| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | eye i. | göz | ||
|
Engineers should look at their designs with the eye of a mechanic. Mühendisler tasarımlarına bir tamircinin gözüyle bakmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | eye i. | dişi kopça | ||
|
Eye fastenings are used to hold the two pieces together. İki parçayı bir arada tutmak için dişi kopçalar kullanılır. More Sentences |
||||
| Genel | eye i. | görme gücü | ||
|
He has a good eye sight. Onun iyi bir görme gücü vardır. More Sentences |
||||
| Genel | eye i. | bakış | ||
|
You have bedroom eyes. Baştan çıkarıcı bakışların var. More Sentences |
||||
| Genel | eye i. | tomurcuk | ||
|
You can plant potatoes from the eyes. Patatesleri tomurcuk kısımlarından ekebilirsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | eye i. | göz | ||
|
Engineers should look at their designs with the eye of a mechanic. Mühendisler tasarımlarına bir tamircinin gözüyle bakmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | eye i. | odak | ||
|
The eye of the hurricane is estimated to be located at the park. Kasırganın odağının park bölgesinde olduğu tahmin ediliyor. More Sentences |
||||
| Genel | eye i. | merkez | ||
|
The airplane found itself in the eye of the storm. Uçak kendini fırtınanın merkezinde buldu. More Sentences |
||||
| Genel | eye f. | bakmak | ||
|
She was eyeing the girl's beautiful ring. Kızın güzel yüzüğüne bakıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | eye f. | izlemek | ||
|
She was eyeing the girl's beautiful ring. Kızın güzel yüzüğünü izliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | eye f. | dikkatle bakmak | ||
|
The guard eyed us behind the desk during our visit. Ziyaretimiz sırasında güvenlik görevlisi masanın ardından bize dikkatle baktı. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | eye i. | dedektif | ||
|
She hired a private eye. Özel bir dedektif tuttu. More Sentences |
||||
| Optik | ||||
| Optik | eye i. | göz | ||
|
Engineers should look at their designs with the eye of a mechanic. Mühendisler tasarımlarına bir tamircinin gözüyle bakmalıdır. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | eye i. | dedektif | ||
|
She hired a private eye. Özel bir dedektif tuttu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | eye i. | nazar | ||
| Genel | eye i. | kanı | ||
| Genel | eye i. | ilmik | ||
| Genel | eye i. | ilik | ||
| Genel | eye i. | gözetme | ||
| Genel | eye i. | görüş | ||
| Genel | eye i. | bakış açısı | ||
| Genel | eye i. | ayn | ||
| Genel | eye i. | iğne deliği | ||
| Genel | eye i. | delik | ||
| Genel | eye i. | halka | ||
| Genel | eye i. | orta nokta | ||
| Genel | eye i. | ilgi odağı | ||
| Genel | eye i. | hareket merkezi | ||
| Genel | eye i. | davetkar bakış | ||
| Genel | eye i. | şehvetli bakış | ||
| Genel | eye i. | ayırt etme yeteneği | ||
| Genel | eye i. | karar verme yeteneği | ||
| Genel | eye i. | takdir etme yeteneği | ||
| Genel | eye i. | öz | ||
| Genel | eye i. | dönüm noktası | ||
| Genel | eye i. | anlamlı bakış | ||
| Genel | eye i. | manalı bakış | ||
| Genel | eye i. | kamera | ||
| Genel | eye f. | gözlemek | ||
| Genel | eye f. | süzmek | ||
| Genel | eye f. | gözetlemek | ||
| Genel | eye f. | göz vermek | ||
| Genel | eye f. | görünmek | ||
| Genel | eye f. | gözükmek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | eye i. | özel araştırmacı | ||
| Konuşma Dili | eye i. | güneş şapkası çiçeğinin ortasındaki koyu kahverengi kısım | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | eye i. | halka | ||
| Teknik | eye i. | yatak istinadı | ||
| Teknik | eye i. | kameranın diyafram açıklığı | ||
| Teknik | eye i. | ışığa duyarlı cihaz | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | eye i. | delik | ||
| Otomotiv | eye i. | pim yuvası | ||
| Otomotiv | eye i. | yay gözü | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | eye i. | ana güvertenin en uç noktası | ||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | eye i. | gözün çevresindeki bölge | ||
| Anatomi | eye i. | gözün renkli tabakası | ||
| Anatomi | eye i. | iris | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | eye i. | yumru | ||
| Botanik | eye i. | filizdeki küçük tomurcuk | ||
| Botanik | eye i. | bazı çiçeklerde taç ortasındaki farklı renkli kısım | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | eye i. | kuluçka | ||
| Hayvancılık | eye i. | civcivler | ||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | eye i. | tropikal siklonun merkezindeki bulutsuz ve sakin bölge | ||
| Meteoroloji | eye i. | rüzgarın estiği nokta | ||
| Kuşbilim | ||||
| Kuşbilim | eye i. | yuva | ||
| Kuşbilim | eye i. | sülün yuvası | ||
| Kuşbilim | eye i. | sülün sürüsü | ||
| Kuşbilim | eye i. | sülün sürüsü | ||
| Kuşbilim | eye i. | sülün yuvası | ||
| Kuşbilim | eye i. | tavus kuşu tüyündeki yuvarlak işaret | ||
| Argo | ||||
| Argo | eye i. | hafiye | ||
| Gastronomy | ||||
| Gastronomy | eye i. | etin kaliteli orta kısmı | ||
| Gastronomy | eye i. | peynir olgunlaşırken oluşan delik | ||