yalan - Turkish English Dictionary
History

yalan



Meanings of "yalan" in English Turkish Dictionary : 49 result(s)

Turkish English
Common Usage
yalan lie n.
General
yalan fiction n.
yalan prevarication n.
yalan pretense n.
yalan fabrication n.
yalan fib n.
yalan plumper n.
yalan falsehood n.
yalan humbug n.
yalan untruth n.
yalan tarradiddle n.
yalan deceit n.
yalan fudge n.
yalan story n.
yalan illusion n.
yalan fable n.
yalan falseness n.
yalan taradiddle n.
yalan perjure n.
yalan baloney n.
yalan invention n.
yalan gammon n.
yalan fairy n.
yalan artificialness n.
yalan flam n.
yalan lie n.
yalan shave n.
yalan tale n.
yalan falsity n.
yalan pretence n.
yalan cant n.
yalan quack adj.
yalan hollow adj.
yalan untruthful adj.
yalan sham adj.
yalan false adj.
yalan telltale adj.
yalan wrong adj.
yalan mendacious adj.
yalan artificial adj.
yalan untrue adj.
yalan made-up adj.
Colloquial
yalan bogus beef n.
Slang
yalan porky
yalan smack
Law
yalan prevarication
British Slang
yalan porky pies
yalan porkies
yalan pork pies

Meanings of "yalan" with other terms in English Turkish Dictionary : 318 result(s)

Turkish English
Common Usage
yalan söylemek lie v.
General
çok yalan söylemek lie like a trooper v.
yalan söylemek fib v.
yalan yere yemin ettirmek perjure v.
(yalan) atmak fib v.
yalan yere yemin etmek commit perjury v.
yalan söylemek knock about v.
yalan söylemek tell lies v.
uydurmak (hikaye/yalan) concoct v.
hayatını yalan üzerine kurmak live a lie v.
yalan yere yemin etmek perjure oneself v.
yalan ifade verdirmek suborn v.
yalan atmak tell a lie v.
yalan söylemek lie v.
yalan konuşmak tell lies v.
yalan söylemek prevaricate v.
yeminliyken yalan söylemek lie under oath v.
ufak çapta bir yalan söylemek fudge v.
yalan söylemek tell a fib v.
yalan konuşmak lie v.
yalan söyleyerek bir işten sıyrılıvermek lie one's way out of something v.
yalan söylemek fabricate v.
yalan yere yemin etmek forswear oneself v.
yalan söylemek tell a lie v.
yalan atmak lie v.
külliyen yalan söylemek lie through one's teeth v.
yalan beyanda bulunmak make a false statement v.
biri hakkında yalan söylemek lie about someone v.
yalan söylemek deceive v.
yalan beyanlarda bulunmak make false statements v.
kendine yalan söylemek lie to oneself v.
yalan söylemeye devam etmek continue to lie v.
yalan testinden geçmek pass the polygraph v.
yalan makinesine girmek take a polygraph v.
yalan beyanda bulunmak commit perjury v.
beyaz yalan söylemek tell a white lie v.
elde etmek içi yalan söylemek blag v.
bir yalan uydurmak invent a lie v.
aşırı yalan söylemek outlie v.
(birini) yalancılıkta/yalan söylemede geçmek/geride bırakmak outlie v.
yalan söylemede/yalancılıkta ileri gitmek outlie v.
yalan söylememek not lie v.
yalan söylememek not tell lies v.
yalan söylememek not tell a lie v.
yalan yere yemin etmek forswear one's self v.
yalan yere tanıklık etmek forswear one's self v.
kuyruklu yalan whacker n.
küçük yalan fib n.
beyaz yalan a white lie n.
bir sürü yalan a tissue of lies n.
bir sürü yalan dolan bag of tricks n.
yalan haber fabricated news n.
yalan makinesi lie detector n.
bir dolu yalan a pack of lies n.
yalan yanlış erroneous n.
yalan dünya transitory life n.
yalan dolan funny business n.
yalan yere yemin eden perjurer n.
yeminli yalan perjury n.
yalan haber falsified news n.
bir dolu yalan pack of lies n.
masum yalan white lie n.
zararsız yalan fib n.
kuyruklu yalan romance n.
yalan yere yemin false oath n.
yalan söyleme lying n.
bir sürü yalan a pack of lies n.
yalan iddia jactitation n.
zararsız yalan white lie n.
yalan dolan humbug n.
kuyruklu yalan whopper n.
yalan söyleyerek lyingly n.
zararsız yalan a white lie n.
yalan haber doctored news n.
yalan dolan a pack of lies n.
yalan yere yemin perjury n.
yalan söyleme falsehood n.
bir sürü yalan pack of lies n.
yalan ifade prevarication n.
yalan beyanda bulunma fraudulent representation n.
beyaz yalan tarradiddle n.
zararsız yalan tarradiddle n.
yalan beyan false statement n.
yalan beyan misrepresentation n.
pembe yalan white lie n.
beyaz yalan fib n.
yalan efsane fable n.
küçük ve önemsiz yalan fib n.
yalan yemin perjury n.
yalan yemin false oath n.
yalan yere yemin etme perjure n.
büyük yalan great lie n.
büyük yalan monstrous lie n.
büyük yalan big lie n.
kuyruklu yalan monstrous lie n.
kuyruklu yalan great lie n.
kuyruklu yalan big lie n.
kocaman yalan massive lie n.
yalan/uydurma hikaye tale n.
yalan yere yemin oathbreaking n.
yalan beyanda bulunma oathbreaking n.
yalan yere yemin etmiş forsworn adj.
kuyruklu (yalan) whacking adj.
yalan olmayan straight adj.
yalan tere yemin etmekten suçlu perjured adj.
yalan yanlış full of mistakes adj.
yalan yanlış very inaccurate adj.
yalan yanlış full of mistakes even fabrications adj.
yalan söyleyen lying adj.
yalan yanlış carelessly adv.
yalan bir şekilde falsely adv.
yalan mı yani? is that a lie? interj.
yalan mı? is that wrong? interj.
yalan mı? is that a lie? interj.
yalan mı yani? is that wrong? interj.
Phrases
tamamen yalan there's not a scintilla of truth in it
ne yalan söyleyeyim to be honest
ne yalan söyleyeyim to be frank
ne yalan söyleyeyim frankly
yalan üstüne yalan lies on top of lies
Proverb
iyi niyetle söylenen yalan mubahtır the end justifies the means
olanın tümünü söylemeyen yalan söylemiş sayılır bazen half the truth is often a whole lie
gerçeğin bir kısmını saklamak yalan söylemekle eşdeğerdir bazen half the truth is often a whole lie
ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar if one cries, only his/her mother feels his/her pain truly
ölecek olan insan yalan söylemez dying men speak true
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar your mother alone will be wail on you
Colloquial
(hile, yalan) yemek bite v.
(hile, yalan) yutmak bite v.
püsküllü iftira/yalan bogus beef n.
masum yalan white lie
hoş görülen yalan white lie
beyaz yalan white lie
geçerli yalan white lie
haklı görülebilecek yalan white lie
bir çuval dolusu yalan pack of lies
bir çuval yalan pack of lies
bir torba dolusu yalan pack of lies
bir torba yalan pack of lies
yalan dolan monkey business
yalan mı gerçek mi? lie or true?
yalan mı doğru mu? lie or true?
herkes yalan söyler everybody lies
yalan söylemeyi kes! stop lying to me!
ismi hakkında yalan söylemek lie about one’s name
yalan söylemeyi kes stop lying to me
yalan/sahte dünya fake life
birine bir şey hakkında yalan söylemek lie to someone about something
su katılmamış yalan bald-faced lie
su katılmamış yalan bare-faced lie
Idioms
bir kişinin yalan söylediğini farketmek spot a liar v.
yalan söylemek draw a long bow v.
yalan dolana prim vermek give the whetstone v.
yalan vaatlerle beklentiyi sürdürmek bear in hand v.
bir şeyin değerini/etkisin ya da cazibesini artırmak için yalan bilgi yaymak salt the books v.
yalan/sahte/numara rope of sand n.
düpedüz yalan bold-faced lie n.
aşikar yalan bold-faced lie n.
cüretkarca yalan bold-faced lie n.
apaçık yalan bold-faced lie n.
göz göre göre yalan konuşan kişi bold-faced liar n.
yalan/fani dünya dust and ashes expr.
yalan dolan out of whole cloth
kuyruklu yalan a cock-and-bull story
kuyruklu yalan cock-and-bull story
kuyruklu yalan söylemek lie through one's throat
kuyruklu yalan söylemek lie in one's throat
kuyruklu yalan söylemek lie in one's teeth
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie through one's teeth
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie in one's teeth
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie in one's throat
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie through one's throat
yalan haber vermek give a false colour to
bariz yalan söylemek lie through one's teeth
kuyruklu yalan söylemek tell an outright lie
bariz bir yalan söylemek tell an outright lie
çok konuşan çok yalan söyler a great talker is a great liar
ölümden ve vergilerden başkası yalan nothing is certain but death and taxes
su katılmadık yalan an out-and-out lie
külliyen yalan an out-and-out lie
su katılmamış yalan an out-and-out lie
yalan söylenmesini istemiyorsan fazla kurcalamayacaksın ask me no questions I'll tell you no lies
beni yalan söylemek zorunda bırakma ask no questions and hear no lies
beni yalan söylemek zorunda bırakma ask me no questions I'll tell you no lies
yalan söylenmesini istemiyorsan fazla kurcalamayacaksın ask no questions and hear no lies
birisi hakkında yalan yanlış konuşmak dish the dirt on somebody
küçük masum yalan little white lie
küçük beyaz yalan little white lie
yalan konuşmak speak with a forked tongue
yalan konuşmak speak with forked tongue
yalan söylemek sell someone a bill of goods
kuyruklu yalan (made up) out of whole cloth
birisine yalan söylemek feed something to someone
her zamanki hikaye (birinin söylediğinin yalan olduğu düşünülerek söylenir) a likely story
makine gibi yalan söylemek lie like a rug
yalan atmak/uydurmak spin somebody a line
adamın gözünün içine baka baka yalan söylemek lie through one's teeth
utanmadan yalan söylemek lie like a rug
kuyruklu yalan fish tale
kuyruklu yalan fish story
kuyruklu yalan söylemek lie through one's teeth
kuyruklu yalan söylemek tell a tall tale
kuyruklu yalan bare-faced lie
kuyruklu yalan bald-faced lie
düpedüz yalan an out-and-out lie
Speaking
ne büyük yalan what a big lie
her şey yalan all this pain is an illusion
yalan değil it is not a lie
bana yalan söyleme don't lie to me
bana yalan söylediler they lied to me
sana yalan borcum mu var do i have any reason to lie to you
sana yalan söylemek için bir nedenim mi var do i have any reason to lie to you
yalan söyleme bana do not lie to me
bana yalan söyleme do not lie to me
ben sana yalan söyledim i lied to you
bana yalan söyledin you lied to me
yalan söylüyorsun you're lying
yalan söylemiyorum i'm not lying
onun yalan söylediğini biliyorum i know she's lying
yalan söylemişler they lied
ona yalan söylemeye devam edemem i can't keep lying to her
bana neden yalan söylüyorsun? why are you lying to me?
neden bana yalan söyledin? why did you lie to me?
sakın bana yalan söylemeye kalkma don't you dare lie to me
emekli olduğumu söylediğimde yalan söylüyordum when i said that i was retired that was a lie
sana güvenmiyorum çünkü sen bana yalan söyledin i don't trust you because you lied to me
yalan söylediğin ortaya çıkarsa if it turns out you're lying
neden yalan söylesin? why would he lie?
onu tanıdığı konusunda yalan söylüyor he lies about knowing him
neden yalan söylüyorsun? why are you lying?
yalan söylediğimi mi sanıyorsunuz? do you think i'm lying?
yalan söylediğimi mi sanıyorsun? do you think i'm lying?
bana neden yalan söyledin? why did you lie to me?
bana niye yalan söyledin? why did you lie to me?
neden yalan söylüyorsun? why do you lie?
bazen yalan söylerim i lie sometimes
bana niçin yalan söyledin? why did you lie to me?
sana yalan söylemiyorum i am not lying to you
benim hakkımda yalan söylemeyi bırak stop telling lies about me
sana yalan söyledim i lied to you
yalan söylemiyorsun değil mi? you are not lying are you?
yalan söylemiyorsun değil mi? no lie?
yalan söylemiyorum that ain't no lie
yalan değil that ain't no lie
yalan söylemeyi beceremem i'm not a good liar
desem yalan olmaz it wouldn't be wrong to say
bize yalan söyledin you lied to us
sakın yalan söyleyeyim deme don't you dare lie to me
yaşım konusunda yalan söylüyorum i lie about my age
başka hangi konuda yalan söylüyorsun? what else are you lying about?
yapmadım/düşünmedim desem yalan olur i would be lying if i said i wasn't
bana sakın yalan söyleme! don't you lie to me!
bana yalan söylemene gerek yok you don't have to lie to me
onlara yalan söylediğine inanamıyorum I can't believe you lied to them
ona yalan söylediğine inanamıyorum I can't believe you lied to her
bana yalan söylediğine inanamıyorum I can't believe you lied to me
ona yalan söylediğine inanamıyorum I can't believe you lied to him
yalan söylemeyeceğim I’m not going to lie
kamera yalan söylemez the camera cannot lie
ben yalan söylemem I don't tell lies
ben yalan söylemem I don't lie
yalan söylemek senin genlerinde var lying is in your genes
bunların hepsi yalan these are all lies
ne yalan söyleyeyim I gotta say
Slang
yalan/palavra/martaval ustası bullshit artist n.
bu bir yalan girl stop
yalan olmak go for nothing
yalan söylemen beni gerçekten çok kızdırıyor it's really pissing me off that you're lying
yalan söyleme keep it real
bana yalan söyleme don't sell me a dog
yalan yok no cap
Trade/Economic
yalan makinası polygraph
yalan beyana dayalı kredi liar loan
Law
yalan yere yemin false swearing
yalancı şahitlik ve yalan yere yemin etme perjury and false swearing
yalan yere tanıklık etmek perjure
yalan yere yemin etme cezası penalty of perjury
yalan yere tanıklık cezası penalty of perjury
yalan beyanda bulunmak make false statement
şahitleri yalan beyana teşvik etme encouraging witnesses to make false statements
yalan yere yeminin neticeleri consequences of perjury
şerikleri yalan beyana teşvik etme encouraging accomplices to make false statement
yalan yere yemin cürmü felony of false swearing
yalan şahadet cürmü felony of perjury
yalan şahitlik false testimony
yalan beyanat false statement
yalan makinesi lie detector
yalan şahitlik perjury
yalan makinesi polygraph
yalan yere yemin perjury
hibeye dair yalan lie in grant
imtiyaza dair yalan lie in franchise
yalan şahitlik suçlamasıyla itham impeach
yalan beyan false statement
yalan beyan bearing false witness
yalan beyan perjury
yalan yere yemin lying under oath
yalan yere yemin bearing false witness
yalan beyan lying under oath
yalan ifade prevarication
yalan yere yemin false oath
yalan yere yemin etme perjury
yalan yere yemin eden perjurer
yalan yere yemin eden false witness
yalan beyan fraudulent representation
yalan beyanda bulunma fraudulent representation
yalan beyan fraudulent misrepresentation
yalan beyan perjury
Technical
yalan göstergeci lie detector
yalan makinesi lie detector
yalan makinesi testi polygraph test
Psychology
yalan beyan korkusu mythophobia
Botanic
yalan abanoz ağacı golden chain
yalan abanoz ağacı laburnum anagyroides
yalan abanoz ağacı golden rain
yalan abanoz ağacı common laburnum
Military
yalan yere yemin false oath
yalan makinesi lie detector
British Slang
kuyruklu yalan jackanory