standing - Türkçe İngilizce Sözlük

standing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

standing — Definition

Anlamı ve Tanımı:
itibar, ayakta durma
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈstændɪŋ/ – BrE /ˈstændɪŋ/)
Terim Türü:
İsim: standing (uncountable)
Bu sözcük, hem fiziksel duruşu hem de sosyal konumu ifade eder. Stand fiilinden türemiştir. Toplumsal değerlendirme ve resmî bağlamlarda yer alır

"standing" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 65 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
standing s. ayakta
Horses and cows sleep while standing up.
Atlar ve inekler ayakta uyurlar.

More Sentences
Genel
standing i. durum
It is about credit standing and the collateral needed for it.
Bu, kredi durumu ve bunun için gereken teminatla ilgilidir.

More Sentences
standing i. konum
This only advances their standing; this really must come to an end.
Bu sadece onların konumunu güçlendirir; buna gerçekten bir son verilmelidir.

More Sentences
standing i. itibar
Doctors have high standings in many countries.
Doktorların birçok ülkede yüksek itibarları vardır.

More Sentences
standing s. dik duran
She is to be congratulated for standing her ground.
Dik durduğu için kendisini tebrik etmek gerekir.

More Sentences
standing s. ayakta yapılan
Can you work in a standing job?
Ayakta yapılan bir işte çalışabilir misiniz?

More Sentences
standing s. daimi
A standing commission will inspect the company.
Daimi bir komisyon şirketi denetleyecek.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
standing i. itibar
Doctors have high standings in many countries.
Doktorların birçok ülkede yüksek itibarları vardır.

More Sentences
Genel
standing i. statü
standing i. saygınlık
standing i. yer
standing i. mevki
standing i. ayakta durma
standing i. pozisyon
standing i. durma
standing i. geçerlilik
standing i. şöhret
standing i. süreklilik
standing i. duruş
standing i. yürürlük
standing i. devam
standing s. duran
standing s. dikilen
standing s. sürekli
standing s. her zaman geçerli olan
standing s. durgun
standing s. akmaz
standing s. kalıcı
standing s. sabit
standing s. ayakta duran
standing s. devamlı
standing s. değişmez
standing s. değişmeyen
standing s. daima yürürlükte
standing s. hazır bekleyen
standing s. hep aynı kalan
standing s. atıl durumda olan
standing s. kullanılmayan
standing s. boşta duran
standing s. öylece bekleyen
standing s. çalıştırılmayan
Ticaret/Ekonomi
standing i. devamlılık
standing i. eskilik
standing i. şöhret
standing i. süreklilik
standing i. ticari şöhret
standing i. ticari itibar
standing s. devamlı
standing s. hazır bekleyen
standing s. sabit
standing s. yürürlükte
Hukuk
standing i. duruşmaya katılma hakkı
standing i. taraf ehliyeti
Teknik
standing s. halat kolu ile ilgili
standing s. halat kolunu gösteren
Trafik
standing i. duraklama
Denizcilik
standing s. yerinden oynamayan
standing s. sabit duran
standing s. bir yere sabitlenen
Baskı Teknikleri
standing s. (harf kalıbı veya baskı yüzeyleri) dik tutulan
standing s. (harf kalıbı veya baskı yüzeyleri) ellenmeyen
standing s. (harf kalıbı veya baskı yüzeyleri) olduğu gibi tutulan
Spor
standing i. ayakta durma
standing s. (yarış başlangıcı) dik pozisyonda başlayan
standing s. (atlama, sıçrama) sabit pozisyonda gerçekleştirilen

"standing" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
standing committee i. daimi komite
Genel
standing jest i. alay konusu
standing orders i. içtüzük
standing orders i. içtüzüğün kuralları
standing order i. henüz gönderilmemiş sipariş
standing up i. kıyam
standing water i. durgun ve akmayan su
standing on hind legs i. susta
standing orders i. hastanedeki hastalar için geçerli olan kurallar
standing rule i. tüzük
standing order i. süreli sipariş
standing order i. belirli aralıklarla gönderilen sipariş
a standing dish i. temcit pilavı
standing orders i. yönetmelik
standing room i. ayakta duracak yer
standing committee i. daimi komisyon
standing ovation i. ayakta yapılan alkışlama
free standing i. ayaklı ürün
financial standing i. mali durum
special standing committee i. özel daimi komite
standing conference i. daimi konferans
good standing i. itibar sahibi
commercial standing i. ticari itibar
long-standing customer i. uzun süreli müşteri
long-standing rival i. ezeli rakip
payment of gas bill by standing order i. otomatik doğalgaz faturası ödemesi
moral standing i. ahlaki duruş
social standing i. sosyal statü
social standing i. sosyal konum
social standing i. sosyal duruş
social standing i. içtimai mevki
social standing i. sosyal durum
standing fan i. ayaklı vantilatör
a man of high moral standing i. yüksek ahlak değerleri olan bir adam
standing on hind legs i. arka ayakları üzerinde durma
free-standing fan i. ayaklı fan
free-standing air-conditioner i. salon tipi klima
standing force i. daimi kuvvet/güç
standing ashtray i. ayaklı kültablası
good academic standing i. iyi akademik durum
free standing coat hanger i. ayaklı elbise askısı
standing stone i. dikilitaş
standing ovation i. ayakta alkışlama
standing ovation i. ayakta alkış
standing height i. boy uzunluğu
standing up i. ayakta durma
standing up i. ayağa kalkma
standing mirror i. boy aynası
standing cup i. kapaklı kadeh
standing crop i. kesilmemiş mahsul
standing [uk] i. park alanı
standing bolt i. saplama cıvata
standing crop i. işlenmemiş mahsul
standing part i. kancanın uç noktaya zıt bölümü
standing part i. halat kolu
standing part i. halatta ilmeğin atıldığı yer
standing part i. (palangada) rigavo
standing bolt i. saplama vida
standing cup i. uzun kadeh
have difficulty in standing f. ayakta durmakta zorlanmak
have difficulty in standing f. ayakta zor durmak
tauten the standing rigging f. armayı doldurmak
wait standing f. ayakta beklemek
remain standing f. ayakta kalmak
know where one is standing f. çizgiyi korumak
get one's hair standing up f. saçlarını dikmek
get one's hair standing up f. saçlarını dik dik yapmak
remain standing f. ayakta durmak
stay standing (up) f. ayakta kalmak
be left standing f. ayakta kalmak
pee standing up f. ayakta işemek/çiş yapmak
receive a standing ovation f. ayakta alkış almak
receive a standing ovation f. ayakta alkışlanmak
keep standing f. ayakta kalmak (fiziki açıdan)
remain standing f. ayakta kalmak (fiziki açıdan)
of no standing s. itibarsız
of high standing s. itibarlı
of lonq standing s. çoktan ben bulunan veya muteber olan
of long standing s. eski
free standing s. solo
free standing s. ayaklı
of high standing s. itibarı yüksek
standing back s. içerlek
long standing s. çoktandır devam eden
of no standing s. ehemmiyetsiz
of high standing s. çok itibarlı
of long standing s. çok eski
of long standing s. çoktan beri bulunan
high standing s. itibarlı
good standing s. itibarı yerinde
long-standing s. sürüncemede kalan
long-standing s. bitmez tükenmez
long-standing s. epeydir devam eden
long-standing s. çoktandır devam eden
long standing s. uzun süreli
of no standing s. önemsiz
of high standing s. kredisi yüksek
long standing s. uzun zamandır süren
standing on four feet s. dört ayak üstünde duran
long-standing s. uzun süredir devam eden
long standing s. uzun bir geçmişi olan
long-standing s. müzmin
of high standing s. itibarı yüksek
self-standing s. (nesne veya yapı) desteksiz ayakta duran
self-standing s. (nesne veya yapı) tek başına sabit duran
free-standing s. otonom
free-standing s. bağımsız
free-standing s. destekleyici birim veya arka plana bağlı olmayan (heykel)
free-standing s. müstakil
free-standing s. kendi başına ayakta duran
free-standing s. özerk
free-standing s. türünün diğer örnekleriyle bağlantılı olmayan
all standing zf. tamamen giyinik halde
İfadeler
standing on end expr. diken diken
Konuşma Dili
still standing i. hala dimdik ayakta
leave standing f. daha iyi olmak
leave standing f. geride bırakmak
Deyim
a dwarf standing on the shoulders of giants i. kendinden önceki ileri gelenlerden güç alma
standing joke i. her daim alay/espri konusu
standing joke i. komikliğini yitirmeyen şaka/espri
standing joke i. uzun süre devam eden şaka/espri
standing joke i. sürekli alay konusu
standing joke i. sürüp giden şaka/espri
standing joke i. komik olmaya devam eden şaka/espri
standing joke i. herkesin bildiği şaka/espri
standing joke i. yerleşmiş şaka/espri
a dwarf standing on the shoulders of giants i. kendinden önceki önemli düşünürlerin bilgilerine dayanarak/buluşlarının üzerinde yükselen kimse
standing rock i. kuzey dakota'daki standing rock sioux kabilesinin kısa adı
leave somebody standing f. yaya bırakmak
be a standing joke f. alay konusu olmak
could do something standing on your head f. kolayca/zorlanmadan/gözü kapalı yapmak
able to do something standing on one's head f. (bir şeyi) gözü kapalı yapmak/yapabilmek
be standing by f. ihtiyaç anında yardım etmeye ve harekete geçmeye hazır olmak
could do something standing on your head f. kolayca yapmak
give somebody a standing ovation f. birini ayakta alkışlamak
able to (do something) standing on (one's) head f. (bir şeyin) uzmanı olmak
able to (do something) standing on (one's) head f. (bir şeyi yapmak) çocuk oyuncağı olmak
can do something standing on your head f. kolayca/zorlanmadan/gözü kapalı yapmak
can do something standing on your head f. gözü kapalı yapabilmek
can do something standing on your head f. kolayca yapabilmek
could (do something) standing on (one's) head f. (bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek
could (do something) standing on (one's) head f. (bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek
could (do something) standing on (one's) head f. (bir şeyi) gözü kapalı yapabilmek
do (something) standing on (one's) head f. (bir şeyi yapmak) çocuk oyuncağı olmak
do (something) standing on (one's) head f. (bir şeyi/işi) gözü kapalı yapmak
leave (something or someone) standing f. (birinden/bir şeyden) daha iyi olmak
leave (something or someone) standing f. (birini/bir şeyi) yaya bırakmak
leave (something or someone) standing f. (birini/bir şeyi) geride/arkasında bırakmak
leave (something or someone) standing f. (birini/bir şeyi) geçmek
standing in high cotton s. yükselişte