faint - Türkçe İngilizce Sözlük

faint

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

faint — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bayılmak, hafif, silik, güçsüz
Okunuş (IPA):
(AmE /feɪnt/ – BrE /feɪnt/)
Terim Türü:
Fiil: faint (faints – fainted – fainting); Sıfat
Bayılmayı anlatan fiil; ayrıca renk/ses/iz gibi şeylerin çok zayıf ve silik olmasını niteleyen sıfattır. Fransızca feindre ile ilişkili tarihsel bir çizgide “zayıflamak/gerilemek” anlam alanına oturmuştur; modern kullanımda faint, hem tıbbi “fainting” olayını hem de “faint smell/light” gibi algısal zayıflığı aynı “güç kaybı” fikriyle taşır.
Eş Anlamlılar:
swoon, dim, weak

"faint" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 71 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
faint f. bayılmak
Yan Chuan spat out a mouthful of blood and fainted.
Yan Chuan bir ağız dolusu kan tükürdü ve bayıldı.

More Sentences
faint i. bayılma
Genel
faint i. baygınlık
He collapsed to the ground in a faint.
Baygınlık geçirerek yere yığıldı.

More Sentences
faint f. bayılmak
Yan Chuan spat out a mouthful of blood and fainted.
Yan Chuan bir ağız dolusu kan tükürdü ve bayıldı.

More Sentences
faint f. düşüp bayılmak
I have to eat something before I faint.
Düşüp bayılmadan bir şeyler yemeliyim.

More Sentences
faint f. baygınlık geçirmek
The young woman fainted in the hot sun.
Genç kadın kızgın güneşin altında baygınlık geçirdi.

More Sentences
faint f. bayılmak
Yan Chuan spat out a mouthful of blood and fainted.
Yan Chuan bir ağız dolusu kan tükürdü ve bayıldı.

More Sentences
faint s. baygın
I feel faint.
Baygın hissediyorum.

More Sentences
faint s. belli belirsiz
She heard a faint noise at the door.
Kapıda belli belirsiz bir ses duydu.

More Sentences
faint s. zayıf
A faint and fading hope that one day it will flower.
Bir gün çiçek açacağına dair zayıf ve solmakta olan bir ümit.

More Sentences
faint s. bayılacak gibi
Robin was faint with hunger.
Robin açlıktan bayılacak gibiydi.

More Sentences
faint s. hafif
You might hear a faint voice and wonder what it said.
Hafif bir ses duyabilir ve ne dediğini merak edebilirsiniz.

More Sentences
Eski Kullanım
faint f. bayıltmak
The mere sight of blood makes him faint.
Kan görmek bile onu bayıltıyor.

More Sentences
Genel
faint i. güçsüz şey
faint i. düşük kuvvetli şey
faint i. ayarlı kalemle çizilen ince ve soluk yatay çizgi
faint f. hali kalmamak
faint f. bitkin düşmek
faint f. kendinden geçmek
faint f. içi geçmek
faint f. güçsüzleşmek
faint f. zayıflamak
faint f. netliğini kaybetmek
faint s. halsiz
faint s. ürkek
faint s. belirsiz
faint s. hayal meyal
faint s. çekingen
faint s. bitkin
faint s. uçuk
faint s. gevşek
faint s. korkak
faint s. isteksiz
faint s. bir parça
faint s. mahcup
faint s. cesaretsiz
faint s. sönük
faint s. soluk
faint s. güçsüz
faint s. çok küçük
faint s. dermansız
faint s. donuk
faint s. açıkça algılanmayan
faint s. net olarak fark edilemeyen
faint s. bayıltabilecek kadar bunaltıcı
faint s. berrak olmayan bir zihinle yapılan
faint s. kafa bulanıkken olan
faint s. ayarlı kalemle çizilen ince ve soluk yatay çizgilere ait veya ilişkin
faint s. cüzi
faint s. çok az
faint s. cılız
faint zf. hafifçe
faint zf. zayıf olarak
faint N. silik
Teknik
faint i. silik renk
faint i. soluk renk
faint i. sönük
faint s. donuk
faint s. mat
faint s. soluk
Patoloji
faint i. senkop
faint i. beyne yeterince kan gitmemesiyle olan ani bilinç kaybı
Gıda
faint i. kuyruk
faint i. likör damıtma işleminin ilk ve son aşamalarında çıkarılan saf olmayan ham alkol
Eski Kullanım
faint f. manen zayıflamak
faint f. iradesini yitirmek
faint f. şevki kırılmak
faint f. (umudu) zayıflamak
faint f. cesareti kırılmak
faint f. moralini bozmak
faint f. kuvvetten düşürmek

"faint" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 96 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
faint light i. kısık ışık
faint sound i. hafif ses
faint-heartedness i. cesaretsizlik
faint-heartedness i. çekingenlik
faint-heartedness i. korkaklık
faint-heartedness i. pısırıklık
faint voice i. belli belirsiz ses
faint voice i. hafif ses
cause to faint f. bayıltmak
drop in a faint f. serilmek
feel faint f. baygınlık geçirmek
fall in a faint f. yığılmak
feel faint f. baygınlık gelmek
feel faint f. fenalık gelmek
feel faint f. fenalık geçirmek
faint with laughter f. gülmekten bayılmak
feel faint f. hali kalmamak
feel faint f. fena olmak
feel faint f. fenalaşmak
faint at the sight of blood f. kan görünce bayılmak
fall faint f. düşüp bayılmak
faint-hearted s. pısırık
faint-hearted s. korkak
faint-hearted s. cesaretsiz
faint-hearted s. yüreksiz
faint-hearted s. ödlek
faint-hearted s. çekingen
faint-heartedly zf. cesaretsizce
faint-heartedly zf. korka korka
faint-heartedly zf. korkakça
faint-heartedly zf. heyecanlı biçimde
faint-heartedly zf. gergin biçimde
Öbek Fiiller
faint from something f. bir şey yüzünden düşüp bayılmak
faint from something f. bir nedenden dolayı bayılmak
faint from something f. bir şey yüzünden bayılmak
faint from something f. bir şey yüzünden baygınlık geçirmek
faint from something f. bir şey yüzünden kendinden geçmek
faint from f. -den dolayı/yüzünden düşüp bayılmak
faint from f. -den bayılmak
faint from f. -den dolayı/yüzünden baygınlık geçirmek
faint from f. -den dolayı kendinden geçmek
faint from f. dolayı/yüzünden bayılmak
Atasözü
faint heart never won fair lady korkaklar asla hedefine ulaşamaz anlamında atasözü
faint heart never won fair lady korkaklıkla hiçbir kadını elde edemezsin/etkileyemezsin
faint heart never won fair lady korkaklıkla eline bir şey geçmez
Konuşma Dili
not for the faint of heart expr. korkaklara göre değil
not for the faint-hearted expr. korkaklara göre değil
Deyim
a faint heart i. azimli olmama
a faint heart i. hassaslık
a faint heart i. hırslı olmama
a faint heart i. iradesi zayıf olma
a faint heart i. kolay etkilenme
a faint heart i. çekingen olma
a faint heart i. tavşan yürekli olma
a faint heart i. korkak olma
a faint heart i. zorlukların üstesinden gelme isteğine sahip olmama
a faint heart i. iradesiz olma
a faint heart i. çabuk etkilenme
faint of heart i. çabuk sarsılan kimse
faint of heart i. kolay tiksinen/midesi bulanan kimse
faint of heart i. hassas kimse
faint of heart i. dayanıksız kimse
faint of heart i. zora gelemeyen/midesi sağlam olmayan kimse
damn with faint praise f. (birine) isteksizce alkış tutmak
damn with faint praise f. (birini) isteksizce övmek
faint dead away f. bayılıp bilincini kaybetmek
faint dead away f. düşüp bayılmak
be not for the faint-hearted f. korkaklara göre olmamak
be not for the faint-hearted f. pısırıklara göre olmamak
be not for the faint-hearted f. ödleklere göre olmamak
damn someone/something with faint praise f. birini/bir şeyi över gibi yapıp eleştirmek
damn somebody/something with faint praise f. birine/bir şeye isteksizce alkış tutmak
damn somebody/something with faint praise f. birini/bir şeyi över gibi yapıp eleştirmek
damn someone or something with faint praise f. birine/bir şeye isteksizce alkış tutmak
damn somebody/something with faint praise f. birini/bir şeyi övüyor mu yeriyor mu belli olmamak
damn someone or something with faint praise f. birini/bir şeyi över gibi yapıp eleştirmek
damn someone or something with faint praise f. birini/bir şeyi övüyor mu yeriyor mu belli olmamak
damn (someone or something) with faint praise f. (birini/bir şeyi) över gibi yapıp eleştirmek
damn someone/something with faint praise f. birine/bir şeye isteksizce alkış tutmak
damn somebody/something with faint praise f. birini/bir şeyi isteksizce övmek
damn (someone or something) with faint praise f. (birini/bir şeyi) isteksizce övmek
damn (someone or something) with faint praise f. (birine/bir şeye) isteksizce alkış tutmak
damn someone/something with faint praise f. birini/bir şeyi isteksizce övmek
damn someone or something with faint praise f. birini/bir şeyi isteksizce övmek
damn someone/something with faint praise f. birini/bir şeyi övüyor mu yeriyor mu belli olmamak
(with) a faint heart s. hassas
(with) a faint heart s. çabuk etkilenen
(with) a faint heart s. kolay etkilenen
not for the faint-hearted expr. çekingenlere göre değil
not for the faint-hearted expr. korkaklara göre değil
not for the faint of heart expr. herkesin kaldırabileceği bir şey değil
Teknik
faint impression i. zayıf dekor
faint lettering silika i. silik gravür
Gökbilim
faint object i. sönük cisim
faint object i. sönük nesne
Argo
damn with faint praise f. över gibi yapıp eleştirmek