durmak - Turkish English Dictionary
History

durmak



Meanings of "durmak" in English Turkish Dictionary : 75 result(s)

Turkish English
Common Usage
durmak stop v.
durmak halt v.
durmak stand v.
durmak cease v.
General
durmak let up v.
durmak come to a stop v.
durmak stay v.
durmak draw rein v.
durmak suit v.
durmak come to rest v.
durmak subside v.
durmak linger v.
durmak draw up v.
durmak come to a halt v.
durmak keep v.
durmak pull up v.
durmak abide v.
durmak stop over in v.
durmak pull in v.
durmak land v.
durmak remain v.
durmak discontinue v.
durmak surcease v.
durmak rest v.
durmak be v.
durmak quit v.
durmak endure v.
durmak halt v.
durmak go v.
durmak look v.
durmak hold v.
durmak hold on v.
durmak harp v.
durmak grind to a halt v.
durmak wait v.
durmak be at a standstill v.
durmak dwell v.
durmak lie v.
durmak sit v.
durmak tarry v.
durmak flow v.
durmak cease v.
durmak pause v.
durmak shut down v.
durmak stop v.
durmak stand v.
durmak pass off v.
durmak take a pause v.
durmak tarry v.
durmak tarry v.
durmak check v.
Phrasals
durmak take up v.
durmak let up v.
durmak call off
durmak hold on
durmak bog down
durmak seize up
Idioms
durmak rest on one's oars v.
durmak lay on one's oars v.
durmak lay on the oars v.
durmak lie on one's oars v.
durmak lie on the oars v.
durmak rest on the oars v.
durmak keep one's hands off
durmak come to rest
durmak hold one's head high
durmak come to a halt
durmak grind to a standstill
Slang
durmak cheese v.
durmak hit the buffers
Technical
durmak intermit
Automotive
durmak come to rest
durmak die out
durmak pull up
durmak stop

Meanings of "durmak" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
ayakta durmak stand v.
General
üzerinde durmak emphasize v.
karşı durmak kick v.
avara durmak stand around idly v.
uzak durmak abstain from v.
uzak durmak stay away v.
oturmak veya bir yere yaslanarak durmak slouch v.
ahırda durmak stable v.
karşı durmak resist v.
sızlanıp durmak carry on v.
uzak durmak keep one's distance from v.
(kuş) havada hareketsizmiş gibi durmak be poised in the sky v.
rahat durmak behave oneself v.
fırlatıp veya fırlayıp durmak dartle v.
iğreti durmak not to be firmly in place v.
üzerinde durmak accent v.
açık durmak not to interfere v.
boş durmak idle v.
ayakta zor durmak have difficulty in standing v.
üzerinde durmak put emphasis on v.
hummalı bir hasta gibi çırpınıp durmak thrash about v.
dönüp durmak (bir yerin üstünde daireler çizerek) circle v.
sıkı durmak hold firm v.
bir yerde durmak stop off in v.
üzerinde durmak (düşünmek vb) deliberate v.
durmak (bir yerde) position v.
bir yerde durmak stop off v.
uzak durmak skirt v.
kambur durmak hunch one's shoulders v.
konuşup durmak chatter v.
üzerinde durmak dwell upon v.
geri durmak refrain v.
uzak durmak keep out of v.
birinin arkasında durmak stand behind v.
dimdik ayakta durmak not to collapse v.
sıkı durmak hold fast v.
boş durmak be unemployed v.
uslu durmak be good v.
el pençe divan durmak wait on someone hand and foot v.
geri durmak abstain from v.
üzerinde çok durmak harp on v.
eğri durmak lean v.
selam durmak salute v.
kambur durmak slouch along v.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear of v.
olumsuz noktaları üzerinde durmak criticize v.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear v.
karşı durmak oppose v.
asılı durmak latch on to v.
uzak durmak keep one's distance v.
uzak durmak stay out of v.
birdenbire durmak break off v.
put gibi durmak stand as still as a statue v.
geri durmak hang back v.
dik durmak crane v.
tamamen durmak come to a dead stop v.
arka ayakları üzerinde durmak beg v.
üzerinde durmak harp on v.
söyleyip durmak din v.
asılı durmak hang on v.
üzerinde durmak urge on v.
çırpınıp durmak exert every effort v.
sözünde durmak be as good as one's promise v.
hiçbir şey yapmadan durmak stand idle v.
aynı şeyleri tekrarlayıp durmak harp on v.
havada durmak levitate v.
arkasında durmak stand behind v.
üzerinde durmak lay stress on v.
hareketsiz durmak stand still v.
açık durmak stand aside v.
uzak durmak stand apart v.
havada durmak poise v.
zınk diye durmak come to an abrupt stop v.
durmak (bir aygıt) go off v.
dalgın dalgın dolanıp durmak moon about v.
sıkı durmak sit tight v.
üzerinde durmak (bir konu) dwell on v.
üstünde durmak fasten upon v.
üzerinde durmak insist v.
el pençe divan durmak bow and scrape v.
etrafında dolaşıp durmak hover v.
uzak durmak give a wide berth to v.
doğru durmak behave oneself v.
çırpınıp durmak fight one's way v.
bacaklarını açarak durmak straddle v.
uzak durmak shun v.
kambur durmak hunch one's back v.
su üzerinde durmak float v.
araba kayarak durmak skid to a halt v.
durmak (makine) pack up v.
üzerinde durmak accentuate v.
durmak (belirli bir şekilde) bear v.
birdenbire durmak (bir yerde) stop short at v.
dik durmak stand upright v.
dalgın dalgın dolanıp durmak moon around v.
uzak durmak keep out v.
üzerinde durmak urge upon v.
havada durmak remain in the air v.
havada durmak hover v.
bir konu üzerinde durmak dwell on v.
iğrenip uzak durmak abhor v.
birdenbire durmak (makine) die v.
sözünde durmak keep one's word v.
yaklaşıp durmak draw up v.
uzak durmak absent oneself from v.
el ve ayakların hafif hareketiyle su içinde dik durmak tread water v.
üstünde durmak surmount v.
aklı durmak be astonished v.
eğreti durmak be askew v.
uzak durmak stand clear v.
uzak durmak keep away from v.
uzak durmak avoid v.
üzerinde durmak discourse v.
aklı durmak be shocked v.
uzak durmak shrink away v.
sabit durmak stand firm v.
doğru durmak sit still v.
uslu durmak keep quiet v.
üzerinde durmak (cüzi şeyler/ufak kusurlar) niggle about v.
geçmişteki talihsizliklerin üzerinde durmak cry over spilled milk v.
üstünde durmak repose on v.
üzerinde fazla durmak belabor v.
aç durmak do without food v.
durmak (saat kurgusu bittiği için) run down v.
dik durmak posture v.
alesta durmak stand ready v.
(bir şeyi yapmayı) tekrarlayıp durmak battologize v.
üzerinde durmak dwell on v.
kusur bulup durmak nag v.
asılı durmak poise v.
sözünde durmak be as good as one's word v.
uzak durmak stay away from v.
üzerinde durmak play up v.
bir yerde durmak (mola vb) stop at v.
sürekli bir konu hakkında konuşmak ve düşünüp durmak harped on v.
kambur durmak slouch v.
hareketsiz durmak poise v.
dik durmak stand erect v.
uzak durmak keep aloof v.
sızlanıp durmak beef v.
üzerinde durmak (cüzi şeyler/ufak kusurlar) niggle over v.
çırpınıp durmak struggle over v.
aniden durmak stop short v.
üzerinde durmak harp upon v.
doğru durmak stand straight v.
susta durmak (köpek) stand on its hind legs v.
alarga durmak stand aloof from v.
omuzları çökük durmak stoop v.
omuzları düşük durmak stoop v.
kambur durmak stoop v.
birinin başında durmak stand over v.
uzak durmak hold aloof v.
dollanıp durmak lounge about v.
birdenbire durmak stop dead v.
üzerinde durmak deliberate v.
durmak (bir yerde) stand v.
uzak durmak dissociate oneself from v.
sıkı durmak hold firmly v.
akan sular durmak be indisputable v.
faça edip durmak heave to v.
uzak durmak stand aloof v.
su üstünde durmak float v.
asılı durmak hang v.
fazlasıyla üstünde durmak make much of v.
üstünde durmak underscore v.
çırpınıp durmak try harder v.
durmak (motor) stall v.
bakıp durmak look on v.
üzerinde durmak elaborate v.
uzak durmak stand clear of v.
güzel durmak become v.
yanlış bir kararı veya başarısızlığı düşünüp durmak saw sawdust v.
üstünde durmak fasten on v.
ayakları üzerinde durmak stand on one's own legs v.
ayakları üstünde durmak support one's self v.
kendi ayakları üstünde durmak stand on one's own legs v.
insanlardan uzak durmak keep to oneself v.
içkiden uzak durmak abstain v.
geri durmak abstain v.
ayakta durmak stand v.
sözünde durmak keep a promise v.
uzak durmak avoid somebody v.
birden bire durmak (makine) die v.
uzak durmak keep aloof from something v.
uzak durmak keep away from something v.
üzerinde durmak play to v.
uslu durmak be quiet v.
uslu durmak sit still v.
üzerinde durmak bring out v.
ufak tefek kusurlar üstünde durmak niggle v.
dimdik durmak stand erect v.
dengede durmak be well balanced v.
dışında durmak stay out of v.
dengede durmak stand in balance v.
dengede durmak be balanced v.
dışında durmak stand out of v.
dolanıp durmak wander around v.
atıl durmak remain idle v.
atıl durmak not in use v.
atıl durmak lie idle v.
atıl durmak stand idle v.
düz durmak stand straight v.
düz durmak stand even v.
düz durmak stand flat v.
baş aşağı durmak headstand v.
evde durmak stay at home v.
evde durmak remain at home v.
başı dik durmak hold one's head high v.
üzerinde çok durmak overemphasise v.
üzerinde çok durmak overemphasize v.
üzerinde çok durmak put excessive emphasis on v.
üzerinde çok durmak stress too much v.
beladan uzak durmak keep out of trouble v.
beladan uzak durmak stay out of trouble v.
kalbi durmak (one's heart) stop v.
kalbi durmak (one's heart) fail v.
(yolculukta) durmak stop off v.
ayakta durmak remain standing v.
uzak durmak abstain v.
dolaşıp durmak move about v.
dolanıp durmak mosey v.
dolanıp durmak move about v.
dolanıp durmak traipse v.
dolanıp durmak saunter v.
dolanıp durmak wander about v.
dolanıp durmak wander v.
dolanıp durmak take a stroll v.
dolanıp durmak tootle v.
dolanıp durmak meander v.
dolanıp durmak stravaig v.
dolanıp durmak ramble v.
dolanıp durmak stroll v.
sıvının üstünde durmak float v.
ciddi durmak keep a straight face v.
kendi ayakları üzerinde durmak stand on one's own feet v.
yakınıp durmak yammer v.
sızlanıp durmak yammer v.
sözünde durmak abide by v.
uzak durmak keep one's eyes off v.
uzak durmak stand back v.
uzak durmak keep one's hands off v.
üzerinde durmak lay emphasis on v.
üzerinde durmak lay weight on v.
el pençe divan durmak wait hand and foot v.
uzak durmak keep off v.
uzak durmak funk v.
uzak durmak short-circuit v.
havada belli bir noktada durmak hover v.
havada bir yerin üzerinde durmak hover v.
bekleyip durmak hover v.
uzak durmak get out of v.
karşı durmak confront v.
uzak durmak keep away v.
el pençe divan durmak kowtow v.
söylenip durmak nag v.
(taşıt) kenara çekilip durmak pull in v.
(makine) durmak pack up v.
sözünde durmak keep word v.
kıpırdamadan durmak stay put v.
dik durmak stick up v.
karşı durmak stand up to v.
birinden uzak durmak stand away v.
kapalı bir yerde durmak stay indoor v.
aranıp durmak cast around v.
aranıp durmak cast round v.
aranıp durmak cast about v.
üzerinde durmak emphasise v.
üzerinde durmak make a point of v.
bir şeyden uzak durmak abstain from v.
bir şeyden uzak durmak refrain from v.
sözünün arkasında durmak stand behind one's word v.
sözünün arkasında durmak stand by one's word v.
alkolden uzak durmak abstain from alcohol v.
üzerinde önemle durmak place too much stress on v.
durmak bilmeden konuşmak talk away v.
üzerinde önemle durmak lay too much stress on v.
üzerinde önemle durmak stress too much v.
üzerinde önemle durmak overstress v.
üzerinde önemle durmak overemphasize v.
üzerinde önemle durmak overemphasise v.
üzerinde önemle durmak put excessive emphasis on v.
sözünde durmak abide by one's word v.
önemle üzerinde durmak put excessive emphasis on v.
önemle üzerinde durmak overemphasize v.
önemle üzerinde durmak lay too much stress on v.
önemle üzerinde durmak place too much stress on v.
önemle üzerinde durmak stress too much v.
otobüste ayakta durmak stand on the bus v.
önemle üzerinde durmak overemphasise v.
önemle üzerinde durmak overstress v.
geride durmak stand behind v.
geride durmak stay behind v.
mesafeli durmak remain distant v.
mesafeli durmak stand aloof from v.
mesafeli durmak remain aloof v.
yiyip durmak eat away v.
üzerinde özellikle durmak particularly emphasize v.
üzerinde özellikle durmak especially emphasize v.
üzerinde özellikle durmak put particular emphasis on v.
yarı yolda durmak stop short v.
karşı durmak take a stand against v.
karşısında durmak take a stand against v.
sakin durmak stay calm v.
şikayet edip durmak backbite v.
karşı durmak repugnate v.
sözünde durmak deliver on one's promise v.
tek ayak üstünde durmak stand on one foot v.
tek ayak üzerinde durmak stand on one foot v.
(yorgunluktan) beyni durmak be too tired to think v.
(yorgunluktan) kafası durmak be too tired to think v.
ayrı durmak stand apart v.
beladan uzak durmak remain out of trouble v.
kapıya vurup durmak bang away at the door v.
bir şeye vurup durmak bang on v.
-den uzak durmak remain of something v.
-den uzak durmak clear of something v.
-den uzak durmak move of something v.
-den uzak durmak stand of something v.
-den uzak durmak keep of something v.
önünde durmak stand in front of v.
siperde durmak stay in the trenches v.
gecelemek için bir yerde durmak stop somewhere for the night v.
beladan uzak durmak avoid trouble v.
el pençe divan durmak grovel to someone v.
bir yerde durmak pull up somewhere v.
bir yerde durmak haul up somewhere v.
bir yerde durmak stop somewhere v.
bir şeyin üzerinde ısrarla durmak lay great stress on something v.
yalvarıp durmak keep begging v.
-e karşı çıkmak/durmak be in opposition to v.
birinin önünde/geçiş yolunda durmak stand in someone's way v.
söyleyip durmak keep telling v.
benzin almak için durmak stop to get gas v.
bir şeyi kafasına takıp durmak keep obsessing about something v.
üstünde durmak underline v.
üstünde durmak emphasize v.
finansal olarak (yeniden) kendi ayaklarının üzerinde durmak get back on one's feet financially v.
kırmızıda durmak stop at red lights v.
kırmızı ışıkta durmak stop at red lights v.
kapıda bekleyip durmak be hovering in the doorway v.
kaza yerinde nefes alışverişi durmak stop breathing at the site of the accident v.
dışında durmak stand outside (of) (something) v.
büyük oranda durmak largely stop v.
amuda kalkıp durmak stand on one's head v.
birinin yanında durmak remain close to someone v.
birine yakın durmak remain close to someone v.
biri için durmak stop for someone v.
üstünde durmak stay on top of v.
üzerinde fazla durmak belabour v.
olumsuz noktaları üzerinde durmak criticise v.
üstünde durmak emphasise v.
ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak squabble v.
ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak niggle v.
ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak quibble v.
ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak bicker v.
ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak pettifog v.
ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak brabble v.
kafasını geriye atıp durmak chack v.
kıvrılıp durmak twist and turn v.
stresten uzak durmak keep away from stress v.
dengede durmak balance v.
dengede durmak stay in balance v.
birinin sözünü kesip durmak keep interrupting someone v.
uslu durmak behave well v.
cesurca durmak brave v.
dik durmak take a tough stance v.
kaybedip durmak keep losing v.
alerjenlerden uzak durmak keep out allergens v.
alerjenlerden uzak durmak keep away from allergens v.
sağlam durmak hold firm v.
put gibi durmak stay put v.
bir şeyi yapmak için durmak stop to do something v.
uzak durmak absist v.
karşı durmak calcitrate v.
bir süre durmak tarry v.
sözünde durmak adhere v.
karşı durmak affront [obsolete] v.
gelişimi durmak abort v.
iğrenip uzak durmak agrise v.
iğrenip uzak durmak agrize v.
iğrenip uzak durmak agryze v.
iğrenip uzak durmak agryse v.
yeniden üzerinde durmak reaccent v.
yeniden üzerinde durmak redeliberate v.
yeniden üzerinde durmak re-emphasise v.
yeniden üzerinde durmak re-emphasize v.
geri durmak refret [obsolete] v.
ayrıntılar üzerinde fazlaca durmak labor v.
ayrıntılar üzerinde fazlaca durmak labour v.
üzerinde çok durmak niggle v.
farklı pozisyonda durmak change posture v.
aniden durmak check v.
gibi durmak think [obsolete] v.
uzak durmak leave alone v.
cesurca karşı durmak bid defiance to v.
birbirlerine yakın durmak stand close to one another v.
durmak bilmeme remorselessness n.
durmak bilmeyen (şey) relentless adj.
durmak bilmez unstoppable adj.
durmak bilmeyen remorseless adj.
durmak bilmeden relentlessly adv.
durmak bilmeden remorselessly adv.
Phrasals
konuşup durmak ramble on v.
amaçsızca dolanıp durmak rattle around v.
kasılıp durmak strut about v.
kendi ayakları üzerinde durmak hold up v.
çalışması durmak knock off v.
bir şeyin üzerinde durmak pause upon v.
üzerinde durmak stick upon v.
(yağmur) durmak hold up v.
arkasında durmak stick by v.
sağlam durmak hold up v.
uzak durmak keep from v.
aniden durmak fetch up v.
dolanıp durmak shuffle off v.
uzak durmak hold off v.
oradan oraya koşuşturup durmak dart around v.
kımıldanıp durmak fidget around v.
dönüp durmak flop around v.
aranıp/arayıp durmak forage around for (something) v.
dolanıp durmak galumph (around) v.
uçuşup durmak fly around v.
sallanıp durmak lash around v.
sallayıp durmak lash around v.
dönüp durmak spin around v.
döndürüp durmak spin around v.
dönüp durmak stir around v.
uçuşup durmak swim around v.
kıpır kıpır dolanıp durmak fidget around v.
çırpınıp durmak flop around v.
kurtlanmış gibi gezinip durmak fidget around v.
aranıp/dolanıp durmak cast about for (something) v.
kurtlanmış gibi kıpırdayıp durmak fidget around v.
dolaşıp durmak swim around v.
piyanonun tuşlarına/bateriye vurup/basıp durmak beat on (something) v.
piyanonun tuşlarına/bateriye vurup/basıp durmak beat on someone or something v.
piyanonun tuşlarına vurup/basıp durmak beat out v.
tuşlara vurup/basıp durmak beat something out v.
(biri/bir şey) için üzülüp durmak/içine dert olmak brood about (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) kurup durmak brood about (someone or something) v.
(biri/bir şey) için üzülüp durmak/içine dert olmak brood about someone or something v.
(birini/bir şeyi) kurup durmak brood about someone or something v.
(biri/bir şey) için üzülüp durmak/içine dert olmak brood on someone or something v.
(birini/bir şeyi) kurup durmak brood on someone or something v.
(biri/bir şey) için üzülüp durmak/içine dert olmak brood over someone or something v.
(birini/bir şeyi) kurup durmak brood over someone or something v.
kısa süreliğine (bir yerde) durmak run by (some place) v.
kısa süreliğine (bir yerde) durmak run by v.
(bir şeyi) kemirip durmak chew (away) at (something) v.
(uçak) havada dönüp durmak circle around v.
dönüp durmak circle in v.
(birinden) uzak durmak steer away from (someone or something) v.
(bir şeyden) uzak durmak steer away from (someone or something) v.
çırpınmak/çırpınıp durmak flail about v.
çırpınmak/çırpınıp durmak flail around v.
dönüp durmak toss about v.
aranıp durmak beat about v.
arasında durmak stand between v.
arayıp durmak nose around for v.
arayıp durmak nose about for v.
arkasında durmak stick by v.
arkasında durmak/durdurmak stop behind v.
atlayıp durmak bounce around v.
bir şeyin önünde durmak stand at something v.
bir şeyin etrafında koşturup durmak tear around v.
bir yerde duraklamak/durmak lay over in some place v.
bir şeyden öylece durmak slide by v.
birlikte/ayrılmadan durmak stand together v.
birine karşı durmak/dayanmak stand up against someone v.
bahsedip durmak trot out v.
birinin peşinden koşmak (arayıp durmak) chase around after someone v.
birine karşı biriyle beraber (aynı safta) durmak stand with someone against someone v.
bir konuda konuşup durmak yammer away about something v.
birinin yanında durmak stay by someone v.
birine yakın durmak stay by someone v.
boş boş konuşup durmak waffle on about something v.
birini itip durmak jostle someone around v.
bir şey yapmadan durmak stand around v.
bir şeyin önünde durmak stand in front of something v.
bir şey yapmadan durmak wait around v.
biri hakkında yakınıp durmak yap about someone v.
bir yerden başka bir yere göç edip durmak migrate between v.
bir şeye yaklaşmamak/ondan geri durmak stay back (from something) v.
bir şeyi kamçılayıp/kırbaçlayıp durmak whip something on v.
geri durmak stay back
geri durmak hold out for someone
(bir konunun) üzerinde durmak dwell upon
(bir konunun) üzerinde durmak dwell on
gezinip durmak pace around
gezinip durmak pace round
uzak durmak keep off
uzak durmak stay off
yazıp durmak write away
uzak durmak remain away
çarpıp/vurup durmak knock away (at something)
kovalayıp durmak chase someone around
şikayet edip durmak niggle about
(hakkında) sızlanıp durmak niggle about
(bir şey hakkında) birine sızlanıp durmak niggle over something with someone
geri durmak/beklemek hang back