More Sentences
merkez focal adj.
The front yard is the focal point of the school.
Ön bahçe okulun merkez noktasıdır.

More Sentences
merkez central adj.
Central to this is the attempt to produce and engender responsibility.
Bunun merkezinde sorumluluk üretme ve sorumluluk kazandırma girişimi yer almaktadır.

More Sentences
Trade/Economic
merkez seat n.
Strasbourg is and must continue to be the seat of the European Parliament.
Strazburg Avrupa Parlamentosunun merkezidir ve öyle olmaya devam etmelidir.

More Sentences
Politics
merkez centre n.
A new meeting center will be built soon.
Yakında yeni bir toplantı merkezi inşa edilecek.

More Sentences
merkez headquarters n.
We continue to support the idea that it should be a formal institution with a formal headquarters.
Resmi bir merkezi olan resmi bir kurum olması gerektiği fikrini desteklemeye devam ediyoruz.

More Sentences
merkez center n.
The Center for Global Studies organizes the first meeting of November as a Book-Article program.
Küresel Araştırmalar Merkezi, Kasım ayının ilk toplantısını Kitap-Makale programı olarak düzenliyor.

More Sentences
Technical
merkez centre n.
A new meeting center will be built soon.
Yakında yeni bir toplantı merkezi inşa edilecek.

More Sentences
merkez center n.
The Center for Global Studies organizes the first meeting of November as a Book-Article program.
Küresel Araştırmalar Merkezi, Kasım ayının ilk toplantısını Kitap-Makale programı olarak düzenliyor.

More Sentences
Automotive
merkez center n.
The Center for Global Studies organizes the first meeting of November as a Book-Article program.
Küresel Araştırmalar Merkezi, Kasım ayının ilk toplantısını Kitap-Makale programı olarak düzenliyor.

More Sentences
Food Engineering
merkez core n.
They must ensure that the objective of sustainable fisheries is at the core of fisheries management.
Sürdürülebilir balıkçılık hedefinin balıkçılık yönetiminin merkezinde yer almasını sağlamalıdırlar.

More Sentences
Math
merkez centre n.
A new meeting center will be built soon.
Yakında yeni bir toplantı merkezi inşa edilecek.

More Sentences
merkez center n.
The Center for Global Studies organizes the first meeting of November as a Book-Article program.
Küresel Araştırmalar Merkezi, Kasım ayının ilk toplantısını Kitap-Makale programı olarak düzenliyor.

More Sentences
Statistics
merkez centre n.
A new meeting center will be built soon.
Yakında yeni bir toplantı merkezi inşa edilecek.

More Sentences
merkez center n.
The Center for Global Studies organizes the first meeting of November as a Book-Article program.
Küresel Araştırmalar Merkezi, Kasım ayının ilk toplantısını Kitap-Makale programı olarak düzenliyor.

More Sentences
General
merkez home base n.
merkez registered office n.
merkez navel n.
merkez kentron n.
merkez police station n.
merkez central office n.
merkez nerve center n.
merkez bosom n.
merkez chief office n.
merkez origin n.
merkez hdqrs (headquarters) n.
merkez focus n.
merkez root n.
merkez dispatch n.
merkez centry [obsolete] n.
merkez nodus n.
merkez epicentre n.
merkez quick n.
merkez yolk [obsolete] n.
merkez depth n.
merkez pith n.
merkez pivot n.
merkez staple n.
merkez base n.
merkez centric adj.
merkez centrical adj.
merkez centrically adv.
merkez ctr (center) abrev.
merkez ctr. (center) abrev.
merkez hq (headquarters) abrev.
Trade/Economic
merkez chief office n.
merkez chief establishment n.
merkez principal n.
Technical
merkez centrum n.
merkez umbilic n.
Archaic
merkez midst n.

Significados de "merkez" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
genel merkez headquarters n.
General
merkez büro main office n.
merkez arşiv müdürlüğü central filing agency n.
merkez bina lodge n.
abd merkez bankası the federal reserve n.
tam merkez dead center n.
merkez denetim müdürlüğü central control agency n.
merkez ofis mahalli head office location n.
merkez üssü epicenter n.
merkez av komisyonu central hunting commission n.
doğal jeopolitik merkez natural geopolitical center n.
suyla ilgili etkinlikleri merkez alan dinlence tesisi water park n.
merkez üssü epicentre n.
nispeten sakin bir merkez etrafında dönen dairesel fırtına cyclone n.
merkez açı central angle n.
dış merkez epicenter n.
merkez bankası central bank n.
merkez büro headquarters n.
genel merkez central office n.
merkez büro central office n.
bir şeyin etrafında döndüğü merkez axis n.
amerika merkez bankası the fed n.
merkez postanesi general post office n.
merkez büro permanent office n.
kültürel merkez seat of culture n.
merkez avrupa central europe n.
merkez büro headoffice n.
optik merkez optical center n.
optik merkez optic centre n.
depremin merkez üssü the epicentre of an earthquake n.
merkez teşkilat central organization n.
merkez bürosu central office n.
sosyal merkez community center n.
merkez teşkilatı central organization n.
(telefon) merkez exchange n.
merkez-yerel yönetim central-local government n.
merkez-yerel yönetim ilişkileri central-local government relations n.
merkez-çevre centre-periphery n.
merkez-güney south central n.
genel merkez head office n.
merkez noktası focal point n.
kanuni merkez registered office n.
ikincil merkez substation n.
dış merkez epicentre n.
londra merkez camii london central mosque n.
bir kimsenin dinlenip rahatlayabileceği sessiz sakin merkez retreat centre n.
merkez ofis central n.
merkez büro central n.
merkez noktası node n.
merkez noktası nodus n.
arma rozetinin alt yarısının merkez noktası navel point n.
arma rozetinin alt yarısının merkez noktası navel n.
orta merkez navel n.
bir şeyin merkez veya orta noktası navel point n.
merkez nokta axis n.
tek bir merkez noktanın etrafında olan büyüme unicentral development n.
tek merkez noktalı büyüme unicentral development n.
tek merkez noktalı gelişme unicentral development n.
çalkantılı merkez vortex n.
abd'de siyasi örgütlerin merkez veya buluşma yeri olarak kullandığı büyük bina wigwam n.
ekonomik veya kültürel merkez olan bir şehrin uydularını içeren alan hinterland n.
(arapça) idari merkez mukataa n.
(arapça) merkez mukataa n.
bilgi hizmeti sunan merkez information n.
merkez nokta pole n.
genellikle indirimli fiyatla profesyonel hizmet sunan merkez clinic n.
hazine bakanının kötü durumdaki merkez bankasının başına getirdiği kimse conservator n.
hücre materyallerinin yığıldığı merkez noktası cytoblast n.
firma merkez adresi inhabitancy n.
merkez posta ofisi bulunan kasaba post town n.
gemideki taktiksel merkez plot n.
merkez ofis premises n.
merkez ofis premisses n.
öğrenme güçlüğü çeken, fiziksel engelli veya ruhsal bozukluğu olan kimselere hizmet veren, yerel yönetim sorumluluğundaki merkez social education centre n.
bir mesleğin merkez üssü street n.
merkez üste çalışanlar street n.
merkez noktası center point n.
araştırma yapılan merkez research facility n.
merkez almak center v.
merkez almak centre v.
bir yeri merkez alarak çalışmak work out of somewhere v.
bir eksen veya merkez etrafında döndürmek circumvolve v.
kendini merkez olarak alan egocentric adj.
kıvrıklık merkez eğrisi şeklinde yapılmış evoluted adj.
merkez dışı off-centre adj.
merkez dışı outlying adj.
merkez dışı out-of-center adj.
merkez dışı out of center adj.
merkez dışı off-center adj.
merkez dışı offcenter adj.
bir merkez etrafında toplanmış bölümleri olan centric adj.
bir merkez çevresinde düzenlenmiş pericentral adj.
tek merkez noktalı (büyüme/gelişme) unicentral adj.
bir noktanın merkez noktasına göre yönünü belirten (harita) zenithal adj.
merkez üssüne ait epicentral adj.
merkez üssü ile ilgili epicentral adj.
genel merkez kurulmuş headquartered adj.
birden çok merkez ile ilişkili multicentre adj.
merkez etrafındaymış gibi dönen pivot adj.
merkez noktasından uzakta outward-developing adj.
merkez özelliğine göre centrally adv.
merkez anlamı veren ön ek centr- pref.
merkez, orta anlamı veren ön ek centri- pref.
merkez, orta anlamı veren ön ek centro- pref.
üst merkez hhq (higher headquarters) abrev.
genel merkez hq (headquarters) abrev.
ruhsal merkez ashram N.
merkez bölge heartland N.
Phrases
anlaşıldı merkez copy that n.
Colloquial
birleşik krallık merkez bankasının iskonto kurumlarına borç verirken uyguladığı faiz oranı base rate [uk] n.
ingiltere merkez bankası old lady n.
Trade/Economic
merkez ve şubeler cari hesabı head office and branches n.
tutucu merkez bankacısı conservative central banker n.
abd'nin merkez bankası federal reserve bank n.
bankaların birbirlerine olan borç ve alacaklarının merkez bankası aracılığıyla denkleştirilmesi bank clearing n.
para politikasını yürütmekle görevli organlar (merkez bankası, maliye bakanlığı vb) monetary authorities n.
merkez mağaza central store n.
merkez bankaları arasında döviz yardımlaşma anlaşması swap n.
döviz kurlarını istikrarlandırmak için merkez bankasının piyasaya yapacağı müdahalelerde kullanılmak amacıyla tutulan döviz fonu exchange stabilization fund n.
abd'nin merkez bankası fed n.
kanuni merkez headquarter n.
merkez bankası tarafından reeskonta kabul edilebilen ticari senetler eligible commercial paper n.
merkez bankasının tasarruf bankalarına açtığı kredilere uyguladığı ıskonto oranı discount rate n.
merkez ve şubeler cari hesabı current account for head office and branches n.
merkez bankası bank of issue n.
merkez hesabı home office account n.
merkez bankası banker's bank n.
merkez bankasına borçlar payables to the central bank n.
merkez ülkeleri center countries n.
ticari merkez commercial center n.
ticari merkez commercial centre n.
mevduat kuruluşlarının toplam mevduatlarından kredi vermeyip kasalarında veya merkez bankasında tuttukları pay reserves n.
merkez ve şubeler car hesabı head office and branch current account n.
merkez bankası avansları central bank advances n.
merkez bankasının kendi ülkesindeki parasal kuruluşlara ödünç verirken uyguladığı faiz oranı bank rate n.
ana merkez headquarter n.
merkez bankasında saklanan yabancı paralar reserves n.
merkez ve şubeler cari hesabı other companies c/a n.
merkez bankasından alacaklar receivables from central bank n.
bankaların merkez bankasına yatırmaları gereken karşılık reserve requirement n.
merkez büro main office n.
ingiliz merkez bankası the bank n.
merkez şube main branch n.
merkez şube defteri head office book n.
merkez deposu chief depot n.
merkez kasası central pay office n.
amerikan merkez bankası federal reserve system n.
merkez bankasının faiz oranlarını düşürmek üzere izlediği para arzını genişletme politikası easy-money policy n.
merkez ve şubeler cari hesabı head-office and branch current account n.
mali merkez financial center n.