yalan - Türkisch Englisch Wörterbuch

yalan

Bedeutungen von dem Begriff "yalan" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 82 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
yalan lie n.
She was sick and tired of all his lies.
Onun yalanlarından bıkmıştı.

More Sentences
General
yalan prevarication n.
Instead, we have seen half-truths, prevarication and evasion.
Bunun yerine yarı gerçekler, yalanlar ve kaçamak cevaplar gördük.

More Sentences
yalan falsehood n.
This is one of the biggest falsehoods that women believe.
Bu kadınların inandığı en büyük yalanlardan biridir.

More Sentences
yalan lie n.
She was sick and tired of all his lies.
Onun yalanlarından bıkmıştı.

More Sentences
yalan story n.
Amanda's mother understands it when she tells stories.
Amanda yalan söylediğinde annesi bunu fark ediyor.

More Sentences
yalan falsity n.
I would ask him to withdraw his falsities and slurs.
Yalanlarını ve iftiralarını geri çekmesini rica ediyorum.

More Sentences
yalan story n.
Amanda's mother understands it when she tells stories.
Amanda yalan söylediğinde annesi bunu fark ediyor.

More Sentences
yalan false adj.
Do you think her story is false?
Sence hikayesi yalan mı?

More Sentences
yalan sham adj.
The Bermuda Triangle is a sham.
Bermuda Şeytan Üçgeni bir yalandır.

More Sentences
yalan untrue adj.
What would you do if I were untrue?
Ben yalan söyleseydim sen ne yapardın?

More Sentences
Law
yalan prevarication n.
Instead, we have seen half-truths, prevarication and evasion.
Bunun yerine yarı gerçekler, yalanlar ve kaçamak cevaplar gördük.

More Sentences
General
yalan fudge n.
yalan invention n.
yalan untruth n.
yalan fairy n.
yalan fable n.
yalan fabrication n.
yalan plumper n.
yalan tale n.
yalan artificialness n.
yalan gammon n.
yalan fib n.
yalan falseness n.
yalan shave n.
yalan perjure n.
yalan flam n.
yalan humbug n.
yalan baloney n.
yalan tarradiddle n.
yalan taradiddle n.
yalan pretense n.
yalan illusion n.
yalan deceit n.
yalan fiction n.
yalan pretence n.
yalan cant n.
yalan untruism n.
yalan untruthfulness n.
yalan fable n.
yalan whid n.
yalan mendacity n.
yalan mistruth n.
yalan con n.
yalan cracker n.
yalan inveracity n.
yalan pose n.
yalan flaw [scotland] n.
yalan crud n.
yalan pseudism n.
yalan mendacious adj.
yalan telltale adj.
yalan wrong adj.
yalan artificial adj.
yalan untruthful adj.
yalan hollow adj.
yalan quack adj.
yalan made-up adj.
yalan truthless adj.
yalan imaginative adj.
yalan impossible adj.
yalan faux adj.
yalan slanter [australia] adj.
yalan subreptitious adj.
Colloquial
yalan bogus beef n.
yalan corral dust n.
yalan kidstakes [australia] n.
Idioms
yalan false colors n.
yalan bedtime story n.
yalan phonier than a three-dollar bill adj.
yalan queerer than a three-dollar bill adj.
Law
yalan falsehood [scotland] n.
Politics
yalan alternative facts n.
Slang
yalan smack n.
yalan porky n.
yalan cap (rap slang) n.
yalan bull n.
yalan pork pie n.
yalan porker [uk] n.
yalan cap n.
British Slang
yalan porky pies n.
yalan porkies n.
yalan pork pies n.

Bedeutungen, die der Begriff "yalan" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
yalan söylemek lie v.
General
yalan yere yemin eden perjurer n.
zararsız yalan fib n.
küçük yalan fib n.
yalan yere yemin perjury n.
yalan söyleme falsehood n.
yalan makinesi lie detector n.
yalan dünya transitory life n.
yeminli yalan perjury n.
bir sürü yalan a pack of lies n.
yalan haber doctored news n.
yalan iddia jactitation n.
beyaz yalan a white lie n.
yalan dolan humbug n.
yalan dolan a pack of lies n.
yalan haber falsified news n.
bir sürü yalan a tissue of lies n.
masum yalan white lie n.
bir dolu yalan pack of lies n.
yalan söyleme lying n.
yalan yere yemin false oath n.
bir sürü yalan dolan bag of tricks n.
kuyruklu yalan romance n.
bir sürü yalan pack of lies n.
bir dolu yalan a pack of lies n.
yalan yanlış erroneous n.
kuyruklu yalan whacker n.
yalan dolan funny business n.
kuyruklu yalan whopper n.
yalan haber fabricated news n.
zararsız yalan a white lie n.
zararsız yalan white lie n.
yalan beyanda bulunma fraudulent representation n.
yalan ifade prevarication n.
zararsız yalan tarradiddle n.
beyaz yalan tarradiddle n.
yalan beyan false statement n.
yalan beyan misrepresentation n.
pembe yalan white lie n.
yalan efsane fable n.
beyaz yalan fib n.
küçük ve önemsiz yalan fib n.
yalan yemin perjury n.
yalan yemin false oath n.
yalan yere yemin etme perjure n.
büyük yalan monstrous lie n.
büyük yalan great lie n.
kuyruklu yalan monstrous lie n.
büyük yalan big lie n.
kuyruklu yalan big lie n.
kuyruklu yalan great lie n.
kocaman yalan massive lie n.
yalan yere yemin oathbreaking n.
yalan beyanda bulunma oathbreaking n.
yalan söyleme lie n.
yalan yere yemin eden kimse mansworn n.
yalan yere yemin etme mansworn n.
yalan yanlış şey half-lie n.
mantıksızlık veya yalan barındıran hikaye fairy tale n.
yalan beyan falsism n.
yalan makinesinde oluşan çizgi polygram n.
yalan makinesi verileri polygraphy n.
yalan makinesi kullanan kimse polygraphist n.
yalan makinesi kullanma polygraphy n.
yalan makinesi kullanan kimse polygrapher n.
yalan söyleme fibbing n.
yalan söyleme fibbery n.
beyaz yalan flaw [scotland] n.
bariz yalan blatant lie n.
düpedüz yalan blatant lie n.
yalan haber misinformation n.
yalan haber taşıyan kimse purveyor n.
kuyruklu yalan stretcher n.
yalan beyan subreption n.
yalan ifade subreption n.
yalan beyan üzerinden varılan sonuç subreption n.
yalan ihbar hoax n.
beyaz yalan story n.
küçük yalan story n.
kuyruklu yalan howler n.
yalan söyleme sanatı pseudology n.
psikoloji ve psikiyatri terimlerinin yalan yanlış kullanımı psychobabble n.
(yalan) atmak fib v.
yalan ifade verdirmek suborn v.
yalan söylemek fabricate v.
yalan yere yemin etmek commit perjury v.
yalan söylemek tell a fib v.
yeminliyken yalan söylemek lie under oath v.
yalan söylemek tell a lie v.
yalan konuşmak tell lies v.
yalan yere yemin etmek perjure oneself v.
yalan söylemek lie v.
yalan söylemek fib v.
yalan söylemek tell lies v.
yalan söylemek prevaricate v.
külliyen yalan söylemek lie through one's teeth v.
yalan konuşmak lie v.
yalan söyleyerek bir işten sıyrılıvermek lie one's way out of something v.
yalan yere yemin etmek forswear oneself v.
hayatını yalan üzerine kurmak live a lie v.
yalan yere yemin ettirmek perjure v.
çok yalan söylemek lie like a trooper v.
yalan atmak lie v.
yalan atmak tell a lie v.
ufak çapta bir yalan söylemek fudge v.
yalan söylemek knock about v.
yalan beyanda bulunmak make a false statement v.
biri hakkında yalan söylemek lie about someone v.
yalan söylemek deceive v.
yalan beyanlarda bulunmak make false statements v.
kendine yalan söylemek lie to oneself v.
yalan söylemeye devam etmek continue to lie v.
yalan testinden geçmek pass the polygraph v.
yalan makinesine girmek take a polygraph v.
yalan beyanda bulunmak commit perjury v.
beyaz yalan söylemek tell a white lie v.
elde etmek içi yalan söylemek blag v.
bir yalan uydurmak invent a lie v.
aşırı yalan söylemek outlie v.
yalan söylemede/yalancılıkta ileri gitmek outlie v.
yalan söylememek not lie v.
yalan söylememek not tell a lie v.
yalan söylememek not tell lies v.
yalan yere yemin etmek forswear one's self v.
yalan yere tanıklık etmek forswear one's self v.
yalan söylemek fable v.
yalan konuşmak fable v.
yalan yere yemin etmek mainswear v.
yalan yere yemin etmek manswear [uk] v.
yalan söylemek whid v.
yalan söylemek missay v.
yalan beyanda bulunmak misvouch v.
yalan şekilde kefil olmak misvouch v.
yalan söylemek lige v.
yalan dolan sokmak dishonest [obsolete] v.
yalan söylemek cram v.
yalan olduğunu ispatlamak falsify v.
(birini) yalan makinesiyle test etmek polygraph v.
yalan söylemek feign [obsolete] v.
yalan söylemek foist off v.
(davayı) yalan beyan ile savunmak pettifog v.
yalan yanlış konuşmak shuck v.
yalan haber yaymak spread misinformation v.
(yalan, skandal) yaymak purvey v.
ufak çapta bir yalan söylemek snudge v.
beyaz yalan söylemek fib v.
(yalan) söylemek fling v.
yalan söylemede üstün gelmek outfable v.
yalan söylemek story v.
yalan olmayan straight adj.