check - Türkçe İngilizce Sözlük

check

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

check — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kontrol etmek, kontrol, işaret koymak, çek
Okunuş (IPA):
(AmE /tʃek/ – BrE /tʃek/)
Terim Türü:
Fiil: check (checks – checked – checking); İsim: check (checks)
Doğrulamak/kontrol etmek anlamını ifade eder; ayrıca işaret koyma (tick) ve bankada çek anlamları da vardır. Kelime, satrançtaki “check” (şah) kullanımıyla da güç kazanmış; anlam dallanması denetim ve finans alanlarına yayılmıştır.
Eş Anlamlılar:
verify, inspect
Zıt Anlamlılar:
ignore, overlook

"check" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
check i. kontrol
Please have a check before you sign.
Lütfen imzalamadan önce bir kontrol edin.

More Sentences
check f. denetlemek
The European Union and the ILO must check that these working guidelines are consistently adhered to.
Avrupa Birliği ve UÇÖ, bu çalışma kılavuzlarına tutarlı bir şekilde uyulup uyulmadığını denetlemelidir.

More Sentences
check f. kontrol etmek
I called to check whether my size is in stock.
Bedenimin stokta olup olmadığını kontrol etmek için aramıştım da.

More Sentences
Genel
check i. denetleme
You can troubleshoot the problem by using the Disk Check tool in Windows 7.
Windows 7'deki Disk Denetimi aracını kullanarak sorunu giderebilirsiniz.

More Sentences
check i. hesap (lokanta/bar veya gece kulübünde yenilip içilen şeyler için)
He raised his hand and asked for the check.
Elini kaldırdı ve hesabı istedi.

More Sentences
check i. muayene
Physical checks are carried out by the Regional Directorates of Foreign Trade Inspectors.
Fiziksel muayeneler, Dış Ticaret Bölge Müfettişlikleri tarafından yapılmaktadır.

More Sentences
check i. çek
He made all payments by check.
Tüm ödemeleri çekle yaptı.

More Sentences
check i. araştırma
We ran a check and traced the device back to you.
Bir araştırma yaptık ve izlediğimiz cihaz bizi sana getirdi.

More Sentences
check i. inceleme
We will carry out the necessary check.
Gerekli incelemeleri yapacağız.

More Sentences
check f. kontrolden geçirmek (birini/bir şeyi)
When was the last time you checked?
En son ne zaman kontrolden geçtin?

More Sentences
check f. engellemek
They must do what they can to check the depreciation of the euro.
Avro'nun değer kaybını engellemek için ellerinden geleni yapmalıdırlar.

More Sentences
check f. muayene etmek
I'll check your vision.
Gözlerinizi muayene edeceğim.

More Sentences
check f. frenlemek
The rough terrain checked the progress of the hikers.
Engebeli arazi yürüyüşçülerin ilerlemesini frenledi.

More Sentences
check f. tutmak
She was about to burst into laughter but checked herself in time.
Tam kahkahayı patlatacaktı ki kendini tam zamanında tuttu.

More Sentences
check f. bagaja vermek (bavulu)
They checked their bags and headed to the gate.
Bavullarını bagaja vererek kapıya yöneldiler.

More Sentences
check f. kontrol etmek
I called to check whether my size is in stock.
Bedenimin stokta olup olmadığını kontrol etmek için aramıştım da.

More Sentences
check f. engellemek
They must do what they can to check the depreciation of the euro.
Avro'nun değer kaybını engellemek için ellerinden geleni yapmalıdırlar.

More Sentences
check f. kontrol altında tutmak
Exercise can help keep a nation's major economic problems in check.
Tatbikat, bir ülkenin önemli ekonomik sorunlarının kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir.

More Sentences
check s. ekose
She laid a table cloth with blue and white checks.
Mavi ve beyaz ekoseli bir masa örtüsü serdi.

More Sentences
Satranç
check ünl. şah
The player failed to move away from check and lost the game.
Oyuncu şahtan uzaklaşamadı ve oyunu kaybetti.

More Sentences
Genel
check i. kontrol belgesi
check i. geciktirme
check i. numara
check i. numaralı kağıt
check i. kontrol işareti
check i. fasıla
check i. ara
check i. fren
check i. durdurma
check i. ket
check i. marka
check i. makbuz
check i. işaret (listedeki bir maddenin yanına konulan)
check i. gem vurma
check i. yavaşlatma
check i. dama
check i. engel
check i. teftiş
check i. engelleme
check i. ket vurma
check i. fiş
check i. fren görevi yapan şey
check i. gözden geçirme
check i. adisyon
check i. hesap
check i. yan yüz
check i. kumarda oyun fişi
check i. damanın bir karesi
check i. reddetme
check i. geri çevirme
check i. emanet bürosu
check i. sahtekarlığı/hatayı önleme standardı
check i. engel
check i. mani
check i. ani duruş
check i. aniden durma
check i. gecikme
check i. (hokeyde) rakibi durdurma/tutma
check i. kumarhane fişi
check i. (ahşap/boyalı yüzeyde) küçük çatlak
check i. av köpeğinin kokuyu yitirmesi
check i. çentik
check i. oyuk
check i. fay kırığı
check i. dizgin
check f. çek yazmak
check f. kısmak
check f. emanete vermek (bavulu)
check f. çek keşide etmek
check f. gününü göstermek
check f. gemlemek
check f. gözden geçirmek
check f. emanete bırakmak
check f. emanete vermek
check f. hakkından gelmek
check f. yavaşlatmak
check f. gem vurmak
check f. ket vurmak
check f. soruşturmak
check f. kontrol işareti koymak
check f. vestiyere vermek (paltoyu/şapkayı)
check f. çanına ot tıkamak
check f. alıkoymak
check f. kontrol altına almak
check f. durdurmak
check f. sağlama yapmak
check f. yoklamak
check f. çek etmek
check f. kontrolünü yapmak
check f. doğru olup olmadığını kontrol etmek
check f. karelerle kaplamak
check f. denetleme yapmak
check f. haczetmek
check f. para cezası vermek
check f. aniden durmak
check f. (maddeler) birbirini tutmak
check f. fiyata göre vb. çetele tutmak
check f. önlemek
check f. ayarlamak
check f. azaltmak
check f. hakim olmak
check f. teftiş etmek
check f. emanete vermek/bırakmak
check f. emaneten almak
check f. emanet olarak almak
check f. kara deseni ile bezemek
check f. tarlayı karelere bölerek ekim yapmak
check f. (hokeyde) rakibin hamlesini engellemek
check f. birbirini tutmak
check f. birbirine uymak
check f. uyumlu olmak
check f. uygun düşmek/olmak
check f. ara vermek
check f. durmak
check f. duraklamak
check f. kesintiye uğramak
check f. kesintiye uğratmak
check f. çek yazmak
check f. (ahşap/boyalı yüzey) çatlamak
check f. (boyalı yüzeyi) çatlatmak
check f. pokerde pas demek
check f. pas geçmek
check s. kareli
Konuşma Dili
check i. anlaşıldı/anlaştık
check ünl. karşılıklı anlaşma bildiren ünlem
Teknik
check i. oluk
check i. yiv
check f. çatlak açmak
check s. kontrol eden
check s. durduran
check s. saptıran
check s. düzenleyen
check s. şifreleyen
check s. kodlayan
check s. belirtimli
Ulaştırma
check f. yolcu biletinin sahibine sevkiyat hizmeti vermek
check f. sevkiyat düzenlemesi kapsamında sevkiyatı kabul etmek
Mutfak
check i. adisyon
Tarım
check i. büyümelerini kolaylaştırmak için eşit uzaklıkta dikilmiş bitki sırası
Silah/Atıcılık
check f. (köpek) koku kaybolduğunda av kovalamayı bırakmak
check f. (şahin) asıl avı bırakıp değersiz avın peşine düşmek
Spor
check i. vücut ya da sopayla rakibi engelleme
İskambil
check i. iskambil vb. oyunlarda para yerine geçen fiş
check f. (pokerde) bahis turunda en düşük değerdeki fişe oynamak
check f. (pokerde) turda bahis oynama hakkından feragat etmek
Müzik
check i. bir telin vurulduktan sonra çekiçle geriye doğru hareketini durduran ve anahtar serbest bırakılıncaya kadar tutan piyano hareketi
Eski Kullanım
check i. kınama
check i. paylama
check i. fırça atma
check f. ücretini keserek cezalandırmak

"check" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
rain check i. gösteri veya konser vb yerine ilerisi için verilen bilet
parity check i. benzerlik kontrolu
rain check i. çekici bulunan bir davetin reddedilmesi
traveler´s check i. seyahat çeki
check fraud i. çek dolandırıcılığı
check to bearer i. hamiline çek
door check i. kapı hidroliği
crossed check i. çizgili çek
traveller's check i. seyahat çeki
check weighman i. baskülcü
diagnostic check i. tanılayıcı deney
traveler's check i. seyahat çeki
ordinary check i. adi çek
maintenance check i. bakım kontrolu
coat check i. vestiyer
check digit i. kontrol hanesi
travelers check i. seyahat çeki
check flight i. kontrol uçuşu
check stub i. çek koçanı
desk check i. masabaşı denetimi
eligibility check i. uygunluk kontrolü
attendance check i. devam kontrolü
health check i. sağlık kontrolü
check digit i. doküman numarasını takip eden ve o numarayla matematiksel ilişkisi olan rakam
travellers check i. seyahat çeki
spell check i. sözcük kontrolü
rain check i. yağmur yüzünden iptal edilen maç
loop check i. döngü denetimi
baggage check i. bagaj fişi
check account i. çek hesabı
machine check interruption i. makine denetim kesmesi
personal check i. şahsi çek
limit check i. limit denetimi
baggage check i. emanetçinin verdiği fiş
check weighman i. tartı kontrol memuru
check room i. emanet eşya bürosu
check room i. vestiyer
test check i. test kontrolü
check mark i. puantaj
check valve i. çek valfi
self check i. öz sağlama
adjective check list i. sıfat tarama testi
cashed check i. paraya çevrilmiş çek
id check i. kimlik kontrolü
check in i. bagaj kontrolü
character check i. karakter denetimi
check point i. güvenlik noktası
counter check i. tekrar kontrol
retirement check i. emekli aylığı
expiration check i. son kullanım tarihini denetleme
jobless check-help-benefit i. işsizlik yardımı
check-out i. çıkış
check-in desk i. hava terminalinde bilet ve bagajın kontrol edildiği tezgah
check-out counter i. süpermarketteki gibi alınan malların hesabının yapılıp ödendiği tezgah
check-out i. ayrılma
check-off i. kesinti
check-out counter i. çıkış tezgahı
check-in islands i. check-in adaları
blank check i. tam yetki
parity check i. eşitlik denetimi
parity check i. eşlik denetimi
check-up i. tepeden tırnağa sağlık muayenesi
check-up i. check up
doctor check i. doktor kontrolü
rain check i. konser/gösteri izleme hakkını daha sonra kullanma hakkı
rain check i. ertelenen gösteri için seyirciye verilen bilet
bonus check i. ikramiye çeki
baggage check i. eşya makbuzu
baggage check i. bagaj belgesi
check lock i. emniyet kilidi
check-up i. çekap
check-up i. genel sağlık kontrolü
check-up i. sağlık yoklaması
check-up i. inceleme
final check i. son kontrol
check amount i. çek bedeli
sound check i. ses kontrol
background check i. geçmiş sorgulaması
background check i. geçmiş araştırması
reality check i. zihni gerçeklere döndüren durum
reality check i. gerçeklerle yüzleştiren değerlendirme
welfare check i. iyi olup olmadığını polis aracılığı ile öğrenme
check [dialect] i. atıştırmalık
check [obsolete] i. banka poliçesinin dip koçanı
check [obsolete] i. dip koçanlı poliçe
check-out procedure i. denetleme işlemi
check out i. süpermarket gibi yerlerde müşterilerin ödeme yaptığı yer
check girl i. vestiyer görevlisi kadın
check-out procedure i. inceleme işlemi
check hook i. koşum eyeri üzerindeki kanca
check girl i. vestiyerci kız
check-out procedure i. kontrol işlemi
tough check i. etiket ve bilet yollamakta kullanılan sert karton
age check i. yaş kontrolü
claim check i. fiş
claim check i. otopark fişi
claim check i. sipariş fişi
claim check i. teslim fişi
claim check i. otopark fişi
claim check i. sipariş fişi
claim check i. fiş
claim check i. teslim fişi
member check i. üye kontrolü
bed check i. (askeriye, yurt) yatak yoklaması
hat-check girl i. vestiyerci kız
health check [uk] i. makine çalışma takibi
health check [uk] i. bir şirket veya şahsın ekonomik başarısı için yürütülen inceleme
gut check [us] i. cesaret, karakter veya kararlılık testi
double check i. detaylı inceleme
double check i. dikkatli inceleme
double check i. detaylı araştırma
cross-check i. çapraz kontrol aracı
cross-check i. çapraz kontrol yapma
sales check i. kasa alındısı
spot check i. habersiz kontrol
spot check i. habersiz denetim
check-in i. kayıt
check-in i. mevcut lokasyon
check-in i. bulunulan yer
check-in i. (otel, havaalanı vb.) varışta yapılan kayıt
pass–out check i. mekana tekrardan giriş-çıkış yapmaya izin veren belge
pass check i. bilet
pass check i. giriş bileti
check out with f. iki şey birbirini tutmak
check for f. aramaya çalışmak
draw a check f. çek yazmak
check baggage f. bagaja vermek
check on f. göz atmak
check in f. kaydetmek
check back f. yeniden soruşturmak
check up f. kontrol etmek
place into check f. hesaba koymak
check up f. soruşturmak
check up on f. gözden geçirmek
check for f. belirli bir şeyi arayarak bir şeyi kontrol etmek
check in f. giriş yapmak
check out f. kontrol etmek
check something in f. emanete vermek
check in f. kaydını yaptırmak (otel vb'ne girince)
check against f. karşılaştırmak
check in at f. kayıt yaptırmak
check out f. ayrılmak
check in f. biletini kontrol ettirmek (havaalanında)
check out f. soruşturmak
check out f. otelden ayrılmak
check with f. danışmak (birine)
check up f. muayene etmek
check out from f. çıkış kaydını yaptırmak
write out a check f. çek yazmak
check against f. kıyaslamak