rest - Türkçe İngilizce Sözlük

rest

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

rest — Definition

Anlamı ve Tanımı:
dinlenme, geri kalan
Okunuş (IPA):
(AmE /rɛst/ – BrE /rɛst/)
Terim Türü:
İsim: rest (rests); Fiil: rest (rests – rested – resting)
Fiziksel ya da zihinsel yorgunluğun giderilmesini veya bir bütünün artakalan kısmını tanımlayan çok anlamlı bir sözcüktür. Eski İngilizce ræst kökünden evrilmiş ve durma, ara verme fikrini korumuştur. Sağlık, müzik ve gündelik dilde toparlanma ya da kalan unsur bağlamında değerlendirilir.
Eş Anlamlılar:
repose, remainder
Zıt Anlamlılar:
activity

"rest" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 111 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
rest i. dinlenme
This also applies to the daily rest periods and the short breaks.
Bu durum günlük dinlenme süreleri ve kısa molalar için de geçerlidir.

More Sentences
rest i. istirahat
She went to her room for her afternoon rest.
Öğleden sonra istirahatini yapmak üzere odasına çekildi.

More Sentences
rest f. dinlendirmek
It is recommended to lie on your left side to better rest your vital organs.
Hayati organlarınızı daha iyi dinlendirmek için sol tarafınıza yatmanız tavsiye edilir.

More Sentences
rest f. dinlenmek
Why don't you sit down and rest for a while?
Neden oturup biraz dinlenmiyorsun?

More Sentences
rest i. kalan
Genel
rest i. mola
We took a short rest on the way.
Yolda kısa bir mola verdik.

More Sentences
rest i. gerisi
Member States must do the rest.
Gerisini Üye Devletler yapmalıdır.

More Sentences
rest i. uyku
Meditation creates the ideal conditions for a good night’s rest.
Meditasyon, iyi bir gece uykusu için ideal koşulları yaratır.

More Sentences
rest i. oturma
It is on that foundation that any common European defence policy must rest.
Herhangi bir ortak Avrupa savunma politikası bu temel üzerine oturmalıdır.

More Sentences
rest i. huzur
Under the shadow of the Cross is rest and peace.
Çarmıh'ın gölgesi altında huzur ve esenlik vardır.

More Sentences
rest i. geri kalan
You are advised to rest at home for the remainder of the day.
Günün geri kalanında evde dinlenmeniz tavsiye edilir.

More Sentences
rest f. rahatlamak
That would be a great help in setting our minds at rest.
Bu, zihinlerimizi rahatlatmak için büyük bir yardımcı olacaktır.

More Sentences
rest f. ölmek
He knew that Dudian and the rest would die.
Dudian ve diğerlerinin öleceğini biliyordu.

More Sentences
rest f. yaslamak
She rested her head on his shoulder.
Başını onun omzuna yasladı.

More Sentences
rest f. durmak
There is no rest for the weary.
Durmak yok yola devam.

More Sentences
rest f. dayamak
Mary pulled her knees up to her chest and rested her chin on them.
Mary dizlerini göğsüne doğru çekti ve çenesini onlara dayadı.

More Sentences
rest f. yaslanmak
If you sit back and rest, you will feel much better.
Arkanıza yaslanıp dinlenirseniz, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz.

More Sentences
rest f. rahat etmek
I won't rest until I find the person who did this.
Bunu yapan kişiyi bulana kadar rahat etmeyeceğim.

More Sentences
rest f. nefes almak
Take three slow breaths, rest, and repeat 8 times.
Üç yavaş nefes alın, dinlenin ve 8 kez tekrarlayın.

More Sentences
rest f. oturmak
And the ark rested in the seventh month, on the seventeenth day of the month, upon the mountains of Ararat.
Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde, Ararat dağlarının üzerine oturdu.

More Sentences
rest f. koymak
She rested her hands on her lap and looked up at me.
Ellerini kucağına koydu ve bana baktı.

More Sentences
rest f. dayanmak
They are fighting for the future of Scottish fisheries and the final decision ultimately rests at their doors, not ours.
İskoç balıkçılığının geleceği için mücadele ediyorlar ve nihai karar neticede onların kapısına dayanıyor, bizim değil.

More Sentences
rest f. dinlenmek
Why don't you sit down and rest for a while?
Neden oturup biraz dinlenmiyorsun?

More Sentences
rest f. istirahat etmek
After nose surgery is completed, it should be rested at home.
Burun ameliyatı tamamlandıktan sonra evde istirahat edilmelidir.

More Sentences
rest f. ebedi istirahatte olmak
Muhammad Ali had chosen his hometown as his final resting place.
Muhammed Ali ebedi istirahat yeri olarak memleketini seçmişti.

More Sentences
Spor
rest i. dinlenme
This also applies to the daily rest periods and the short breaks.
Bu durum günlük dinlenme süreleri ve kısa molalar için de geçerlidir.

More Sentences
rest f. dinlenmek
Why don't you sit down and rest for a while?
Neden oturup biraz dinlenmiyorsun?

More Sentences
Müzik
rest i. es
Rudy's part starts after a two-second rest.
Rudy'nin bölümü iki saniyelik esten sonra başlıyor.

More Sentences
Genel
rest i. mezar
rest i. dayanak
rest i. geri
rest i. sükün
rest i. artık
rest i. dinlenme yeri
rest i. asayiş
rest i. kalıntı
rest i. artan
rest i. bakiye
rest i. erinç
rest i. paydos
rest i. ölüm
rest i. sükun
rest i. tatil
rest i. kalan
rest i. misafirhane
rest i. yatma
rest i. sükunet
rest i. dinginlik
rest i. durak
rest i. barınak
rest i. diğerleri
rest i. tazelenmiş güç
rest i. mesken
rest i. geri kalanlar
rest i. yenilenmiş enerji
rest f. güvenmek
rest f. ebedi istirahatta olmak
rest f. uzanmak
rest f. soluk almak
rest f. mola vermek
rest f. kalmak
rest f. çıkarmak
rest f. yatmak
rest f. uyumak
rest f. dikmek (bakış)
rest f. gömülü olmak
rest f. olmaya devam etmek
rest f. soluklanmak
rest f. oturtmak
rest f. dayandırmak
rest f. tatmin olmak
rest f. hoşnut olmak
rest f. razı olmak
rest f. katlanmak
rest f. ses çıkarmamak
rest s. geriye kalan
Ticaret/Ekonomi
rest i. geri kalan miktar
rest s. artan
rest s. bakiye
rest s. kalan
Hukuk
rest f. (hukuk davasında) kendi üzerine düşeni tamamlamak
Teknik
rest i. hareketsizlik
rest i. yuva
rest i. destek olarak kullanılan araç
rest i. ortaçağ zırhlarında göğsün yanındaki mızrağı destekleyen bölüm
rest f. istinat etme
Mekanik
rest i. makinede kesici takımı destekleyen ve sabit tutan kısım
Medikal
rest i. ameliyat sırasında istenen bölümü yükseltmede kullanılan sert ama esnek yastık
Diş Hekimliği
rest i. kısmi protezin destek dişe yaslanarak kancayı sabit tutan bölümü
Gıda
rest f. dinlendirmek (şarap vb)
Mutfak
rest f. (içindeki glütenin azalması için hamuru) serin bir yere koymak
Fizik
rest s. durağan
rest s. hareketsiz
Biyoloji
rest i. gelişim sürecinde yanlış yere yerleşmiş olan canlı embriyo hücresi kümesi
Tarım
rest f. nadasa bırakılmak
Edebiyat
rest i. şiir dizesinde görülen kısa duraklama
rest i. dize durağı
Askeri
rest i. (topçu sınıfında) atışı durdur emri
Silah/Atıcılık
rest i. destek
rest i. mesnet
Spor
rest i. buz
rest i. kompres
rest i. kompres ve yüksekte tutma
rest i. yüksekte tutma ve teşhis
rest i. zor vuruşlarda istekayı desteklemek için kullanılan özel sopa
rest i. (eski kullanımda) teniste set veya oyun
rest i. tekrar eden bir dizi geri vuruş (tenis)
rest i. topa kesintisiz geri vurulan süre
Müzik
rest i. durak
rest i. pan flüte benzer tasarımlı bir arma
rest i. esi ve es süresini ifade eden işaret veya sembol

"rest" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Coğrafya
reşt rasht i.
reşt resht i.

"rest" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
take a rest f. dinlenmek
Genel
day of rest i. tatil günü
the rest i. kalanlar
the rest i. artan
rest home i. dinlenme evi
rest cure i. yatak istirahati
rest center i. dinlenme merkezi
the rest i. geri kalan
rest home i. huzurevi
rest room i. wc
rest home i. yaşlılar yurdu
rest room i. dinlenme odası
the rest i. bundan sonrası
rest house i. pansiyon
rest harrow i. kayışkıran
rest house i. misafirhane
rest room i. tuvalet
rest house i. mola yeri
work rest cycles i. çalışma dinlenme dönemleri
the rest i. kalan miktar
bed rest i. yatak istirahati
rest area i. arabaların kısa süreli duraklama yapabilecekleri cep
rest stop i. arabaların kısa süreli duraklama yapabilecekleri cep
the rest of i. geri kalan kısmı
eternal rest i. ebedi istirahat
rest area i. konaklama tesisi
rest stop i. konaklama tesisi
rest home i. misafirhane
longed-for rest i. ölüm
rest-room i. tuvalet
rest-room i. hela
rest day i. istirahat günü
neck rest i. boyunluk
above the rest i. diğerlerinden üstün
coffin rest i. musalla taşı
rest areas i. dinlenme alanları
in the rest of the game i. oyunun geri kalanında
bed rest i. yatakta tedavi
book rest i. kitap altlığı
knife-rest i. bıçak altlığı
rest of the match i. maçın geri kalanı
rest of the game i. oyunun geri kalanı
rest of the city i. şehrin geri kalanı
rest of the population i. nüfusun geri kalanı
rest of the family i. ailenin geri kalanı
rest of the payment i. ödemenin geri kalanı
rest of the country i. ülkenin geri kalanı
rest of the game i. maçın geri kalanı
rest of the world i. dünyanın geri kalanı
the rest of the tour i. turnenin kalanı
the rest of my family i. ailemin geri kalanı/kalanını
three-day rest i. üç günlük istirahat
8-hour period for rest i. sekiz saatlik dinlenme süresi/dönemi
rest of the story i. hikayenin geri kalanı
rest of amount i. kalan miktar/meblağ/bakiye
winter rest i. kış uykusu
eternal rest i. ebedi uyku
rest break i. ara dinlenme
rest of civilization i. uygarlığın geri kalanı
spoon rest i. kaşıklık
r&r (rest&relaxation) i. dinlenme ve rahatlama
wrist rest i. klavye bilek desteği
knife rest i. bıçak standı
knife rest i. bıçak altlığı
knife rest i. bıçaklık
the rest of the weekend i. hafta sonunun geri kalanı
the rest i. kalan kısım
the rest i. artanlar
rest cure i. sorunsuz dönem
rest period i. dinlenme molası
rest house i. posta yolu üzerindeki yolcuların konaklayabileceği ev
rest cure i. basit görev
rest on one's laurels f. kazanılan şöhretle yetinmek
retire to rest f. uyumaya gitmek
have a rest f. soluklanmak
set somebody's mind at rest f. rahatlatmak
set somebody's mind at rest f. yüreğine su serpmek
rest assured f. emin olmak
lay to rest f. gömmek
rest with f. (kararı vermek vb) düşmek
rest on f. gözünü ayırmamak
take a rest f. dinlenmek
put somebody's mind at rest f. yüreğine su serpmek
be at rest f. hareket etmemek
rest against f. dayanmak
set someone's mind at rest f. birini rahatlatmak
rest on f. bağlı olmak
rest on f. dayanmak
rest with f. (kararı vermek) (birine) kalmak
allow rest f. oturtmak
lay to rest f. örtbas etmek
come to rest f. durmak
lay someone to rest f. cenazeyi toprağa vermek
lay something to rest f. nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak
be at rest f. çalışmamak
rest with f. elinde olmak
rest on f. güvenmek
rest on one's laurels f. rehavete kapılmak
rest on one's oars f. ağırdan almak
let rest f. dinlendirmek
have a rest f. soluk almak
have rest f. uyumak
take a rest f. istirahat etmek
put something to rest f. nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak
leave something to rest f. dinlenmeye bırakmak
be at rest f. hareketsiz olmak
rest against f. yaslanmak
set someone's mind at rest f. birinin kuşkularını ortadan kaldırmak
pay the rest f. kalanı ödemek
take something to rest f. dinlenmeye almak
get rest f. yorgunluk atmak
get rest f. dinlenmek
set someone's mind at rest f. içine su serpmek
rest in peace f. nur içinde yatmak
rest the dough f. hamuru dinlendirmek
leave the rest to god f. allah'a havale etmek
leave the rest to god f. allah'a bırakmak
leave the rest to allah f. allah'a bırakmak
leave the rest to allah f. allah'a havale etmek
rest against f. -e dayanmak
rest upon f. -e dayalı olmak
rest against f. -e dayamak
rest on f. -e dayalı olmak
rest on f. -e dayanmak
rest against f. -e dayalı olmak
rest on f. -e dayamak
rest upon f. -e dayanmak
rest with f. -e kalmak
rest on f. -e koymak
rest on f. -e yaslamak
rest against f. -e yaslamak
rest on one's laurels f. kazandıklarıyla yetinmek
rest on one's laurels f. kazandıklarını geliştirmeden korumaya çalışmak
rest on one's laurels f. kazancının üzerine yatmak
rest one's case f. davanın tüm delillerini sunduğunu belirtmek
rest one's case f. işlenen konunun anlatımını bitirmek
rest one's case f. konuyu sonlandırmak
rest assured f. müsterih olmak
rest one's head f. kafasını dinlemek
rest one's head f. kafa dinlemek
get a good rest f. iyice dinlenmek
have some rest f. biraz dinlenmek
leave the rest to god f. gerisini tanrıya bırakmak
be on bed rest f. yatak istirahatinde olmak
need professional care for the rest of one's life f. hayatının geri kalan kısmında profesyonel bakıma ihtiyaç duymak
be paralyzed from the waist down for the rest of one's life f. hayatının geri kalanı boyunca belden aşağısı felç olarak kalmak
rest one’s eyes f. gözlerini dinlendirmek
get plenty of rest f. bol bol dinlenmek
get plenty of rest f. bir hayli dinlenmek
handle the rest f. geri kalanı halletmek