duran - Türkçe İngilizce Sözlük

duran

"duran" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
duran stationary s.
The delivery truck hit a stationary vehicle.
Teslimat kamyonu duran bir araca çarpmıştır.

More Sentences
duran lingering s.
duran standing s.
duran sedent s.

"duran" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
dik duran şey upright i.
olumsuz noktalar üzerinde duran kimse critic i.
uzak duran eschewer i.
kusur bulup duran kimse critic i.
dik duran bağlı ekin demetleri shock i.
safra olarak gemide daimi duran demir külçe kentledge i.
topluma ters düşerek ayrı duran kimse dropout i.
suyun yüzeyinde duran alg tabakası slime i.
kımıldamadan duran kuş sitter i.
kıvrımlar halinde duran kumaş drapery i.
duran yıldız fixed star i.
çapraz duran şey traverse i.
suyun yüzeyinde duran bakteri tabakası slime i.
çalışıp duran kimse grub i.
gereksiz ayrıntılar üzerinde ısrarla duran bilim adamı pedant i.
salakça gülüp duran abderian i.
uzak duran shunner i.
çevirip duran (ahahtarı, kalemi) twiddler i.
ufak tefek kusurlar üstünde duran niggler i.
su yüzeyinde duran şey float i.
askıda duran sorun open question i.
kılıfında duran tabanca gun in holster i.
olaya karışmadan bir kenarda duran kişi bystander i.
tezgahta duran kimse counterman i.
sürücüye ne yapması gerektiğini söyleyip duran kişi back-seat driver i.
baş aşağı duran şişe tottle i.
alkolden tamamen uzak duran kimse rechabite i.
geri duran kimse refrainer i.
oyun, yarış gibi etkinliklerde yüksekte duran bilgi panosu telegraph i.
üç ayak üzerinde duran kap tripod i.
(anahtarı, kalemi) çevirip duran fiddler i.
yüz yüze duran kimse vis–à–vis i.
birinin karşısında duran kimse vis–à–vis i.
faytonun dış bölümünde birbiriyle karşılıklı duran iki arka koltuk basket [uk] i.
dokuma tezgahında asılı duran ağır çubuk batton i.
dik duran dikdörtgen şeklinde hanedan arması işareti billet i.
duran kimse halter i.
beyzbol ekipmanının başında duran çocuk mascot i.
mont veya ceket gibi giysilerin arkasına yerleştirilen ve biraz gevşek duran yarım kemer veya bağcık martingale i.
şikayet edip duran kimse whinger i.
aşırı uçların ortasında duran kimse middle-of-the-roader i.
söylenip duran kimse harpy i.
kutu içinde duran para box [uk] i.
dik duran ağaçların çaplarının ölçüldüğü yükseklik breastheight i.
sıkışık duran kimse huddler i.
dip dibe duran kalabalığa katılmış kimse huddler i.
büzüşük duran kimse huddler i.
kilisede ayakta duran kimsenin yaslanabilmesi için açılır kapanır oturağın alt kısmına eklenmiş destek misericord i.
kilisede ayakta duran kimsenin yaslanabilmesi için açılır kapanır oturağın alt kısmına eklenmiş destek miserere i.
kilisede ayakta duran kimsenin yaslanabilmesi için açılır kapanır oturağın alt kısmına eklenmiş destek misericorde i.
genellikle tel ve sac levhadan şekillerden olup hareketli parçalara sahip hassas dengede duran yapı mobile i.
asılı duran parça loose end i.
sıkışık duran grup globe [obsolete] i.
asılı duran süs dangle i.
asılı duran dekor dangle i.
kiliselerde mihrabın arkasında duran, mum ve çiçeklerin konulduğu bir raf gradine i.
kiliselerde mihrabın arkasında duran, mum ve çiçeklerin konulduğu raf gradin i.
yere yakın duran şey groundling i.
belirli bir sektör içinde iş değiştirip duran kimse odd-man [uk] i.
çapraz duran şey diagonal i.
(zar) üstteki yüzü anlaşılmayacak şekilde yamuk duran cocked i.
tekrarlayıp duran eylem drum i.
gereksiz ayrıntılar üzerinde ısrarla duran bilim adamı dryasdust i.
gerçek dışı duran şey fantasia i.
(hanedan armalarında) uçları sola dönük şekilde duran hilal ay increscent i.
(hanedan armalarında) ters v şekline paralel duran ince çizgi couple-close i.
çevresindekilerden ayrı duran ve her yandan erişim sağlanabilen platform island i.
asılı konumda duran kabartmalı süs pendant i.
göz ile nesne arasında görüş hattına dik duran düzlem plan i.
(panayır) sopa veya toplarla düşürülmeye çalışılan dengede duran hedeflerden oluşan düzenek cockshy [uk] i.
yüzü kasten ifadesiz duran kimse deadpanner i.
(demiryolu) geçidin başında duran kimse gate tender i.
karşı karşıya duran ve ellerindeki sopa gibi silahlarla aralarından geçenlere vuran iki sıra insan gauntlet i.
dik konumda duran eşya prick [obsolete] i.
mırıldanıp duran kimse prattler i.
kendi isteğiyle toplumdan uzak duran kimse seclusionist i.
kıyı kenarında duran kaya parçası shore boulder i.
kendi ayakları üzerinde duran kimse robinson crusoe i.
kendi ayakları üzerinde duran kimse crusoe i.
kambur duran kimse sloucher i.
eğik duran bir kamera açısı dutch angle i.
gereksiz ayrıntılar üzerinde ısrarla duran bilim insanı pedant i.
hareketsiz duran nesne/kimse poiser i.
dürtüp duran şey poker i.
duran şey stanch [obsolete] i.
dik duran şey stand-up i.
dik duran şey stander i.
ayakta duran şey stander i.
duran şey staunch [obsolete] i.
dik duran şey stickup i.
dolanıp duran kimse stirrer i.
eğreti duran şey stranger [obsolete] i.
dolanıp duran kimse stravaiger [dialect] [uk/scotland] i.
eğreti duran uzlaşı syncretism i.
samut gibi duran sıkıcı tip frump i.
asılı duran şey suspender i.
tırpanla biçilmiş gibi duran yığın swath i.
tırpanla biçilmiş gibi duran yığın swathe i.
almak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri) pick up f.
kaldırmak (daha aşağı bir yerde duran birini/bir şeyi) pick up f.
toplamak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri) pick up f.
zorunlu hallerden dolayı duran üretim faaliyetlerini tekrar başlatmak remobilize f.
sabit duran steady s.
uzak duran aloof s.
yakınıp duran whiney s.
söylenip duran repining s.
soru sorup duran inquisitive s.
uzak duran offish s.
tekrarlayıp duran repetitive s.
tekrarlayıp duran repetitious s.
homurdanıp duran grumpy s.
ayakta duran erect s.
su yüzünde duran floating s.
kendi ayakları üzerinde duran detached s.
her istasyonda duran tren local s.
insanlardan uzak duran unsociable s.
dik duran standing s.
insanlardan uzak duran unsocial s.
kendi ayakları üzerinde duran freestanding s.
kıkırdayıp duran giggly s.
yakınlarda duran apposed s.
askıda duran hung s.
askıda duran suspended s.
iyi yönleriyle övünüp duran immodest s.
güzel duran becoming s.
boş duran idle s.
baş aşağı duran upside-down s.
tepetaklak duran upside-down s.
kendi ayakları üzerinde duran self-sustained s.
sallanıp duran wibbly-wobbly s.
ayakta duran standing s.
sessiz/uslu duran (çocuklar) squirrelly s.
karşı duran dissenting s.
sessiz/uslu duran (çocuklar) squirrely s.
dört ayak üstünde duran statant s.
dört ayak üstünde duran standing on four feet s.
uzak duran abient s.
dimdik duran stiffbacked s.
havada asılı duran air-built s.
havada duran air-built s.
havada duran airbound s.
yedekte duran backup s.
dolaşıp duran ranging s.
çevirip duran twiddly s.
boş duran unactive s.
genişletilmiş halde duran uncontracted s.
yerinde duran unmoving s.
insanlardan uzak duran unsocialized s.
dengede duran libratory s.
dolanıp duran landlouping s.