hang - Türkçe İngilizce Sözlük

hang

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hang — Definition

Anlamı ve Tanımı:
asmak, takılmak
Okunuş (IPA):
(AmE /hæŋ/ – BrE /hæŋ/)
Terim Türü:
Fiil: hang (hangs – hung – hung - hanging)
Bir şeyi askıda bırakmayı veya bir yerde vakit geçirmeyi betimler; fiziksel duruş ile sosyal davranışı bağlar. Eski İngilizce hangian kökeni, aşağı doğru sarkma fikrini temel alır.
Eş Anlamlılar:
suspend, linger
Zıt Anlamlılar:
remove

"hang" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
hang f. asmak
After three days, the deputies who had hanged the robber returned the town.
Üç gün sonra, soyguncuyu asan şerif yardımcıları kasabaya geri döndü.

More Sentences
Genel
hang f. takmak
I tried hanging the door on my own, but I couldn't do it properly.
Kapıyı kendi başıma takmayı denedim ama düzgün yapamadım.

More Sentences
hang f. asılı olmak
The dining room was hung with family photos.
Yemek odasına aile fotoğrafları asılıydı.

More Sentences
hang f. sarkıtmak
She hung the cage from the eaves.
Kafesi saçaktan sarkıttı.

More Sentences
hang f. asmak
After three days, the deputies who had hanged the robber returned the town.
Üç gün sonra, soyguncuyu asan şerif yardımcıları kasabaya geri döndü.

More Sentences
hang f. bağlı olmak
On our success will hang the future of the European social model too.
Avrupa sosyal modelinin geleceği de bizim başarımıza bağlı olacaktır.

More Sentences
hang f. asılı durmak
My graduation photograph was hanging on the wall.
Mezuniyet fotoğrafım duvarda asılı duruyordu.

More Sentences
hang f. dayanmak
Hang in there, guys.
Dayanın çocuklar.

More Sentences
hang f. sallanmak
When you hang from a gibbet for the sport of your own crows we shall have peace.
Kendi kargalarınız eğlensin diye darağacında sallandığınızda sulha kavuşacağız.

More Sentences
hang f. sarkmak
The side mirrors of the old car hung from its sides.
Eski arabanın yan aynaları yanlarından sarkıyordu.

More Sentences
hang f. asılmak
When you hang from a gibbet for the sport of your own crows we shall have peace.
Kendi kargalarınızın eğlenmesi için darağacına asıldığınızda huzura ereceğiz.

More Sentences
hang f. eğmek
That is a total disgrace, about which we should hang our heads in shame.
Bu, utanç içinde başımızı öne eğmemiz gereken koca bir rezalettir.

More Sentences
hang f. sallanmak
When you hang from a gibbet for the sport of your own crows we shall have peace.
Kendi kargalarınız eğlensin diye darağacında sallandığınızda sulha kavuşacağız.

More Sentences
hang f. (birileriyle) takılmak
He’s hanging with Jeremy in the backyard.
Jeremy ile arka bahçede takılıyorlar.

More Sentences
hang f. kalmak
Allow the other leg to hang free.
Diğer bacağın serbest kalmasına izin verin.

More Sentences
hang f. sergilenmek
After his death, his paintings were hung in the museum.
Ölümünden sonra tabloları müzede sergilendi.

More Sentences
hang f. (vücuda) uymak
The argument does not, then, hang together in this respect.
O halde argümanlar bu açıdan birbirine uymuyor.

More Sentences
Hukuk
hang f. asmak
After three days, the deputies who had hanged the robber returned the town.
Üç gün sonra, soyguncuyu asan şerif yardımcıları kasabaya geri döndü.

More Sentences
Teknik
hang f. asılı durmak
My graduation photograph was hanging on the wall.
Mezuniyet fotoğrafım duvarda asılı duruyordu.

More Sentences
hang f. asılmak
When you hang from a gibbet for the sport of your own crows we shall have peace.
Kendi kargalarınızın eğlenmesi için darağacına asıldığınızda huzura ereceğiz.

More Sentences
Bilgisayar
hang s. asılı
Now, just before the vote, there are still numerous posters hanging on the walls.
Şimdi, oylamadan hemen önce, duvarlarda hala çok sayıda poster asılı.

More Sentences
Genel
hang i. sarkma
hang i. kullanılış tarzı
hang i. anlam
hang i. duruş
hang i. asılış
hang i. mana
hang i. döküm
hang i. iğrenme ifadesi
hang i. aşağı doğru meyil
hang i. bir şeyin asılma şekli
hang i. gevşeme
hang i. asılı bırakma
hang i. aşağı doğru kıvrıklık
hang i. aşağı doğru düşüş
hang f. duvar kağıdı kaplamak
hang f. sallandırmak
hang f. yapışmak
hang f. ipe çekmek
hang f. kaplamak
hang f. eğilmek
hang f. yapıştırmak
hang f. adam asmak
hang f. ertelemek
hang f. bağlanmak
hang f. eğmek (başını)
hang f. idam etmek
hang f. batmak
hang f. asarak idam etmek
hang f. tutturmak
hang f. adalete teslim etmek
hang f. ceza olarak kötü eylemlere maruz bırakmak
hang f. serbestçe hareket edecek şekilde bir yere sabitlemek
hang f. oltayla balık tutmak
hang f. yumruk atmak
hang f. tamamen boşlamak
hang f. sallanarak durmak
hang f. düşecekmiş gibi durmak
hang f. asılı, ekli veya eğimli şeyleri desteklemek
hang f. destek almak için tutunmak
hang f. takip etmek
hang f. külfetli olmak
hang f. ağırlığıyla ezmek
hang f. kararsız olmak
hang f. emin olmamak
hang f. muallakta kalmak
hang f. gecikmek
hang f. iki şeyin arasında kalmak
hang f. dikkat kesilmek
hang f. boş gezmek
hang f. oyalanmak
hang f. yükü aşağıdaki taraf boşluk bırakacak şekilde bir tarafa sıkıştırmak
hang f. (top) beklenmedik şekilde geri tepmek
hang f. (atılan top) istendiği gibi düşmemek
hang f. (yarış atı) maksimum hızının altında koşmak
hang f. yetişmek
hang f. (oyun, yarış) berabere kalmak
hang f. etrafına bir şeyler asarak dekore etmek
hang f. asılarak ölmek
hang f. sımsıkı tutunmak
hang f. düşmek
hang f. inmek
hang f. düşürmek
hang f. yavaşça geçmek
hang f. ısrar etmek
hang f. yapışmak
hang f. sıkıca tutmak
hang f. adalete teslim etmek
hang f. cezalandırmak için kötülük yapmak
hang f. yaftalamak
hang f. hücum etmek
hang f. ikinci dereceden alakalı olmak
hang f. devam ettirmek
hang f. sürdürmek
hang f. sürüncemede kalmak
hang f. (oyunda veya yarışta) yakalamak
hang f. durumu eşitlemek
hang f. yavaşça infilak etmek
hang f. duvara (duvar kağıdı) yapıştırmak
hang f. askıda bırakmak
hang f. sebat etmek
hang f. tam oturmak
hang f. beyzbol topuna düzgün falso verememek
hang f. (arabayla, bisikletle) dönmek
Irregular Verb
hang f. hung - hung
hang f. hanged/hung - hanged/hung
Konuşma Dili
hang i. yapış biçimi
hang i. kullanma yöntemi
hang i. önem
hang i. değer
hang i. asgari düzeyde ilgi
hang i. kavrama
hang i. kavrayış
hang f. bir yere dönüş yapmak
hang f. birine lakap takmak
hang f. birisinin düşüncesine takılıp kalmak
Hukuk
hang f. asarak idam etmek
hang f. asmak suretiyle infaz etmek
hang f. oy birliğiyle karar alamayarak jüriyi çıkmaza sokmak
Teknik
hang f. duvara yapıştırmak
hang f. asılı kalacak şekilde monte etmek
Bilgisayar
hang i. giriş araçlarından gelen yanıtın kesilmesi
hang f. giriş aygıtlarının çalışmaması için (bilgisayar sistemini) durdurmak
hang f. giriş araçlarına yanıt vermeyi durdurmak
Tekstil
hang f. eteğin ucunu giyildiğinde düzgün ve uygun bir yükseklikte duracak şekilde ayarlamak
hang f. kumaşla kaplamak
hang f. (kıyafet) dökülmek
Trafik
hang f. araba kullanırken dönüş yapmak
Denizcilik
hang i. çalım
hang i. rüzgarın değişmesiyle rotayı kaybetme
hang i. yana yatma
Mutfak
hang f. (av etini) dinlendirmek
Askeri
hang f. kapak takımını geride tutmak
hang f. rötar yapmak
hang f. ertelenmek
Spor
hang i. cimnastikte paralel çubukta asılı kalma hareketi
Beysbol
hang f. başarısız olacak şekilde atış yapmak
Satranç
hang f. (taşı) askıda bırakmak
hang f. rakip taşın yemesine açık hale getirmek
Sanat
hang f. sergilemek
hang f. (resmi) galeride sergilemek
Müzik
hang i. bir müzik aleti
hang i. kucağa yerleştirilip el yordamıyla çalınan bir perküsyon enstrümanı
hang i. idyofon
Matbaa
hang f. (paragrafı) asılı girinti ile dizayn etmek
Argo
hang i. küfür
hang i. ehemmiyet
hang f. lanetlenmek
hang f. sövmek
hang f. lanet etmek

"hang" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
hang-man i. adamasmaca
hang-up i. takıntı
hang-glider i. planörle uçan kimse
lever hang i. halkalarla yapılan vücudun yatay pozisyonda olduğu bir hareket
hang-up i. kaygı
hang-by i. asalak
hang-up i. kesilirken bir ağaca takılıp kalmış ağaç
hang-up i. (duvar, tavan gibi) bir yere tutturulabilen şey
hang-up i. gelişimi sekteye uğratan şey
hang-up i. armatür
hang-up i. psikolojik sorun
hang-up i. yolda bulunan (ağaç kütüğü gibi) engel
hang-up i. engel
hang-up i. bir yere takılabilen dekor
hang-by i. beleşçi
hang-on i. bir yüzeye veya nesneye kolayca takılan şey
hang-up i. mani
hang-up i. engel
hang-up i. duygusal problem
reverse hang i. ters asılma
hang on f. sallanmak
hang up f. telefonu kapamak
hang on to f. sıkı tutunmak
hang up on someone f. telefonu suratına kapatmak
hang someone in effigy f. protesto olarak sevilmeyen birinin kuklasını asmak
get the hang of f. anlamak
hang about f. aylak aylak dolaşmak
hang on f. katlanmak
hang on f. sıkı tutmak
hang on f. bağlı olmak
hang in the balance f. muallakta olmak
hang up f. sermek
hang up f. kapamak
hang around f. beklemek
hang together f. birlikte takılmak
get the hang of f. kavramak
hang down f. asılmak
hang up in someone's ear f. telefonu yüzüne kapatmak
hang on f. ısrar etmek
hang out f. oturmak
hang back f. çekinmek
hang in the balance f. nazik bir durumda olmak
hang up f. için yanıp tutuşmak
hang up f. telefonu kapatmak
hang up f. asmak
hang in the balance f. tehlikede olmak
hang out f. oyalanmak
hang up f. elbise asmak
hang on f. dayanmak
hang in the balance f. karara bağlanmamış olmak
hang on somebody's words f. ağzının içine bakmak
hang down f. sarkmak
get the hang of f. usulünü öğrenmek
hang back f. duraksamak
hang on somebody's lips f. ağzının içine bakmak
hang out the laundry f. çamaşır asmak
hang over f. devam etmek
hang about f. sallanmak
hang out f. asmak
hang onto f. tutmaya çalışmak
hang on f. asılmak
hang back f. geri kalmak
hang out f. çamaşır asmak
hang back f. tereddüt etmek
hang up f. çamaşır asmak
hang about f. beklemek
hang out f. vakit öldürmek
hang around f. oyalanmak
hang over f. üstüne gelmek
hang over f. eğilmek
get the hang of f. havasına girmek
hang around f. sallanmak
hang on f. takmak
hang back f. gönülsüz olmak
hang over f. abanmak
hang about f. dolanmak
hang on f. tutunmak
hang fire f. geri kalmak
hang about f. gezinmek
hang on to f. yapışmak
hang over f. sürmek
hang down f. ağmak
hang out f. takılmak
hang up in someone's ear f. telefonu suratına kapatmak
get the hang of f. esasını kavramak
hang on f. sarılmak
hang by a thread f. risk altında olmak
hang around f. gezinmek
hang oneself f. kendini asmak
hang behind f. geri kalmak
hang down f. sarkıtmak
hang out f. sürtmek
hang around f. aylak aylak dolaşmak
hang in the air f. havada asılı kalmak
hang down f. sallanmak
hang poster f. poster asmak
hang on somebody's words f. ağzı açık dinlemek
hang out f. sarkmak
let something hang down f. sarkıtmak
hang up on someone f. telefonu yüzüne kapatmak
hang about f. oyalanmak
hang on f. germek
hang back f. sakınmak
hang on f. asılı durmak
hang on f. asmak
hang back f. geri durmak
let it all hang out f. boşlamak
let it all hang out f. koyvermek
let it all hang out f. rahatlamak
let it all hang out f. gevşemek
let it all hang out f. kendini koyvermek
hang on someone's every word f. can kulağıyla dinlemek
hang on somebody's lips f. can kulağıyla dinlemek
hang up f. ertelemek
hang out of (a window/balcony) f. dışarı sarkmak
hang on the wall f. duvara asmak
hang from the ceiling f. tavandan sarkmak (lamba/ampul vb)
hang up high f. yükseğe asmak
hang one's head f. başını eğmek
hang one's head f. başını öne eğmek
hang out a sign f. tabela asmak
hang banner f. pankart asmak
hang up f. -i çok beğenmek
hang up f. -e kafasını takmak
get the hang of f. -in usulünü öğrenmek
get the hang of f. -in havasına girmek
get the hang of f. -in esasını kavramak
hang up f. -e bayılmak
hang up f. -e tutulmak
get the hang of f. -i anlamak
get the hang of f. -i kavramak
hang around f. sürtmek
hang on f. yapışmak
hang on f. tutmak
hang around f. başıboş gezerek oyalanmak
hang about f. sürtmek
hang on f. beklemek
hang about f. başıboş gezerek oyalanmak
get the hang of f. nasıl yapılacağını öğrenmek
get the hang of f. nasıl yapıldığını öğrenmek
get the hang of f. püf noktasını öğrenmek
get into the hang of f. yapma alışkanlığı kazanmak
get into the hang of f. alışkanlık kazanmak
get into the hang of f. alışmak
get the hang of f. işi kavramak
let it all hang out f. kafa dağıtmak
hang up f. meşgule almak
hang out laundry f. çamaşır asmak
hang a painting on a wall f. duvara tablo asmak
hang a picture on a wall f. duvara tablo asmak