| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | stick i. | sopa | ||
|
Until now we have used more stick than carrot. Şimdiye kadar havuçtan çok sopa kullandık. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | stick i. | çubuk | ||
|
The children made a tiny raft from sticks. Çocuklar çubuklardan minik bir sal yaptılar. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | stick f. | saplamak | ||
|
He stuck his knife into the tree. Bıçağını ağaca sapladı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | stick f. | yapışmak | ||
|
Metal springs were sticking through the couch cushions. Metal yaylar kanepenin minderlerine yapışmıştı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | stick f. | yapıştırmak | ||
|
You can stick your own business card on the wall and pick the one that is of interest to you. Kendi kartvizitinizi duvara yapıştırabilir ve ilginizi çekeni seçebilirsiniz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | stick f. | batırmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | stick i. | kol | ||
|
Slowly push the stick forward to descend. Alçalmak için kolu yavaşça ileri itin. More Sentences |
||||
| Genel | stick i. | değnek | ||
|
Speak softly and carry a big stick. Aba altından değnek göster. More Sentences |
||||
| Genel | stick i. | baston | ||
|
My grandfather used a wooden walking stick. Büyükbabam tahta bir baston kullanırdı. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | sadık kalmak | ||
|
But it will not be a tragedy if we fail to stick precisely to 2004 as the accession date. Ancak katılım tarihi olarak 2004'e tam olarak sadık kalamazsak bu bir trajedi olmayacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | dayanmak | ||
|
She can't stick the sight of blood. Kan görmeye dayanamıyor. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | takılıp kalmak | ||
|
It’s easy to get stuck in your mistakes. Hatalarınıza takılıp kalmak kolaydır. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | sokmak | ||
|
When I looked curiously at him, he realized he’d stuck his foot in his mouth. Merakla ona baktığımda ayağını ağzına soktuğunu fark etti. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | ayrılmamak | ||
|
We'll stick together. Birbirimizden ayrılmayacağız. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | koymak | ||
|
Could you stick this cake in the fridge? Bu pastayı buzdolabına koyabilir misin? More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | sıkışmak | ||
|
I can't open this jar; the lid is stuck. Bu kavanozu açamıyorum; kapağı sıkışmış. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | takılmak | ||
|
It was one of the sticking points in the discussion of the guidelines for the health fund. Sağlık fonuna ilişkin kılavuz ilkelerin tartışılmasında takıldığımız noktalardan biriydi. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | uzatmak | ||
|
Then I learned to stick my hand out. Daha sonra elimi uzatmayı öğrendim. More Sentences |
||||
| Genel | stick f. | yapıştırmak | ||
|
You can stick your own business card on the wall and pick the one that is of interest to you. Kendi kartvizitinizi duvara yapıştırabilir ve ilginizi çekeni seçebilirsiniz. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | stick f. | sırtına yüklemek | ||
|
Even though Tom had promised to pay, he stuck Mary with the bill. Tom ödemeye söz vermiş olmasına rağmen faturayı Mary'nin sırtına yükledi. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | stick i. | çubuk | ||
|
The children made a tiny raft from sticks. Çocuklar çubuklardan minik bir sal yaptılar. More Sentences |
||||
| Teknik | stick i. | sopa | ||
|
Until now we have used more stick than carrot. Şimdiye kadar havuçtan çok sopa kullandık. More Sentences |
||||
| Teknik | stick f. | yapışmak | ||
|
Metal springs were sticking through the couch cushions. Metal yaylar kanepenin minderlerine yapışmıştı. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | stick i. | çubuk | ||
|
The children made a tiny raft from sticks. Çocuklar çubuklardan minik bir sal yaptılar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | stick i. | çam yarması | ||
| Genel | stick i. | çıta | ||
| Genel | stick i. | cirit | ||
| Genel | stick i. | engel (yarış) | ||
| Genel | stick i. | kumpas | ||
| Genel | stick i. | sap | ||
| Genel | stick i. | hödük | ||
| Genel | stick i. | dal parçası | ||
| Genel | stick i. | ağaç | ||
| Genel | stick i. | çomak | ||
| Genel | stick i. | ince dal | ||
| Genel | stick i. | tokmak | ||
| Genel | stick i. | direk | ||
| Genel | stick i. | vites kolu | ||
| Genel | stick i. | tahta | ||
| Genel | stick i. | asa | ||
| Genel | stick i. | esrarlı sigara | ||
| Genel | stick i. | parça (mobilya için) | ||
| Genel | stick i. | art arda atılan bombalar | ||
| Genel | stick i. | uçaktan art arda atlayan askerler | ||
| Genel | stick i. | kazık | ||
| Genel | stick i. | kalas | ||
| Genel | stick i. | tomruk | ||
| Genel | stick i. | kütük | ||
| Genel | stick i. | (silah olarak kullanılan) ahşap sopa | ||
| Genel | stick i. | zorunluluk | ||
| Genel | stick i. | yükümlülük | ||
| Genel | stick i. | insanın üzerine yapışan şey | ||
| Genel | stick i. | falaka | ||
| Genel | stick i. | değnek ile vurma | ||
| Genel | stick i. | çubuk ile vurma | ||
| Genel | stick i. | sopa ile vurma | ||
| Genel | stick i. | (bir mesleği temsil eden) cop | ||
| Genel | stick i. | baton | ||
| Genel | stick i. | orkestra şefi | ||
| Genel | stick i. | cop/baton taşıma yetkisi bulunan kimse | ||
| Genel | stick i. | kargı | ||
| Genel | stick i. | tütün kurutma kamışı | ||
| Genel | stick i. | bölüm | ||
| Genel | stick i. | kısım | ||
| Genel | stick i. | taraf | ||
| Genel | stick i. | (bina) yüz | ||
| Genel | stick i. | çetele çubuğu | ||
| Genel | stick i. | şamdan | ||
| Genel | stick i. | mumluk | ||
| Genel | stick i. | çubuk kadar miktar | ||
| Genel | stick i. | bir sopanın tutabileceği miktar | ||
| Genel | stick i. | (sütunda) iki inçlik yer kaplayan baskı harfi | ||
| Genel | stick i. | iki inçlik baskı harfi ile yazılmış nüsha | ||
| Genel | stick i. | dolma kalem | ||
| Genel | stick i. | birey | ||
| Genel | stick i. | kimse | ||
| Genel | stick i. | kişi | ||
| Genel | stick i. | çığırtkan | ||
| Genel | stick i. | değnekçi | ||
| Genel | stick i. | karnavalda ortamı canlı tutan kimse | ||
| Genel | stick i. | çalılık arazi | ||
| Genel | stick i. | alt lig | ||
| Genel | stick i. | bahçe | ||
| Genel | stick i. | avlu | ||
| Genel | stick f. | çıkıntı yapmak | ||
| Genel | stick f. | çakılıp kalmak | ||
| Genel | stick f. | alıkoymak | ||
| Genel | stick f. | kar tutmak | ||
| Genel | stick f. | tutturmak | ||
| Genel | stick f. | bulaşmak | ||
| Genel | stick f. | çekinmek | ||
| Genel | stick f. | tutmak | ||
| Genel | stick f. | dayanışmak | ||
| Genel | stick f. | delmek | ||
| Genel | stick f. | bıçaklamak | ||
| Genel | stick f. | çıkmak | ||
| Genel | stick f. | çıkamamak | ||
| Genel | stick f. | şaşırtmak | ||
| Genel | stick f. | geçirmek | ||
| Genel | stick f. | çakmak | ||
| Genel | stick f. | takmak | ||
| Genel | stick f. | iğnelemek | ||
| Genel | stick f. | hançerlemek | ||
| Genel | stick f. | saplanıp kalmak | ||
| Genel | stick f. | bırakmamak | ||
| Genel | stick f. | kandırmak | ||
| Genel | stick f. | katlanmak | ||
| Genel | stick f. | saplanmak | ||
| Genel | stick f. | hayret uyandırmak | ||
| Genel | stick f. | şaşkınlık uyandırmak | ||
| Genel | stick f. | hayret ettirmek | ||
| Genel | stick f. | -e dayanmak | ||
| Genel | stick f. | -e koymak | ||
| Genel | stick f. | -e sokmak | ||
| Genel | stick f. | -e tahammül etmek | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | stick f. | stuck - stuck | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | stick f. | suçlamak | ||
| Konuşma Dili | stick f. | mesuliyet yüklemek | ||
| Konuşma Dili | stick f. | zan altında bırakmak | ||
| Konuşma Dili | stick f. | sorumluluk yüklemek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | stick i. | bum ucu | ||
| Teknik | stick f. | kaynamak | ||
| Teknik | stick f. | tutukluk yapmak | ||
| Teknik | stick f. | yapıştırarak bağlamak | ||
| Televizyon | ||||
| Televizyon | stick i. | stik | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | stick i. | levye | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | stick i. | levye | ||
| Havacılık | stick i. | uçak lövyesi | ||
| Havacılık | stick i. | uçak kumanda çubuğu | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | stick i. | meşrubata eklenen alkollü likör | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | stick i. | cam çubuk | ||
| Kimya | stick i. | sırık | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | stick i. | yenebilir bitki sapı/kökü | ||
| Botanik | stick i. | kurumuş bitki sapı | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | stick i. | sırık | ||
| Tarım | stick i. | aşılık filiz | ||
| Tarım | stick i. | göz aşısı kabuğu | ||
| Ormancılık | ||||
| Ormancılık | stick i. | ağaç gövdesi | ||
| Ormancılık | stick i. | kerestelik ağaç | ||
| Ormancılık | stick i. | kereste | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | stick i. | paraşütçü grubu | ||
| Boks | ||||
| Boks | stick f. | yumruk atmak | ||
| Boks | stick f. | yumruk geçirmek | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | stick f. | (iskambil oyununda) deklarasyon yapmamak | ||
| İskambil | stick f. | (iskambil oyununda) eli açmamak | ||
| İskambil | stick f. | (iskambil oyununda) kartları masaya açmamak | ||
| Böcek Bilimi | ||||
| Böcek Bilimi | stick f. | (böcek örneğini) raptiye ile sabitlemek | ||
| Argo | ||||
| Argo | stick i. | dost | ||
| Argo | stick i. | esrarlı sigara | ||
| Argo | stick i. | yakın arkadaş | ||