ayakta - Türkçe İngilizce Sözlük

ayakta

"ayakta" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
ayakta standing s.
He is standing and I am sitting.
O ayakta, ben oturuyorum.

More Sentences
ayakta afoot zf.
Genel
ayakta stood s.
The students stood waiting for a bus.
Öğrenciler ayakta otobüs bekliyorlardı.

More Sentences
ayakta up s.
I’ve been up for 5 hours now.
5 saattir ayaktayım.

More Sentences
ayakta astir s.
ayakta ambulatory s.
ayakta à pied [french] s.
ayakta afloat s.
ayakta erect s.
ayakta on one's feet zf.
ayakta on foot zf.
Deyim
ayakta on one's feet expr.
ayakta on (one's) pins expr.
ayakta on your pins [old-fashioned] expr.
ayakta on (one's) feet expr.
ayakta on (one's) hind legs expr.
ayakta on feet expr.
ayakta on its feet expr.
ayakta on your feet expr.
ayakta on your toes expr.
Medikal
ayakta ambulant s.

"ayakta" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
ayakta tutmak sustain f.
ayakta dikilmek stand f.
ayakta durmak stand f.
Genel
ayakta meze gibi yiyeceklerin atıştırıldığı lokanta snack bar i.
ayakta dinlenen konser promenade concert i.
ayakta uyuma oscitation i.
ayakta tedavi edilen hasta outpatient i.
ayakta yürüyen memeli hayvan plantigrade mammal i.
ayakta duramama weariness i.
perde (ayakta) web i.
ayakta tedavi kliniği outpatient clinic i.
ayakta tutan şey sustenance i.
ayakta dik duruş pozisyonu upright position i.
ayakta durma standing i.
bisikletin veya motosikletin ayakta durmasını sağlayan destek kickstand i.
ayakta tutma sustenance i.
ayakta duramama overtiredness i.
ayakta duramama fatigue i.
ayakta dik duruş pozisyonu erect position i.
ayakta tedavi ambulatory treatment i.
ayakta yapılan alkışlama standing ovation i.
ayakta kalan şey survivor i.
ayakta duracak yer standing room i.
zor durumlarda ayakta kalmayı beceren kimse streetwise i.
ayakta uyuma daydreaming i.
ayakta uyuma reverie i.
ayakta uyuma daydream i.
ayakta uyuma oneirism i.
ayakta uyuma revery i.
ayakta tedavi gören hasta ambulant patient i.
ayakta uyuma drowsiness i.
(tüm koltuklar dolu olduğunda) ayakta kalan kimse standee i.
otobüste ayakta seyahat eden kimse standee i.
ayakta alkışlama standing ovation i.
ayakta alkış standing ovation i.
ayakta durma standing up i.
kilisede ayakta duran kimsenin yaslanabilmesi için açılır kapanır oturağın alt kısmına eklenmiş destek miserere i.
kilisede ayakta duran kimsenin yaslanabilmesi için açılır kapanır oturağın alt kısmına eklenmiş destek misericord i.
kilisede ayakta duran kimsenin yaslanabilmesi için açılır kapanır oturağın alt kısmına eklenmiş destek misericorde i.
ayakta veya oturur halde yapılan kontrollü kayış glissade i.
ayakta uyuma dwaum i.
ayakta uyuma dwam i.
ayakta uyuma dwalm i.
(ayakta uyuyan ineği) yandan ittirerek devirme cow tipping i.
(el ve ayakta) beş parmaklılık pendactylism i.
ayakta tutan bearer i.
bacakları açık şekilde ayakta durma span i.
dimdik ayakta durma stand i.
ayakta durulacak alan standage [uk] i.
ayakta duran şey stander i.
zor şartlarda ayakta kalabilen kimse survivor i.
ayakta (tedavi) outpatient i.
gece boyu ayakta kalma pernoctation i.
ayakta dinlenen konser prom [uk] i.
bitkiyi ayakta tutan ince kazık prop i.
ayakta tutma sustainment i.
ayakta dinlenen konser promenade i.
ayakta kalmak (mali açıdan) be afloat f.
ayakta duracak hali kalmamak feel fatigued f.
ayakta zor durmak have difficulty in standing f.
ayakta tutmak keep alive f.
ayakta beklemek wait standing f.
ayakta durmakta zorlanmak have difficulty in standing f.
ayakta tutmak support f.
dimdik ayakta durmak not to collapse f.
ayakta kalmak stand f.
ayakta uyumak be dead on one's feet f.
bir şey birini ayakta tutmak carry one through f.
ayakta kalmak survive f.
ayakta olmak be about f.
ayakta olmak be on one's feet f.
ayakta uyumak drowse f.
ayakta kalmak remain standing f.
ayakta olmak be up f.
(ayakta vb.) siğil oluşmak develop a verruca f.
ayakta tutmak (bir kimseyi manen) support f.
ayakta duramamak not to be able to stand f.
ayakta uyumak be asleep at the switch f.
ayakta durmak stand f.
ayakta alkışlanmak be warmly applauded f.
ayakta alkışlanmak be strongly applauded f.
ayakta tedavi görmek have an outpatient treatment f.
ayakta alkışlamak applaud loudly f.
ayakta alkışlanmak be applauded loudly f.
ayakta tedavi görmek undergo an outpatient treatment f.
ayakta alkışlamak warmly applaud f.
ayakta alkışlamak strongly applaud f.
ayakta kalmak keep up f.
ayakta durmak remain standing f.
ayakta kalmak be left standing f.
ayakta kalmak stay standing (up) f.
iktidarda ayakta kalmak be able to stay in power f.
ayakta tutmak keep up f.
ayakta tutmak keep someone on one's feet f.
ayakta durmasına neden olmak keep someone on one's feet f.
bütün gece ayakta kalmak stay up all night f.
otobüste ayakta kalmak stand on the bus f.
geç saate kadar ayakta kalmak keep late hours f.
otobüste ayakta durmak stand on the bus f.
ayakta beklemek wait up for f.
cenazede güçlükle ayakta durabilmek be barely able to stand at the funeral f.
ayakta işemek/çiş yapmak pee standing up f.
ayakta alkış almak receive a standing ovation f.
ayakta alkışlanmak receive a standing ovation f.
ayakta kalmak (fiziki açıdan) keep standing f.
ayakta kalmak (fiziki açıdan) remain standing f.
ayakta tutmak upbear f.
ayakta durmak overstride f.
ayakta dikilerek vakit geçirmek stand about f.
ayakta dikilerek öylece durmak stand about f.
ayakta tutmak subsist [obsolete] f.
ayakta kalmak endure f.
tek başına ayakta kalmak stand alone f.
gece boyu ayakta kalmak pernoctate f.
ayakta kalmak staun [scotland] f.
ayakta uyuyan oscitant s.
ayakta yürüyen plantigrade s.
ayakta tedavi edilen ambulant s.
ayakta uyuyan drowsy s.
ayakta yapılan standing s.
ayakta duran erect s.
şehir yaşamında ayakta kalabilen street smart s.
şehir yaşamında ayakta kalabilen streetwise s.
ayakta yapılan stand-up s.
ayakta duran standing s.
ayakta tedavi edilen ambulatory s.
ayakta yapılan standup s.
ayakta olup kanatları uçacakmışçasına açık essorant s.
ayakta tutulmamış unsustained s.
ayakta tutmayan unsustaining s.
(boksör) kafasına aldığı darbelerden dolayı ayakta duramayacak hale gelip bilinci zayıflamış groggy s.
ayakta durarak ateşlenmiş off-hand s.
ayakta durarak ateşlenmiş off-hand s.
ayakta durarak ateşlenmiş offhand s.
ayakta durarak ateşlenmiş offhanded s.
ayakta olan (hasta) down s.
kendi kendine ayakta duran self-pitying s.
kendi kendine ayakta duran self-poised s.
(nesne veya yapı) desteksiz ayakta duran self-standing s.
kendi başına ayakta duran free-standing s.
yardımlar ile ayakta duran sportulary s.
ayakta duran stickup s.
ayakta duran stiff-backed s.
ayakta duran perpendicular s.
destekle ayakta tutulabilen sustainable s.
ayakta tutan sustentive s.
ayakta tutan sustaining s.
ayakta uyuyarak noddingly zf.
ayakta durarak off hand zf.
ayakta durarak off-hand zf.