stick - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

stick

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "stick" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 91 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
stick v. saplamak
stick v. batırmak
stick v. yapışmak
stick v. yapıştırmak
stick n. sopa
stick n. çubuk
Irregular Verb
stick v. stuck - stuck
General
stick v. koymak
stick v. tutturmak
stick v. alıkoymak
stick v. takılıp kalmak
stick v. çıkamamak
stick v. sokmak
stick v. takmak
stick v. çakmak
stick v. sadık kalmak
stick v. bıçaklamak
stick v. çıkmak
stick v. çıkıntı yapmak
stick v. uzatmak
stick v. çakılıp kalmak
stick v. şaşırtmak
stick v. dayanışmak
stick v. iğnelemek
stick v. delmek
stick v. bulaşmak
stick v. katlanmak
stick v. dayanmak
stick v. takılmak
stick v. çekinmek
stick v. tutmak
stick v. hançerlemek
stick v. kandırmak
stick v. sıkışmak
stick v. kar tutmak
stick v. ayrılmamak
stick v. geçirmek
stick v. saplanıp kalmak
stick v. bırakmamak
stick v. yapıştırmak
stick v. saplanmak
stick v. hayret ettirmek
stick v. hayret uyandırmak
stick v. şaşkınlık uyandırmak
stick v. -e dayanmak
stick v. -e tahammül etmek
stick v. -e koymak
stick v. -e sokmak
stick n. ince dal
stick n. tahta
stick n. hödük
stick n. çıta
stick n. dal parçası
stick n. ağaç
stick n. vites kolu
stick n. kumpas
stick n. çam yarması
stick n. çomak
stick n. tokmak
stick n. engel (yarış)
stick n. kol
stick n. cirit
stick n. uçaktan ardarda atlayan askerler
stick n. ardarda atılan bombalar
stick n. direk
stick n. sap
stick n. asa
stick n. değnek
stick n. baston
stick n. esrarlı sigara
stick n. parça (mobilya için)
Slang
stick esrarlı sigara
stick dost
stick yakın arkadaş
Technical
stick bum ucu
stick kaynamak
stick tutukluk yapmak
stick sopa
stick yapıştırarak bağlamak
stick yapışmak
stick çubuk
Television
stick stik
Automotive
stick çubuk
stick levye
Aeronautic
stick levye
stick uçak lövyesi
stick uçak kumanda çubuğu
Chemistry
stick sırık
stick cam çubuk
Agriculture
stick sırık
Military
stick paraşütçü grubu

Sens de "stick" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
stick out v. çıkıntı yapmak
stick together v. ayrılmamak
stick together v. bir arada kalmak
walking stick n. baston
General
stick in (one's) mind v. akla takılmak
stick by v. terketmemek
stick up to v. karşı koymak
stick to v. terketmemek
get hold the wrong end of the stick v. ters anlamak
stick firmly v. sıkıca yapışmak
stick in v. batırmak
stick to v. ayrılmamak
stick around v. bir yerden ayrılmamak
stick it v. katlanmak
stick on v. yapışmak
stick in one's gizzard v. ağırına gitmek
give the stick v. dayak atmak
stick by v. sadık kalmak
stick with in v. saplanıp kalmak (çamur kum vb'ne)
stick to v. sadık kalmak
stick together v. tutturmak
stick in one's throat v. boğazında kalmak
give the stick v. fırça atmak
stick with v. beraber kalmak (biriyle)
stick with v. üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek (bir iş)
stick to v. tutmak
stick up for v. savunmak
stick with in v. sıkışıp kalmak (bir yerde)
beat with a stick v. sopalamak
stick out v. fırlamak
stick out v. dışarı çıkarmak
stick around v. bir yerde çakılı kalmak
stick it v. dayanmak
stick out v. çıkmak
stick out v. dayatmak
stick in v. saplamak
stick up for v. tarafını tutmak
stick in v. sokmak
stick to it v. diretmek
stick together v. dayanışarak tek bir cephe oluşturmak
stick at v. bir iş üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek
stick around v. takılmak
stick together v. birbirine yapışmak
stick in v. sokuvermek
stick together v. birleştirmek
stick around v. ayrılmamak
stick firmly v. sıkıca yapıştırmak
stick out v. uzatmak
stick to it v. ısrar etmek
stick with sticky tape v. bantlamak
stick up to v. göğüs germek
stick out v. dışarı uzatmak
stick around for v. bir şey için kalmak
stick in v. saplanmak
stick on v. yapıştırmak
make something stick v. kanıtlamak
stick up for v. desteklemek
stick in one's gizzard v. kursağında kalmak
stick in one's gizzard v. gücüne gitmek
stick to v. bırakmamak
stick to v. yapışmak
stick into v. batırmak
stick up v. saplamak
stick well v. tutmak
stick into v. oyulgalamak
stick out v. çıkarmak
stick to the pan and burn v. dibi tutmak
give the stick v. azarlamak
stick by v. desteklemek
stick up v. dikilmek
stick into v. saplanmak
stick out v. dayanmak
stick at v. bir işi bırakmamak
stick into v. saplamak
stick in (one's) mind and bother v. akla takılmak
stick it on v. yüklenmek
stick like a leech v. sülük gibi yapışmak
stick heart and soul v. dört elle sarılmak
stick something out v. uzatmak
stick out v. katlanmak
be caught in a cleft stick v. açmaza girmek
be caught in a cleft stick v. açmaza düşmek
be caught in a cleft stick v. açmaza getirmek
be caught in a cleft stick v. açmaza sürüklemek
stick a stamp v. pul yapıştırmak
make something stick v. ispatlamak
stick in the mind v. akılda kalmak
speak softly but carry a big stick v. aba altından değnek sopa göstermek
stick to v. bir konuya yoğunlaşmak
stick out one's tongue v. dil çıkarmak
stick one's tongue out v. dilini dışarı çıkarmak
stick in one's mind v. aklında yer etmek
stick to the agreement v. anlaşmaya uymak
stick to the schedule v. programa uymak
stick to the agreement v. anlaşmaya bağlı kalmak
stick to the schedule v. programa sadık kalmak
hit with a stick v. sopayla vurmak
stick one's tongue out at someone v. dilini çıkarmak
stick one's tongue out at someone v. birine dilini çıkarmak
stick one's tongue out at someone v. dil çıkarmak
stick to the agreement v. sözleşmeye uymak
stick in one's mind v. zihninde yer etmek
(one's stomach) to stick out v. karnı şişmek
stick in one's mind v. belleğine almak
stick in one's mind v. belleğine kazımak
stick to the rules v. kurallara bağlı kalmak
stick by the rules v. kurallara bağlı kalmak
stick in v. -e dikine saplamak
stick in through v. -den içeri uzanmak
stick up through v. -den yukarı çıkmak
stick in through v. -den içeri girmek
stick with on v. -e yapışıp kalmak
stick in v. -e dikmek
stick up through v. -den yukarı uzanmak
stick out v. -den dışarı çıkmak
stick in through v. -den içeri uzatmak
stick up through v. -den yukarı çıkarmak
stick to v. -e yapışmak
stick up through v. -den yukarı uzatmak
stick out v. -den dışarı uzanmak
stick in through v. -den içeri sokmak
stick on v. -e yapışmak
stick on v. -e yapıştırmak
stick out v. çıkıntılı olmak
stick out v. ucu çıkmak
stick at v. -den çekinmek
stick up v. dik durmak
stick up v. dikmek
stick to v. bağlı kalmak
stick at v. yapmayı reddetmek
stick to one's decision v. kararına bağlı kalmak
stick to a budget v. bütçeye bağlı kalmak
stick to the plan v. plana uymak
stick with v. bırakmamak (bir işi)
stick a knife in v. bıçak saplamak
stick a knife in v. bıçaklamak
stick a knife in v. bıçak batırmak
stick the knife right into his stomach v. bıçağı adamın böğrüne saplamak
stick a candle v. (bir) mum dikmek/yakmak
stick to the point v. konuya odaklanmak
stick to the plan till the end v. sonuna kadar plana bağlı kalmak
stick to the plan v. plana bağlı kalmak
stick in the ground v. yere saplanmak
stick in the ground v. zemine saplanmak
stick to the timetable v. zaman çizelgesine uymak
composing stick n. kumpas
glow stick n. lazer çubuğu
dirty end of the stick n. işin kötü tarafı
dry stick n. çam yarması
wrong end of the stick n. işin kötü tarafı
pieces of grilled meat on a stick n. çöp kebabı
stick around n. yakınında bekle
dull stick n. hödük
ski stick n. kayak sopası
dry stick n. hödük
cracker stick n. kırıkkırak
tally stick n. çetele
stick in the mud n. uyuşuk
laundry stick n. tokaç
dull stick n. çam yarması
stick toothbrush n. misvak
licorice stick n. meyan kökü çubuğu
polo stick n. çevgen
short end of the stick n. işin kötü tarafı
control stick n. levye
cleft stick n. çıkmaz
cleft stick n. zor durum
self-stick interlocking fastener n. iç içe geçmeli yapışkan bant
stick-up n. silahlı soygun
pogo-stick n. yaylı baston
self stick interlocking fastener n. iç içe geçmeli yapışkan bant
cornel stick n. kızılcık sopası
stick thin n. sıfır beden
self-stick note pad n. yapışkanlı not kağıdı
self-stick note n. yapışkanlı not kağıdı
stick man n. çubuk adam
stick man n. çöp adam
a sharp stick n. keskin bir sopa
sharpened stick n. ucu sivri sopa/çubuk
stick-thin models n. sıska mankenler
electric stick broom n. elektrikli süpürge
swizzle stick n. buz/kokteyl karıştırıcı
cocktail stick n. kokteyl çubuğu
swizzle stick n. kokteyl çubuğu
killer stick n. ölüm çubuğu
mop stick n. paspas sapı
wooden walking stick n. tahta baston
wooden stick n. tahta baston
composing stick n. dizgi harf yatağı
dogwood stick n. kızılcık sopası
pixy stick n. peri değneği
fairy stick n. peri değneği
chew stick n. misvak
stick deodorant n. mum deodorant
stick candy n. çubuk şeker
candy stick n. çubuk şeker
ice cream stick n. dondurma cubuğu
stick crackers n. çubuk kraker
ball-and stick model n. top-çubuk modeli
stick-to-itiveness n. devamlılık
stick-to-itiveness n. istikrar
stick-to-itiveness n. süreklilik
selfie stick n. selfie çubuğu
glow stick n. fosforlu çubuk
stick pin n. kıravat iğnesi
stick pin n. yaka iğnesi
pan stick n. fondoten
non-stick adj. (tava) yapışmaz
non-stick adj. yapışmaz
Phrasals
stick up bir yeri soymak
stick something down bir şeyi yapıştırmak/tutturmak
stick with bir şeyi sürdürmek
stick by arkasında durmak
Phrases
stick around bizi izlemeye devam edin
stick to the script plana sadık kal
stick to the script plana sadık kal
Proverb
let the cobbler stick to his last kendi alanında olmayan bir olaya müdahale etme
let the cobbler stick to his last çizmeden yukarı çıkma
Colloquial
stick that in your pipe and smoke it üzerinde düşün ve kabul edersen et
stick that in your pipe and smoke it ister inan ister inanma
stick it al da başına çal
stick it al başına çal
stick a gun in someone’s face yüzüne silah doğrultmak
water-finding stick su bulma çubuğu
stick to the roof of one’s mouth damağına yapışmak
stick 'em up! eller yukarı!
stick 'em up! kaldır ellerini!
Idioms
stick to one's guns savunduklarından vazgeçmemek
stick to one's guns savunduklarını sürdürmek
speak softly but carry a big stick aba altından değnek göstermek
speak softly and carry a big stick aba altından değnek göstermek
get hold of the wrong end of the stick kocakarıyı kız anlamak
be caught in a cleft stick çıkmaza düşmek
be caught in a cleft stick açmaza düşmek
get hold of the wrong end of the stick kazı koz anlamak
stick to one's guns savundukları konusunda inatçı olmak
get the dirty end of the stick okka altına gitmek
stick out like a sore thumb üstü kalay altı kaval
have one's words stick in one's throat boğazı düğümlenmek
have one's words stick in one's throat nutku tutulmak
more than one can shake a stick at sürüsüne bereket
more than one can shake a stick at kıyamet gibi
not have a stick in this world dikili ağacı olmamak
stick to one's guns ayak diremek
stick in one's craw içi elvermemek
stick to one's guns kendi bildiğini okumak
stick like a burr kene gibi yapışmak
stick one's nose into burnunu sokmak
stick to one's guns eleştirilere kulak asmamak
stick in one's gizzard içi elvermemek
be as thin as a stick bir deri bir kemik kalmak
stick out like a sore thumb yırtık dondan çıkmış gibi durmak
stick one's last çizmeden yukarı çıkmak
stick in one's craw çileden çıkarmak
stick out like a sore thumb yama gibi durmak
stick in someone's throat içine sinmemek
stick-in-the-mud örümcek kafalı
stick-in-the-mud ağırkanlı kişi
stick-in-the-mud gerici
stick-in-the-mud uyuşuk
stick-in-the-mud ağırkanlı
stick-in-the-mud mıymıntı
stick-in-the-mud uyuşuk tip
be in a cleft stick iki arada bir derede kalmak
stick one's neck out kendini ateşe atmak
stick shift düz vites
stick to one's guns direnmek
stick to one's guns tüm olumsuzluklara karşın görüşlerini ya da inançlarını savunmayı sürdürmek
stick to one's guns ne olursa olsun düşüncelerinden/ ilkelerinden vazgeçmemek
stick to one's guns ödün vermemek
stick one's chin out tehlikeye atılmak
stick one's chin out riske girmek
stick one's chin out riskli işler yapmak
get the wrong end of the stick yanılgıya düşmek
get the wrong end of the stick yanılgı içine düşmek
stick to one's principles ilkelerine bağlı olmak
stick to one's principles prensiplerine bağlı olmak
stick like glue kene gibi yapışmak
stick to somebody like glue kene gibi yapışmak
stick in one's oar her işe maydanoz olmak
stick one's nose into karışmak
stick like glue sülük gibi yapışmak
stick in one's oar burnunu sokmak
stick to somebody like glue sülük gibi yapışmak
stick in one's oar hariçten gazel okumak
stick one's neck out kendini zor bir duruma sokmak
stick one's neck out riske girmek
stick one's neck out kendini tehlikeye atmak
carrot and stick ödül ve ceza
carrot-and-stick ödül ve ceza
stick someone with the bill faturayı başkasına ödetmeye çalışmak
throw dirt enough, and some will stick çamur at izi kalsın
stick that in your pipe and smoke it bunu sineye çekmek zorundasın
stick that in your pipe and smoke it bunu kabul edip çeneni kapasan iyi olur
more someone or something than one can shake a stick at çok sayıda
more someone or something than one can shake a stick at çok fazla
more someone or something than one can shake a stick at sayılamayacak kadar çok
stick out like a sore thumb bariz/belirgin olmak
stick out like a sore thumb apaçık olmak
end up with the short end of the stick iflasın eşiğine sürüklenmek
end up with the short end of the stick çok kaybetmek
carrot or stick birine bir işi yaparsa ödül yapmazsa ceza vermek
carrot and stick birine bir işi yaparsa ödül yapmazsa ceza vermek
stick one's nose up in the air burnu havada olmak
stick one's nose up in the air kibirli davranmak
stick one's nose up in the air kendini beğenmiş olmak
stick two fingers up at someone tepki göstermek
stick two fingers up at someone kızgınlığını belli etmek
stick it out sonuna kadar gitmek
have one's words stick in one's throat boğazında düğümlenmek
not hold a stick to someone eline su dökememek
in a cleft stick zor durumda
in a cleft stick açmazda
in a cleft stick çıkmazda
come in for some stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for a lot of stick eleştirilmek
come in for some stick eleştirilmek
get a lot of stick eleştirilmek
take a lot of stick eleştiri almak
take some stick eleştiri almak
come in for some stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
take some stick eleştirilmek
take some stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
get a lot of stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
take a lot of stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
take some stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for a lot of stick eleştiri almak
take a lot of stick eleştirilmek
get a lot of stick eleştiri almak
get a lot of stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
come in for a lot of stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for a lot of stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
take a lot of stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for some stick eleştiri almak
short end of the stick bir şeyin istenmeyen tarafı
get the short end of the stick (birine) en az beğenilen şey düşmek
get the short end of the stick olumsuz bir durumun sonuçlarına katlanmak
stick one's foot in one's mouth çam devirmek
stick one's foot in one's mouth pot kırmak
stick one's foot in one's mouth gaf yapmak
stick to someone's fingers çalmak
stick to someone's fingers aşırmak
come in for a lot of stick ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
take a lot of stick ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
get a lot of stick ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
get on the stick elini çabuk tutmak
get on the stick acele etmek
stick in one's gullet/throat içine sinmemek
have someone's words stick in one's craw (sözleri) rahatsız etmek/keyfini kaçırmak
stick one's head in the sand sorunları görmezden gelmek
stick one's head in the sand başını kuma gömmek
stick one's head above the parapet ileri çıkmak
stick one's head above the parapet cesaret edip düşüncülerini söylemek
stick one's head above the parapet kendini öne atmak
stick the knife in aşağılamak
stick the knife in yerin dibine batırmak
stick out a mile çok uzaktan belli olmak
stick one's nose into something (başkasının işine) burnunu sokmak
stick one's nose in to something (başkasının işine) burnunu sokmak
stick one's nose in (where it's not wanted) (birinin işine) burnunu sokmak
stick in your two penn'orth (sorulmadan) görüşünü açıklamak
put in/stick in your two penn'orth konuşmaya dalmak
stick in your two penn'orth (konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
put in/stick in your two penn'orth (konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
put in/stick in your two penn'orth (sorulmadan) görüşünü açıklamak
stick in your two penn'orth konuşmaya dalmak
stick to the facts gerçeklerden ayrılmamak
stick to your knitting yolundan şaşma
stick to your knitting bildiğin yolda yürü
stick to one's ribs tıka basa doyurmak (yiyecekler için)
stand/stick out like a sore thumb yırtık dondan çıkmış gibi durmak
stick out like a sore thumb rahatsız edecek kadar dikkat çekmek
stick out like a sore thumb göze batmak
have one's words stick in one's throat kelimeler boğazında düğümlenmek
stick it to someone gününü göstermek
stick it to someone kötü davranmak
a carrot and stick approach ödül ve ceza yaklaşımı
stick out against something bir şeyin önünde belirgin/görünür olmak
stand/stick out like a sore thumb ayan beyan ortada olmak
stand/stick out like a sore thumb kabak gibi ortada olmak
stick one's nose into everything her şeye burnunu sokmak
stick one's oar in bir işe salça/maydanoz olmak
stick one's oar in burnunu sokmak
stick one's oar in hariçten gazel okumak
be as thin as a stick çöpe dönmek
be as thin as a stick çok zayıflamak
more than you can shake a stick at saymakla bitiremezsin
more than you can shake a stick at saymakla bitmez
stick to the facts gerçeklere bağlı kalmak
stick one's head in a noose kendini tehlikeli bir duruma sokmak
stick one's head in a noose kendi sonunu hazırlamak
stick to someone's fingers cebine indirmek
stick to someone's fingers cebe indirmek
thin as a stick incecik
thin as a stick aşırı zayıf
as thin as a stick incecik
as thin as a stick aşırı zayıf
give someone stick birini eleştirmek
give (someone) (a lot of) stick birini eleştirmek
Speaking
more than you can shake a stick at sürüsüne bereket
don't stick your nose into/in my business işime burnunu sokma!
stick to the facts hayallere kapılma
stick to the point konuya odaklan
stick with it vazgeçme
stick with it pes etme
stick with it bırakma
stick around bir yere kaybolma
stick around bir yere ayrılmayın
don't stick your nose in other people's business başka insanların işine burnunu sokma
don't stick your nose in other people's business başkalarının işine burnunu sokma
we stick to the plan plana sadık kalıyoruz
i had to poke him with a stick to wake him onu uyandırmak için bir sopayla dürtmem gerekti
i can go pro if i stick with it üstüne düşersem profesyonel olabilirim
Slang
stick it up your ass başına çal
stick it up your ass! hayrını görme!
stick it up your ass! münasip bir tarafına sok!
stick it up your ass! al da başına çal!
stick something up your arse al götüne sok
stick it up your arse! al onu kıçına sok!
stick a red-hot poker up one's ass birisinin başına çorap örmek
stick a bullet in one's head birinin kafasına kurşun sıkmak
stick something up your arse al kıçına sok
stick it up your ass! kıçına sok!
stick it up your ass! götüne sok!
stick it up your ass! al da götüne sok!
stick it up your ass! al da kıçına sok!
shove/stick something up your arse! al kıçına sok
stick man coplu devriye memuru
stick a fork in it bitmiş
stick a fork in it yapıldığı ya da tamamlandığı düşünülmüş
stick man dost
stick man yakın arkadaş
piss stick penis
piss stick hamilelik testi
stick it up your jumper münasip bir yerine koy
stick two fingers up at someone işaret çekmek
stick two fingers up at someone birine el hareketi yapmak
Media
stick around! bizden ayrılmayın!
Technical
control stick kontrol levyesi
joy stick kumanda
picking stick vurucu kol
control stick kontrol kolu
control stick kontrol çubuğu
snow stick kar çubuğu
port stick port mastarı
control stick kumanda kolu
measuring stick ölçü çubuğu
bud stick göz aşısı çeliği
stick together birbirine yapıştırmak
bossing stick biçimlendirme çubuğu
control stick kumanda çubuğu
gauge stick boy mastarı
gauge stick mastar
gauge stick ölçme çubuğu
gauge stick ölçü çubuğu
stick cylinder stik silindiri
oil dip stick yağ ölçme çubuğu
side stick joystick
punk stick dizel motorlarda ilk hareketi kolaylaştıran fitil çubuk
side stick uçaklarda pilotun yan tarafinda bulunan pitch ve roll kumanda kolu
stick welding yapıştırma kaynağı
control stick fore and aft mechanical stops levye ön ve arka mekanik durdurucuları
control stick grip levye kabzası
control stick trim switch levye ayar şalteri
control stick disengage switch levye üzerindeki kumanda ayırma şalteri
non-stick label zamksız etiket
non-stick label yapışkansız etiket
stick up length (kazıklarda) dik durma uzunluğu
stick up length (kazıklarda) serbest boy
stick welding korunmalı metal ark kaynağı
measurement of quick stick ani yapışma ölçümü
sodium stick sodyum çubuğu
ice stick buz saçağı
walking stick baston
buff stick güderi kaplı çubuk
jockey stick germe çubuğu
gate stick yolluk sopası
pogo stick zıplama sırığı
joss stick çin buhurdanı
stick shift el vitesi
telescopic stick teleskobik çubuk
telescopic measuring stick teleskobik ölçme çubuğu
stick-slip tutma-bırakma
rack stick bağlama ve sabitleme sisteminde kullanılan çubuk
Computer
stick tempo çubuk temposu
stick speed çubuk hızı
stick height çubuk yüksekliği
stick tempo çubuk tempo
stick type çubuk türü
stick heel çubuk topuk
flight stick uçuş kolu
gauge stick ölçme çubuğu
flight stick uçuş çubuğu
joy stick port oyun çubuğu bağlantı noktası
joy stick denetim kolu
joy stick oyun çubuğu
memory stick bellek çubuğu
mini memory stick mini bellek çubuğu
memory stick flaş disk
usb memory stick usb bellek