lie - Turkish English Dictionary
History

lie

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "lie" in Turkish English Dictionary : 38 result(s)

English Turkish
Common Usage
lie v. yatmak
lie v. uzanmak
lie v. yalan söylemek
lie n. palavra
lie n. yalan
Irregular Verb
lie v. lay - lain
lie v. lied - lied
General
lie v. olmak
lie v. yalan konuşmak
lie v. yalan atmak
lie v. düşmek
lie v. durmak
lie v. mideye oturmak
lie v. kıtır atmak
lie v. kalmak
lie v. atmak
lie v. kandırmak
lie v. bulunmak
lie v. yalan söylemek
lie v. uzanmak
lie n. balon
lie n. durum
lie n. masal
lie n. aldatma
lie n. düzen
lie n. yatış
lie n. duruş
lie n. maval
lie n. kıtır
lie n. mevki
lie n. yalan
lie n. ığrıp
lie n. atmasyon
lie n. konum
Slang
lie pencüdü atmak
lie katakofti atmak
Technical
lie yatmak
lie uzanmak

Meanings of "lie" with other terms in English Turkish Dictionary : 361 result(s)

English Turkish
Common Usage
lie down v. yatmak
lie down v. uzanmak
General
lie back v. dinlenmek
lie on one's back v. sırt üstü yatmak
lie behind v. yol açmak
lie in ambush v. pusuya yatmak
lie on one's back v. arka üstü yatmak
lie in wait for v. pusuya yatmak
lie lateral to something v. yanında bulunmak
tell a lie v. yalan atmak
lie like a trooper v. çok yalan söylemek
lie in ruins v. harap olmak
lie on one's back v. sırtüstü yatmak
lie up v. yatmak
lie back v. sırt üstü yatmak
lie in ruins v. mahvolmak
lie behind v. ardında gizli olmak
lie at full length v. serilmek
live a lie v. sahte hayat geçirmek
lie with v. sevişmek
live a lie v. hayatını yalan üzerine kurmak
lie low v. gizlenmek
lie up v. saklanmak
lie low v. göze batmamaya çalışmak
lie off v. ara vermek
lie down on the job v. işi savsaklamak
lie up v. dinlenmek
give the lie to v. yalanlamak
lie in one's teeth v. korkunç yalanlar söylemek
lie face downwards v. yüzükoyun yatmak
give the lie to something v. birşeyin doğru olmadığını ispatlamak
lie behind v. ardında yatmak
lie back v. sırtüstü yatmak
lie under oath v. yeminliyken yalan söylemek
lie heavy on the stomach v. mideye oturmak
lie ahead v. başına gelmek
lie low v. ortalıkta görünmemek
lie over v. sarkmak
lie one's way out of something v. yalan söyleyerek bir işten sıyrılıvermek
lie fallow v. boş kalmak
lie sick v. hasta yatmak
lie on v. yatmak
tell a lie v. yalan söylemek
lie with v. cinsel ilişkiye girmek
lie behind v. altında yatmak
lie through one's teeth v. külliyen yalan söylemek
lie low v. saklanmak
give the lie to v. yalancılıkla suçlamak
give the lie to v. yanlış olduğunu göstermek
lie heavy on somebody v. yüklenmek
lie under the sod v. mezarda yatmak
(one's lie) be exposed v. yalanı ortaya çıkarılmak
(one's lie) expose v. yalanı ortaya çıkmak
lie idle v. atıl durmak
lie down under blue sky v. masmavi gökyüzünün altında uzanıp yatmak
lie outside the scope of something v. kapsamı dışında olmak
lie beyond the scope of something v. kapsamı dışında olmak
lie behind v. temelinde yatmak
lie back on pillow v. sırtını yastığa yaslamak
lie in the bed v. yatağa uzanmak
lie back on pillow v. yastığa yaslanmak
lie on the bed v. yatağa uzanmak
lie down the bed v. yatağa uzanmak
lie helpless v. aciz duruma düşmek
live a lie v. bir yalanı yaşamak
lie snug v. gizli kalmak
lie about someone v. biri hakkında yalan söylemek
lie-in v. geç saate kadar yatmak
lie-in v. doğurmak
lie-in v. loğusa olmak
lie over v. ertelenmek
lie about v. aylaklık etmek
lie behind v. arkasında gizli olmak
lie about v. tembellik etmek
lie behind v. nedeni olmak
reveal a lie v. bir yalanı ortaya çıkarmak
lie in a pool of blood v. kanlar içinde yerde yatmak
be based on a lie v. yalana dayanmak
lie on the beach v. sahile uzanmak
lie in wait v. pusu kurmak
lie on the sofa v. kanepede uzanmak
lie on the sofa v. kanepeye uzanmak
lie to oneself v. kendini kandırmak
lie to oneself v. kendine yalan söylemek
continue to lie v. yalan söylemeye devam etmek
lie in wait v. pusuda beklemek
lie in wait v. pusuya yatmak
lie fallow v. nadasa bırakılmak
tell a white lie v. beyaz yalan söylemek
invent a lie v. bir yalan uydurmak
lie still v. hareketsiz yatmak
lie still v. kımıldamadan uzanmak
lie flat v. düz yatmak
lie flat v. sırt üstü uzanmak
lie awake v. (dinlenmek amacıyla) uzanmak
lie awake v. uzanmak
lie dormant v. uykuda beklemek
lie dormant v. uykuda bekletmek
lie dormant v. kış uykusuna yatmak
refute a lie v. yalanı çürütmek
disprove a lie v. yalanı çürütmek
not lie v. yalan söylememek
not tell a lie v. yalan söylememek
lie down on the grass v. çime uzanmak
lie down on the grass v. çimene uzanmak
lie down on the grass v. çimlere uzanmak
fault lie with v. kusurun sorumlusu olmak
lie detector n. yalan makinesi
the lie of the land n. arazinin dış görünümü
lie algebras n. lie cebirleri
white lie n. zararsız yalan
lie algebra n. lie cebiri
lie groups n. lie grupları
lie group n. lie grubu
white lie n. masum yalan
a white lie n. zararsız yalan
the lie of the land n. arazinin engebeleri
a white lie n. beyaz yalan
white lie n. pembe yalan
lie-down n. kestirme
lie-down n. şekerleme
monstrous lie n. büyük yalan
great lie n. büyük yalan
great lie n. kuyruklu yalan
monstrous lie n. kuyruklu yalan
big lie n. kuyruklu yalan
big lie n. büyük yalan
massive lie n. kocaman yalan
is that a lie? interj. yalan mı yani?
is that a lie? interj. yalan mı?
Phrasals
lie down serilip yatmak
lie down boylu boyunca yatmak
lie down sere serpe yatmak
lie down boylu boyunca uzanmak
lie with cinsel ilişkiye girmek
lie with sevişmek
lie before kendisini beklemek
lie before önünde uzanmak
lie ahead kendisini beklemek
lie ahead önünde uzanmak
lie ahead of kendisini beklemek
lie ahead of önünde uzanmak
lie back arkasına yaslanmak
lie back sırtını yaslamak
lie over askıya almak
lie over ertelenmek
lie over muallakta kalmak
lie within içinde kalmak
lie next to someone birinin yanına uzanmak/yatmak
lie alongside of someone birinin yanına uzanmak/yatmak
lie down on something bir şeyin üzerine uzanmak/yatmak
lie down on something bir şeyin üstüne uzanmak/yatmak
lie down under something bir şeyin altına/altında uzanmak/yatmak
lie down beneath something bir şeyin altına/altında uzanmak/yatmak
lie down şekerleme yapmak
lie down kestirmek (uyku)
lie with birinin sorumluluğunda veya vazifesinde olmak
lie deep in kaplı olmak
lie around/about eşyaların etrafta/orada burada dağınık biçimde olması
lie around/about olmaması gereken yerde olmak (eşya)
Phrases
let the sleeping dogs lie işi oluruna bırak
no claim shall lie against -den hiçbir hak talep edilemeyecektir
If you lie down with the devil, you will wake up in hell şeytanla sevişirsen cehennemde uyanırsın
Proverb
if you lie down with dogs you will rise up with fleas üzüm üzüme baka baka kararır
as you make your bed, so you must lie on it kendi düşen ağlamaz
as you make your bed, so you must lie in it kendi düşen ağlamaz
half the truth is often a whole lie gerçeğin bir kısmını saklamak yalan söylemekle eşdeğerdir bazen
half the truth is often a whole lie olanın tümünü söylemeyen yalan söylemiş sayılır bazen
let sleeping dogs lie bana dokunmayan yılan bin yaşasın
let sleeping dogs lie uyuyan yılanın kuyruğuna basma
let sleeping dogs lie uyandırma kerizi
let sleeping dogs lie bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın
a lie never lives to be old yalancının mumu yatsıya kadar yanar
if you lie down with dogs you will rise up with fleas körle yatan şaşı kalkar
When you lie down with dogs you get fleas körle yatan şaşı kalkar
When you lie down with dogs you get fleas itle yatan pireyle kalkar
Colloquial
lie doggo ölü numarası yapmak
lie doggo (saklanırken) ölü gibi sessiz olmak
lie doggo sesini soluğunu kesmek
lie in one's power elinden gelen
lie in one's power elinde olan
white lie geçerli yalan
white lie beyaz yalan
white lie haklı görülebilecek yalan
white lie masum yalan
white lie hoş görülen yalan
lie in state katafalka koymak
lie low susup beklemek
lie low niyetini gizlemek
lie in ambush pusuya yatmak
lie in ambush pusu kurmak
lie in ambush pusuda beklemek
lie or true? yalan mı doğru mu?
lie or true? yalan mı gerçek mi?
lie out underneath the stars yıldızların altında uzanmak
lie about one’s name ismi hakkında yalan söylemek
lie to someone about something birine bir şey hakkında yalan söylemek
bare-faced lie su katılmamış yalan
bald-faced lie su katılmamış yalan
Idioms
couldn't lie straight in bed hiç dürüst değil
as you make your bed, so you lie an it kendi düsen ağlamaz
let sleeping dogs lie işi oluruna bırakmak
let sleeping dogs lie başına bela almamak
let sleeping dogs lie işleri kendi haline bırakmak
let sleeping dogs lie olayların akışını durdurmamak
let sleeping dogs lie işi kurcalamamak
let sleeping dogs lie meseleyi kurcalamamak
let sleeping dogs lie fincancı katırlarını ürkütmemek
when two hungry people lie together, a beggar is born iki çıplak bir hamamda yakışır
let the sleeping dog lie uyuyan yılanın kuyruğuna basma
lie in one's throat bir ayak üstünde bin yalan söylemek
lie through one's throat kuyruklu yalan söylemek
lie in one's teeth kuyruklu yalan söylemek
lie down on the job ense yapmak
lie in one's teeth bir ayak üstünde bin yalan söylemek
lie in one's throat kuyruklu yalan söylemek
lie through one's teeth bir ayak üstünde bin yalan söylemek
lie down in ambush pusuya yatmak
lie through one's throat bir ayak üstünde bin yalan söylemek
to let sleeping dogs lie işi kurcalamamak
lie behind nedeni olmak
lie low aşağılanmak
lie beyond ötesinde yatmak
lie low saklanmak
lie beyond ötesine geçmek
lie in ruins (plan vb) yıkılmak
lie with sevişmek
lie fallow dinlenmeye geçmek
lie in ruins harabeye dönmek
lie beyond ötesine taşmak
lie behind arkasında yatmak
lie low arazi olmak
lie beyond someone birini aşmak
lie with cinsel ilişkide bulunmak
lie low araziye uymak
lie with birisiyle yatmak
lie in ruins mahvolmak
have made one's bed and have to lie in it ne ekersen onu biçersin
give someone the lie in his throat yalanını yüzüne vurmak
lie at death's door bir ayağı çukurda olmak
lie at death's door ölümün eşiğinde olmak
live a lie bir yalanı yaşamak
lie heavy on ağırlık vermek
live a lie sahte bir hayat sürmek
lie in ruins harap olmak
lie in wait for pusu kurmak
lie in wait for pusuya yatmak
lie in wait for pusuda beklemek
tell an outright lie bariz bir yalan söylemek
lie at one's door -den kaynaklanmak
lie at one's door -nin sorumluluğunda olmak
lie through one's teeth bariz yalan söylemek
tell an outright lie kuyruklu yalan söylemek
lie in wait pusuya yatmak
nail a lie to the counter yalanını meydana çıkarmak
if you lie down with dogs you will get up with fleas körle yatan şaşı kalkar
if you lie down with dogs you will get up with fleas itle yatan bitle kalkar
an out-and-out lie su katılmamış yalan
an out-and-out lie külliyen yalan
an out-and-out lie sıkı palavra
an out-and-out lie su katılmadık yalan
little white lie küçük beyaz yalan
little white lie küçük masum yalan
lie at the bottom of something temelinde yatmak (neden vb.)
couldn't lie straight in bed üçkağıtçının teki
lie in store for someone birini (sürpriz vb) beklemek
lie of the land (brit) arazinin/toprağın özellikleri
lie of the land (brit) bir şeyin durumu/hali
lie down on the job işi sermek
lie down on the job işi boşlamak
lie down on the job işi savsaklamak
lie down on the job işini kötü yapmak
be/lie at the bottom of something (neden olarak) temelinde yatmak
lie at death's door bir ayağı mezarda olmak
lie at death's door gözü toprağa bakmak
lie fallow (yetenek) (uzun süredir) kullanılmamak
lie fallow (yetenek) körelmek
lie like a rug makine gibi yalan söylemek
lie through one's teeth adamın gözünün içine baka baka yalan söylemek
lie like a rug utanmadan yalan söylemek
lie through one's teeth kuyruklu yalan söylemek
have a lie-in geç saatlere kadar yatmak
lie hovering between life and death yaşamla ölüm arasında gidip gelmek
bare-faced lie kuyruklu yalan
bald-faced lie kuyruklu yalan
have a lie-in geç saatlere kadar yatakta oyalanmak
have a lie-in geç saatlere kadar yatakta çıkmamak
spot a lie yalanını yakalamak
an out-and-out lie düpedüz yalan
lie at death's door gidici olmak
lie at death's door bir gözü toprağa bakmak
lie behind something bir şeyin arka planında yer almak
lie at the root of temelinde yatmak
Speaking
what a big lie ne büyük yalan
it is not a lie yalan değil
have made one's bed and have to lie in it mademki yatağını yaptın içinde yatacaksın
have made one's bed and have to lie in it mademki yaptın sonuçlarına katlanacaksın
don't lie to me bana yalan söyleme
do i have any reason to lie to you sana yalan borcum mu var
do i have any reason to lie to you sana yalan söylemek için bir nedenim mi var
do not lie to me yalan söyleme bana
do not lie to me bana yalan söyleme
you've made your bed and you'll have to lie in it kendi düşen ağlamaz
you made your bed now lie in it kendi düşen ağlamaz
why did you lie to me? neden bana yalan söyledin?
don't you dare lie to me sakın bana yalan söylemeye kalkma
everything he told you was a lie onun sana anlattığı her şey yalandı
when i said that i was retired that was a lie emekli olduğumu söylediğimde yalan söylüyordum
why would he lie? neden yalan söylesin?
why did you lie to me? bana neden yalan söyledin?
why did you lie to me? bana niye yalan söyledin?
why do you lie? neden yalan söylüyorsun?
i lie sometimes bazen yalan söylerim
why did you lie to me? bana niçin yalan söyledin?
no lie? yalan söylemiyorsun değil mi?
that ain't no lie yalan söylemiyorum
that ain't no lie yalan değil
where does your loyalty lie? kimin tarafındasın?
don't you dare lie to me sakın yalan söyleyeyim deme
come and lie next to me gel yanımda uzan, gel yanıma uzan
i lie about my age yaşım konusunda yalan söylüyorum
don't you lie to me! bana sakın yalan söyleme!
you don't have to lie to me bana yalan söylemene gerek yok
I’m not going to lie yalan söylemeyeceğim
the camera cannot lie kamera yalan söylemez
I don't lie ben yalan söylemem
Slang
lie with cinsel ilişkiye girmek
lie with götürmek
lie with mala vurmak
lie with seks yapmak
lie with aşk yaşamak
lie with (karşı cinsi) götürmek
lie with cinsel ilişki yaşamak
lie with birisini yatağa atmak
lie with mercimeği fırına vermek
lie with sevişmek
Law
lie detector yalan makinesi
lie in franchise imtiyaza dair yalan
lie in grant hibeye dair yalan
courtesy lie hile-i şeriye
Politics
genocide lie soykırım yalanı
Technical
lie detector yalan göstergeci
lie detector yalan makinesi
lie bye dinlendirme
Aeronautic
fully lie-flat seat tam yatar koltuk
Marine
lie at anchor yatmak
lie off alargada yatmak
lie to faça edip beklemek
lie of alargada yatmak
lie at anchor demirde yatmak
lie over yan yatmak
lie at an anchor demirli yatmak
lie at an anchor demirli olmak
Psychology
life lie yaşam yalanı
Pathology
transverse and oblique lie transvers ve oblik pozisyon
Math
lie group lie öbeği
lie group lie grubu
lie algebra lie cebiri
Literature
lie huddled kıvrılıp/büzüşüp (bir arada) yatmak
Military
lie prone! tam siper! komutu
lie detector yalan makinesi