| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | change i. | değişiklik | ||
|
The editor made major changes to my article. Editör makalemde büyük değişiklikler yapmış. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | change i. | değişim | ||
|
He took the car for an oil change. Arabayı yağ değişimine götürdü. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | change f. | değişmek | ||
|
This new context is constantly changing and raises many questions and concerns. Bu yeni bağlam sürekli değişmekte ve birçok soru ve endişeyi beraberinde getirmektedir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | change f. | değiştirmek | ||
|
I asked housekeeping to change the sheets. Temizlikçiden çarşafları değiştirmesini istedim. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | change i. | paranın üstü | ||
|
This leads to uncertainty when paying in old currency and receiving change in euros. Bu durum, eski para birimiyle ödeme yaparken ve para üstünü avro olarak alırken belirsizliğe yol açmaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | change i. | demir para | ||
|
Tom took some change out of his pocket and gave it to the man. Tom cebinden demir para çıkardı ve onu adama verdi. More Sentences |
||||
| Genel | change i. | bozukluk | ||
|
Do you have change for a fifty? 50'lik bozukluğun var mı? More Sentences |
||||
| Genel | change i. | bozuk para | ||
|
I usually toss my loose change into my desk drawer. Bozuk paralarımı genellikle masamın çekmecesine atarım. More Sentences |
||||
| Genel | change i. | değişme | ||
|
There has been no significant change since the last regular report. Son düzenli rapordan bu yana önemli bir değişme olmamıştır. More Sentences |
||||
| Genel | change i. | kıyafet değiştirme | ||
|
Would you mind looking the other way while I change ? Ben kıyafetlerimi değiştirirken diğer tarafa bakabilir misiniz? More Sentences |
||||
| Genel | change i. | yedek kıyafet | ||
|
Tom keeps a change of clothes in his office. Tom ofisinde yedek kıyafet bulundurur. More Sentences |
||||
| Genel | change i. | bozuk | ||
|
I have a few dollars’ worth of loose change in my purse. Çantamda birkaç dolar değerinde bozuk para var. More Sentences |
||||
| Genel | change i. | (vasıta) değiştirme | ||
|
Getting there may require a change of buses. Oraya gitmek için otobüs değiştirmek gerekebilir. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | üstünü değiştirmek | ||
|
First I should go home and change my clothes. Önce eve gidip üstümü değiştirmeliyim. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | kaymak | ||
|
His new favorite topic changed from politics to Islamic history. İlgi alanı politikadan İslam tarihine kaymıştı. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | bozdurmak (döviz/altın) | ||
|
I want to change this dollar bill into ten dimes. Bu bir doları on sent halinde bozdurmak istiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | bozmak | ||
|
Can you change a ten-peso bill for me? Benim için 10 peso bozabilir misin? More Sentences |
||||
| Genel | change f. | aktarma yapmak (taşıtta) | ||
|
We changed planes in Berlin. Berlin'de uçakla aktarma yaptık. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | dönüşmek | ||
|
This visa cannot be changed to a work visa while inside the Republic of Tajikistan. Bu vize Tacikistan Cumhuriyeti içindeyken çalışma vizesine dönüştürülemez. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | dönüştürmek | ||
|
We can change fear into productive awareness and care. Korkuyu üretken farkındalık ve bakıma dönüştürebiliriz. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | değiştirmek | ||
|
I asked housekeeping to change the sheets. Temizlikçiden çarşafları değiştirmesini istedim. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | değişim göstermek | ||
|
The world has changed dramatically since the Cold War when there existed two super powers. Dünya, iki süper gücün var olduğu Soğuk Savaş'ın ardından çarpıcı bir değişim gösterdi. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | çevirmek | ||
|
I need to change my euros into dollars at the airport. Havaalanında avrolarımı dolara çevirmem gerekiyor. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | üzerini değişmek | ||
|
I wish I had time to go home and change into something else. Keşke eve gidip üzerimi değiştirecek zamanım olsaydı. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | (diğerini çıkarıp) giymek | ||
|
It’ll take me only two minutes to change into my sweats. Eşofmanlarımı giymem sadece iki dakikamı alacak. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | geçmek | ||
|
She accelerated and changed to a higher gear. Hızlanarak daha yüksek bir vitese geçti. More Sentences |
||||
| Genel | change f. | yenisiyle değiştirmek | ||
|
He changed the batteries in the smoke detector. Duman dedektörünün pillerini yenileriyle değiştirdi. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | change f. | para bozdurmak | ||
|
I'd like to change some money. Biraz para bozdurmak istiyorum. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | change i. | değişme | ||
|
There has been no significant change since the last regular report. Son düzenli rapordan bu yana önemli bir değişme olmamıştır. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | change i. | değişim | ||
|
He took the car for an oil change. Arabayı yağ değişimine götürdü. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | change i. | ufaklık | ||
| Genel | change i. | dönüşme | ||
| Genel | change i. | tadilat | ||
| Genel | change i. | değiştirme (taşıt) | ||
| Genel | change i. | tahavvül | ||
| Genel | change i. | aktarma | ||
| Genel | change i. | dönüşüm | ||
| Genel | change i. | üst | ||
| Genel | change i. | başkalık | ||
| Genel | change i. | üzeri | ||
| Genel | change i. | tebdil | ||
| Genel | change i. | istihale | ||
| Genel | change i. | yenilik | ||
| Genel | change i. | sapma | ||
| Genel | change i. | para üstü | ||
| Genel | change i. | değiştirme | ||
| Genel | change i. | paraüstü | ||
| Genel | change i. | ikame | ||
| Genel | change i. | yerine koyma | ||
| Genel | change i. | dini veya ahlaki dönüşüm | ||
| Genel | change i. | ihmal edilebilir ek tutar | ||
| Genel | change i. | nakil | ||
| Genel | change f. | başkalaşmak | ||
| Genel | change f. | bozdurmak | ||
| Genel | change f. | tahavvül etmek | ||
| Genel | change f. | değişiklik yapmak | ||
| Genel | change f. | fark etmek | ||
| Genel | change f. | bozdurmak (para) | ||
| Genel | change f. | değişikliğe gitmek | ||
| Genel | change f. | değişikliğe uğramak | ||
| Genel | change f. | evirmek | ||
| Genel | change f. | farklılaşmak | ||
| Genel | change f. | takas etmek | ||
| Genel | change f. | değiştirmek (çamaşır) | ||
| Genel | change f. | tebdil etmek | ||
| Genel | change f. | haline gelmek | ||
| Genel | change f. | aktarmak | ||
| Genel | change f. | değiştirmek (yatak takımlarını) | ||
| Genel | change f. | tahvil etmek | ||
| Genel | change f. | aktarma yapmak | ||
| Genel | change f. | değişmek (üstünü) | ||
| Genel | change f. | değiş tokuş etmek | ||
| Genel | change f. | değişim geçirmek | ||
| Genel | change f. | değişime uğratmak | ||
| Genel | change f. | para tümlemek | ||
| Genel | change f. | para bütünlemek | ||
| Genel | change f. | (bebeğin) altını değiştirmek | ||
| Genel | change f. | (para) bozmak | ||
| Genel | change f. | (bazı özelliklerini) yitirmek | ||
| Genel | change f. | bozulmak | ||
| Genel | change f. | yön değiştirmek | ||
| Genel | change f. | yenisini takmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | change i. | borsa | ||
| Ticaret/Ekonomi | change f. | döviz bozdurmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | change f. | çek bozdurmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | change expr. | değiştir | ||
| Fizyoloji | ||||
| Fizyoloji | change i. | menopoz | ||
| Fizyoloji | change i. | adet kesilmesi | ||
| Veterinerlik | ||||
| Veterinerlik | change f. | (hayvanı) kısırlaştırmak | ||
| Gökbilim | ||||
| Gökbilim | change i. | ay'ın evre değiştirmesi | ||
| Gökbilim | change f. | (ay) evre değiştirmek | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | change i. | ses değişimi | ||
| Spor | ||||
| Spor | change i. | bayrak yarışında değişimin yapıldığı nokta | ||
| Spor | change i. | dansta ağırlığın bir ayaktan diğerine geçmesi | ||
| Spor | change i. | kare dansında bir figür | ||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | change i. | vurucuyu yanıltmak için yapılan yavaş atış | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | change i. | caz müzikte armoni değişimi | ||
| Müzik | change i. | geçiş | ||
| Müzik | change i. | modülasyon | ||
| Müzik | change i. | zillerin çalındığı müzik düzeni | ||
| Müzik | change f. | (ses) alt perdeye geçmek | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | change i. | i̇bdâl | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | change i. | tüccarların iş yürütmek için buluştukları yer | ||
| Eski Kullanım | change i. | borsa | ||
| Eski Kullanım | change s. | alternatif olarak hizmet veren | ||
| Eski Kullanım | change s. | alternatif olarak hizmete hazır bulundurulan | ||
| Argo | ||||
| Argo | change i. | işe yarar bilgi | ||
| Argo | change i. | para | ||
| Argo | change i. | mangır | ||