oturtmak - Turco Inglés Diccionario

oturtmak

Significados de "oturtmak" en diccionario inglés turco : 36 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
oturtmak place v.
In addition, it places different areas on an equal footing.
Ayrıca, farklı alanları eşit bir zemine oturtmaktadır.

More Sentences
oturtmak seat v.
General
oturtmak place v.
In addition, it places different areas on an equal footing.
Ayrıca, farklı alanları eşit bir zemine oturtmaktadır.

More Sentences
oturtmak sit v.
The young mother sat the baby on the sofa.
Genç anne bebeği kanepeye oturttu.

More Sentences
oturtmak set v.
It sets enlargement in an unrealistic financial framework that discriminates against the accession countries.
Genişlemeyi, katılım ülkelerine karşı ayrımcılık yapan gerçekçi olmayan bir mali çerçeveye oturtuyor.

More Sentences
oturtmak snap v.
The plastic piece easily snapped into its place.
Plastik parça kolayca yerine oturtuldu.

More Sentences
oturtmak allow rest v.
oturtmak clap v.
oturtmak reset v.
oturtmak slot v.
oturtmak deal somebody a blow v.
oturtmak gear v.
oturtmak quarter v.
oturtmak indwell v.
oturtmak sit down v.
oturtmak sit somebody down v.
oturtmak shake v.
oturtmak set in v.
oturtmak let somebody dwell v.
oturtmak mount v.
oturtmak bed v.
oturtmak site v.
oturtmak embed v.
oturtmak fix v.
oturtmak seat v.
oturtmak enchase v.
oturtmak rest v.
oturtmak locate v.
oturtmak pan v.
Phrasals
oturtmak set down v.
Idioms
oturtmak lay in v.
Technical
oturtmak fit v.
oturtmak penetrate v.
Marine
oturtmak step v.
Archaic
oturtmak constitute v.
oturtmak state v.

Significados de "oturtmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yerine oturtmak (kırık) reduce v.
General
suçluyu kazığa oturtmak için kullanılan çivili veya kancalı alet ganch n.
yörüngeye oturtmak orbit v.
bir şeyi yörüngeye oturtmak put something into orbit v.
rayına oturtmak put right v.
yerine oturtmak seat v.
dikine oturtmak upend v.
karaya oturtmak ground v.
karaya oturtmak pile up v.
sandalyeye oturtmak chair v.
birini oturtmak sit someone down v.
tehlikeli görülen bir kimseyi belirli yerde oturtmak intern v.
birini memuriyetine resmen oturtmak induct v.
birini makamına oturtmak invest v.
karaya oturtmak wreck v.
kışlada oturtmak barrack v.
oturtmak (bir şeyi bir yere) settle v.
yeniden oturtmak reseat v.
rayına oturtmak put on the right track v.
lafı gediğine oturtmak strike the right note v.
birini (rahat bir yere) oturtmak settle someone down in v.
yerine oturtmak slot v.
yatan birini oturtmak sit someone up v.
karaya oturtmak beach v.
kuluçkaya oturtmak (dişi kuşu) set v.
karaya oturtmak strand v.
karaya oturtmak shipwreck v.
kazığa oturtmak impale v.
kazığa oturtmak transfix v.
yuvasına oturtmak snap into the slot v.
uyduyu yörüngeye oturtmak orbit a satellite v.
düzene oturtmak put (something) in order v.
yerine oturtmak pin down v.
yuvasına oturtmak seat v.
içine oturtmak embed v.
hayatını yeniden rayına oturtmak get one's life back (to normal) v.
hayatını rayına oturtmak get one's life back (to normal) v.
hayatını yeniden rayına oturtmak get one's life back on track v.
(gemiyi) karaya oturtmak ground v.
yeni bir çerçeveye oturtmak reframe v.
uyduyu yörüngeye oturtmak put the satellite into orbit v.
yeniden yörüngeye oturtmak reorbit v.
sağlam bir temele oturtmak build on a solid ground v.
(çalışmaları, ilişkileri, faaliyetleri) bir çerçeveye oturtmak frame v.
karaya oturtmak run aground v.
bir yumruk oturtmak affrap v.
taşı gediğine oturtmak affrap v.
sandalyeye oturtmak enchair v.
sağlam temele oturtmak bulletproof v.
yanlış şekilde oturtmak misseat v.
yanlış şekilde oturtmak misset v.
kazığa oturtmak ganch v.
mantığa oturtmak logicize v.
mantığa oturtmak logicise v.
belirli bir sisteme oturtmak congeal v.
banka oturtmak bench v.
her şeyi yerli yerine oturtmak concinnate v.
(bir şeyin) üstüne oturtmak fay v.
kaideye oturtmak pedestal v.
temele oturtmak peg v.
yerine oturtmak posture [obsolete] v.
lazımlığa oturtmak pot v.
makul açıklamalarla sağlam zemine oturtmak salve [obsolete] v.
yerine oturtmak firm v.
zihnine oturtmak prehend v.
temele oturtmak premiss v.
önceden oturtmak prelocate v.
(nesneyi) bir yere oturtmak için kesmek scribe v.
yerine oturtmak set v.
(kıyafet, örtü) yerine oturtmak shrug v.
sıkıca oturtmak found v.
temele oturtmak found v.
sağlam temele oturtmak foundation v.
yerine oturtmak foundation v.
yerine oturtmak snick v.
sıkıca oturtmak snug v.
nikah masasına oturtmak spouse v.
(tuvali) çerçeveye oturtmak stretcher v.
yerine oturtmak situate v.
yerine oturtmak situate v.
yeniden oturtmak resiege v.
kazığa oturtmak spit v.
bir şekle oturtmak stereotype v.
bağlama oturtmak contextualize v.
Phrasals
(dar elbiseyi) üstüne cuk diye oturtmak pour oneself into something v.
belli bir kalıba/örneğe/şablona oturtmak pattern something on something v.
(gemiyi) karaya oturtmak cast away v.
sıkış tıkış oturtmak cram together v.
temelini (bir düşünceye veya bulguya) oturtmak base in v.
temelini (bir düşünceye veya bulguya) oturtmak base in v.
içine oturtmak lay into v.
tepesine oturtmak plonk (someone or something) up v.
(bir şeye) tam oturtmak snap into (something) v.
bir şeyi bir şeye şıp diye oturtmak snap something into something v.
(bir şeye) cuk diye oturtmak snap into (something) v.
bir şeyi bir şeye tam oturtmak snap something into something v.
bir şeyi bir şeye tam oturtmak snap something in v.
bir şeyi bir şeye cuk diye oturtmak snap something into something v.
cuk diye oturtmak snap on v.
yerine oturtmak snap onto (something) v.
(bir şeye) cuk oturtmak snap into (something) v.
yerine oturtmak snap on v.
bir şeyi bir şeye şıp diye oturtmak snap something in v.
bir şeyi bir şeye cuk diye oturtmak snap something in v.
cuk diye oturtmak snap onto (something) v.
bir şeyi bir şeye cuk oturtmak snap something in v.
bir şeyi bir şeye cuk oturtmak snap something into something v.
kolayca kaydırıp (bir şeye/yere) oturtmak slide into (something) v.
'-e oturtmak lodge in v.
(bir şeyin) üzerine oturtmak run onto (something) v.
tam oturtmak snap in v.
şıp diye oturtmak snap in v.
içine oturtmak nest in v.
bir şeyin temelini birine/bir şeye oturtmak base something upon someone or something v.
bir şeyin temelini birine/bir şeye oturtmak base something on someone or something v.
temeline oturtmak build on v.
temeline oturtmak build upon v.
(konik vanayı) aşındırıcı macunla birlikte sürterek oturtmak grind in v.
yerine oturtmak set to v.
Colloquial
(çıkan kol vb) tekrar yerine oturtmak pop it back in v.
çıt diye oturtmak pop on v.
Idioms
bir yumruk oturtmak land a blow v.
lafı gediğine oturtmak strike the right note v.
yumruk oturtmak get a blow in v.
yumruğu oturtmak pack a wallop v.
birisini dünyanın merkezine oturtmak think the sun rises and sets on someone v.
layık olduğu yere oturtmak bring somebody down a peg or two v.
rayına oturtmak have something back on track v.
rayına oturtmak put something back on track v.
rayına oturtmak get something back on track v.
rayına oturtmak claw one's way back from something v.
bir şeyi rayına oturtmak put something right v.
bir şeyi rayına oturtmak make something good v.
bir şeyi rayına oturtmak make something right v.
bir şeyi rayına oturtmak set something right v.
lafı gediğine oturtmak hit the right note v.
taşı gediğine oturtmak hit the right note v.
taşı gediğine oturtmak make a point v.
taşı gediğine oturtmak land a blow v.
yumruğu oturtmak pack a punch v.
yumruğu oturtmak pack a wallop v.
bir tane oturtmak/çakmak punch somebody's lights out v.
manasız görünen bir şeyi bir mantığa oturtmak put into perspective v.
kıçüstü oturtmak bring (one) low v.
anlaşma koşullarını görüşmek için masaya oturtmak bring (someone or something) to the peace table v.
barış masasına oturtmak/çekmek bring (someone or something) to the peace table v.
(bir şeyi) yeniden ayakları üstüne oturtmak raise (someone or something) from the dead v.
eksik parçaları yerine oturtmak join (up) the dots v.
eksik parçaları yerine oturtmak join up the dots v.
yumruğu oturtmak land a punch v.