deprive - Türkçe İngilizce Sözlük

deprive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

deprive — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yoksun bırakmak, mahrum etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈpraɪv/ – BrE /dɪˈpraɪv/)
Terim Türü:
Fiil: deprive (deprives – deprived – depriving)
Bir kişiden hak veya imkânı bilinçli biçimde çekip alma durumu. Latince deprivare köküne dayanan fiil, eksiltme ve koparma çizgisinde gelişmiştir. Hukuk ve sosyal bağlamda, kayıp yaratma eylemi olarak kullanılır
Eş Anlamlılar:
strip, deny
Zıt Anlamlılar:
grant

"deprive" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deprive f. yoksun bırakmak
Their taste buds will no longer be deprived by Europe's chocolate police.
Damak tatları artık Avrupa'nın çikolata polisi tarafından yoksun bırakılmayacaktır.

More Sentences
deprive f. mahrum etmek
Half truths are being used to make millions of women insecure and deprive them of their rights.
Yarı doğrular milyonlarca kadını güvensiz kılmak ve haklarından mahrum etmek için kullanılıyor.

More Sentences
Hukuk
deprive f. mahrum etmek
Half truths are being used to make millions of women insecure and deprive them of their rights.
Yarı doğrular milyonlarca kadını güvensiz kılmak ve haklarından mahrum etmek için kullanılıyor.

More Sentences
deprive yoksun bırakmak
Their taste buds will no longer be deprived by Europe's chocolate police.
Damak tatları artık Avrupa'nın çikolata polisi tarafından yoksun bırakılmayacaktır.

More Sentences
Genel
deprive i. mahrumiyet
deprive f. görevden almak
deprive f. kaybettirmek
deprive f. yoksun etmek
deprive f. son vermek
deprive f. bitirmek
deprive f. sona erdirmek
deprive f. sonlandırmak
Dini
deprive f. kilise görevinden azletmek

"deprive" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deprive of virginity i. bekaretini kaybetme
deprive of virginity i. kızlığını kaybetme
deprive of f. mahrum bırakmak
deprive of f. yoksun bırakmak
deprive of one's possessions f. varını yoğunu elinden almak
deprive of f. mahrum etmek
be deprive of something f. yoksun olmak
deprive somebody of something f. elinden almak
not to deprive f. mahrum etmemek
deprive someone of water and food f. aç susuz bırakmak
deprive oneself f. kendinden ödün vermek
deprive of f. -den etmek
deprive of f. -den mahrum etmek
deprive [obsolete] f. almak
deprive [obsolete] f. çıkarmak
deprive [obsolete] f. yok etmek
deprive [obsolete] f. ortadan kaldırmak
deprive [obsolete] f. götürmek
Öbek Fiiller
deprive somebody of something f. yoksun bırakmak
deprive someone of something f. birini bir şeyden yoksun bırakmak
deprive someone of something f. birini bir şeyden mahrum etmek
deprive (one) of (something) f. (birini bir şeyden) etmek
deprive someone of something f. bir şeyi birinin elinden almak
deprive (one) of (something) f. (birini bir şeyden) mahrum etmek
deprive someone of something f. birini bir şeyden etmek
deprive (one) of (something) f. (bir şeyi birinin) elinden almak
deprive (one) of (something) f. (birini bir şeyden) yoksun bırakmak
Siyasal
deprive of citizenship of a country f. vatandaşlıktan çıkarmak
Tarih
in the future, too, there may be malevolent people at home and abroad who will wish to deprive you of this treasure expr. istikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır