zevk - Türkçe İngilizce Sözlük

zevk

"zevk" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 51 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
zevk enjoyment i.
Mrs. Ewans presently plays the piano primarily for enjoyment.
Bayan Ewans şu anda öncelikle zevk için piyano çalıyor.

More Sentences
zevk pleasure i.
It’s been a true pleasure to do business with you.
Sizinle iş yapmak gerçek bir zevkti.

More Sentences
Genel
zevk relish i.
Danger gives relish to adventure.
Tehlike maceraya zevk verir.

More Sentences
zevk savour i.
He is a person that enjoys all the savours in life.
Hayatın her türlü zevkinden hoşlanan bir insan o.

More Sentences
zevk pleasure i.
It’s been a true pleasure to do business with you.
Sizinle iş yapmak gerçek bir zevkti.

More Sentences
zevk zest i.
The zest of creating things new was his primary motivation.
Onun ana motivasyonu, yeni şeyler üretmenin verdiği zevkti.

More Sentences
zevk indulgence i.
A cigar and a glass of whiskey are my only indulgence.
Tek zevkim bir tane puro yanında bir bardak viski.

More Sentences
zevk treat i.
Ice cream is my favorite treat.
Dondurma en büyük zevkimdir.

More Sentences
zevk kick i.
Tom gets a kick out of this kind of thing.
Tom bu tür şeylerden zevk alıyor.

More Sentences
zevk delight i.
It is a delight for me to play basketball with you, Ben.
Seninle basketbol oynamak benim için bir zevk, Ben.

More Sentences
zevk good taste i.
You have good taste in clothes.
İyi bir kıyafet zevkin var.

More Sentences
zevk savor i.
He is a person that enjoys all the savors in life.
Hayatın her türlü zevkinden hoşlanan bir insan o.

More Sentences
zevk liking i.
That isn't to my liking.
Zevkime uymuyor.

More Sentences
zevk ecstasy i.
Reign was in ecstasy when she received the acceptance mail.
Reign, kabul postasını alınca zevkten havalara uçtu.

More Sentences
zevk joy i.
Learn to pay attention to the little joys of life.
Hayatın küçük zevklerine dikkat etmeyi öğrenin.

More Sentences
zevk taste i.
He has good taste when it comes to decorating.
Dekorasyon konusunda iyi bir zevki var.

More Sentences
zevk kick i.
Tom gets a kick out of this kind of thing.
Tom bu tür şeylerden zevk alıyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
zevk taste i.
He has good taste when it comes to decorating.
Dekorasyon konusunda iyi bir zevki var.

More Sentences
Genel
zevk like i.
zevk appreciation i.
zevk meat i.
zevk luxury i.
zevk gusto i.
zevk delightfulness i.
zevk fancy i.
zevk discrimination i.
zevk delectation i.
zevk sweet i.
zevk gratification i.
zevk stingo i.
zevk fun i.
zevk flavour i.
zevk amusement i.
zevk life i.
zevk jollity i.
zevk palate i.
zevk bang i.
zevk flavor i.
zevk entertain [obsolete] i.
zevk jollyhead i.
zevk jouissance i.
zevk honour i.
zevk delit i.
zevk gust [obsolete] i.
zevk goo [scotland] i.
zevk comfort i.
zevk conceit i.
zevk plesance i.
Eski Kullanım
zevk pleasance i.
zevk pleasantry i.
İngiliz Argosu
zevk jollies i.

"zevk" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
zevk almak enjoy f.
zevk için for fun zf.
Genel
ince zevk sahibi epicure i.
zevk düşkünü sybarite i.
ortak bir zevk, görüş, tutku vb common ground i.
zevk için ilgilenen kimse dilettante i.
özel zevk hobby i.
zevk ve sefaya düşkün tip reveler i.
zevk için sürme joyriding i.
zevk alma appreciation i.
zevk veren şey gratification i.
ince zevk sophistication i.
zevk ve sefaya düşkün tip reveller i.
zevk alınmışlık delightedness i.
zevk ve eğlenceye düşkünlük debauch i.
cinsel ilişkiden zevk almama durumu frigidness i.
zevk ilkesi pleasure principle i.
zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi culture i.
zevk düşkünü kimse sport i.
zevk alan savorer i.
zevk için yapılan iş labor of love i.
zevk için yapılan iş a labor of love i.
başkasının talihsizliğinden zevk alan gloater i.
cinsel zevk sexual pleasure i.
yoğun zevk intense pleasure i.
büyük zevk intense pleasure i.
büyük zevk enormous pleasure i.
büyük zevk great pleasure i.
başkalarının acılarından alınan zevk schadenfreude i.
zevk düşkünü kimse good-time charlie i.
zevk için çiftçilik yapan kimse gentleman-farmer i.
zevk ve sefaya düşkün tip lotus-eater i.
zevk-ü safa self indulgence i.
zevk sahibi kimse epicure i.
araba ya da uçağı zevk amacıyla kullanan joyrider i.
zevk alma gusto i.
dünyevi zevk earthly pleasure i.
aslında yapılmaması gereken ancak yapmaktan zevk alınan eylemler guilty pleasure i.
bir anlık zevk a momentary pleasure i.
edinilmiş zevk acquired taste i.
estetik zevk aesthetic pleasure i.
ince zevk refined taste i.
zamanla kazanılan zevk acquired taste i.
zevk kaynağı delight i.
sanat ile zevk için uğraşma dilettanteism i.
sanat ile zevk için uğraşma dilettantism i.
çocukça zevk childish pleasure i.
kişinin sevmediği bir yapımı dalga geçerek veya eleştirerek izleyip bundan zevk alması hate-watch i.
kişinin sevmediği bir yapımı dalga geçerek veya eleştirerek izleyip bundan zevk alması hate-watching i.
ince zevk tack i.
zevk sahibi olma tastefulness i.
ince zevk tact i.
tekrar zevk alma reenjoyment i.
mükemmel kalitedeki düşünce, görgü ve zevk refinement i.
mükemmel kalitedeki düşünce, görgü ve zevk refinedness i.
zevk duyma relish i.
dünyevi zevk secular enjoyment i.
zevk veren özellik attracter i.
zevk veren özellik attractive feature i.
zevk duyan enjoyer i.
zevk alan enjoyer i.
müthiş zevk enchantment i.
zevk alan kimse enjoyer i.
zevk için yapılan kısa gezi jant i.
zevk ve sefaya düşkün tip uptails all i.
zevk için araba sürme joy ride i.
zevk için araba sürme joyride [dated] i.
zevk düşkünlüğü weasiness i.
zevk veren şey blast i.
zevk ve sefaya düşkün tip merrymaker i.
büyük zevk wow i.
depresiflikten zevk alma duygusunu tetikleyen kasvetli sanat miserabilism i.
hüzünlü şarkılar dinleyip depresif olmaktan zevk alıyor gibi görünen dinleyici miserablist i.
depresif olmaktan zevk alıyor gibi görünen kimse miserabilist i.
depresif olmaktan zevk alıyor gibi görünen kimse miserablist i.
görünüşte depresiflikten zevk alma miserabilism i.
hüzünlü şarkılar dinleyip depresif olmaktan zevk alıyor gibi görünen dinleyici miserabilist i.
görünüşte depresiflikten zevk alma miserablism i.
depresiflikten zevk alma duygusunu tetikleyen kasvetli sanat miserablism i.
hüzünlü şarkılar söyleyip depresif olmaktan zevk alıyor gibi görünen şarkıcı miserabilist i.
hüzünlü şarkılar söyleyip depresif olmaktan zevk alıyor gibi görünen şarkıcı miserablist i.
rekabetten zevk alan kimse gamer i.
şeytanca zevk duyma gloat i.
zevk peşinde koşan kimse butterfly i.
rafine zevk delicacy i.
duyusal zevk delicate [obsolete] i.
zevk veren kimse delighter i.
zevk kaynağı delit i.
(zevk veya fikir) ortalama seviye denominator i.
zevk düşkünlüğü gourmandism i.
sanatsal veya edebi zevk goût i.
sıradan zevk groundling i.
(bir şeyden duyulan) büyük zevk gust (for) i.
entelektüel zevk gust i.
zevk düşkünlüğü hedonism i.
zevk peşinde koşma hedonism i.
haddinden fazla alınan zevk overindulgence i.
zevk düşkünü olma dissipation i.
yemesi zevk veren şey goody i.
sanatla zevk için ilgilenme dilettanteism i.
sanatla zevk için ilgilenme dilettantism i.
zevk bahçesi paradise i.
zevk çığlığı crowing i.
zevk alan kimse pleasurer i.
zevk düşkünü pleasurer i.
zevk düşkünü pleasurist i.
zevk kaynağı pleasance i.
zevk düşkünü kimse pleasure-seeker i.
zevk düşkünlüğü pleasure-seeking i.
zevk veren kimse pleasurer i.
zevk düşkünü kimse pornerast i.
zevk düşkünü kimse fleshworm [obsolete] i.
sevmediği bir yapımı dalga geçerek veya eleştirerek izleyip bundan zevk alan kimse hate-watcher i.
zevk için el koyulan şey stress i.
düzenli doğa faaliyetinden zevk alma outdoorsmanship i.
(ince zevk gerektiren) koleksiyon ürünü spoil i.
zevk almak rejoice in f.
zevk almak delight f.
zevk almak relish f.
zevk almak indulge f.
zevk vermek give pleasure f.
zevk almak delight in f.
zevk ve sefa sürmek lead a life of pleasure f.
zevk almak savor f.
zevk almak find pleasure in f.
zevk almak bask in f.
zevk ve sefa içinde yaşamak regale f.
zevk almak take pleasure f.
zevk almak revel f.
zevk almak delectate f.
zevk vermek delight f.
şeytanca bir zevk duymak gloat over f.
zevk almak appreciate f.
zevk almak enjoy f.
zevk vermek titillate f.
zevk almak feast f.
şeytanca zevk almak gloat over f.
cinsel zevk vermek give sexual pleasure f.
cinsel zevk almak receive sexual pleasure f.
zevk duymak derive pleasure f.
zevk için yapmak do for fun f.
zevk duymak get pleasure f.
zevk almak get pleasure f.
zevk duymak find pleasure f.
zevk almak gain pleasure f.
zevk duymak gain pleasure f.
zevk almak find pleasure f.
zevk duymak take pleasure f.
zevk almak derive pleasure f.
zevk vermek ravish f.