kalmak - Türkçe İngilizce Sözlük

kalmak

"kalmak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 53 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kalmak stay f.
Mr. Connor will stay as the manager of this department.
Bay Connor bu bölümün müdürü olarak kalacak.

More Sentences
kalmak abide f.
Go back to that source and abide there.
O kaynağa geri dönün ve orada kalın.

More Sentences
Genel
kalmak lie f.
That lies upon their conscience.
Bu onların vicdanına kalmış bir şey.

More Sentences
kalmak inherited from f.
Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
Tom, büyükbabasından kalan parayla Mary'ye bir nişan yüzüğü aldı.

More Sentences
kalmak survive f.
They are struggling to survive in business.
İşlerinde kalma mücadelesi veriyorlar.

More Sentences
kalmak stand f.
If the candidate countries move in the direction of the EU, then the EU cannot afford to stand still.
Aday ülkeler AB yönünde ilerlerse, AB'nin hareketsiz kalma lüksü yoktur.

More Sentences
kalmak stop f.
It stops short of the actual objective.
Asıl hedefin gerisinde kalıyor.

More Sentences
kalmak exist f.
Directorates-General can currently exist outside the scrutiny of auditors.
Genel Müdürlükler şu anda denetçilerin incelemesi dışında kalabiliyor.

More Sentences
kalmak put up f.
Put up your dukes.
Düklerini kaldır.

More Sentences
kalmak be f.
Both of them, however, held very closely to the time that they were allocated.
Ancak her ikisi de kendilerine tahsis edilen zamana çok sıkı bir şekilde bağlı kalmışlardır.

More Sentences
kalmak flunk f.
I flunked every class related to math.
Matematikle bağlantısı olan her dersten kaldım.

More Sentences
kalmak be left over f.
I drank the milk that was left over from breakfast.
Kahvaltıdan kalan sütü içtim.

More Sentences
kalmak room f.
She is planning to room with another student this semester.
Bu dönem başka bir öğrenciyle beraber kalmayı planlıyor.

More Sentences
kalmak persist f.
Spore forms enter the environment and persist for a long time in the soil.
Spor formları çevreye girer ve toprakta uzun süre kalır.

More Sentences
kalmak leave f.
That would leave about five remaining amendments which I would advise the House to vote down.
Bu durumda geriye, Meclis'in reddetmesini tavsiye edeceğim yaklaşık beş değişiklik kalıyor.

More Sentences
kalmak keep to f.
This commitment must be kept to.
Bu taahhüde sadık kalınmalıdır.

More Sentences
kalmak come to f.
The Member States fall embarrassingly short of the standard when it comes to international aid.
Üye Devletler uluslararası yardım konusunda utanç verici bir şekilde standartların gerisinde kalmaktadır.

More Sentences
kalmak be left f.
There's not much tea left in the pot.
Demlikte fazla çay kalmamış.

More Sentences
kalmak wait f.
I really do not see why their distribution has to wait until the afternoon.
Bunların dağıtımının neden öğleden sonraya kaldığını gerçekten anlamıyorum.

More Sentences
kalmak keep f.
If you love it so much, you can keep it.
Eğer çok seviyorsan, sende kalabilir.

More Sentences
kalmak fail f.
Such participation could not fail to help bring cultures and mentalities closer together.
Bu tür bir katılım, kültürlerin ve zihniyetlerin birbirine yakınlaşmasına yardımcı olmaktan geri kalmayacaktır.

More Sentences
kalmak stay f.
Mr. Connor will stay as the manager of this department.
Bay Connor bu bölümün müdürü olarak kalacak.

More Sentences
kalmak lie f.
That lies upon their conscience.
Bu onların vicdanına kalmış bir şey.

More Sentences
kalmak linger f.
Lingering in refugee camps, their fate attracts no international attention.
Mülteci kamplarında kalan bu insanların kaderi uluslararası alanda ilgi görmüyor.

More Sentences
kalmak hang f.
Allow the other leg to hang free.
Diğer bacağın serbest kalmasına izin verin.

More Sentences
kalmak crash f.
Why don't you crash at my place for a while?
Neden bir süreliğine bende kalmıyorsun?

More Sentences
Teknik
kalmak stay f.
Mr. Connor will stay as the manager of this department.
Bay Connor bu bölümün müdürü olarak kalacak.

More Sentences
kalmak remain f.
The question is, does the Agenda remain constant or does it absorb new factors over the course of time?
Asıl soru şu: Gündem sabit mi kalıyor yoksa zaman içerisinde yeni faktörleri de içine alıyor mu?

More Sentences
Genel
kalmak descend from f.
kalmak rest f.
kalmak refuge f.
kalmak spend time f.
kalmak dwell f.
kalmak continue f.
kalmak tarry f.
kalmak left f.
kalmak hover over f.
kalmak sleep f.
kalmak devolve f.
kalmak cease f.
kalmak fall to f.
kalmak bed f.
kalmak sojourn f.
kalmak bide f.
kalmak leng f.
kalmak haunt f.
kalmak staw f.
kalmak hove [dialect] f.
Öbek Fiiller
kalmak linger on f.
kalmak last out f.
kalmak hang on f.
Eğitim
kalmak dop f.
Argo
kalmak dig f.

"kalmak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kalmak (bir pozisyonda/derecede vb) remain f.
mahsur kalmak be stuck in f.
mahsur kalmak be stuck f.
baki kalmak abide f.
geriye kalmak remain f.
kalmak (sessiz/hareketsiz) remain f.
artmak (kalmak) remain f.
geç kalmak be late f.
maruz kalmak be exposed to f.
merakta kalmak worry f.
bir arada kalmak stick together f.
gündemde kalmak remain popular f.
gündemde kalmak remain relevant f.
Genel
bekar odasında kalmak bed sit i.
pansiyonda kalmak doss i.
cevapsız kalmak remain unanswered i.
çalılıkta hayatta kalmak için gerekli beceriler bushmanship i.
otelde kalmak yerine web sitesi üzerinden anlaşarak başkalarının evinde kalma couchsurfing i.
evrimsel mücadelede sağ kalmak üzere var olan gelecekteki insan superman i.
sınavda kalmak fail in an exam f.
şiddete maruz kalmak be subjected to violence f.
arka planda kalmak keep in the background f.
sadık kalmak stick f.
ayazda kalmak exposed to frost f.
ayazda kalmak be exposed to frost f.
sağ kalmak remain alive f.
hatta kalmak hold the phone line open f.
güçsüz kalmak flag f.
sadık kalmak hold f.
bir şey için kalmak stick around for f.
ağzı bir karış açık kalmak bowl over f.
sadık kalmak (vaade/karara) abide f.
sınavdan kalmak fail an examination f.
hasret kalmak sigh for f.
yatıya kalmak lodge f.
aç açık kalmak lose everything f.
havada asılı kalmak hang in the air f.
sadık kalmak stick by f.
gerisinde kalmak fall astern f.
başarısız kalmak come to nothing f.
çok kısa bir süre kalmak put in an appearance f.
aç kalmak go hungry f.
hayran kalmak be impressed f.
sadık kalmak stand by f.
eskiden kalmak date f.
boş kalmak loaf about f.
sadık kalmak stick to f.
yangın yüzünden sokakta kalmak be burned out f.
berabere kalmak tie f.
fazla kalmak overstay f.
(kararı vermek) (birine) kalmak rest with f.
maruz kalmak impose upon f.
gece kalmak stay overnight f.
üzerinde mutabık kalmak agree on f.
kalmak (gitmesi gerekirken) linger f.
şiddete maruz kalmak be exposed to violence f.
geri kalmak stay behind f.
arada kalmak be mixed up in an affair f.
bir şeyden aşağı kalmak be subordinate to f.
arkada kalmak stay behind f.
bir yerde kalmak (su vb) stand f.
kalmak (misafir olarak) stay f.
uyanık kalmak keep awake f.
cezasız kalmak impunity f.
tadı damağında kalmak (of food or drink) extremely palatable f.
aşağı kalmak fall short of f.
yürürlükte kalmak stand f.
boşlukta kalmak be suspended f.
hayretler içinde kalmak be lost in amazement f.
hayatta kalmak keep alive f.
berabere kalmak draw f.
sınıfta kalmak fail f.
olduğu gibi kalmak remain f.
hasret kalmak pant f.
kursağında kalmak stick in one's gizzard f.
evin içinde kalmak stay in f.
ikmale kalmak have to repeat an examination f.
nöbete kalmak be on call f.
soluk soluğa kalmak gasp f.
altında kalmak be unable to retort f.
bir müddet kalmak stop over f.
kayıtsız kalmak be unconcerned with f.
mahsur kalmak be besieged f.
gerisinde kalmak (bir işin) get behind in f.
ayakta kalmak survive f.
sınavda kalmak fail an exam f.
apışıp kalmak be nonplused f.
geri kalmak hang behind f.
havada kalmak ride f.
kayıtsız kalmak be indifferent to f.
finale kalmak get to the finals f.
evinde kalmak (pansiyoner/kiracı) lodge with f.
hamile kalmak become pregnant f.
mutabık kalmak strike a bargain f.
gözü kalmak hanker after f.
tadı damağında kalmak the flavour (taste) of it still lingers f.
sürüncemede kalmak lengthen out f.
uykusuz kalmak be unable to sleep f.
maruz kalmak be exposed f.
borçlu kalmak remain due f.
boş kalmak lie fallow f.
kalmak (bir kişiden/bir zamandan) come down to f.
birlikte kalmak keep together f.
kardan mahsur kalmak be snowed in f.
sonraya kalmak hinder f.
sınavdan kalmak flunk f.
yalnızca kendi yetenekleriyle idare etmek zorunda kalmak be thrown back on one's own resources f.
kalmak niyetiyle yerleşmek dig in f.
ağzı açık kalmak gape with astonishment f.
geçmişte kalmak linger f.
sel altında kalmak be flooded f.
iki arada bir derede kalmak straddle f.
soluk soluğa kalmak blow f.
aynen kalmak remain f.
enkaz altında kalmak stay under the debris f.
mahlul kalmak revert by escheat f.
ayakta kalmak stand f.
karşı karşıya kalmak encounter f.
mahsur kalmak be marooned on f.
sadık kalmak cling to f.
sadık kalmak be true to f.
kenarda kalmak be forgotten about f.
gölgesinde kalmak be overshadowed f.
bağlı kalmak adhere f.
içeride kalmak keep in f.
formda kalmak keep in form f.
ayakta kalmak (mali açıdan) be afloat f.
nefes nefese kalmak get out of breath f.
atıl kalmak be inactive f.
gerisinde kalmak fall behind f.
pansiyonda kalmak lodge f.
finale kalmak make it to the finals f.
bodur kalmak dwarf f.
asansörde kalmak be stuck in an elevator f.
donup kalmak be petrified with astonishment f.
sözüne sadık kalmak remain true to one's word f.
aç açık kalmak be left homeless f.
kayıtsız kalmak be indifferent f.
geçici olarak kalmak sojourn f.
bağlı kalmak held to f.
boğazında kalmak stick in one's throat f.
hatırı kalmak feel hurt f.
yaya kalmak be stranded f.
şaşırıp kalmak be astonished f.
dışında kalmak stay out of f.
karanlığa kalmak arrive after dark f.
zorunda kalmak be obliged to do f.
mahsur kalmak be marooned f.
arkadaşlarına sadık kalmak remain true to friends f.
sürüncemede kalmak drag on f.