ride - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

ride

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"ride" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 49 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
ride f. binmek
ride i. gezinti
Irregular Verb
ride f. rode - ridden
General
ride f. sürmek
ride f. sataşmak
ride f. gırgıra almak
ride f. bindirmek
ride f. geçmek (yol)
ride f. havada kalmak
ride f. süzülmek
ride f. arabayla gezmek
ride f. üst üste binmek
ride f. kullanmak
ride f. kayar gibi görünmek (ay/bulut vb)
ride f. yüzmek
ride f. gitmek (at veya araba ile)
ride f. yolculuk etmek
ride f. sürüklenmek
ride f. karara bağlanmamış olmak
ride f. binmek (at veya bisiklet)
ride f. binmek (bisiklet/motosiklet vb)
ride f. arabaya binmek (sürmeden)
ride f. ata binmek
ride f. taşımak (omuzunda vb)
ride f. kafa bulmak
ride f. binmek
ride i. bisiklet gezisi
ride i. atla yapılan yolculuk
ride i. gezinti yolu
ride i. bisikletle yapılan yolculuk
ride i. arabayla yapılan yolculuk
ride i. dolaşma
ride i. gezi
ride i. biniş
ride i. araba gezisi
ride i. at gezisi
ride i. binme
ride i. gezme
ride i. tur
ride i. gezinti (at/bisiklet/araba ile)
ride i. yolculuk (at/bisiklet/araba ile)
ride i. oyuncaklarına/eğlence hizmetlerine binme/biniş
Automotive
ride f. araca binmek
ride f. araçla dolaşmak
ride f. araçla yolculuk yapmak
ride i. sürüş konforu
Marine
ride f. su üstünde gitmek
ride f. yürümek
Slang
ride i. araba

"ride" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
give someone a ride f. (at,araba v.b. ile) götürmek
ride in a train f. trene binmek
give a ride f. arabayla götürmek
ride rough over f. hakkını çiğnemek
ride bareback f. ata eyersiz binmek
take somebody for a ride f. yamuk yapmak
ride at a gallop f. eştirmek
ride a horse f. at sürmek
ride a high horse f. büyüklük taslamak
ride for a fall f. felakete sürüklenmek
ride on f. binmek
ride a horse f. ata binmek
ride atilt at somebody f. saldırmak
ride to death f. çatlatmak
ride a bicycle f. bisiklete binmek
ride at full speed f. doludizgin gitmek
ride a horse f. at binmek
ride smoothly f. yağ gibi gitmek
let something ride f. oluruna bırakmak
ride through the sky f. gökyüzünde dolaşmak
ride out f. sağ salim çıkmak
ride a wave f. dalga üzerine binerek sürüklenmek
go for a ride f. gezmeye gitmek
ride up f. yukarı çıkmak
ride rough over f. kötü davranmak
take a ride around f. gezip tozmak
take a ride f. yolculuk yapmak
take a ride f. seyahat etmek
let it ride f. oluruna bırakmak
ride motorbike f. motor kullanmak
ride motorcycle f. motor kullanmak
ride herd on f. korumak
ride to hounds f. at sırtında tilki avına çıkmak
ride shotgun f. şoföre yardımcı olmak
let something ride f. bir durum karşısında herhangi bir önlem almamak
ride high f. başarılı olmak
take someone for a ride f. birini aldatmak
ride herd on f. gözetip denetleyerek idare etmek
take someone for a ride f. birini kandırmak
ride for a fall f. saçmalamak
ride shotgun f. bir seyahat esnasında şoföre refakat etmek
ride herd on f. gözkulak olmak
ride for a fall f. deli gibi davranmak
ride for a fall f. çıldırmak
ride bicycle f. bisiklet kullanmak
ride the gravy train f. bolluk içerisinde yaşamak
ride the gravy train f. bolluk içinde yaşamak
ride on a swing f. salıncakta sallanmak
be taken for a ride f. para kaptırmak
be taken for a ride f. dolandırılmak
ride (a horse) at full gallop f. dörtnala koşturmak
ride (a horse) at full gallop f. dört nala koşturmak
ride on f. -e binmek
ride someone on a rail f. katran ve tüye bulayıp demiryolunda cezalandırmak
ride a bicycle f. bisiklet sürmek
ride a bicycle f. bisiklet kullanmak
ride a bike f. bisiklet sürmek
ride a bicycle on the street f. sokakta bisiklet sürmek
give someone a ride to home f. eve bırakmak
give someone a ride to the airport f. havaalanına bırakmak
give someone a ride to the hotel f. otele bırakmak
ride the elevator down f. asansör ile aşağı inmek
ride the elevator up f. asansör ile yukarı çıkmak
take someone for a ride f. birini arabasıyla gezdirmek
ride the bike on the sidewalk f. bisikleti kaldırımda sürmek
ride down the slide f. kaydıraktan kaymak
ride on a skateboard f. kaykay yapmak
ride on a skateboard f. kaykaya binmek
ride on a skateboard f. kaykayda kaymak
ride a motorcycle f. motor sürmek
ride a motorcycle f. motosiklet sürmek
go for a bike ride f. bisiklet sürmeye gitmek
take a ride f. gezintiye çıkmak
take a ride f. dolaşmaya çıkmak
ride on a bicycle f. bisiklete binmek
ride a cable car f. teleferiğe binmek
ride a hobby f. en sevdiği uğraşla vakit geçirmek
ride and tie f. nöbetleşe çalışmak
ride the stang f. (ceza olarak) bacak arasından direk geçecek şekilde omuzlarda taşınmak
ride to hounds f. avlanırken tazıların peşi sıra gitmek
ride and tie f. biri çalışırken biri dinlenmek
ride a hobby f. favori konusu ile ilgilenmek
bus ride i. otobüs yolculuğu
ride-sharing i. tasarruf amacıyla sırayla araba kullanma
night ride i. gece yolculuğu
joy ride i. araba ile gezme
dark ride i. korku tüneli
ride to conquer cancer i. kanseri yenme yolculuğu
ride operator i. lunapark veya su parklarında görevli eğlence makineleri operatörü
kiss and ride zone i. yolcu indirme/bindirme alanı
kiss and ride zone i. öğrenci indirme/bindirme alanı
short bus ride i. kısa otobüs yolculuğu
ride-sharing i. aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması
ride-sharing i. ortaklaşa binme
ride-sharing i. otomobil ortak kullanımı
park-and-ride i. sürücülerin araçlarını park edip şehir merkezine otobüslerle gidip ve döndüğü bir sistem
boat ride i. (heyecanlı/hareketli)tekne/(deniz) motoru gezisi
thumbing up a ride i. otostop
park-and-ride i. park et devam et otoparkı
swing ride i. dönme salıncak
chair swing ride i. dönme salıncak
swing ride i. dönme dolap
chair swing ride i. dönme dolap
hot air balloon ride i. sıcak hava balonu yolculuğu
mule ride i. katır üzerinde yapılan yolculuk
water ride i. su kaydırağı
ride-hailing i. paylaşımlı yolculuk
ride-hailing i. paylaşımlı yolculuk
yo-yo (ride) i. havada asılı iplere bağlı koltuklardan oluşan yüksek atlı karınca
joy ride i. zevk için araba sürme
joy ride i. sonuçlarını gözetmeksizin sadece keyif için yapılan şey
Phrasals
ride down f. tepelemek
ride out f. binerek (sürüden) ayırmak
ride down f. atın ayakları altında çiğnemek
ride out f. binerek kurtarmak
ride out f. (yarış atının) sınırını zorlamak
ride down f. at binmekten yorgun düşmek
ride out f. fırtınayı atlatmak
ride out f. sağ salim kurtulmak
ride out f. başarıyla dayanmak
ride around f. bir araçla veya atla etrafı gezmek/gezinmek
ride around f. birinin sırtına/omuzlarına binip/çıkıp dolaşmak
ride down f. alt etmek
ride off f. atını sürerek gitmek
ride away f. atını sürerek gitmek
ride something out f. bir şeyin dişini sıkmak
ride something out f. bir şeyin karşısında dayanmak
ride over someone with his/her bicycle f. bisikletiyle birinin üzerinden geçmek
ride down f. ezip geçmek
ride something out f. sağ salim atlatmak
ride away f. (at veya bisiklikte vb.) bir yerden ayrılmak
ride by f. yanından geçmek
ride on something f. -e bağlı/tabi olmak
ride away f. (at veya bisiklikte vb.) gitmek
ride to some place f. (bisikletle/atla vb) bir yere gitmek
ride down f. at sürerek yakalamak
ride down f. atla kovalayıp yakalamak
ride (someone or an animal) down f. birini veya bir hayvanı at sürerek yakalamak
ride (someone or an animal) down f. birini veya bir hayvanı atla kovalayıp yakalamak
ride down on (something) f. bir araç üstünde veya içerisinde çömelerek gitmek
ride about (something) f. (bir aracı/hayvanı) amaçsızca sürmek
ride about (something) f. (bir araçla/hayvanla) boş boş dolanmak
ride about (something) f. (araçla/bir hayvanın üstünde) dolanmak
ride about (something) f. (araçla/bir hayvanla) etrafta dolanmak
ride about (something) f. (bir şeyle) ilgili başının etini yemek
ride about (something) f. (bir şeyle) ilgili söylenip durmak
ride about (something) f. (bir şeyle) ilgili eleştirip durmak
ride about (something) f. (bir şeyle) ilgili kusur bulup durmak
ride about (something) f. (bir şeyle) ilgili azarlayıp durmak
ride over f. bir şey sürerek yanına gelmek
ride over f. bir şeyin (hayvan) üzerinde yanına gelmek
ride over f. bir araçla yanına gelmek
ride over f. bir şeyi bir yere sürmek
ride over f. bir şeyi sürerek bir şeyin üzerinden geçmek
ride over f. bir araç/hayvan üzerinde bir yerden geçmek
ride over f. bir şeyle bir şeyin üzerinden geçmek
ride with (one) f. (biriyle) birlikte bir şey sürmek
ride with (one) f. bir araçta (biriyle) birlikte gitmek
ride with (one) f. (biriyle) bir araçta seyahat etmek
ride with someone f. bir araçta biriyle birlikte gitmek
ride with someone f. biriyle bir araçta seyahat etmek
ride with someone f. bir hayvan üzerinde biriyle birlikte gitmek/seyahat etmek
ride to (something or some place) f. bir şeyi sürerek (bir şeye/yere) gitmek
ride to (something or some place) f. (bir şeye/yere) doğru sürmek
ride to (something or some place) f. bir şeye binip (bir şeye/yere) gitmek
ride to some place f. bir şeyi sürerek bir yere gitmek
ride to some place f. bir yere doğru sürmek
ride to some place f. bir şeye binip bir yere gitmek
ride to some place f. binip bir yere gitmek
Proverb
if wishes were horses, then beggars would ride köpeğin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı
set a beggar on horseback and he'll ride to the devil çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış
If two ride on a horse one must ride behind bir çöplükte iki horoz ötmez
if two ride on a horse, one must ride behind bir koltukta iki karpuz taşınmaz
if two ride on a horse, one must ride behind bir ipte iki cambaz oynamaz
give a beggar a horse, and he'll ride it to death çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış
Colloquial
take someone for a ride f. aldatmak
give someone a piggyback ride f. birisini sırtında gezdirmek
take someone for a ride f. oyun oynamak
go for a little ride f. küçük bir yolculuğa çıkmak
take a free ride f. bedavadan geçinmek
take a free ride f. karşılıksız almak/faydalanmak
take a free ride f. başkasının sırtından geçinmek
take a free ride f. bedava/karşılıksız ayrıcalık görmek
take a free ride f. bedava/karşılıksız fayda elde etmek
take a free ride f. bedavadan araçla bir yere bırakılmak
take a free ride f. hak etmeden ayrıcalık görmek
take a free ride f. hak etmeden/bedavadan ayrıcalık sahibi olmak
take a free ride f. bedavadan yaşamak/geçinmek
thanks for the buggy ride [old-fashioned] i. eğlenceliydi/keyifliydi, teşekkürler
thanks for the buggy ride [old-fashioned] i. bir ilişkiyi bitirirken söylenen bir söz ("buggy ride" cinsel ilişki yerine kullanılan örtmece bir söz)
thanks for the buggy ride [us] i. yardım/yardımın için teşekkürler
ride or die i. en yakın arkadaş
ride or die i. ahretlik
ride or die i. ahretliği
ride or die i. en güvenilir arkadaş
ride or die i. sadık arkadaş
ride-or-die chick i. fedakar sevgili
joy ride i. içki alemi
joy ride i. çilingir sofrası
joy ride i. içkili parti/eğlence
joy ride i. uyuşturucuya bağlı yoğun mutluluk/coşku
joy ride i. kuvvetli/yoğun bir uyuşturucu kafası
joy ride i. yolcunun sağ dönmediği bir seyahat
joy ride i. bir yere götürüp öldürme
let things ride expr. akışına bırak (gitsin)
Idioms
ride the wind f. hedefsizce yaşamak
ride post f. hızla sürmek
ride roughshod f. sonuçlarına bakmadan kararlı bir şekilde ilerlemek
ride roughshod over f. istismar etmek
ride shank's mare f. yayan gitmek
ride roughshod over f. aşağı görmek
ride shank's mare f. yürümek
ride roughshod over f. kötüye kullanmak
ride bodkin [obsolete] f. seyahat sırasında iki kişi arasında sıkışıp kalmak
ride bodkin [obsolete] f. pestili çıkmak
ride bodkin [obsolete] f. seyahat sırasında iki kişi arasında ezilmek
give (one) a bumpy ride f. zorlamak
give (one) a bumpy ride f. sıkıntı vermek
give (one) a bumpy ride f. sıkıntılı/zor zamanlar yaşatmak
give (one) a bumpy ride f. zorlu bir yol olmak
have a bumpy ride f. zorlanmak
have a bumpy ride f. sıkıntı çekmek
have a bumpy ride f. sıkıntılı/zor zamanlar yaşamak
have a bumpy ride f. zorlu bir yolda olmak
give somebody a bumpy ride f. zorlamak
give somebody a bumpy ride f. sıkıntı vermek
give somebody a bumpy ride f. sıkıntılı/zor zamanlar yaşatmak
give somebody a bumpy ride f. zorlu bir yol olmak
have a bumpy ride f. zorlanmak
have a bumpy ride f. sıkıntı çekmek
have a bumpy ride f. sıkıntılı/zor zamanlar yaşamak
have a bumpy ride f. zorlu bir yolda olmak
ride the struggle bus f. (şaka yollu) ölüm kalım savaşı vermek
ride the struggle bus f. (şaka yollu) sinir harbi vermek
ride the struggle bus f. (şaka yollu) hayat/yaşam mücadelesi vermek
ride the struggle bus f. (şaka yollu) hayat/yaşam kavgası vermek
ride the high horse f. abartmak
ride the high horse; get on the high horse f. abartmak
ride roughshod over f. aman vermemek
enjoy the ride f. anın tadını çıkarmak
ride for a fall f. aranmak
have a rough ride f. başı belada olmak
ride herd on someone f. birinin peşinde dolaşmak
ride for a fall f. bela aramak
ride herd on somebody f. birilerinden sorumlu olmak
take someone for a ride f. biriyle dalga geçmek
give someone a ride f. birini arabayla gideceği yere bırakmak
ride high f. başarıdan başarıya koşmak
ride the gravy train f. bir eli yağda bir eli balda olmak
ride someone about something f. birini bir konuda rahatsız etmek
ride on someone's coattails f. birinin başarısından/çevresinden/statüsünden nemalanmak
take someone for a ride f. birin kaçırıp öldürmek
ride for a fall f. belasını aramak
give someone a ride f. birini (arabasıyla) gideceği yere kadar bırakmak
have a rough ride f. başı dertte olmak
ride someone about something f. bir konuda birinin üstüne gitmek
ride the high horse f. bilgiçlik taslamak
ride the high horse; get on the high horse f. bilgiçlik taslamak
ride the high horse f. caka satmak
ride the high horse; get on the high horse f. caka satmak
ride off in all directions f. dört dönmek
ride with the tide f. çoğunluğun görüşüne uymak
ride high f. çok başarılı olmak
ride out the storm f. düze çıkmak
ride high f. çok iyi konuma gelmek
ride off in all directions f. çil yavrusu gibi dört bir yana dağılmak
ride for a fall f. canına susamak
ride with the tide f. çoğunluğa uymak
ride roughshod over f. hor görmek
ride roughshod over f. hor kullanmak
ride a tiger f. güç bir durumla baş etmek
ride out the storm f. fırtınadan sağ çıkmak
ride the black donkey f. havasında/gününde olmamak
ride the lightning f. elektrikli sandalyede/sandalye ile idam edilmek
come out for a ride f. gezintiye çıkmak
ride out the storm f. fırtınayı atlatmak
come along for the ride f. iş olsun diye katılmak
go along for the ride f. iş olsun diye katılmak
ride the clutch f. motoru kapatıp vites boşta gitmek
ride for a fall f. kaşınmak
ride the storm f. krizle başa çıkmak
go along for the ride f. laf olsun diye katılmak
ride roughshod over f. kaba davranmak
ride the black donkey f. keçi gibi inatçı olmak
ride the high horse f. kendini dev aynasında görmek
thumb a ride f. otostop çekmek
hitch a ride f. otostop çekmek
come along for the ride f. laf olsun diye katılmak
ride the high horse f. kibir satmak
ride the high horse; get on the high horse f. kibir satmak
ride the high horse f. palavra atmak
ride the high horse; get on the high horse f. palavra atmak
ride roughshod over f. saygısızca davranmak
have a rough ride f. sorunu olmak
take for a ride f. tuzağa düşürmek
ride out the storm f. tehlikeyi atlatmak
ride the wave of something f. (ilginin) tadını çıkarmak
ride on a wave f. yakaladığı olumlu hava/arkasına aldığı rüzgar ile hareket etmek/gelişmek
ride the wave of something f. (ilgiden) yararlanmak
ride on the wave f. yakaladığı olumlu hava/arkasına aldığı rüzgar ile hareket etmek/gelişmek
ride the high horse f. üstünlük taslamak
ride the storm f. zorlukları yenmek
ride on the back of something f. (başka bir şeyin başarısından) yararlanmak
ride the wave of something f. yakaladığı olumlu hava/arkasına aldığı rüzgar ile hareket etmek/gelişmek
ride a wave of something f. (ilginin) tadını çıkarmak
ride a wave of something f. (ilgiden) yararlanmak
ride a wave of something f. yakaladığı olumlu hava/arkasına aldığı rüzgar ile hareket etmek/gelişmek
ride the fence f. (bazı konularda) tutum belirleyememek
ride the fence f. (bazı konularda) tavır takınamamak
ride the high horse; get on the high horse f. ukalalık etmek
ride the high horse f. ukalalık etmek
ride the high horse f. yüksekten atmak
ride the high horse; get on the high horse f. yüksekten atmak
ride the crest of something f. belli bir durum ya da olay sebebiyle büyük bir başarının ya da desteğin keyfini sürmek
ride the crest of something f. bir şeyin keyfini sürmek
ride the crest of something f. bir şeyin tadını çıkarmak
ride the crest of something f. (başarı, zafer) keyfini sürmek
ride the crest of something f. başarısının doruklarında yaşamak
ride the crest of something f. zirvenin keyfini sürmek
ride the crest of something f. (bir şeyin) kaymağını yemek
get a free ride f. bedavadan fayda elde etmek
get a free ride f. bedavadan araçla bir yere bırakılmak
get a free ride f. hak etmeden ayrıcalık görmek
get a free ride f. hak etmeden/bedavadan ayrıcalık sahibi olmak
get a free ride f. bedavadan yaşamak/geçinmek
get/take a free ride f. bedavadan geçinmek
get/take a free ride f. karşılıksız almak/faydalanmak
get/take a free ride f. başkasının sırtından geçinmek
get/take a free ride f. bedava/karşılıksız ayrıcalık görmek/fayda elde etmek
give someone a ride f. birini bir yere bırakmak
give someone a ride f. birini araçla bir yere bırakmak
give someone a ride f. birini araçla bir yere götürmek
give someone a ride f. birini bir yere atmak
ride two horses at once f. iki karpuzu bir koltuğa sığdırmak
ride two horses at once f. birbiriyle çelişen işleri aynı anda yapmaya çalışmak
ride two horses at the same time f. iki karpuzu bir koltuğa sığdırmak
ride two horses at the same time f. birbiriyle çelişen işleri aynı anda yapmaya çalışmak
ride (someone's) back f. (birini) bir şeyi tamamlaması için sürekli taciz etmek
ride (someone's) back f. bir şey yapması için (birinin) kafasını ütülemek
ride (someone's) back f. (birini) bir şeyi tamamlaması için sıkıştırmak
ride tall in the saddle f. gururlu olmak/kalmak
ride tall in the saddle f. başı dik olmak/kalmak
ride tall in the saddle f. dimdik ayakta olmak/durmak
ride tall in the saddle f. dimdik durmak
ride tall in the saddle f. yıkılmamak
ride tall in the saddle f. duruşunu bozmamak
ride tall in one's saddle f. gururlu olmak/kalmak
ride tall in one's saddle f. başı dik olmak/kalmak
ride tall in one's saddle f. dimdik ayakta olmak/durmak
ride tall in one's saddle f. dimdik durmak
ride tall in one's saddle f. yıkılmamak
ride tall in one's saddle f. duruşunu bozmamak
ride (one's) hobby-horse f. sazı eline almak
ride (one's) hobby-horse f. temcit pilavı gibi her ortamda aynı konuyu konuşmak
ride (one's) hobby-horse f. (karşısındakini rehin alır gibi) anlatıp durmak
ride (one's) hobby-horse f. sık sık/aralıksız olarak bir şeyden şikayet etmek
ride (one's) hobby-horse f. sık sık/aralıksız olarak bir şeyle ilgili konuşmak
take (one) for a sleigh ride f. (birini) dolandırmak
take (one) for a sleigh ride f. (birini) kandırmak
take (one) for a sleigh ride f. (birini) tokatlamak
take (one) for a sleigh ride f. (birinin) parasını çarpmak
take (one) for a sleigh ride f. (birini) kafeslemek
take (one) for a sleigh ride f. (birini) söğüşlemek
take (one) for a sleigh ride f. (birini) üçkağıda getirmek
take (one) for a sleigh ride f. (birini) aldatmak
take (one) for a sleigh ride f. (birini) yanlış yola sevk etmek
take (one) for a sleigh ride f. (birini) yanıltmak
take (one) for a sleigh ride f. (birini) çarpmak
take (one) for a sleigh ride f. (birine) kazık atmak
take (one) for a sleigh ride f. (birini) oyuna getirmek
take (one) for a sleigh ride f. (birini) uyutmak
take (one) for a sleigh ride f. (birinin) gözünü boyamak
take someone for a sleigh ride f. birini dolandırmak
take someone for a sleigh ride f. birini kandırmak
take someone for a sleigh ride f. birini tokatlamak
take someone for a sleigh ride f. birinin parasını çarpmak
take someone for a sleigh ride f. birini kafeslemek
take someone for a sleigh ride f. birini söğüşlemek
take someone for a sleigh ride f. birini üçkağıda getirmek
take someone for a sleigh ride f. birini aldatmak
take someone for a sleigh ride f. birini yanlış yola sevk etmek
take someone for a sleigh ride f. birini yanıltmak
take someone for a sleigh ride f. birini çarpmak
take someone for a sleigh ride f. birine kazık atmak
take someone for a sleigh ride f. birini oyuna getirmek
take someone for a sleigh ride f. birini uyutmak
take someone for a sleigh ride f. birinin gözünü boyamak
ride off into the sunset f. mutlu sona ulaşmak
ride off into the sunset f. mutluluğa ermek
ride off into the sunset f. ununu elemek eleğini asmak
ride off into the sunset f. rahata ermek
ride off into the sunset f. rahat edeceği/güzel günlere doğru yol almak
ride (one's) luck [uk] f. şansla yürümek
ride (one's) luck [uk] f. şansla ilerlemek
ride (one's) luck [uk] f. şansına/şansla başarmak
ride (one's) luck [uk] f. şans eseri başarmak/ilerlemek
ride (one's) luck [uk] f. şansı yaver gitmek
ride (one's) luck [uk] f. şansına güvenerek ilerlemek
ride (one's) luck [uk] f. şans üzerinden yürümek
ride the pine [us] f. (beysbol veya başka bir sporda) kenarda beklemek
ride the pine [us] f. (beysbol veya başka bir sporda) yedekte/yedek kulübesinde beklemek
ride the pine [us] f. (beysbol veya başka bir sporda) oyuna girememek
ride the pine [us] f. yedek beklemek
ride the pine [us] f. yedek soyunmak
ride the bench [us] f. (beysbol veya başka bir sporda) kenarda beklemek
ride the bench [us] f. (beysbol veya başka bir sporda) yedekte/yedek kulübesinde beklemek
ride the bench [us] f. (beysbol veya başka bir sporda) oyuna girememek
ride the bench [us] f. yedek beklemek
ride the bench [us] f. yedek soyunmak
ride with the punches f. dövüş sanatlarında bedenini gelen yumruktan geri çekerek yumruğun etkisini azaltmak
ride with the punches f. zorluklara göğüs germek/katlanmak
ride with the punches f. engellere/zorluklara adapte olmak
ride with the punches f. katlanmayı bilmek
ride with the punches f. üstesinden gelmek
sit / ride bitch f. (otobüste) sıkış tıkış gitmek
give (one) a rough ride f. (birine) zorluk yaşatmak
give (one) a rough ride f. (birine) sıkıntı vermek/yaşatmak
give (one) a rough ride f. (birine) zor zamanlar yaşatmak
give (one) a rough ride f. (birini) bir mücadele içine sokmak
give somebody a rough ride f. birine zorluk yaşatmak
give somebody a rough ride f. birine sıkıntı vermek
give somebody a rough ride f. birine zor zamanlar yaşatmak
have a rough ride f. zorluklar yaşamak
give somebody an easy ride f. zorluklar yaşamamak
give somebody an easy ride f. birine kolaylık sağlamak
give somebody an easy ride f. birine sıkıntı vermemek
give somebody an easy ride f. birinin işini kolaylaştırmak
have an easy ride f. zorluklar yaşamamak
have an easy ride f. zorluk yaşamamak
have an easy ride f. kolaylıkla yapmak
have an easy ride f. sıkıntı yaşamamak
have an easy ride f. sıkıntısız/kolay devam etmek
give (one) an easy ride f. (birine) zorluk yaşatmamak
give (one) an easy ride f. (birine) fazla çaba harcatmamak
give (one) an easy ride f. (birini) sıkıntıya sokmamak
give (one) an easy ride f. (birini) rahat ettirmek
give (one) an easy ride f. (birinin) elini sıcak sudan soğuk suya sokturmamak
give (one) an easy ride f. bir dediğini iki etmemek
ride hard and put (something) away wet [us] f. atı terletene kadar sürüp/koşturup kurutmadan ahıra koymak
ride hard and put (something) away wet [us] f. atı terletip soğutmadan ahıra koymak
ride hard and put (something) away wet [us] f. (bir şeyi) hor kullanmak
ride hard and put (something) away wet [us] f. (bir şeyi) hırpalamak
ride hard and put (something) away wet [us] f. (bir şeye) kötü bakmak
ride hard and put (something) away wet [us] f. (bir şeyi) bakımsız bırakmak
ride hard and put (something) away wet [us] f. (bir şeyi) haşat etmek
ride hard and put (something) up wet [us] f. atı terletene kadar sürüp/koşturup kurutmadan ahıra koymak
ride hard and put (something) up wet [us] f. atı terletip soğutmadan ahıra koymak
ride hard and put (something) up wet [us] f. (bir şeyi) hor kullanmak
ride hard and put (something) up wet [us] f. (bir şeyi) hırpalamak
ride hard and put (something) up wet [us] f. (bir şeye) kötü bakmak
ride hard and put (something) up wet [us] f. (bir şeyi) bakımsız bırakmak
ride hard and put (something) up wet [us] f. (bir şeyi) haşat etmek
ride a horse foaled by an acorn [obsolete ] f. darağacına asılmak
ride a horse foaled by an acorn [obsolete ] f. halka açık olarak infaz edilmek
ride a horse foaled by an acorn [obsolete ] f. darağacına asılıp idam edilmek
ride a horse foaled by an acorn [obsolete ] f. darağacına gönderilmek
go along for the ride f. öylesine katılmak
go along for the ride f. laf olsun diye katılmak
go along for the ride f. sadece iş olsun diye katılmak
go along for the ride f. sadece yola/yolda eşlik etmek
come along for the ride f. öylesine katılmak
come along for the ride f. laf olsun diye katılmak
come along for the ride f. sadece iş olsun diye katılmak
come along for the ride f. sadece yola/yolda eşlik etmek
go along for the ride f. öylesine katılmak
go along for the ride f. laf olsun diye katılmak
go along for the ride f. sadece iş olsun diye katılmak
go along for the ride f. sadece yola/yolda eşlik etmek
come along for the ride f. öylesine katılmak
come along for the ride f. laf olsun diye katılmak
come along for the ride f. sadece iş olsun diye katılmak
come along for the ride f. sadece yola/yolda eşlik etmek
a bumpy ride i. dar boğaz
a rough ride i. dar boğaz
a rough ride i. sıkıntı
a bumpy ride i. sıkıntı
a rough ride i. zor zaman
a rough ride i. zorluk
a bumpy ride i. zor zaman
a bumpy ride i. zorluk
nantucket sleigh ride i. balina avcılığı yaparken balinaya kancayı takıp balina tarafından sürüklenen tekne
a free ride i. çaba sarf etmeden fayda sağlama/geçinme
a free ride i. başkasının sırtından geçinme
a free ride i. ayrıcalık
a free ride i. imtiyaz
a free ride i. bedavadan geçinme
a free ride i. ekmek elden su gölden
a roller-coaster ride i. inişli çıkışlı bir süreç/dönem
a roller-coaster ride i. yer yer iyi yer yer kötü bir süreç/dönem
a rough ride i. zor/rahat dönem
an easy ride i. zor/rahat dönem
roller coaster ride expr. inişli çıkışlı
ride on a wave expr. (bir şey etrafında) estirilen rüzgardan yararlanarak
ride on the wave expr. (bir şey etrafında) estirilen rüzgardan yararlanarak
along for the ride expr. öylesine katılma
along for the ride expr. laf olsun diye katılma
along for the ride expr. iş olsun diye katılma
along for the ride expr. yola/yolda eşlik etme
(just) along for the ride expr. öylesine katılma
(just) along for the ride expr. laf olsun diye katılma