stick - Türkçe İngilizce Sözlük

stick

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stick — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çubuk, yapışmak, sadık kalmak
Okunuş (IPA):
(AmE /stɪk/ – BrE /stɪk/)
Terim Türü:
İsim: stick (sticks); Düzensiz Fiil: stick (sticks – stuck – stuck - sticking)
İnce ve uzun bir nesneyi ya da mecazen bir şeye yapışma, bağlı kalma durumunu betimler. Eski İngilizce sticca kökünden gelen sözcük, somut nesneden davranışsal sürekliliğe uzanan bir anlam alanı geliştirmiştir. Gündelik dilde hem fiziksel temas hem de kararlılık anlatılarında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
adhere
Zıt Anlamlılar:
detach

"stick" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
stick i. sopa
Until now we have used more stick than carrot.
Şimdiye kadar havuçtan çok sopa kullandık.

More Sentences
stick i. çubuk
The children made a tiny raft from sticks.
Çocuklar çubuklardan minik bir sal yaptılar.

More Sentences
stick f. saplamak
He stuck his knife into the tree.
Bıçağını ağaca sapladı.

More Sentences
stick f. yapışmak
Metal springs were sticking through the couch cushions.
Metal yaylar kanepenin minderlerine yapışmıştı.

More Sentences
stick f. yapıştırmak
You can stick your own business card on the wall and pick the one that is of interest to you.
Kendi kartvizitinizi duvara yapıştırabilir ve ilginizi çekeni seçebilirsiniz.

More Sentences
stick f. batırmak
Genel
stick i. kol
Slowly push the stick forward to descend.
Alçalmak için kolu yavaşça ileri itin.

More Sentences
stick i. değnek
Speak softly and carry a big stick.
Aba altından değnek göster.

More Sentences
stick i. baston
My grandfather used a wooden walking stick.
Büyükbabam tahta bir baston kullanırdı.

More Sentences
stick f. sadık kalmak
But it will not be a tragedy if we fail to stick precisely to 2004 as the accession date.
Ancak katılım tarihi olarak 2004'e tam olarak sadık kalamazsak bu bir trajedi olmayacaktır.

More Sentences
stick f. dayanmak
She can't stick the sight of blood.
Kan görmeye dayanamıyor.

More Sentences
stick f. takılıp kalmak
It’s easy to get stuck in your mistakes.
Hatalarınıza takılıp kalmak kolaydır.

More Sentences
stick f. sokmak
When I looked curiously at him, he realized he’d stuck his foot in his mouth.
Merakla ona baktığımda ayağını ağzına soktuğunu fark etti.

More Sentences
stick f. ayrılmamak
We'll stick together.
Birbirimizden ayrılmayacağız.

More Sentences
stick f. koymak
Could you stick this cake in the fridge?
Bu pastayı buzdolabına koyabilir misin?

More Sentences
stick f. sıkışmak
I can't open this jar; the lid is stuck.
Bu kavanozu açamıyorum; kapağı sıkışmış.

More Sentences
stick f. takılmak
It was one of the sticking points in the discussion of the guidelines for the health fund.
Sağlık fonuna ilişkin kılavuz ilkelerin tartışılmasında takıldığımız noktalardan biriydi.

More Sentences
stick f. uzatmak
Then I learned to stick my hand out.
Daha sonra elimi uzatmayı öğrendim.

More Sentences
stick f. yapıştırmak
You can stick your own business card on the wall and pick the one that is of interest to you.
Kendi kartvizitinizi duvara yapıştırabilir ve ilginizi çekeni seçebilirsiniz.

More Sentences
Konuşma Dili
stick f. sırtına yüklemek
Even though Tom had promised to pay, he stuck Mary with the bill.
Tom ödemeye söz vermiş olmasına rağmen faturayı Mary'nin sırtına yükledi.

More Sentences
Teknik
stick i. çubuk
The children made a tiny raft from sticks.
Çocuklar çubuklardan minik bir sal yaptılar.

More Sentences
stick i. sopa
Until now we have used more stick than carrot.
Şimdiye kadar havuçtan çok sopa kullandık.

More Sentences
stick f. yapışmak
Metal springs were sticking through the couch cushions.
Metal yaylar kanepenin minderlerine yapışmıştı.

More Sentences
Otomotiv
stick i. çubuk
The children made a tiny raft from sticks.
Çocuklar çubuklardan minik bir sal yaptılar.

More Sentences
Genel
stick i. çam yarması
stick i. çıta
stick i. cirit
stick i. engel (yarış)
stick i. kumpas
stick i. sap
stick i. hödük
stick i. dal parçası
stick i. ağaç
stick i. çomak
stick i. ince dal
stick i. tokmak
stick i. direk
stick i. vites kolu
stick i. tahta
stick i. asa
stick i. esrarlı sigara
stick i. parça (mobilya için)
stick i. art arda atılan bombalar
stick i. uçaktan art arda atlayan askerler
stick i. kazık
stick i. kalas
stick i. tomruk
stick i. kütük
stick i. (silah olarak kullanılan) ahşap sopa
stick i. zorunluluk
stick i. yükümlülük
stick i. insanın üzerine yapışan şey
stick i. falaka
stick i. değnek ile vurma
stick i. çubuk ile vurma
stick i. sopa ile vurma
stick i. (bir mesleği temsil eden) cop
stick i. baton
stick i. orkestra şefi
stick i. cop/baton taşıma yetkisi bulunan kimse
stick i. kargı
stick i. tütün kurutma kamışı
stick i. bölüm
stick i. kısım
stick i. taraf
stick i. (bina) yüz
stick i. çetele çubuğu
stick i. şamdan
stick i. mumluk
stick i. çubuk kadar miktar
stick i. bir sopanın tutabileceği miktar
stick i. (sütunda) iki inçlik yer kaplayan baskı harfi
stick i. iki inçlik baskı harfi ile yazılmış nüsha
stick i. dolma kalem
stick i. birey
stick i. kimse
stick i. kişi
stick i. çığırtkan
stick i. değnekçi
stick i. karnavalda ortamı canlı tutan kimse
stick i. çalılık arazi
stick i. alt lig
stick i. bahçe
stick i. avlu
stick f. çıkıntı yapmak
stick f. çakılıp kalmak
stick f. alıkoymak
stick f. kar tutmak
stick f. tutturmak
stick f. bulaşmak
stick f. çekinmek
stick f. tutmak
stick f. dayanışmak
stick f. delmek
stick f. bıçaklamak
stick f. çıkmak
stick f. çıkamamak
stick f. şaşırtmak
stick f. geçirmek
stick f. çakmak
stick f. takmak
stick f. iğnelemek
stick f. hançerlemek
stick f. saplanıp kalmak
stick f. bırakmamak
stick f. kandırmak
stick f. katlanmak
stick f. saplanmak
stick f. hayret uyandırmak
stick f. şaşkınlık uyandırmak
stick f. hayret ettirmek
stick f. -e dayanmak
stick f. -e koymak
stick f. -e sokmak
stick f. -e tahammül etmek
Irregular Verb
stick f. stuck - stuck
Konuşma Dili
stick f. suçlamak
stick f. mesuliyet yüklemek
stick f. zan altında bırakmak
stick f. sorumluluk yüklemek
Teknik
stick i. bum ucu
stick f. kaynamak
stick f. tutukluk yapmak
stick f. yapıştırarak bağlamak
Televizyon
stick i. stik
Otomotiv
stick i. levye
Havacılık
stick i. levye
stick i. uçak lövyesi
stick i. uçak kumanda çubuğu
Mutfak
stick i. meşrubata eklenen alkollü likör
Kimya
stick i. cam çubuk
stick i. sırık
Botanik
stick i. yenebilir bitki sapı/kökü
stick i. kurumuş bitki sapı
Tarım
stick i. sırık
stick i. aşılık filiz
stick i. göz aşısı kabuğu
Ormancılık
stick i. ağaç gövdesi
stick i. kerestelik ağaç
stick i. kereste
Askeri
stick i. paraşütçü grubu
Boks
stick f. yumruk atmak
stick f. yumruk geçirmek
İskambil
stick f. (iskambil oyununda) deklarasyon yapmamak
stick f. (iskambil oyununda) eli açmamak
stick f. (iskambil oyununda) kartları masaya açmamak
Böcek Bilimi
stick f. (böcek örneğini) raptiye ile sabitlemek
Argo
stick i. dost
stick i. esrarlı sigara
stick i. yakın arkadaş

"stick" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
walking stick i. baston
stick together f. ayrılmamak
stick out f. çıkıntı yapmak
stick together f. bir arada kalmak
Genel
dry stick i. çam yarması
composing stick i. kumpas
dull stick i. çam yarması
tally stick i. çetele
dirty end of the stick i. işin kötü tarafı
ski stick i. kayak sopası
pieces of grilled meat on a stick i. çöp kebabı
dry stick i. hödük
wrong end of the stick i. işin kötü tarafı
stick in the mud i. uyuşuk
cracker stick i. kırıkkırak
licorice stick i. meyan kökü çubuğu
laundry stick i. tokaç
stick around i. yakınında bekle
short end of the stick i. işin kötü tarafı
stick toothbrush i. misvak
dull stick i. hödük
glow stick i. lazer çubuğu
polo stick i. çevgen
control stick i. levye
cleft stick i. zor durum
cleft stick i. çıkmaz
pogo-stick i. yaylı baston
stick-up i. silahlı soygun
self-stick interlocking fastener i. iç içe geçmeli yapışkan bant
self stick interlocking fastener i. iç içe geçmeli yapışkan bant
cornel stick i. kızılcık sopası
stick thin i. sıfır beden
self-stick note pad i. yapışkanlı not kağıdı
self-stick note i. yapışkanlı not kağıdı
stick man i. çöp adam
stick man i. çubuk adam
a sharp stick i. keskin bir sopa
sharpened stick i. ucu sivri sopa/çubuk
stick-thin models i. sıska mankenler
electric stick broom i. elektrikli süpürge
swizzle stick i. buz/kokteyl karıştırıcı
swizzle stick i. kokteyl çubuğu
cocktail stick i. kokteyl çubuğu
killer stick i. ölüm çubuğu
mop stick i. paspas sapı
wooden walking stick i. tahta baston
wooden stick i. tahta baston
composing stick i. dizgi harf yatağı
dogwood stick i. kızılcık sopası
pixy stick i. peri değneği
fairy stick i. peri değneği
chew stick i. misvak
stick deodorant i. mum deodorant
stick candy i. çubuk şeker
candy stick i. çubuk şeker
ice cream stick i. dondurma cubuğu
stick crackers i. çubuk kraker
ball-and stick model i. top-çubuk modeli
stick-to-itiveness i. süreklilik
stick-to-itiveness i. istikrar
stick-to-itiveness i. devamlılık
selfie stick i. selfie çubuğu
glow stick i. fosforlu çubuk
stick pin i. kıravat iğnesi
stick pin i. yaka iğnesi
pan stick i. fondoten
chap stick® i. dudak nemlendirici
night stick i. cop
night stick i. polis copu
stick figure i. çöp adam
throw stick i. bumerang
throwing stick i. bumerang
throwing-stick i. mızrak veya dart atmak için kullanılan alet
throwing-stick i. bumerang
toddy stick i. hurma içkisi yapımında kullanılan çubuk
carrot and stick method i. havuç sopa yöntemi
lemon stick [baltimore] i. içine nane şekeri batırılmış limon
reverse stick i. (hokeyde) sopayı tersine çevirme
reverse stick i. ters tutuş
gambrel stick i. kasap çengeli
gold stick i. devlet törenlerinde altın başlı sopayı taşımaya yetkili kimse
gold stick i. ingiliz hükümdarı tarafından ingiliz muhafızlarına verilen altın başlı sopa
gum-stick i. ince uzun çubuk sakız
cue stick i. isteka
pick-up stick i. mikado oyun çubuğu
pick-up stick i. argacın arıştan geçirilmesi için kullanılan sivri uçlu alet
cleft stick i. eskiden koşucuların mesaj taşımada kullandıkları ucu yarık sopa
salt stick i. tuzlu çubuk kraker
orange stick i. manikürde kullanılan sivri ve yuvarlak uçlu genellikle portakal ağacından yapılan kaleme benzeyen ince bir çubuk
pugil stick i. (askeri eğitimlerde kullanılan) boks sopası
shooting stick i. atış dayanağı
shooting stick i. (matbaada) ahşap vizoların sıkıştırılması veya gevşetilmesi için kullanılan kısa bir çubuk türü
silver stick [uk] i. sarayda görevli olan bazı ingiliz süvarilerine verilen bir unvan
smudge stick i. yakıldığında hoş koku veren bitki tütsüsü
smudge stick i. buhur
poking-stick i. (yaka fırfırlarının sabitlenmesi için kullanılan) küçük çubuk
stick-on i. yapışkanlı etiket
stick horse i. sopadan yapılan oyuncak at
stick-on i. yapışkanlı kağıt
stick figure i. tek boyutlu karakter
stick figure i. tip
give the stick f. fırça atmak
stick around f. ayrılmamak
stick to f. bırakmamak
stick up for f. desteklemek
stick to f. ayrılmamak
stick with in f. sıkışıp kalmak (bir yerde)
stick to f. yapışmak
stick out f. dışarı uzatmak
stick it on f. yüklenmek
stick to f. terketmemek
give the stick f. azarlamak
stick around f. takılmak
stick into f. batırmak
stick on f. yapışmak
stick out f. dayatmak
stick well f. tutmak
stick into f. oyulgalamak
stick out f. katlanmak
stick at f. bir iş üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek
stick around f. bir yerde çakılı kalmak
stick in one's gizzard f. kursağında kalmak
stick to f. sadık kalmak
stick with f. üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek (bir iş)
stick around for f. bir şey için kalmak
stick it f. katlanmak
get hold the wrong end of the stick f. ters anlamak
stick together f. birleştirmek
stick in f. sokuvermek
stick into f. saplamak
stick up for f. tarafını tutmak
stick together f. dayanışarak tek bir cephe oluşturmak
stick by f. sadık kalmak
stick out f. fırlamak
stick around f. bir yerden ayrılmamak
stick in f. sokmak
stick up to f. göğüs germek
stick to it f. diretmek
stick in f. saplanmak
stick out f. dayanmak
stick in f. batırmak
stick into f. saplanmak
stick on f. yapıştırmak
stick at f. bir işi bırakmamak
stick like a leech f. sülük gibi yapışmak
stick something out f. uzatmak
stick firmly f. sıkıca yapışmak
stick by f. desteklemek
stick to the pan and burn f. dibi tutmak
stick to f. tutmak