change - Türkçe İngilizce Sözlük

change

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

change — Definition

Anlamı ve Tanımı:
değişim, değiştirmek, bozuk para
Okunuş (IPA):
(AmE /tʃeɪndʒ/ – BrE /tʃeɪndʒ/)
Terim Türü:
İsim: change (changes); Fiil: change (changes – changed – changing)
Değişimi ve bir şeyi farklı hâle getirmeyi ifade eder; ayrıca para üstü/bozuk para anlamı da vardır. Latince cambiare (“değiş tokuş etmek”) köküne dayanan tarih, ekonomik “exchange” fikrinden genel “değişim” kavramına genişlemiştir

"change" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 109 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
change i. değişiklik
The editor made major changes to my article.
Editör makalemde büyük değişiklikler yapmış.

More Sentences
change i. değişim
He took the car for an oil change.
Arabayı yağ değişimine götürdü.

More Sentences
change f. değişmek
This new context is constantly changing and raises many questions and concerns.
Bu yeni bağlam sürekli değişmekte ve birçok soru ve endişeyi beraberinde getirmektedir.

More Sentences
change f. değiştirmek
I asked housekeeping to change the sheets.
Temizlikçiden çarşafları değiştirmesini istedim.

More Sentences
Genel
change i. paranın üstü
This leads to uncertainty when paying in old currency and receiving change in euros.
Bu durum, eski para birimiyle ödeme yaparken ve para üstünü avro olarak alırken belirsizliğe yol açmaktadır.

More Sentences
change i. demir para
Tom took some change out of his pocket and gave it to the man.
Tom cebinden demir para çıkardı ve onu adama verdi.

More Sentences
change i. bozukluk
Do you have change for a fifty?
50'lik bozukluğun var mı?

More Sentences
change i. bozuk para
I usually toss my loose change into my desk drawer.
Bozuk paralarımı genellikle masamın çekmecesine atarım.

More Sentences
change i. değişme
There has been no significant change since the last regular report.
Son düzenli rapordan bu yana önemli bir değişme olmamıştır.

More Sentences
change i. kıyafet değiştirme
Would you mind looking the other way while I change ?
Ben kıyafetlerimi değiştirirken diğer tarafa bakabilir misiniz?

More Sentences
change i. yedek kıyafet
Tom keeps a change of clothes in his office.
Tom ofisinde yedek kıyafet bulundurur.

More Sentences
change i. bozuk
I have a few dollars’ worth of loose change in my purse.
Çantamda birkaç dolar değerinde bozuk para var.

More Sentences
change i. (vasıta) değiştirme
Getting there may require a change of buses.
Oraya gitmek için otobüs değiştirmek gerekebilir.

More Sentences
change f. üstünü değiştirmek
First I should go home and change my clothes.
Önce eve gidip üstümü değiştirmeliyim.

More Sentences
change f. kaymak
His new favorite topic changed from politics to Islamic history.
İlgi alanı politikadan İslam tarihine kaymıştı.

More Sentences
change f. bozdurmak (döviz/altın)
I want to change this dollar bill into ten dimes.
Bu bir doları on sent halinde bozdurmak istiyorum.

More Sentences
change f. bozmak
Can you change a ten-peso bill for me?
Benim için 10 peso bozabilir misin?

More Sentences
change f. aktarma yapmak (taşıtta)
We changed planes in Berlin.
Berlin'de uçakla aktarma yaptık.

More Sentences
change f. dönüşmek
This visa cannot be changed to a work visa while inside the Republic of Tajikistan.
Bu vize Tacikistan Cumhuriyeti içindeyken çalışma vizesine dönüştürülemez.

More Sentences
change f. dönüştürmek
We can change fear into productive awareness and care.
Korkuyu üretken farkındalık ve bakıma dönüştürebiliriz.

More Sentences
change f. değiştirmek
I asked housekeeping to change the sheets.
Temizlikçiden çarşafları değiştirmesini istedim.

More Sentences
change f. değişim göstermek
The world has changed dramatically since the Cold War when there existed two super powers.
Dünya, iki süper gücün var olduğu Soğuk Savaş'ın ardından çarpıcı bir değişim gösterdi.

More Sentences
change f. çevirmek
I need to change my euros into dollars at the airport.
Havaalanında avrolarımı dolara çevirmem gerekiyor.

More Sentences
change f. üzerini değişmek
I wish I had time to go home and change into something else.
Keşke eve gidip üzerimi değiştirecek zamanım olsaydı.

More Sentences
change f. (diğerini çıkarıp) giymek
It’ll take me only two minutes to change into my sweats.
Eşofmanlarımı giymem sadece iki dakikamı alacak.

More Sentences
change f. geçmek
She accelerated and changed to a higher gear.
Hızlanarak daha yüksek bir vitese geçti.

More Sentences
change f. yenisiyle değiştirmek
He changed the batteries in the smoke detector.
Duman dedektörünün pillerini yenileriyle değiştirdi.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
change f. para bozdurmak
I'd like to change some money.
Biraz para bozdurmak istiyorum.

More Sentences
Teknik
change i. değişme
There has been no significant change since the last regular report.
Son düzenli rapordan bu yana önemli bir değişme olmamıştır.

More Sentences
Dilbilim
change i. değişim
He took the car for an oil change.
Arabayı yağ değişimine götürdü.

More Sentences
Genel
change i. ufaklık
change i. dönüşme
change i. tadilat
change i. değiştirme (taşıt)
change i. tahavvül
change i. aktarma
change i. dönüşüm
change i. üst
change i. başkalık
change i. üzeri
change i. tebdil
change i. istihale
change i. yenilik
change i. sapma
change i. para üstü
change i. değiştirme
change i. paraüstü
change i. ikame
change i. yerine koyma
change i. dini veya ahlaki dönüşüm
change i. ihmal edilebilir ek tutar
change i. nakil
change f. başkalaşmak
change f. bozdurmak
change f. tahavvül etmek
change f. değişiklik yapmak
change f. fark etmek
change f. bozdurmak (para)
change f. değişikliğe gitmek
change f. değişikliğe uğramak
change f. evirmek
change f. farklılaşmak
change f. takas etmek
change f. değiştirmek (çamaşır)
change f. tebdil etmek
change f. haline gelmek
change f. aktarmak
change f. değiştirmek (yatak takımlarını)
change f. tahvil etmek
change f. aktarma yapmak
change f. değişmek (üstünü)
change f. değiş tokuş etmek
change f. değişim geçirmek
change f. değişime uğratmak
change f. para tümlemek
change f. para bütünlemek
change f. (bebeğin) altını değiştirmek
change f. (para) bozmak
change f. (bazı özelliklerini) yitirmek
change f. bozulmak
change f. yön değiştirmek
change f. yenisini takmak
Ticaret/Ekonomi
change i. borsa
change f. döviz bozdurmak
change f. çek bozdurmak
Bilgisayar
change expr. değiştir
Fizyoloji
change i. menopoz
change i. adet kesilmesi
Veterinerlik
change f. (hayvanı) kısırlaştırmak
Gökbilim
change i. ay'ın evre değiştirmesi
change f. (ay) evre değiştirmek
Dilbilim
change i. ses değişimi
Spor
change i. bayrak yarışında değişimin yapıldığı nokta
change i. dansta ağırlığın bir ayaktan diğerine geçmesi
change i. kare dansında bir figür
Beysbol
change i. vurucuyu yanıltmak için yapılan yavaş atış
Müzik
change i. caz müzikte armoni değişimi
change i. geçiş
change i. modülasyon
change i. zillerin çalındığı müzik düzeni
change f. (ses) alt perdeye geçmek
Osmanlıca
change i. i̇bdâl
Eski Kullanım
change i. tüccarların iş yürütmek için buluştukları yer
change i. borsa
change s. alternatif olarak hizmet veren
change s. alternatif olarak hizmete hazır bulundurulan
Argo
change i. işe yarar bilgi
change i. para
change i. mangır

"change" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
small change i. bozukluk
Genel
sex change i. cinsel değişim
bureau on change i. döviz bürosu
change of life i. hayatın değişimi
climatic change i. iklimsel değişim
temperature change i. ısı değişimi
change of shape i. şekil değiştirme
educational change i. eğitimde yenilik
climate change i. iklim değişikliği
change purse i. bozuk para çantası
approved change i. onaylanmış değişiklik
change of course i. rota değişimi
change of mind i. düşünüşü değiştirme
change of place i. intikal
change of life i. menopoz
qualitative change i. nitel değişiklik
change in dimension i. deformasyon
manner change i. tutum değişikliği
small change i. önemsiz kimse
small change i. ufaklık
amplitude change signaling i. genlik değişikliği ile işaret gönderme
change of form i. istihale
social change i. sosyal değişme
change in volume i. hacim değişmesi
fundamental change i. temelli bir değişim
loose change i. madeni paralar
phase change i. faz değişimi
semantic change i. anlam değişmesi
educational change i. eğitimde değişiklik
change of position i. pozisyonu değiştirme
small change i. küçük değişiklik
social change i. sosyal dönüşüm
change of wind i. rüzgar değişimi
change of address i. adres değişikliği
change of color i. renk değişimi
social change flexibility i. sosyal değişim esnekliği
social change i. sosyal değişim
organizational change i. örgütsel değişim
gear change i. vites değiştirme
social change i. sosyal tebeddül
change of magnitude i. büyüklüğün değişmesi
change of state i. durum değişimi
change over i. değişiklik
change in shape i. biçim değişmesi
small change i. ufak para
agent on change i. borsa acentası
minor change i. ufak değişiklik
environmental change i. çevresel değişim
change of location i. yer değiştirme
track change i. makas değişimi
small change i. bozukluk
change of air i. hava değişimi
aspect change i. görünüş değişikliği
change of residence i. ikamet değişikliği
change of money i. sarraflık
quite a change i. epey farklı
quite a change i. çok farklı
quite a change i. oldukça farklı
linguistic change i. dilbilim değişimi
personality change i. kişilik değişimi
change paradigm i. değişim paradigması
length change i. boy değişimi
change and development i. değişim ve gelişim
password change i. şifre değiştirme
bureaux de change i. döviz bürosu
adverse change i. olumsuz değişim
rapid change i. hızlı değişim
seasonal change i. mevsim değişikliği
product change i. ürün değişimi
change report i. değişim raporu
change of title i. ünvan değişikliği
change management i. değişim yönetimi
change management i. değişiklik yönetimi
behavioral change i. davranış değişikliği
change room i. soyunma odası
change of life i. yaşdönümü
change of life i. adet kesilmesi
change of air i. hava değişikliği
change order i. değişiklik emri
period of change i. değişim süreci
colour change i. renk değişimi
change-over i. değişme
change-over i. değişiklik
change-over switch i. komütatör
change-over i. değiştirme
self-change i. kendini değiştirme
technological change i. teknolojik değişme
drivers of change i. değişimin dinamikleri
change of position i. görev değişikliği
change of duty i. görev değişikliği
change of job i. görev değişikliği
change of name i. adın değişmesi
change of train i. aktarma
change of address i. adres değiştirme
fundamental change i. temel değişiklik
fundamental change i. büyük değişiklik
fundamental change i. köklü değişiklik
noticeable change i. önemli değişiklik
noticeable change i. dikkate değer değişiklik
noticeable change i. gözle görülür değişiklik
winds of change i. değişim rüzgarları
image change i. imaj değişikliği
major change i. büyük değişme
job change i. iş değişikliği
tint change i. ton değişimi
change of the weather i. havanın değişmesi
small change i. bozuk para
season change i. mevsim değişikliği
change of scenery i. hava değişikliği
change of scenery i. mekan değişikliği
last-minute change i. son dakika değişikliği
confirmation of the change i. değişiklik onayı
confirmation of the change i. değişiklik teyidi
phase change i. safha değişimi
change rooms i. soyunma odaları
proponent of change i. değişim yanlısı
change supporter i. değişim yanlısı
the required change i. istenilen değişiklik
trends of change i. değişim trendleri
significant change i. anlamlı değişiklik
change of transaction type i. işlem tipinin değiştirilmesi
a change of clothes i. yedek elbise
improper lane change i. şerit ihlali
unsafe lane change i. şerit ihlali
sudden change i. ani değişim
change of scenery i. manzara değişikliği
rates of change i. değişim oranları
gradual change i. aşamalı değişim
resistance to change i. değişim direnci
resistance to change i. değişime direnç
change of place i. yer değişikliği
change of place i. tebdil-i mekan
change of place i. mekan değişikliği
demographic change i. demografik değişim
wind of change i. değişim rüzgarı
once-in-a generation change i. nesilde bir olan değişiklik
human vulnerability to global environmental change i. küresel çevre değişikliğine karşı insan hassasiyeti/savunmasızlığı
contemporaneous change i. eş zamanlı değişim
simultaneous change i. eş zamanlı değişim
baby change unit i. bebek bakım ünitesi
baby change unit i. bebek alt değiştirme ünitesi
management of change i. değişim yönetimi
the management change i. yönetim değişikliği
change of guard i. nöbet değişimi
program change i. program değişikliği
positive change i. olumlu değişiklik
negative change i. olumsuz değişiklik
ownership change i. sahiplik değişikliği
request for change i. değişiklik talebi
signs of change i. değişim işaretleri