durmak - Turco Inglés Diccionario

durmak

Significados de "durmak" en diccionario inglés turco : 114 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
durmak stop v.
The rain has stopped and the sun is shining.
Yağmur durdu ve güneş açıyor.

More Sentences
durmak stand v.
You could see the house standing amid pine trees.
Çam ağaçlarının arasında duran evi görebiliyordunuz.

More Sentences
durmak cease v.
If it is applied, agricultural activities would cease in the least productive farms and areas.
Eğer uygulanırsa, en az verimli çiftliklerde ve alanlarda tarımsal faaliyetler duracaktır.

More Sentences
durmak halt v.
The bus halted at the traffic lights.
Otobüs trafik ışıklarında durdu.

More Sentences
General
durmak wait v.
But wait, that is not the end of this story.
Ama durun, bu hikayenin sonu değil.

More Sentences
durmak dwell v.
Allow me to dwell for a moment on the issue of direct payments in the agricultural chapter.
Tarım faslında doğrudan ödemeler konusu üzerinde biraz durmama izin verin.

More Sentences
durmak halt v.
The bus halted at the traffic lights.
Otobüs trafik ışıklarında durdu.

More Sentences
durmak harp v.
It is important that a lawyer should leave no stone unturned even on minor points and harp on the same subject to achieve a break through in an impasse.
Bir avukatın küçük noktalarda bile her taşın altına bakması ve çıkmazdan kurtulmak için aynı konu üzerinde ısrarla durması önemlidir.

More Sentences
durmak hold v.
We are faced with a decisive choice that it would be unrealistic and tragic to hold back from.
Geri durmanın gerçekçi olmayacağı ve trajik olacağı belirleyici bir seçimle karşı karşıyayız.

More Sentences
durmak quit v.
We'll leave as soon as it quits raining.
Biz yağmur durur durmaz gideceğiz.

More Sentences
durmak hold on v.
But hold on, there is a problem!
Ama durun, bir sorun var!

More Sentences
durmak rest v.
There is no rest for the weary.
Durmak yok yola devam.

More Sentences
durmak sit v.
However, the grey and green would not sit well together.
Ancak, gri ve yeşil birlikte güzel durmazdı.

More Sentences
durmak pull up v.
We pulled up in front of a large villa.
Büyük bir villanın önünde durduk.

More Sentences
durmak look v.
Julia looked like she'd come out of a French movie.
Julia bir Fransız filminden çıkmış gibi duruyordu.

More Sentences
durmak stay v.
You can stay in the car,' said the mechanic.
"Arabanın içinde durabilirsin" dedi tamirci.

More Sentences
durmak linger v.
The taste of the sour apple still lingers in my mouth.
Ekşi elmanın tadı hala ağzımda duruyor.

More Sentences
durmak go v.
He can't go without wine for even a day.
Bir gün bile şarapsız duramaz.

More Sentences
durmak let up v.
The snow is letting up.
Kar duruyor.

More Sentences
durmak stop over in v.
Can I stop over in Boston?
Boston'da durabilir miyim?

More Sentences
durmak lie v.
Have you seen my keys lying around somewhere?
Anahtarlarımı bir yerlerde dururken gördün mü?

More Sentences
durmak remain v.
We remain unpersuaded and we will vote against most of them.
İkna olmamış durumdayız ve bunların çoğuna karşı oy kullanacağız.

More Sentences
durmak pause v.
Those who wish to force this Constitution upon the peoples of Europe should pause for thought.
Bu Anayasayı Avrupa halklarına zorla kabul ettirmek isteyenler durup düşünmelidir.

More Sentences
durmak cease v.
If it is applied, agricultural activities would cease in the least productive farms and areas.
Eğer uygulanırsa, en az verimli çiftliklerde ve alanlarda tarımsal faaliyetler duracaktır.

More Sentences
durmak stop v.
The rain has stopped and the sun is shining.
Yağmur durdu ve güneş açıyor.

More Sentences
durmak stand v.
You could see the house standing amid pine trees.
Çam ağaçlarının arasında duran evi görebiliyordunuz.

More Sentences
durmak lie v.
Have you seen my keys lying around somewhere?
Anahtarlarımı bir yerlerde dururken gördün mü?

More Sentences
durmak call v.
This train calls only at express stations.
Bu tren sadece ekspres istasyonlarda duruyor.

More Sentences
durmak end v.
Let's wait for the rain to end!
Yağmurun durmasını bekleyelim!

More Sentences
durmak stall v.
After three years, this agenda is stalled; indeed, it is going backwards.
Üç yılın ardından, bu gündem durmuş durumda, hatta geriye doğru gidiyor.

More Sentences
durmak keep v.
You are, of course, quite right to keep reverting to this question.
Elbette bu soruya dönüp durmakta son derece haklısınız.

More Sentences
Phrasals
durmak let up v.
The snow is letting up.
Kar duruyor.

More Sentences
durmak hold on v.
But hold on, there is a problem!
Ama durun, bir sorun var!

More Sentences
durmak hang on v.
Hang on a moment.
Bir dakika dur.

More Sentences
durmak stop out v.
Local buses also stop outside throughout the day.
Yerel otobüsler de gün boyunca dışarıda durmaktadır.

More Sentences
Colloquial
durmak cut it v.
Cut it out already.
Bir durun hele.

More Sentences
Automotive
durmak stop v.
The rain has stopped and the sun is shining.
Yağmur durdu ve güneş açıyor.

More Sentences
durmak pull up v.
We pulled up in front of a large villa.
Büyük bir villanın önünde durduk.

More Sentences
General
durmak land v.
durmak abide v.
durmak be at a standstill v.
durmak discontinue v.
durmak endure v.
durmak suit v.
durmak surcease v.
durmak tarry v.
durmak come to a halt v.
durmak grind to a halt v.
durmak subside v.
durmak pull in v.
durmak draw up v.
durmak come to rest v.
durmak come to a stop v.
durmak be v.
durmak draw rein v.
durmak flow v.
durmak shut down v.
durmak pass off v.
durmak take a pause v.
durmak tarry v.
durmak tarry v.
durmak check v.
durmak jib v.
durmak haunt v.
durmak lin [dialect] v.
durmak demise v.
durmak drop v.
durmak consist [obsolete] v.
durmak sull v.
durmak stond v.
durmak spare [obsolete] v.
durmak staun [scotland] v.
durmak stound [dialect] [uk] v.
durmak staw v.
durmak desist v.
Phrasals
durmak take up v.
durmak call off v.
durmak seize up v.
durmak bog down v.
durmak draw up v.
durmak draw up v.
durmak haul up v.
durmak give off [obsolete] v.
durmak give over v.
durmak go out v.
durmak moor up v.
durmak wait up v.
Colloquial
durmak hop off v.
durmak park it v.
Idioms
durmak rest on one's oars v.
durmak lay on one's oars v.
durmak lay on the oars v.
durmak lie on one's oars v.
durmak lie on the oars v.
durmak rest on the oars v.
durmak grind to a standstill v.
durmak come to rest v.
durmak hold one's head high v.
durmak come to a halt v.
durmak keep one's hands off v.
durmak head south v.
durmak hold hard [uk] v.
durmak go south v.
durmak run into the buffers [uk] v.
durmak grind to a halt/standstill v.
durmak come to a grinding halt v.
durmak keep hands off v.
durmak rest on your oars v.
durmak lean on your oars [old-fashioned] [uk] v.
Technical
durmak intermit v.
Automotive
durmak come to rest v.
durmak die out v.
Archaic
durmak stint v.
Slang
durmak hit the buffers v.

Significados de "durmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ayakta durmak stand v.
General
durmak bilmeme remorselessness n.
kayakçının atlama veya koşudan sonra durmak için kaydığı alan outrun n.
baltacının üzerinde durmak için çentik atılan ağaca yerleştirdiği kısa basamak springboard n.
havada durmak levitate v.
karşı durmak kick v.
uzak durmak skirt v.
kusur bulup durmak nag v.
dalgın dalgın dolanıp durmak moon around v.
üzerinde durmak insist v.
el ve ayakların hafif hareketiyle su içinde dik durmak tread water v.
uzak durmak shun v.
sözünde durmak be as good as one's promise v.
fırlatıp veya fırlayıp durmak dartle v.
sızlanıp durmak beef v.
birdenbire durmak (makine) die v.
asılı durmak hang on v.
kambur durmak hunch one's back v.
sabit durmak stand firm v.
iğrenip uzak durmak abhor v.
birinin başında durmak stand over v.
uzak durmak stay away v.
durmak (saat kurgusu bittiği için) run down v.
çırpınıp durmak exert every effort v.
üzerinde durmak (düşünmek vb) deliberate v.
birdenbire durmak (bir yerde) stop short at v.
uzak durmak stand clear of v.
bir konu üzerinde durmak dwell on v.
akan sular durmak be indisputable v.
dik durmak stand erect v.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear of v.
geri durmak refrain v.
kambur durmak slouch along v.
el pençe divan durmak wait on someone hand and foot v.
asılı durmak poise v.
sözünde durmak be as good as one's word v.
arkasında durmak stand behind v.
dik durmak posture v.
durmak (makine) pack up v.
üstünde durmak surmount v.
yakınıp durmak spout v.
karşı durmak resist v.
üzerinde durmak emphasize v.
omuzları düşük durmak stoop v.
uzak durmak keep one's distance v.
sıkı durmak hold firmly v.
bir yerde durmak stop off in v.
doğru durmak stand straight v.
üzerinde durmak play up v.
üzerinde durmak elaborate v.
uzak durmak absent oneself from v.
uzak durmak keep away from v.
el pençe divan durmak bow and scrape v.
durmak (bir yerde) position v.
hiçbir şey yapmadan durmak stand idle v.
hareketsiz durmak stand still v.
su üstünde durmak float v.
üzerinde durmak deliberate v.
üzerinde durmak harp upon v.
faça edip durmak heave to v.
sözünde durmak keep one's word v.
susta durmak (köpek) stand on its hind legs v.
çırpınıp durmak try harder v.
hummalı bir hasta gibi çırpınıp durmak thrash about v.
uzak durmak avoid v.
aniden durmak stop short v.
üstünde durmak underscore v.
sürekli bir konu hakkında konuşmak ve düşünüp durmak harped on v.
dik durmak crane v.
karşı durmak oppose v.
uzak durmak stand apart v.
boş durmak idle v.
etrafında dolaşıp durmak hover v.
üzerinde durmak harp on v.
uzak durmak keep one's distance from v.
alarga durmak stand aloof from v.
tamamen durmak come to a dead stop v.
çırpınıp durmak struggle over v.
dönüp durmak (bir yerin üstünde daireler çizerek) circle v.
uzak durmak abstain from v.
sıkı durmak hold fast v.
zınk diye durmak come to an abrupt stop v.
açık durmak not to interfere v.
çırpınıp durmak fight one's way v.
birdenbire durmak stop dead v.
ayakta zor durmak have difficulty in standing v.
doğru durmak sit still v.
üzerinde durmak lay stress on v.
bacaklarını açarak durmak straddle v.
uzak durmak keep out v.
üzerinde durmak urge on v.
asılı durmak hang v.
uzak durmak keep out of v.
iğreti durmak not to be firmly in place v.
üzerinde fazla durmak belabor v.
uzak durmak stay out of v.
eğri durmak lean v.
boş durmak be unemployed v.
sıkı durmak sit tight v.
su üzerinde durmak float v.
dollanıp durmak lounge about v.
(bir şeyi yapmayı) tekrarlayıp durmak battologize v.
sıkı durmak hold firm v.
üzerinde durmak discourse v.
aklı durmak be astonished v.
üzerinde durmak accent v.
olumsuz noktaları üzerinde durmak criticize v.
uslu durmak be good v.
aynı şeyleri tekrarlayıp durmak harp on v.
asılı durmak latch on to v.
kambur durmak stoop v.
aklı durmak be shocked v.
üzerinde durmak accentuate v.
bir yerde durmak stop off v.
üzerinde durmak put emphasis on v.
uzak durmak dissociate oneself from v.
güzel durmak become v.
havada durmak hover v.
üzerinde durmak urge upon v.
birinin arkasında durmak stand behind v.
uzak durmak stand aloof v.
(kuş) havada hareketsizmiş gibi durmak be poised in the sky v.
açık durmak stand aside v.
bakıp durmak look on v.
oturmak veya bir yere yaslanarak durmak slouch v.
geri durmak abstain from v.
üzerinde durmak (cüzi şeyler/ufak kusurlar) niggle over v.
uzak durmak stay away from v.
ahırda durmak stable v.
arka ayakları üzerinde durmak beg v.
uzak durmak hold aloof v.
geri durmak hang back v.
söyleyip durmak din v.
bir yerde durmak (mola vb) stop at v.
alesta durmak stand ready v.
dimdik ayakta durmak not to collapse v.
selam durmak salute v.
üstünde durmak repose on v.
havada durmak poise v.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear v.
konuşup durmak chatter v.
üzerinde durmak dwell upon v.
uzak durmak stand clear v.
havada durmak remain in the air v.
birdenbire durmak break off v.
omuzları çökük durmak stoop v.
avara durmak stand around idly v.
üstünde durmak fasten upon v.
durmak (motor) stall v.
dalgın dalgın dolanıp durmak moon about v.