float - Türkisch Englisch Wörterbuch

float

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

float — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /floʊt/ – BrE /fləʊt/)
Wortart:
İsim: float (floats); Fiil: float (floats – floated – floating)
Synonyme:
drift
Antonyme:
sink

Bedeutungen von dem Begriff "float" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 102 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
float v. batmadan yüzmek
float n. şamandıra
General
float n. yüzme
The doctor recommended a float in a sensory deprivation tank.
Doktor, duyusal izolasyon tankında yüzmeyi önerdi.

More Sentences
float n. olta mantarı
The fishing float was bobbing up and down from the waves.
Balıkçının olta mantarı dalgalarla aşağı yukarı sallanıyordu.

More Sentences
float n. birikmiş para
We have enough cash float to get us through the day.
Günü geçirmemize yetecek kadar birikmiş paramız var.

More Sentences
float n. (karnaval) arabası
This year there was a carnival float in the shape of a whale.
Bu yıl balina şeklinde bir karnaval arabası vardı.

More Sentences
float n. piyasaya sürme
Share prices skyrocketed on the day of the float.
Piyasaya sürüldüğü gün hisse fiyatları fırladı.

More Sentences
float n. şişme deniz oyuncağı
My feed is filled with holiday-makers on flamingo shaped floats.
Anasayfam şişme flamingolara binen tatilcilerle dolu.

More Sentences
float v. yüzmek (suda vb)
The toy sailboat floated away.
Oyuncak yelkenli yüzerek uzaklaştı.

More Sentences
float v. dolaşmak
There are so many different concepts floating about.
Ortada dolaşan çok farklı kavramlar var.

More Sentences
float v. süzülmek
There was an airship floating above the packed stadium.
Hıncahınç dolu stadyumun üzerinde süzülen bir zeplin vardı.

More Sentences
float v. yüzmek
This basically involved enabling ships to float longer in the event of a shipwreck.
Bu temelde, bir gemi kazası durumunda gemilerin daha uzun süre yüzmesini sağlamayı içeriyordu.

More Sentences
float v. uçmak
He felt as if he were floating.
Sanki uçuyormuş gibi hissetti.

More Sentences
float v. dile getirmek
It would be best if you floated this idea in the next meeting.
Bu fikri bir sonraki toplantıda dile getirmeniz en doğrusu olacaktır.

More Sentences
float v. dalgalı kura geçirmek
The Central Bank decided to float the dollar.
Merkez Bankası doları dalgalı kura geçirmeye karar verdi.

More Sentences
float v. halka açılmak
Our company was floated back in 1992.
Şirketimiz 1992'de halka açılmıştı.

More Sentences
float v. havada yayılmak
The calming sound of the piano came floating out of the window.
Piyanonun sakinleştiren sesi pencereden dışarı yayılıyordu.

More Sentences
Technical
float v. yüzmek
This basically involved enabling ships to float longer in the event of a shipwreck.
Bu temelde, bir gemi kazası durumunda gemilerin daha uzun süre yüzmesini sağlamayı içeriyordu.

More Sentences
float v. uçmak
He felt as if he were floating.
Sanki uçuyormuş gibi hissetti.

More Sentences
Marine
float v. yüzmek
This basically involved enabling ships to float longer in the event of a shipwreck.
Bu temelde, bir gemi kazası durumunda gemilerin daha uzun süre yüzmesini sağlamayı içeriyordu.

More Sentences
General
float n. can yeleği
float n. yüzme kesesi
float n. yüzen şey
float n. duba
float n. palye
float n. sal
float n. yüzdürücü
float n. döner sermaye
float n. flotör
float n. sıva malası
float n. mala
float n. mastar
float n. su yüzeyinde duran şey
float n. geçit töreni sergisi/gösterisi
float n. gösteri
float n. dondurmalı içecek
float n. para
float n. simit
float v. dalgalanmaya bırakmak (döviz kurunu)
float v. piyasaya çıkarmak
float v. yüzdürmek
float v. su yüzünde götürmek
float v. su üstünde durmak
float v. su üzerinde durmak
float v. yüzdürmek (gemiyi)
float v. dalgalanmak
float v. hisseleri satarak bir şirket kurmak
float v. neşretmek
float v. kurmak (şirket)
float v. su yüzünde gitmek
float v. boş verip her şeyi oluruna bırakmak
float v. yaymak
float v. batmamak
float v. sıvının üstünde durmak
float v. havada süzülmek
float v. su yüzünde yüzerek bir yere gitmesini sağlamak
float v. hayal olmak
float v. görüş almak
float v. serbest dolaşmak
Trade/Economic
float n. çekin yazılması ile fonların alıcının hesabına devri arasındaki zaman gecikmesi
float v. çıkarmak
float v. hisse senedi ve tahvil piyasaya çıkarmak
float v. ihraç etmek
float v. piyasaya sürmek
float v. satışa arz etmek
float v. piyasaya tahvil veya hisse senedi çıkartmak
float v. ticari bir iş için sermaye tedarik etmek
float v. (şirket) kurmak
float v. (para) dalgalanmak
Technical
float n. çökeltme çukuru
float n. duba
float n. kayak
float n. oltaya bağlı mantar
float n. sal
float n. reel sayı
float n. sıva malası
float n. şamandıra
float n. su kayağı
float n. şamandra
float v. havada süzülmek
float v. sıvının üstünde durmak
Computer
float v. kaydırmak
Construction
float n. ahşap mala
float n. bolluk
Automotive
float n. şamandıra
float v. dalgalanmak
float v. sıçramak
Aeronautic
float n. flotorlu cisim
float n. palye
float n. şamandıralı yatak
float v. palye yapmak
Marine
float n. mala
float n. pervane tahtası
float v. batmamak
Food Engineering
float v. dinlendirmek (şarap vb)
Marine Biology
float n. ağ mantarı
float n. balığın hava kesesi
float n. bir balığın hava kesesi
float n. yüzertop
Zoology
float n. hava torbası
float n. (balıkta) yüzme kesesi
Agriculture
float n. sürgü

Bedeutungen, die der Begriff "float" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
milk float n. sütçü kamyoneti
alarm float n. uyarı şamandırası
prone float n. yüzükoyun yüzme pozisyonu
dead-man's float n. yüzükoyun yüzme pozisyonu
breasting float n. duba
milk-float n. sütçü arabası
parade float n. geçit platformu
parade float n. resmi geçit için hazırlanan platform
parade float n. geçit töreni arabası
neck float n. boyun simidi
float share v. hisse senedi çıkarmak
float into something v. (gemi) bir yere doğru ilerlemek
float through something v. (gemi) suda yavaşça ilerlemek
float through something v. (bulut) gökyüzünde yavaşça süzülmek
float into something v. süzülmek
Phrasals
float around v. etrafta gezmek/dolanmak/dolaşmak
float around v. etrafta yüzmek
float on something v. bir şeyde uçmak/uçuşmak
float upon something v. bir şeyde sürüklenmek
float on v. '-de uçmak/uçuşmak
float on v. -de süzülmek
float into v. içeri ilerlemek/süzülmek
float through v. üzerinden/vasıtasıyla/boyunca yavaşça ilerlemek
float on something v. bir şeyde süzülmek
float upon something v. bir şeyde süzülmek
float through v. üzerinden/vasıtasıyla/boyunca yavaşça süzülmek
float on something v. bir şeyde sürüklenmek
float on v. '-de sürüklenmek
float upon something v. bir şeyde uçmak/uçuşmak
float into v. '-e süzülmek
float into v. (gemi)-e doğru ilerlemek
Phrases
float like a butterfly, sting like a bee expr. kelebek gibi uçar arı gibi sokarım (muhammed ali ünvanı)
Idioms
not float somebody's boat v. canı çekmemek
not float somebody's boat v. heyecan vermemek
not float somebody's boat v. ilgisini çekmemek
float on air v. sevinçten havalara uçmak
float a loan v. kredi bulmak
float a loan v. kredi ayarlamak
float an idea v. ortaya bir fikir atmak
float an idea v. bir fikir önermek
float one's boat v. hoşuna gitmek
float one's boat v. ilgisini çekmek
float with the stream v. mevcut akıma uymak
float with the stream v. çoğunluğa uygun hareket etmek
float with the stream v. sürüye uymak
float a trial balloon v. düşünce veya eğilimi öğrenmek için önden araştırma yapmak
float a trial balloon v. balon uçurmak
float a trial balloon v. fikir almak için önermek
float a trial balloon v. nabız yoklamak
float someone's boat v. birinin hoşuna giden bir şey olmak
float someone's boat v. birinin canın istediği bir şey olmak
float someone's boat v. birinin ilgisini çeken bir şey olmak
float someone's boat v. birine keyif veren bir şey olmak
not float (one's) boat v. (birine) heyecan vermemek
not float (one's) boat v. (birine) keyif vermemek
not float (one's) boat v. (birinin) ilgisini çekmemek
not float somebody's boat expr. (bir şeyin) kişiye keyif vermemesi
Trade/Economic
managed float n. kontrollü dalgalanma
dirty float n. kirli dalgalanma
collection float n. tahsil sürecindeki çekler
joint float n. ortaklaşa dalgalandırma
free float n. hükümet müdahalelerinin bulunmadığı bir döviz kuru sistemi
free float rate n. halka açıklık oranı
free float n. serbest dalgalanma
payment float n. şirketin yazdığı ama henüz tahsil edilmemiş çekler
large float n. halkın elinde bol olan hisse senetleri
managed float n. yönetimli dalgalanma
average float n. vade boyunca tedavülde bulunan ortalama tahvil miktarı
clean float n. temiz dalgalanma
negative float n. negatif satış
free float n. halka açık hisseler
joint float n. ortak dalgalanma
managed float n. gözetimli dalgalanma
payment-float n. bir şirket tarafından düzenlenen çeklerin henüz takasa verilmemiş olması
managed float regime n. yönetilen dalgalı kur rejimi
free float n. serbest dalgalanma
till float n. (yazar kasadaki) başlangıç nakdi
float share v. hisse senedi satmak
float share v. hisse satmak
Technical
ball float traps n. küresel şamandralı buhar kapanları
float block n. şamandıra bloğu
float breaker n. şamandıra anahtarı
float alarm n. şamandralı alarm cihazı
float pivot n. şamandra mafsalı
expansion float type valve n. genleşme flatörü
wing tip float n. kanat ucu kayağı
float switch n. yüzer tip anahtarlama
float bowl n. şamandıra odası
float collar n. yüzdürme yakası
float glass n. yüzdürme cam
float switch n. şamandıralı kontak
float shoe n. yüzdürme kılavuzu
float water gauge n. köpürmeden etkilenmeyen tesviye şişesi
float switch n. şamandıralı anahtar
float valve n. şamandralı valf
battery float current n. pil akıcı akımı
float charge application n. yüzdürme şarjlı uygulama
float needle n. şamandıra iğnesi
float valve n. şamandıralı vana
wood float n. tahta mala
float kit n. şamandıra kiti
float spindle n. şamandıra mili
float steam trap n. şamandralı buhar kapanı
float cap n. şamandıra kapağı
float trap n. şamandıralı kondenstop
ball float n. küresel şamandra
float valve n. şamandıra valfi
float switch n. şamandıralı kesici anahtar
float glass n. yaprak cam
carburetor float n. karbüratör şamandrası
float chamber n. sabit seviye kabı
vibrating float n. titreşimli mastar
alarm float n. uyarı şamandırası
bull float n. uzun kollu iri perdah malası
cork float n. mantar şamandıra
devil float n. çivili tirfil malası
devil float n. çivili ahşap mala
float trap n. şamandıralı buhar kapanı
float glass n. yatay çekme cam
float vibrator n. yüzer vibrator
float glass n. float cam
float board n. çark kanadı
float gauge n. şamandıran ölçer
float valve n. şamandıra
float valve n. karbüratör supabı
float valve n. flatörlü vana
float valve n. yüzertoplu vana
mechanical float n. mekanik finişer
mechanical float n. mekanik mastar
free float n. serbest kayarlık
rotary float n. döner kanatlı perdah makinesi
rotary float n. helikopter
float type n. şamandıra tipi
float level adjustment n. şamandıra seviye ayarı
water sink-float system n. su batır yüzdür dizgesi
sink and float separation n. yüzdür-çökelt ayırması
float and sink analysis n. yüzdürme-çökeltme çözümlemesi
float glass process n. yüzdürme cam süreci
float bridge n. sallı köprü
sink-float method n. batır yüzdür yöntemi
float glass n. flot camı
float charging n. düşük oranda şarj etme
float charging n. minimum oranda şarj etme
silver-coated float glass miorror n. gümüş kaplamalı float cam ayna
float and sink characteristics n. yüzme-batma özellikleri
float switch n. şamandıralı şalter
float-operated control valve n. şamandıralı reglaj valfi
float valve n. şamandıralı valf
bottom entry float valve n. alttan su girişli iç takım
float glass n. düz cam