| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | kick i. | tekme | ||
|
His taekwondo kick is way too strong. Tekvando tekmesi çok güçlüdür. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | kick f. | tekmelemek | ||
|
Ning Xi could not withstand it anymore and kicked his chair. Ning Xi daha fazla dayanamadı ve sandalyesini tekmeledi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | kick f. | tepmek | ||
|
This stuff kicks like a mule. Bu şey katır gibi tepiyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | kick f. | tekme atmak | ||
|
Miley wanted to kick him in the stomach. Miley onun karnına tekme atmak istedi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | kick i. | heyecan | ||
|
It gives you the kick out of taking risks. Size risk almanın heyecanını verir. More Sentences |
||||
| Genel | kick i. | şut | ||
|
His kick during the match went viral. Maç sırasında attığı şut viral oldu. More Sentences |
||||
| Genel | kick i. | tepme | ||
|
The kick of the rifle can break your shoulder. Tüfeğin tepmesi senin omzunu kırabilir. More Sentences |
||||
| Genel | kick i. | zevk | ||
|
I get a kick out of life. Hayattan zevk alıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | kick i. | keyif | ||
|
I get a real kick out of football! Futboldan çok keyif alıyorum! More Sentences |
||||
| Genel | kick i. | tekme | ||
|
His taekwondo kick is way too strong. Tekvando tekmesi çok güçlüdür. More Sentences |
||||
| Genel | kick i. | heyecan | ||
|
It gives you the kick out of taking risks. Size risk almanın heyecanını verir. More Sentences |
||||
| Genel | kick i. | zevk | ||
|
I get a kick out of life. Hayattan zevk alıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | kick f. | çifte atmak | ||
|
I hope this horse doesn't kick. Bu atın çifte atmayacağını umuyorum. More Sentences |
||||
| Genel | kick f. | tekmelemek | ||
|
Ning Xi could not withstand it anymore and kicked his chair. Ning Xi daha fazla dayanamadı ve sandalyesini tekmeledi. More Sentences |
||||
| Genel | kick f. | tepmek | ||
|
This stuff kicks like a mule. Bu şey katır gibi tepiyor. More Sentences |
||||
| Genel | kick f. | tepinmek | ||
|
Why are those little boys kicking and crying? Bu küçük oğlanlar neden tepinerek ağlıyor? More Sentences |
||||
| Genel | kick f. | bırakmak | ||
|
He finally kicked the bad habit. Sonunda kötü alışkanlığını bıraktı. More Sentences |
||||
| Genel | kick f. | (kötü alışkanlıktan) kurtulmak | ||
|
In this context, we should be offering facilities to help drug addicts kick their habit. Bu bağlamda uyuşturucu bağımlılarının alışkanlıklarından kurtulmalarına yardımcı olacak imkanlar sunmalıyız. More Sentences |
||||
| Genel | kick f. | dışarı atmak | ||
|
The player got kicked out of the game. Oyuncu maçtan atıldı. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | kick f. | tepmek | ||
|
This stuff kicks like a mule. Bu şey katır gibi tepiyor. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | kick i. | şut | ||
|
His kick during the match went viral. Maç sırasında attığı şut viral oldu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | kick i. | heves | ||
| Genel | kick i. | sertlik | ||
| Genel | kick i. | kamçılama etkisi (uyuşturucu maddenin) | ||
| Genel | kick i. | seğirdim | ||
| Genel | kick i. | karşı gelme | ||
| Genel | kick i. | geri tepme | ||
| Genel | kick i. | çeviklik | ||
| Genel | kick i. | şevk | ||
| Genel | kick i. | yakınma | ||
| Genel | kick i. | topa vurma | ||
| Genel | kick i. | enerji | ||
| Genel | kick i. | çifte | ||
| Genel | kick i. | dürtü | ||
| Genel | kick i. | tekme atma | ||
| Genel | kick i. | tekmeleme | ||
| Genel | kick i. | şikayet | ||
| Genel | kick i. | karşı gelme/çıkma | ||
| Genel | kick i. | karşı durma | ||
| Genel | kick i. | (silah/atış) geri tepme | ||
| Genel | kick i. | kuvvet | ||
| Genel | kick i. | enerji | ||
| Genel | kick i. | güç | ||
| Genel | kick i. | şevk | ||
| Genel | kick i. | (şişede) taban çukurluğu | ||
| Genel | kick f. | teklemek | ||
| Genel | kick f. | çitme atmak | ||
| Genel | kick f. | çiftelemek | ||
| Genel | kick f. | ayak ile vurmak | ||
| Genel | kick f. | yakınmak | ||
| Genel | kick f. | seğirdim yapmak | ||
| Genel | kick f. | geri tepmek (silah) | ||
| Genel | kick f. | sızlanmak | ||
| Genel | kick f. | tekmeleyerek kovmak | ||
| Genel | kick f. | geri tepmek | ||
| Genel | kick f. | vazgeçmek | ||
| Genel | kick f. | karşı durmak | ||
| Genel | kick f. | (sürekli) şikayet etmek | ||
| Genel | kick f. | direnmek | ||
| Genel | kick f. | karşı çıkmak/durmak | ||
| Genel | kick f. | karşı çıkmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | kick expr. | çıkar | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | kick f. | sertleşmek | ||
| Spor | ||||
| Spor | kick i. | yüzme sırasında vücudu ileriye götüren bacak hareketi | ||
| Spor | kick i. | vurulmuş top | ||
| Spor | kick i. | şut çekilmiş top | ||
| Spor | kick i. | şut çekilmiş topun aldığı mesafe | ||
| Spor | kick f. | yüzme sırasında bacak hareketleri ile vücudu ileriye itmek | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | kick f. | (gol) atmak | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | kick f. | peyi artırmak | ||
| İskambil | kick f. | fazla para sürmek | ||
| Argo | ||||
| Argo | kick i. | kuvvet | ||
| Argo | kick i. | kuvvet (içkide) | ||
| Argo | kick i. | merak | ||
| Argo | kick i. | haz | ||
| Argo | kick i. | haz duygusu | ||
| Argo | kick i. | güçlü etki | ||
| Argo | kick i. | tetikleyici etki | ||
| Argo | kick i. | vurucu etki | ||
| Argo | kick i. | ayakkabı | ||
| Argo | kick i. | coşku | ||
| Argo | kick i. | memnuniyet | ||
| Argo | kick i. | iyi bir duygu/his | ||
| Argo | kick i. | canlılık | ||
| Argo | kick i. | uyuşturucu/alkol etkisi | ||
| Argo | kick f. | yıkılmak (muhteşem olmak anlamında) | ||
| Argo | kick s. | kuvvetli (içki vb) | ||