leave - Türkçe İngilizce Sözlük

leave

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

leave — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ayrılmak, izin, bırakmak, terk etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /liːv/ – BrE /liːv/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: leave (leaves – left – left - leaving); İsim: leave (uncountable)
Bir yerden çıkmayı ya da resmî izin süresini anlatan çok anlamlı kelimedir. Eski İngilizcedeki lǣfan fiilinden evrilmiştir. Güncel kullanımda leave, hem hareket hem de çalışma hayatındaki izin hakları bağlamında yer alır.
Eş Anlamlılar:
depart, permit
Zıt Anlamlılar:
stay, remain

"leave" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 54 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
leave i. izin
Please don’t call me when I’m on leave.
Lütfen izindeyken beni aramayın.

More Sentences
leave f. bırakmak
Can I leave my cats with you this weekend?
Bu hafta sonu kedilerimi sana bırakabilir miyim?

More Sentences
leave f. ayrılmak
Tina left her job after she had her baby.
Tina bebeği olduktan sonra işinden ayrıldı.

More Sentences
leave f. terk etmek
Yet we are leaving them to fight alone.
Yine de onları yalnız savaşmaya terk ediyoruz.

More Sentences
Genel
leave f. yola çıkmak
They leave every day early in the morning.
Her gün sabah erkenden yola çıkıyorlar.

More Sentences
leave f. çıkmak
Don’t leave the house without your keys.
Anahtarlarınız olmadan evden çıkmayın.

More Sentences
leave f. unutmak
Look, Gary left his headlights on.
Bak, Gary farlarını açık unutmuş.

More Sentences
leave f. hareket etmek
The first bus will leave 10 minutes behind time.
İlk otobüs on dakika geç hareket edecek.

More Sentences
leave f. terketmek
Eight years ago, I was a drug addict and left my son.
Sekiz yıl önce uyuşturucu bağımlısıydım ve oğlumu terkettim.

More Sentences
leave f. kalmak
That would leave about five remaining amendments which I would advise the House to vote down.
Bu durumda geriye, Meclis'in reddetmesini tavsiye edeceğim yaklaşık beş değişiklik kalıyor.

More Sentences
leave f. kalkmak
The typhoon prevented our plane from leaving.
Tayfun uçağımızın kalkmasını engelledi.

More Sentences
leave f. gitmek
So let us say that I am allowed to speak because I have to leave for the front.
Diyelim ki konuşmama izin verildi çünkü cepheye gitmem gerekiyor.

More Sentences
leave f. ayrılmak
Tina left her job after she had her baby.
Tina bebeği olduktan sonra işinden ayrıldı.

More Sentences
leave f. terk etmek
Yet we are leaving them to fight alone.
Yine de onları yalnız savaşmaya terk ediyoruz.

More Sentences
leave f. bırakmak
Can I leave my cats with you this weekend?
Bu hafta sonu kedilerimi sana bırakabilir miyim?

More Sentences
leave f. geride bırakmak
I left my purse behind.
Çantamı geride bıraktım.

More Sentences
leave f. yalnız bırakmak
Tom left me alone.
Tom beni yalnız bıraktı.

More Sentences
leave f. (miktar) artmak
He brought way too much food, so there was some left over.
Çok fazla yiyecek getirmişti, bu yüzden bir kısmı arttı.

More Sentences
leave f. (mesaj, hediye vb.) bırakmak
I left a birthday gift on his doorstep.
Kapısına bir doğum günü hediyesi bıraktım.

More Sentences
leave f. (kararı bir başkasına) bırakmak
I can’t make up my mind, so I’ll leave it up to you.
Karar veremiyorum, o yüzden sana bırakayım.

More Sentences
leave f. (ilişki) terk etmek
Fiona left Tim for another man.
Fiona, Tim'i başka bir adam için terk etti.

More Sentences
leave f. (miras) bırakmak
His father died, leaving him an old car and some cash.
Babası ölmüştü, ona eski bir araba ve biraz da para bırakarak.

More Sentences
leave f. (iz vb.) bırakmak
A severe case of chickenpox can leave you with scars.
Şiddetli bir suçiçeği vakası insanda yara izleri bırakabilir.

More Sentences
leave f. (matematik işleminde) etmek
Two from ten leaves eight.
Ondan iki çıkarsa sekiz eder.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
leave i. izin
Please don’t call me when I’m on leave.
Lütfen izindeyken beni aramayın.

More Sentences
Siyasal
leave i. izin
Please don’t call me when I’m on leave.
Lütfen izindeyken beni aramayın.

More Sentences
leave f. bırakmak
Can I leave my cats with you this weekend?
Bu hafta sonu kedilerimi sana bırakabilir miyim?

More Sentences
Teknik
leave f. ayrılmak
Tina left her job after she had her baby.
Tina bebeği olduktan sonra işinden ayrıldı.

More Sentences
leave f. bırakmak
Can I leave my cats with you this weekend?
Bu hafta sonu kedilerimi sana bırakabilir miyim?

More Sentences
Genel
leave i. veda
leave i. müsaade
leave i. ayrılma
leave i. ruhsat
leave f. kalkmak (taşıt)
leave f. ayrılmak (sevgiliden vb)
leave f. vazgeçmek
leave f. bırakmak (miras olarak)
leave f. caymak
leave f. yapraklanmak
leave f. kendi haline bırakmak
leave f. (miktar) kalmak
leave f. emanet bırakmak
leave f. (tabağına) dokunmamak
leave f. (belli bir halde) bırakmak
leave f. (belli bir hale) getirmek
Irregular Verb
leave f. left - left
Ticaret/Ekonomi
leave i. izin süresi
leave i. izinli işten ayrılma
Siyasal
leave i. izin süresi
leave i. mezuniyet
Bilgisayar
leave expr. ayrıl
leave expr. bağlantıyı kes
Mutfak
leave i. yaprak
Spor
leave i. bir vuruş tamamlandıktan sonra bilardo toplarının pozisyonu

"leave" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
leave a trace f. iz bırakmak
leave a mark f. iz bırakmak
Genel
french leave i. sıvışma
someone who is on sick leave i. raporlu
maternity leave i. doğum izni
absence without leave i. izinsiz göreve gelmeme
absence without leave i. izinsiz ayrılma
absence without leave i. izinsiz vazifede bulunmama
absent without leave i. izinsiz ayrılan
absent without leave i. firari
absence without leave i. terk
absence without leave i. firar
leave of absence i. izin
annual leave i. yıllık izin
sick leave i. hastalık izni
administrative leave i. idari izin
french leave i. izinsiz ayrılma
absent-without-leave i. asker kaçağı
leave-taking kiss i. veda busesi
leave-taking i. ayrılma
leave-taking i. veda etme
leave-taking i. veda
leave-taking i. terk etme
sick leave i. istirahat
annual leave i. senelik izin
absent without leave i. asker kaçağı
absent without leave i. kaçak asker
compassionate leave i. mazeret izni
holiday leave i. tatil izni
compassionate leave i. felaket izni
leave-in hair conditioner i. durulanmayan saç kremi
leave-taking expressions i. ayrılma ifadeleri
medical leave i. hastalık izni
awl (absent with leave) i. izinli
home leave i. memlekete gitme izni
home leave i. abd dışında görev yapan federal hükümet çalışanlarına verilen ekstra tatil süresi
shore leave i. karaya çıkma izni
shore leave i. karada geçirilen süre
french leave i. mekandan borcunu ödemeden ayrılma
leave stains f. leke bırakmak
leave a message f. not bırakmak
leave something to rest f. dinlenmeye bırakmak
leave something undone f. bir şeyi yarıda bırakmak
leave someone out in the cold f. birine hiç haber vermemek
take leave of one's senses f. delirmek
leave alone f. dokunmamak
leave off f. bırakmak
leave someone to his own devices f. birini kendi haline bırakmak
leave in the lurch f. yüzüstü bırakmak
ask somebody to leave a deposit f. kapora istemek
leave to the next generations f. gelecek kuşaklara bırakmak
leave off f. salıvermek
leave alone f. olduğu gibi bırakmak
leave in suspense f. sallamak
leave someone holding the bag f. sorumluluğu başkasına yüklemek
leave aside f. bir kenara bırakmak
not to leave unpunished f. yanına bırakmamak
leave a legacy f. miras bırakmak
leave someone some leeway f. açık kapı bırakmak
leave suddenly f. çekip gitmek
not leave it to luck f. işi şansa bırakmamak
leave it up to the discretion of somebody f. takdirine bırakmak
leave out f. hariç tutmak
leave out f. ihmal etmek
leave ajar f. aralamak
leave nothing undone f. yapılmamış hiçbir şey bırakmamak
leave somebody without a home or a job f. açıkta bırakmak
leave out f. unutmak
leave something to mature f. dinlenmeye bırakmak
leave on vacation f. seyahate gitmek
leave a note f. mesaj bırakmak
leave an impression f. etki bırakmak
leave something unfinished f. yüzüstü bırakmak
leave open f. açık bırakmak
leave in suspense f. muallakta bırakmak
leave word with someone f. birine haber bırakmak
not to leave somebody in peace f. yakasını bırakmamak
leave over f. ertelemek
leave something to its fate f. kaderine bırakmak
leave behind f. arkasında bırakmak
leave out f. dahil etmemek
leave out f. çıkarmak
leave off f. vazgeçmek
leave out f. geçmek
leave off f. bitirmek
leave the job f. işten ayrılmak
leave a bad impression f. kötü izlenim bırakmak
leave a margin f. pay bırakmak
leave a country f. ülkeyi terketmek
leave off f. takmamak
leave a wrong impression f. yanlış izlenim bırakmak
leave someone in the lurch f. birini yüzüstü bırakmak
leave an indelible impression f. derin etki bırakmak
leave someone holding the bag f. üzerine yıkmak
leave something to its fate f. kaderine terketmek
leave alone f. yalnız bırakmak
leave in doubt f. askıda bırakmak
leave off f. hariç tutmak
leave alone f. kendi haline bırakmak
cause to leave f. ayrılmasına neden olmak
leave someone short f. birini bir şeyden yoksun bırakmak
leave in the lurch f. yarı yolda bırakmak
take french leave f. sıvışmak
leave out of account f. saymamak
leave waste f. atık bırakmak
leave off f. dinmek
leave someone in the lurch f. birini yarı yolda bırakmak
leave off f. abosa etmek
leave bag and baggage f. pılı pırtıyı toplayıp gitmek
leave off f. bitmek
leave someone to one’s fate f. kendi kaderine bırakmak
take leave of one's senses f. aklını kaçırmak
leave a place in a shambles f. bir yeri darmadağınık bir halde bırakmak
leave up in the air f. sallantıda bırakmak
leave a lasting impression f. kalıcı etki bırakmak
leave a blank f. boşluk bırakmak
leave a mark f. yer etmek
leave a bad taste in one's mouth f. kötü izlenim bırakmak
leave someone out in the cold f. birine hiçbir şey vermemek
leave the door open f. açık kapı bırakmak
leave holding the bag f. sorumluluğu bir başkasına yüklemek
leave with some room for choice f. açık kapı bırakmak
leave behind f. geçmek
take leave f. veda etmek
not to leave f. bırakmamak
leave a message f. mesaj bırakmak
leave ajar f. aralık bırakmak
take leave f. ayrılmak
leave on vacation f. seyahate çıkmak
leave behind f. arkada bırakmak
leave someone in a difficult situation f. zor durumda bırakmak
leave no stone unturned f. her yolu denemek
leave a mark on f. üzerinde işaret bırakmak
leave out f. atlamak
leave something outdoors f. açıkta bırakmak
leave off f. sona ermek
leave alone f. rahat bırakmak
leave off f. giymemek
leave somebody alone f. yalnız bırakmak
leave where it will be stepped on f. ayak altında bırakmak
leave in the shade f. gölgelemek
leave a deposit f. kapora bırakmak
leave off f. sonuçlandırmak
leave out f. dışında tutmak
leave holding the bag f. üzerine yıkmak
leave behind f. iz bırakmak
leave astern f. geride bırakmak
leave behind f. geride bırakmak
leave aside f. arka plana atmak
leave out f. hariç bırakmak