| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | ilgi | concern i. | ||
|
I was moved by the concern I received after my accident. Geçirdiğim kazadan sonra gördüğüm ilgiden ötürü duygulandım. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | ilgi | relevance i. | ||
|
I do not see the relevance of this idea of ex-territoriality. Bu dokunulmazlık fikrinin konuyla ilgisini göremiyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | ilgi | attention i. | ||
|
This is why the Bösch report deserves particular attention and support. Bu nedenle Bösch raporu özel bir ilgi ve desteği hak etmektedir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | ilgi | interest i. | ||
|
I hope that the research study will be of interest to medical students. Araştırma çalışmasının tıp öğrencilerinin ilgisini çekeceğini umuyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | ilgi | relevancy i. | ||
| Genel | ||||
| Genel | ilgi | interest i. | ||
|
I hope that the research study will be of interest to medical students. Araştırma çalışmasının tıp öğrencilerinin ilgisini çekeceğini umuyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | connection i. | ||
|
I have no connection the matter. Konuyla hiçbir ilgim yok. More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | involvement i. | ||
|
She has a strong involvement in children's books. Çocuk kitaplarına yönelik derin bir ilgisi var. More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | bearing i. | ||
|
Surely these directives have a bearing on the matter? Şüphesiz bu direktiflerin konuyla bir ilgisi var mı? More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | solicitude i. | ||
|
The solicitude shown to him by his neighbours after the robbery touched him deeply. Soygundan sonra komşularının ona gösterdiği ilgi onu derinden etkiledi. More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | affinity i. | ||
|
She has a natural affinity with fine arts. Güzel sanatlara karşı doğal bir ilgisi var. More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | affection i. | ||
|
He tried to gain her affection. Onun ilgisini kazanmaya çalıştı. More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | traction i. | ||
|
The idea of hiring a car instead of buying is gaining traction. Satın almak yerine araba kiralama fikri giderek daha fazla ilgi görüyor. More Sentences |
||||
| Genel | ilgi | interest in i. | ||
|
Secondly, I would put to him that there is a major interest in the accession countries. İkinci olarak katılım sürecindeki ülkelere yönelik büyük bir ilgi olduğunu belirtmek isterim. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | ilgi | thing i. | ||
|
Tom has a thing for Mary. Tom'un Mary'ye karşı bir ilgisi var. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | ilgi | affinity i. | ||
|
She has a natural affinity with fine arts. Güzel sanatlara karşı doğal bir ilgisi var. More Sentences |
||||
| Teknik | ilgi | attention i. | ||
|
This is why the Bösch report deserves particular attention and support. Bu nedenle Bösch raporu özel bir ilgi ve desteği hak etmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | ilgi | relativeness i. | ||
| Genel | ilgi | respect i. | ||
| Genel | ilgi | connexion i. | ||
| Genel | ilgi | attachment i. | ||
| Genel | ilgi | play i. | ||
| Genel | ilgi | pertinence i. | ||
| Genel | ilgi | thought i. | ||
| Genel | ilgi | care i. | ||
| Genel | ilgi | sympathy i. | ||
| Genel | ilgi | connecting link i. | ||
| Genel | ilgi | concerns i. | ||
| Genel | ilgi | rapport i. | ||
| Genel | ilgi | curiosity i. | ||
| Genel | ilgi | liking i. | ||
| Genel | ilgi | regard i. | ||
| Genel | ilgi | relation i. | ||
| Genel | ilgi | relationship i. | ||
| Genel | ilgi | interesse i. | ||
| Genel | ilgi | countenance i. | ||
| Genel | ilgi | communication i. | ||
| Genel | ilgi | spotlight i. | ||
| Genel | ilgi | attending behavior i. | ||
| Genel | ilgi | habitude [obsolete] i. | ||
| Genel | ilgi | hand i. | ||
| Genel | ilgi | hypothec [scotland] i. | ||
| Genel | ilgi | love-drury i. | ||
| Genel | ilgi | ride i. | ||
| Genel | ilgi | buzz i. | ||
| Genel | ilgi | consciousness i. | ||
| Genel | ilgi | concerning [obsolete] i. | ||
| Genel | ilgi | contemplation [obsolete] i. | ||
| Genel | ilgi | favor i. | ||
| Genel | ilgi | favour i. | ||
| Genel | ilgi | gaum [dialect] [uk] i. | ||
| Genel | ilgi | gear [dialect] i. | ||
| Genel | ilgi | foster i. | ||
| Genel | ilgi | skill [dialect] [uk] i. | ||
| Genel | ilgi | relevant s. | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | ilgi | flack i. | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | ilgi | relationship i. | ||
| Hukuk | ilgi | relation i. | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | ilgi | relation i. | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | ilgi | reference i. | ||
| Biyokimya | ||||
| Biyokimya | ilgi | relationship i. | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | ilgi | party i. | ||
| Argo | ||||
| Argo | ilgi | trip i. | ||