purse - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

purse

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"purse" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
purse i. para kesesi
General
purse f. ağzını büzmek
purse f. keseye koymak
purse f. büzmek (dudaklarını)
purse f. dudak büzmek
purse i. ödül
purse i. para
purse i. el çantası (kadınların kullandığı)
purse i. para ödülü
purse i. kese
purse i. para çantası
purse i. el çantası
purse i. portföy
purse i. bozuk para çantası
purse i. para bağışı
purse i. para cüzdanı
purse i. çanta
purse i. hazine
purse i. cüzdan
purse i. küçük para çantası
purse i. kadın el çantası
purse i. kadın çantası
purse i. mali kaynak
purse i. bütçe

"purse" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 74 sonuç

İngilizce Türkçe
General
hold the purse strings of f. para birinin elinde olmak
loosen one's purse strings f. kesenin ağzını açmak
hold the purse strings of f. kasanın anahtarı birinde olmak
not keep money in one’s purse f. cüzdanında para tutmamak
drain on the purse i. masraf
change purse i. bozuk para çantası
tight purse i. cimri
light purse i. cimri
public purse i. devlet hazinesi
purse snatcher i. kapkaççı
purse snatching i. kapkaç
long purse i. cimri
purse-snatching gang i. kapkaç çetesi
purse-snatching i. kapkaç
shepherd's-purse i. bir tür bitki
purse-snatcher i. kapkaççı
lady purse i. kadın çantası
coin purse i. bozuk para çantası
pleated coin purse i. pileli bozuk para çantası
wedding purse i. gelin çantası
bridal purse i. gelin çantası
having a purse s. keseli
purse-proud s. parası ile övünen
purse-proud s. kesesine güvenen
purse-proud s. kesesine mağrur
purse-proud s. zenginliği ile böbürlenen
purse-proud s. servetine güvenen
Proverb
he that hath a full purse never wanted a friend paran çoksa dostun da çok
he that hath a full purse never wanted a friend zenginin dostu olmaz olsa zengin olmaz
a heavy purse makes a light heart paran var huzurun var
a heavy purse makes a light heart paran varsa rahatsın
you cannot make a silk purse out of a sow's ear eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz
you can't make a silk purse out of a sow's ear eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz
little and often fills the purse damlaya damlaya göl olur
he that hath a full purse never wanted a friend zenginin dostu boldur/çoktur
light purse makes a heavy heart boş cüzdan kederden başka bir şey getirmez
Colloquial
give me your purse cüzdanını ver
Idioms
purse one's lips dudak bükmek
line one's purse yükünü tutmak
line one's purse küpünü doldurmak
line one's purse cebini doldurmak
loosen one's purse strings kesenin ağzını açmak
line one's purse kesesini doldurmak
well-lined purse bol para
well-lined purse çok para
hold the purse strings para işlerinden sorumlu olmak
hold the purse strings para işlerini idare etmek
control the purse strings para işlerinden sorumlu olmak
control the purse strings para işlerini idare etmek
hold the purse strings mali işlerden sorumlu olmak
control the purse strings mali işlerden sorumlu olmak
control the purse strings finansal konulardan sorumlu olmak
hold the purse strings finansal konulardan sorumlu olmak
dig deep into one's purse cebinden çuvalla/dünya kadar para harcamak
Slang
purse-pincher yankesici
Trade/Economic
public purse devlet hazinesi
common purse genel fon
common purse genel sandık
electronic purse elektronik cüzdan
e-purse elektronik cüzdan
power of the purse bütçe hakkı
Politics
public purse devlet hazinesi
privy purse hükümdar hazinesi
Technical
inter-sector electronic purse sektörlerarası elektronik cüzdan
Computer
e-purse elektronik cüzdan
electronic purse elektronik cüzdan
Informatics
virtual purse sanal cüzdan
Medical
purse string torba ağzı (dikişi)
purse string kese ağzı (dikişi)
Marine Biology
purse line gırgır kaytanı
purse seine gırgır ağı
Botanic
shepherd's purse (capsella) i. çobançantaları cinsi
calceolaria ladie's purse hanım çantası
shepherd's purse çoban çantası